DOLAR 17,3336 0.03%
EURO 18,2622 0.37%
ALTIN 1.025,090,04
BITCOIN 3559506,72%
Adana
28°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:11

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

TÜRKEŞ MANGA

TÜRKEŞ MANGA

24 Haziran 2022 Cuma

Mürsel Yazıcı

Mürsel Yazıcı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk Eğitim Sen Kozan Temsilcisi

Bu hafta ilçemiz Kozan’ın eğitim camiasında çok iyi tanınan bir misafirimiz var. Kozan Türk Eğitim Sen ilçe temsilcisi Sayın Mürsel Yazıcı özellikle ilçemizde yaşanan önemli eğitim katliamı ve yaşanan TEOG skandalı ile ilgili sorularımızı cevaplandıracak.

Mürsel Bey şu an ayni zamanda Kozan Şaban Ata İlkokulunda öğretmenlik de yapıyor. Kendisini okulda ziyaret ediyor ve kısa bir sohbetten sonra sorularımı yöneltiyoruz.

Mürsel Bey bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Mürsel Yazıcı kimdir?

Türkeş Bey öncelikle bize bu fırsatı verdiğiniz ve bizleri KozanBilgi.Net okurları ile buluşturduğunuz için, özellikle KozanBilgi.net’in doğru habercilik anlayışıyla her kesi bilinçlendirdiğinden dolayı çok teşekkür ediyor, sizleri tebrik ediyorum. Hoş geldiniz. Ben 1965 yılında dünyaya geldim. İlköğrenimimi Mahyalar Köyü ilkokulunda tamamladım. İlkokuldan sonra ortaokul ve lise eğitimimi Kozan’da tamamladım. Daha sonra Atatürk Üniversitesine bağlı olan Ağrı Eğitim Fakültesini bitirdim Van’da ilk göreve başladım ve o günden beri öğretmenlik görevimi halen devam ettiriyorum.

Mürsel Bey ben sizi Kozan’da çok uzun süredir tanıyorum. Çok değer verdiğim kişilerden birisiniz. Kozan halkı da sizi gerek eğitimci kişiliğiniz gerekse şahsınızdan dolayı çok seviyorlar. Bizi okuyan okuyucularımızın da bilmesi için sormak istiyorum. Mürsel Yazıcı’nın ne tür sosyal etkinlikleri, yaşamı var?

Boş zamanlarımı ailemle birlikte değerlendirmek istiyorum ama memleket Kozan olunca pek boş zaman olmuyor. Sendikadan arta kalan zamanlarda aileye, anne babaya zaman ayırmaya çalışıyorum. Bunun yanında hobi dediğimiz değerlere pek de zaman ayıramıyoruz. Mürsel Yazıcı’nın bir tek ilkesi vardır. Onu da buradan söyleyeyim. Yaptığı işi en iyi şekilde yapmak. Bu bağlamda da yaptığınız işi gerçekten isteyerek ve hak ettiği şekilde yaparsanız toplumdan da olumlu tepkiyi alıyorsunuz. Kozan’a 2000’li yıllarda geldik. Gedikli, Güneri, Mareşal Fevzi Çakmak ve Şaban Ata’da bizi gören arkadaşlarımızla her zaman konuşurken bana sen bir an önce Türk Eğitim Seni bulmalısın. Yoksa onlar seni bulur dediler. En sonunda gittik Türk Eğitim Seni biz bulduk ve oradaki mücadele noktasında geldiğimiz yer Kozan’ın Türk Eğitim sen temsilciliğini şu anda bir yıldır yapıyoruz.

Az önce ailenize pek vakit ayıramadığınızı belirttiniz. Yıllardır bu sendika süreci içerisindesiniz, çocuklarınız size “Artık yeter baba!” demiyorlar mı?

Türkeş Bey üç çocuğum var. Elbette çocuklarım bu konuda sıkıntı duyuyorlar ama tabiî ki onlarla oturup toplumun sıkıntılarını konuştuğumuzda çocuk deyip geçmemek lazım. Onlar işin mantığını anlayınca olaya hoş görüyle yaklaşıyorlar. Onları genç yaşta, bu küçük yaşta bu kadar derin ve hoş görülü yaklaşımlarınızdan dolayı onlara sizin aracılığınızla da çok teşekkür ediyor onlara hayatta başarılar diliyorum.

Çocuklarımın ilki biri kız biri erkek ve şu an üniversite okuyorlar son çocuğumuz da ortaokula başladı. Üniversite de okuyan çocuklarımın birisi Ankara’da diğer İstanbul’da İstanbul’daki oğlumuz Burak Han Yazıcı işletme okuyor. Kızım’da Ankara Hacettepe’de da psikoloji okuyor. En küçüğümüz Ülkü Ayça Yazıcı’da İnönü Ortaokulunda 5. Sınıf’a başlayacak.

Kozan’da eğitim kalitesinin artması ve çıtanın yükselmesi için sendika olarak yoğun bir şekilde çalışıyorsunuz. Fakat geçtiğimiz günlerde Kozan’da yaşadığımız bir eğitici katliamı yaşandı. Bu konuda sendika olarak çok ağır tepkileriniz oldu. Yaşanan gelişmeyi ve tepkilerinizin sonuçlarını okurlarımıza açıklar mısınız?

Kozan’da sendikayla ilgilenmeye başladığım ilk günden beri Kozan’a atanan tüm ilçe milli eğitim müdürlerini ziyaret ettik. Kozanda eğitim ve öğretim adına olumlu çalışmaları destekleyeceğimizi ama bunun da istişare ile sonuca gidileceğini hepsiyle paylaştık ama hiçbir ilçe milli eğitim müdürüne demeyelim, haksızlık olur bir çoğunda iadeyi ziyaret göremedik. İstişare olmadı. Özellikle bu yıl Kozan’da 43 tane okul müdürü değerlendirmeye alındı. Bunları n 17 tanesi başarılı bulundu. 26 tanesi de başarısız bulundu.

Türkeş Bey şimdi okurlarınıza çok çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. 2004 yılında Kozan’da okul müdürüyken ayrılan ve belediyeye geçen ve 2004 yılında bu yana halen belediyede çalışan bir arkadaş var. Bunu değerlendirenlere resmini gösterseniz belki tanımazlar bile ama bu arkadaş bile başarısız olarak ayrılmış. 2004 yılından 2014 yılına kadar 10 yıldır bu arkadaş zaten Kozan’dan ayrılmış Kozan’a hiç gelmemiş bu insan bile başarısız sayılıyor.

TEOG Sıralamasında başarı ortalaması yüzde 50 nin üzerinde olan 11 tane okul değerlendirmeye alınıyor ve bu 11 okulun sadece üç ünün müdürü başarılı bulunuyor. 8 inin müdürü başarısız bulunuyor. Üniversite sınavında yine öyle. Burada kesinlğikle adil ve objektif bir değerlendirme yok. Bizim sendika ve şahsi olarak kanaatimiz bu. Çünkü değerlendirmede başarılı olan müdürlere bakıyoruz tek kıstasları biri hariç ayni sendika üyesi olmak.

Ben şu anda bir sendika temsilcisi değil de bir veli olarak soruyorum, benim çocuğum 3-4 yıldır ayni okulda okuyor. Kozan’da yaklaşık en az iki yıldır ayni kişi tarafından ilçe milli eğitim müdürlüğü idare ediliyor. Bu okul müdürleri madem bu kadar başarısızdı, Kozan’ın gençliğini emanet edeceğiniz bu genç nesillere kastınız neydi de bu müdürlere iki yıldır bu okullarda görev yaptırdınız?

Bu müdürler gerçekten başarısızsa iki yıl önce görevden alıp Kozan’ın geleceğini emanet edeceğimiz gençlerimize daha kaliteli bir eğitim öğretim sunmanız gerekirdi diye düşünüyorum.

Mürsel Bey gelişmiş ülkelere baktığımızda objektif olarak değerlendirirsek milli eğitimin belli bir kalıp, belli bir proje ile hazırlanmış ve köklü bir yapısı olan bir sistem gibi görebiliriz. Oysa ülkemizde eğitim sisteminin sürekli değiştiğini, siyasilerin çok iyi kullandıkları bir platform olduğunu ve hükümetlerin değil, bakanların bile değiştiğinde milli eğitimin kökten değiştiğine ve ülkemiz gençlerinin deneme tahtasına çevrildiğini görüyoruz. Milli kelimesinin aslında hiç de milli olmadığını özellikle AKP iktidarında yaşanan sınav ve eğitim skandallarıyla çok daha net görüyoruz. Bunun son örneğini de geçtiğimiz günlerde TEOG’da yaşadık.  Örnek vermek gerekirse Gaziköylü bir çok öğrenci istemedikleri halde Feke ve Kozan Anadolu Liselerine nakilleri yapılırken Adana, Kozan ve farklı ilçelerden de Gaziköy Lisesine nakil geldi. Gaziköy’e çok büyük miktarda öğrenci nakli var. Öğrenci yurdu yok. Kiralık ev yok, ulaşım yapacak belediye araç ve hizmetleri yok. Öğrencilerini tekrar Adana’ya yada bulundukları diğer ilçelere geri almak istiyorlar ama boş kontenjan bulamıyorlar. Okul müdürleri velilere ayın sonuna kadar nakil müracaatı yapılacak diyor ama yeri belli olmayan ve istemediği okula gitmek zorunda kalan öğrenci bu sefer devamsızlıktan sınıfta kalacak. Sizin bu konudaki görüşünüzü varsa tepkilerinizi alabilir miyiz?

TEOG’daki bu seneki tercihe göre yerleştirme kesinlikle çok büyük sıkıntılara yol açtı. Özellikle Gaziköy deyince aklıma geldi. Geçenlerde Kozan’lı bir arkadaşım aradı diyor ki; Gaziköy Çok Programlı Lisesi varmış, ben Adana Seyhan’da oturuyorum benim komşumun oğlu oraya yerleştirilmiş, ama diyor hiç tercihte yapmamış diyor orayı. Orada barınma imkanı var mı? Ben de dedim ki kardeşim sen Kozanlısın, Gaziköyünü de bilirsin oradaki liseyi bilir misin? Sadece ismi değişik barınma imkanı falan yok dedim.

Türkiye genelinde de Kozan’da da gerçekten TEOG la yerleştirilme noktasında çok büyük sıkıntılar var. Özellikle meslek lisesinde okumak istemeyen öğrenciler meslek lisesine yönlendiriliyor. Tercih yapmadığı halde tercih yapmadığı yerlere yerleştirilen öğrenciler var. Bir başka taraftan baktığımız zaman sanki öğrenciler belli okullara kanalize ediliyor gibi bir intiba uyanıyor, neden? Şimdi bakıyorsun okulların ismini Anadolu Lisesi yapmışsın, bir kontenjan sınırı koymuşsun. Bundan önceki yıllarda öğrenci sayısı çok kalabalık olan liseler normal öğretime geçmiş, kontenjan belirlemişler, hemen hemen meslek liseleri kontenjan belirliyor derken okumak isteyen öğrencileri biz nereye yerleştireceğiz.

Evine en yakın okul deniliyor. Evine en yakın dedikleri okullar bir bakıyorsun öğrencinin eviyle arası yüz kilometreyi geçen yakın okullar var.

Çok gelişmiş bir ülke değiliz. Eğitim anlamında da bu gelişmemişliğimizin rezilliğini yaşıyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığımızda iktidarlar değişse bile kesinlikle eğitim politikaları hiç değişmiyor, çünkü milli bir eğitim politikaları var ama bizde milli bir eğitim politikası yok. Bizde kişisel bir eğitim politikası var. Hükümetin bir nakanı değiştiğinde bile bir bakıyoruz eğitim politikaları değişiyor.

Bir söz vardır bir milleti yok etmek istiyorsanız eğitim politikalarını sık sık değiştirin. Onlarla oynayın ki sanki bu millet yok edilmeye çalışıyor intibakı uyandırılmaya çalışılıyor. Biz kesinlikle bu şekildeki yerleştirmenin doğru olduğuna inanmıyoruz ve bu yanlıştan da bir önce dönülmesini istiyoruz.

Şöyle bir örnek verebilir miyiz. AKP iktidarı Kürtçe eğitimi bir eğitim dili olarak kullanmaya başladı. İnsanlar Türk dilinden yavaş yavaş soyutlanıyor, uzaklaştırılıyor diyebilir miyiz.

Bu görüşlerinize katılıyorum ve bir de bunu yaparken çok geriye doğru gitmek gerekiyor. Kimlerin oyununa geliyoruz. Öğretmenliğe yeni başladığım yıllarda Avrupa’da bir ülkede üniversite Kürdoloji masası kurulmuştu. Bölüm filan yok masa. Oradaki insanlara sertifika veriliyor. Hemen gelelim Türkiye’ye şimdi biz, 4+4 eğitim sistemiyle beraber  Kürtçe dersini seçmeli hale getirdik.

Peki derse girecek eleman var mı? YOK!

Nereden bulacağız?

Ses yok işte bahsettiğim Avrupa’daki o Kürdoloji masasını kuran ülkenin sertifika verdiği adam bulacağız. Acaba o ülke beni bu kadar çok mu seviyordu  da o masayı yıllar önce kurdu. Bir takım insanlara sertifika verdi. Yoksa o ülke benim aleyhime mi çalışıyor. Buraları çok iyi tespit etmek lazım.

Bu önemli konuyu ünlü İngiliz ajanı Lavrance nin Araplar üzerinde yapmış olduğu Osmanlıyı bölme amacıyla kışkırtma politikalarına, misyonerlik hareketlerine benzetebilir miyiz? Kürtçe eğitim adı altında dışarıda yetiştirilmiş belki de ajan olarak içimizde bulunacak ve milli eğitim camiamızın içine girecek insanlar gelecek.  Şimdi bizim Kürtçe konuşmak en doğal hakkımız diyorlar söyler misiniz bu ülkede yıllardır Kürtçe konuşmak isteyip de konuşturulmayan onları ayrı sınıf muamelesine tabi tutanlar oldu mu? Sizce milli eğitimden uzaklaşıyor muyuz?

Kesinlikle milli eğitimden uzaklaşıyoruz. Günümüzdeki eğitim sistemine baktığımızda tarih dersleri, sosyal dersleri, milli bayramlara verilen önem gittikçe gittikçe milli değerlerden uzaklaşıyoruz. Bunun adına da globalleşme diyoruz veya evrensel insan diyoruz. Ama nereden bakarsak bakalım yeryüzünde yaşayan her insanın bir inancı vardır ve inancı gereği bir dine mensuptur. Yer yüzünde yaşayan her insanın bir de milliyeti vardır. Şimdi tamam kabul, dinimi sorduklarında ben İslam diyeceğim ama milliyetimi sorunca ne diyeceğim. Eğer İngiliz demeyeceksem, Rum demeyeceksem, Yunan demeyeceksem kendime mutlaka Türk demem lazım. Dolayısıyla Türk kültürünün dünya var olduğundan beri bir takım değerleri var. Bu değerlerden uzaklaştığımız zaman, manevi değerlerimizden uzaklaştığımız zaman ne olur? Yok olur gideriz.

Dünyada gelişmiş ülkeler İslam âlemi üzerinde büyük bir oyun oynuyor.  Nasıl ki tarihe gidip baktığımızda Hıristiyan ve Yahudi âlemi ayni şu an bizim cemaat, tarikat kavga, gürültü çekişmesi gibi bir dönem yaşamışlar fakat reform, Rönesans hareketleri ile inanma işinin yani dinin Allah’la kul arasında bir vicdan meselesi olduğuna karar verip kendilerini bilim ve teknolojiye vermişler. Bunun sonucunda fabrikalar kurulup çalışmaya başlamış. Fabrikalar kurulup çalıştıktan sonra kendi iç piyasadaki ihtiyaçlarını karşılamışlar. Bu fabrikaların çarkının dönmesi için sürekli bir pazara ihtiyacı var. O zaman diyorlar ki biz bu fabrikadan kazandığımız paraların bir kısmıyla misyonerleri gönderelim, az önce bahsettiğiniz gibi. O insanların eğitimiyle uğraşsın, o insanların inancıyla uğraşsın ki; o insanla bu çekişme, kavga, gürültü içerisinden ayıkıp başını kaldırıp kendini eğitime, bilime, teknolojiye verip bizim fark ettiğimiz doğruyu fark etmesinler ki, onlar sürekli bize Pazar olsun.

Gerçekten dünyaya şöyle yukardan baktığımızda İslam âleminin bu konumda olduğunu görüyoruz. Bu da bu konuda kim ne düşünüyorsa düşünsün benim şahsi fikrim bu bu konuda da kesinlikle birilerinin ekmeğine yağ sürüyoruz.

Dini tartışmalarla din Allahla kul arasındaki samimiyettir bunun arasına girmek insanlara fitne fesat ve ayrımcılık sokuyor. Az önce arkadaşımızın biriyle konuştuğumuzdaki ifade şu “ne yapayım diyor. Ben ne yapacağımı bilemez hale geldim, şuraya gitsem böyle diyorlar, buraya gelsem böyle diyorlar toplum o kadar ayrıştırıldı ki, biz eskiden böyle değildik” diyor. Gerçekten bunda müthiş bir kutuplaşma var bundan bir an önce vaz geçilmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü bu insanlar yarın el ele verip bir birlerinin hastasını tedavi ediyorlar. El ele verip birbirlerinin cenazesini kaldırıyorlar. El ele verip bir birlerinin düğününü yapıyorlar. Bu kutuplaşma devam ettikçe insanlar birbirinin düğününe gitmez,  cenazesini kaldırmaz hale gelir endişesini duyuyorum.

Mürsel Bey okurlarımızdan sizinle ilgili bazı eleştiriler geliyor hatta çok sert yorumlar da alıyoruz. Ben açık olarak bunu da sizlerle paylaşmak isterim. Geçtiğimiz günlerde Kozan Eğitim sen temsilciliğiyle birlikte ortak bir açıklama yaptınız. Kozan Eğitim Sen ilçe temsilcisi Sacit Bey benim gerçekten çok değer verdiğim, çok sevdiğim bir eğitimci. Ayni zamanda Kozan Şehit Kubilay İlköğretim Okulunun da kurucu müdürü ve vatanını, milletini yürekten, canı gönülden seven bir insan. Fakat okurlarımız size şöyle bir tepki gösteriyorlar.  Türk Eğitim Sen olarak PKK’ya güneydoğuda açıkça destek veren bir sendika olan Eğitim Sen’le nasıl bir araya geliyorsunuz diyorlar. Bu konuda okurlarımızı bilgilendirmenizi rica ediyorum.

Türkeş Bey az önce dedik, toplumlar ayrıştırılıyor, kutuplaştırılıyor. Biz kutuplaşmanın değil, yaklaşmanın hesabındayız. Doğrudur Eğitim Sen gerçekten doğuda, güney doğuda PKK ile yan yana yakın olabilir. Ama Eğitim Sen’in bu hatasını Eğitim sen’e karşı durarak, Eğitim Sen’e küserek, Eğitim Sen’le oturup konuşarak çözebiliriz. Onlardan uzaklaşarak, onlarla hiç konuşmayarak problemleri çözemeyiz. Bu bir, ikincisi Eğitim Sen gerçekten bahsettiğiniz noktada farklı değerlendirmeler olabilir ama bu gün bir araya gelen, gelmemize sebep olan nedir? Türkiye’deki idareci kıyımı. İdareci kıyımında Eğitim Sen benimle ayni fikirde olduğu için biz basın açıklamasını genel merkezin de kararı doğrultusunda ortaklaşa yaptık.

Tekrar ediyorum, kamuoyundaki farklı uç noktalarındaki insanların aralarındaki problemleri çözmeleri için kesinlikle bir masanın etrafına oturup hiçbir etki altında kalmadan diyaloğla ve medeni bir şekilde tartışarak, konuşarak çözeceklerine inanıyorum.

Nihayetinde bu gün çözüm süreci dedikleri olay, her ne kadar yanlış ta olsa adı doğru. Diyaloğla olur bu iş oturup konuşularak olur. Ancak, farklı noktalara çekildiği zaman o diyaloğ konuşmalar olmuyor ve tarafların kesinlikle hiçbir etki altında kalmaması lazım. Türk Eğitim sen kesinlikle bu ülkenin milli ve manevi değerlerine bağlı, Eğitim Sen’le birlikte yer yer ortak tepkileri gösteriyoruz. Bu konuda tek ilkemiz nedir, gündemde olan konu nedir? O konu ile ayni tepkiyi gösterebiliyorsak bir araya geliyoruz. Eğitim Sen’le birlikte eylem yapmamız Eğitim Sen’in tüm politikalarını desteklediğimiz anlamına gelmez.

Mürsel Bey Kozan’da yapılan yönetici kıyımıyla Eğitim Bir Sen üyesi olmayan profesyonel ve çok başarılı okul müdürleri açık yüreklilikle söylemek istiyorum ki görevlerinden uzaklaştırıldı. Bu okullar yeni müdürleri ile devam edecek. Peki şu an ki müdürler Kozan’da başarılı olacaklar mı? Eğitim kalitesini yükseltecekler mi?

Bu müdürler Kozn’da başarılı olacaklar mı? Güzel bir soru. Benim kanaatim, sendikamızın kanaati tecrübedir. Tecrübenin olmadığı yerde başarı olmaz. Bu yapılan değişiklikle Milli Eğitim Bakanlığının yukarıdan aşağıya okullara kadar tamamen hafızası silindi. Tamamen yenilendi. Yeni Türkiye ifadesi kullanarak yapıyorlar. Ama tecrübenin olmadığı yerde başarının olacağına inanmıyorum. Her öğretmen arkadaşım, idareci arkadaşım ilk göreve başladıkları yılları hatırladıkları zaman geldikleri bu günkü noktada kendi kendilerine olgun bir değerlendirme yapmak isterlerse bir takım yanlışlıklarını da göreceklerdir. Yenilerde görüyoruz. Nasıl görüyoruz şöyle ki; bir sürü yanlışlıklar yapılıyor. Bu yanlışlıkların tamamı ilçe milli eğitimlerin, il milli eğitimlerin, bakanlığın tecrübeli elemanlar tarafından yönetilmediği ortaya çıkıyor.

Özellikle Kozan’da Anadolu Öğretmen Lisesi ile Fen Lisesinin bina değişikliği gündeme geldi. Bu konuda yazılar yazıldı, çizildi daha sonra tabi yurt meselesi de olduğu için bu iş geri döndü. Hatta okul idarecileri, kamuoyu ve öğretmenlerle de bu konu paylaşıldı ve tekrar geri döndü. Bu ne anlama geliyor? Demek ki, gerçekten milli eğitim bakanlığı işi bilmeyen insanlar tarafından yönetiliyor. Eğer işi bilen insanlar tarafından yönetilmiş olsaydı bu iş zamanında yapılır şu anda değişiklik yapılmış olurdu. Fen lisesiyle öğretmen lisesinin fiziki bina değişikliği anlamında yer değişmeleri makul olabilir ama bunu gerçekten yasa ve yönetmeliklere uygun bir şekilde yapamıyorsanız tamamlamayı iyi yapamıyorsanız bu bunların bu işi bilmediğinin açık ve net göstergesidir.

Yeni yapılanma eğitim ve öğretimi nasıl etkileyecek hep beraber göreceğiz. Her gelen ilçe milli eğitim müdürünü ziyaret edişimizde bunların ifadesi şuydu, Kozan’ın, Adana’daki eğitim çıtası çok yüksek hedefimiz bu çıtayı daha da yükseltmek. Hep beraber bundan sonraki sınavlarda çıtanın yükseldiğini mi yoksa aşağı doğru indiğini mi hep beraber izleyip göreceğiz. Kesinlikle buradan tüm okuyuculara ve dinleyicilere sesleniyorum. Bu işi çok iyi takip etsinler. Okulda eğer çok iyi bir kadro, çok iyi bir yönetici yoksa öğretmenin, öğrencinin performansı düşer. Öğrencinin performansının düşmesi ailelerin çocuklarının iyi eğitim öğretim almalarının önüne geçer ki, biz zaten çocuklarımıza iyi bir eğitim öğretim ortamı hazırlamak, onların iyi bir eğitim öğretim almalarını sağlamak için mücadele ediyoruz.

Evet, sonuçta çocuklarımız maalesef bir kobay gibi deneme tahtası haline getiriliyor. Sonuçta inşallah gerek Kozan için, gerekse öğrencilerimiz için iyi olur. Ama olmazsa da bunun günahını, vebalini çekecek birilerinin olacağını belirtmekte fayda görüyorum. Peki, Mürsel Bey son olarak şunu sormak istiyorum yeni eğitim öğretim başlarken şu an itibarı ile gördüğünüz aksaklık var mıdır?

Birkaç tane yaşadığım örnek verebilirim.

Okul müdürü vekâleti teamüller gereği kıdemi daha fazla olan Türk Eğitim Sen üyesi müdür yardımcısına bırakarak izne ayrılıyor. İlçe milli eğitim müdürlüğü, vekâleti müdürün bıraktığı müdür yardımcısına değil  eğitim bir sen üyesi diğer müdür yardımcısına veriyor.

Türkeş Bey bir de buradan sizin aracılığınızla konunun muhataplarına sormak istiyorum. Her yıl Kozan’da okullar açılmadan yapılan okul müdürleri danışma toplantısı bu yıl neden yapılmadı?

Bu toplantının yapılmaması ve gecikmesi nedeniyle okullar arası öğretmen alışverişi yapılamadı. 15 Eylülde açılacak okullarda bu nedenle birçok dersler boş geçecek. Bu Kozanlı öğrencilerin aleyhine olacaktır.

Dakikaların hesabını yapan geleceğimiz olan öğrencilerimize zarar verenler bunun vebalini çekecektir.

Mürsel Beyle sohbet etmek gerçekten insana büyük keyif veriyor. Ama zamanımız kısıtlı olduğu için Mürsel Beyden okurlarımız için verecekleri son mesajları almak istiyor, kendilerine bizleri konuk ettikleri için teşekkür ediyorum.

KozanBilgi.Net yönetimine ve tüm okurlarına, takipçilerine teşekkür ediyorum. Kozan’da milli eğitim adına yapılacak yanlışlıklarda bizi takip etmeye devam etsinler. Bizim eylemlerimize destek versinler hep birlikte mücadele ettiğimiz zaman yanlışın üstesinden geleceğimize inanıyorum. Kesinlikle ümitsizliğe kapılmaya yer yok. Tekrar teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.