DOLAR 17,9470 0.02%
EURO 18,4283 -0.62%
ALTIN 1.036,740,40
BITCOIN 430839-1,43%
Adana
30°

AZ BULUTLU

20:15

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Atatürk’ün Annesinin Ölümünü Öğrenmesi
119 okunma

Atatürk’ün Annesinin Ölümünü Öğrenmesi

ABONE OL
01 Kasım 2019 09:38
Atatürk’ün Annesinin Ölümünü Öğrenmesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıl 1923. 14 ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi..
Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.
Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyrederken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyordu: “Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmemiştim.İşte sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum? İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum.
Kıyamıyorum Paşama. Nasıl derim ki: “Anamız öldü paşam!”Diyemem. Onu yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, “Paşam sen sağ ol” desem. “Eyvah demez mi? Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?”
Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.
Çavuş Kompartıman kapısını açıp selam duruyor:
“Emret Paşam”
Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaşla:
“Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”
“Uyku tutmadı da Paşam.”
“Annemden bir haber var mı?”
“Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.”
“Boşuna kıvranma Ali, benden saklamaya çalışma. Ben haberi aldım”
Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:
“Ne haber aldın ki Paşam? Hayır haber inşallah.”
Mustafa Kemal usul usul anlatıyor:
“Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu.Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Ben hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..”




Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken Mustafa Kemal emri verdi:
“Çocuk! Al getir şu telgrafı hemen!”
Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.
“Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”
Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: “ Sen sağol paşam!” dedi.
Gözünden iri bir damla gözyaşı akıvermişti. Çavuş:
“Ağlama Paşam” diye yalvardı.
“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama vatan kurtuldu. Bunula da teselli bulurum. Benim için ikisi bir.”
Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarılıyorlar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı.

Analarımızın ve Vatanımızın kıymetini bilmemiz dileğiyle


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.