DOLAR 9,62801.56%
EURO 11,17931.35%
ALTIN 556,611,60
BITCOIN 5879994,34%
Adana
20°

PARÇALI BULUTLU

15:45

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Adnan Deniz

Adnan Deniz

08 Mayıs 2021 Cumartesi

PANDEMİ OLMUŞUZ!

PANDEMİ OLMUŞUZ!
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Ne garip,eskiden böyle değildi.Ölümler çok ucuzladı be kardeş,iş sayıya bindi.
Ölüm sayısı azalınca artık bir başka seviniyoruz.Ölüm sözcüğünü çoktan kanıksadık.Ölmek çok doğal biliyoruz!

Yaşamak,bir evin köşesinde oturmak,televizyon seyretmek,yemek içmek oldu.Çoktan unuttuk biz kardeş, arkadaşı dostu!

Telefondan arıyoruz annemizi,ailemizi.Bir de görüntülü olduğu zaman yaşadın demektir.iyi yere sermişiz diyoruz postu.

Ama neden hala öksüz çocuklar gibiyiz,gülmeyi çoktan unuttuk biz!
Okullarımız bomboş,işlerimiz tarmatakır,bizler mecnunlar gibi permeperişan gibiyiz!

Pandemi?Bir mikrobun karşısında çaresiz bir şekilde yorulmuşuz,korku salmış benliğimizi,dünden teslim olmuş vucudumuz!

Şüpheyle kardeş olmuş hepimiz.Kimse kimseye yaklaşmaz,kimse kimseyi görmez olmuş.Herkes kendi başının çaresine bakmaktan bir hoş, çaresizce hiç bir şey yapamadan öylece durmuş.

Sanki zamanı bir yerinden çalmışlar,sanki bir ümidin peşinden yıllarca koşmuşuz.Koca yıllar devrilmiş arkamızdan,her geçen gün ya ölmüşüz,ya güller misali solmuşuz.

Bak yine sabah oldu kardeş,yine güneş doğdu.Ölmesek akşam batan güneşi de göreceğiz.Bilmiyorum,biliyorum ama,evet evet biz gerçekten pandemi olmuşuz.

Adnan DENİZ

Devamını Oku

OTOBÜS

OTOBÜS
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Ankara-Adana istikametine giden Lider Adana Turizimin sayın yolcuları,Şirketiminiz yarım saat yemek ve istirahat molası vermistir.” anonsu ve otobüsün bütün ışıklarının yanmasıyla uyandı genç adam.
Önce gözlerini ovaladı,sağına soluna bakındı sonra,aklına bir fikir gelmiş gibi otobüsten inerek lokantaya doğru yönelmişti ki;
Bu sırada beş altı yaşlarında bir kız çocuğu ile genç bir bayan arkasından seslendi.
“Bayım bakarmısınız?Genç adam geriye döndü şaşırmış bir halde”buyrun bayan dedi.
Kadın gayet şık ve güzeldi.Giyim kuşamından
Hali vakti yerinde olduğu belliydi.Çocuk çok sevimli bir şekilde gülümsüyor,genç adama bakıyordu.
Kadın çocuğun elini genç adama uzatarak”beş dakika şu çocuğa bakarmısınız?Tuvalete gideceğim de”dedi.Genç adam gayri ihtiyarı uzattı çocuğa elini ve tamam bayan dedi utana sıkıla.
Genç adam ve çocuk lokantanın bir köşesinde
Genç kadını beklemeye koyuldular.Otobüsün gitme vakti gelmiş,gitme anonsları sıklaşmıştı.
Otobüsün muavini gelip uyardı genç adamı.”Hadi gidiyoruz beyefendi,çocuğunuda al gel”diyordu.Ama halâ genç kadın yoktu.Şöföre söyledi durumu genç adam,şöför vakit tamam diyor, beklemiyordu.
Elinden tuttu çocuğun genç adam,çocukla koltuğuna oturdu.Ne yapacaktı çocukla Adana’da,çocuğu kime bırakacaktı!Aksine kadında yoktu!
Düşünceler içindeyken, Adana otogarında durdu otobüs.Genç adam indi araçtan,bir eli valizi diğer eli küçük kızın elini tutuyordu.
Kozan’a gidecek otobüs çoktan kaçmıştı.Ne yapacaktı?Çocuğu kime bırakacaktı?
Aklına birden polis karakolu geldi.Çocukla birlikte oraya doğru yöneldi.
Anlattı bütün olup biteni,çocuğu bırakıp hemen gidecekti.Çocuk mahsum ve saftı,birde korkmuştu,bırakmıyordu tuttuğu eli.
Polis dikkatle dinledi olup biteni ve dedi ki”Gidemezsin,bekleyeceksin annesini”
Yıkıldı genç adam.beklediğine mi? Gidemediğine mi ?Yoksa polisin şüphesinemi yansındı?
Karakolda kaç saat geçti bilmiyordu,genç adam.Lüks bir araç durdu önünde karakolun.
Gelmişti nihayet annesi çocuğun.Genç adam mutlu ama kaygılıydı.Çünkü Kozana gidecek artık araç yoktu,aracı çoktan kaçmıştı.
Teşekkür etti genç kadın, Özürler diledi.”Ben dedi,karşılıksız bırakamam seni.Evim yakın bir yemek yer,bırakırım seni kozana”
Çok sevindi genç adam.Geçti bütün kızgınlığı.
Aldı çocuğunu kadın, gittiler evine doğru.
Çocuk uyumuştu yolda,kucakladı çocuğu götürdü kadın odasına,genç adam kanepede hâlâ oturuyordu.
Geldi sonunda genç kadın,şeffaf giyisiler giymiş,kanepede genç adama sokuluyordu. Adam kaçıyordu ucuna doğru kanepenin,kadın hâlâ üstüne geliyordu.Sonunda düştü adam kanepeden,açtı gözlerini,karşısında otobüsün muavini duruyordu.Meğer otobüsteymiş genç adam, rüyaymış hepsi, genç adam uykusundan uyanıyordu.

Adnan DENİZ

Devamını Oku

Emekli Zahit

Emekli Zahit
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Onu herkes tanır ama bilmezdi. Zahit geldi, zahit gitti derlerdi de hakkında kimsenin bilgisi olmazdı. Zahit resmi dairelerin, evlerin ve özel iş yerlerinin tam bir gediklisiydi. Yıllarca altında eski bir mobilet ve üzerine yüklediği küçük ev eşyaları, o kurum senin bu daire benim gezer durur kendince satışlar yapardı.

Öyleki mobiletle yakın ilçelere de gittiğinden oralarda onu görmek mümkündü.

“Yetmez mi, artık yorulmadın mı? Biraz da dinlen cümleleri artık ona çok yabancı gelmiyor, bu cümle karşısında yalnızca gülümseyerek; “Ben bu işi seviyorum. Bu işi yaparken dinleniyorum” gibi beylik laflar ediyordu.

Bu mazlum haliyle zahit herkesin sevgisini kazanmış, herkesin dostu olmuştu. Kendince tırmalıyor, yaşamanın en çetin kavgasını veriyordu. Gardiyan emeklisi bir memurdu zahit. Emekliden aldığı toplu paranın üstüne bir de kredi çekip bir ev almıştı yıllar önce. Yavaş yavaş ödeyecekti planı buydu.

Ama hayat acımasız ve beklemezdi.

Kanser hastalığına yakalandı zahitin eşi. Çok paralar döktü, çok doktorlar gezdi zahit. Ama Allah’ın dediği olurdu mutlaka. Kabullendi her şeyi, içine akıttı bütün derdini. Kimselere söyleyemedi. Hep mücadele etti. Eşi evde yatalak bir halde, üç çocuk, okul masrafları, kredi borçları… Ama Emekli zahit pes etmedi.

Sahi seviyordu emekli zahit. Mobilete binip Resmi dairelerde satış yapmayı! İlçelerde soğuk kış günleri mobiletle gezmeyi ve herkese güler yüz göstermeyi.

İçi kanıyordu zahitin, içten içe ağlıyor ama herkese mecburen gülümsüyor, Çaresizliğin en kestirme yolunu arıyordu. Her gün ek iş yapıp, ailesine bakmayı, her şeye rağmen kanser olan eşinin tedavisi için mücadele etmeyi, çocuklarını okutmayı seviyordu zahit.

Borçlarını ödeyip, başı dik olarak gezmeyi, sevdikleri için kendisini feda etmeyi, ailesi için ödün vermeyi seviyordu zahit. Yoksa o da isterdi, Son demlerini hayatının huzurla geçirmeyi, torun sevmeyi ve en çokta sevilmeyi. Ama olmazdı, olamazdı! Çalışmak elzemdi ve zahit bu işe mecburdu, Çaresizce soğukta donan gözyaşları ile her gün ağladı ve her gün mecburiyetten çalıştı Zahit.

Adnan DENİZ

Devamını Oku

UZAKTAN-YAKINDAN AMA EĞİTİM

UZAKTAN-YAKINDAN AMA EĞİTİM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzaktan eğitim, eğitim hayatımızın bir gerçeği olarak hayatımızdaki yerini aldı.

Artık öğretmenler ve öğrenciler bu öğretim metodunu kanıksamış görünüyor.

Eksi ve artılarını göz önüne aldığımızda karşımıza çıkan duruma bir bakalım.

Öncelikle uzaktan eğitim, öğretmenin yerini tutamamakta ve yüz yüze eğitim kadar etkili olamamaktadır. Bunun en önemli eksikliği ülkemizdeki internet ağının yetersiz olması ve öğrencilerin çoğunun elinde bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi iletişim araçlarının bulunmamasıdır.

Elinde internet ve bilgisayar bulunan çoğu öğrencilerin ise denetimsiz olması ve istekli bir çalışma yapıp, derslerini takip etmemeleri de ikinci bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Genel anlamda baktığımızda öğrenciler arasında bir fırsat eşitsizliği durumunu da bu tespitlerimiz sonunda görebiliriz.
Başka bir sorun ölçme ve değerlendirmenin genel anlamda uzaktan eğitimle yapılmamasıdır. Bu durum,yapılan uzaktan eğitimin değerlendirilmesi probleminize beraber getirmektedir. Bir başka tespitimiz ise yüz yüze eğitimde derslerine ilgi gösteren öğrencilerin, uzaktan eğitimlerde aynı ilgi ve başarıyı göstermeleridir. Yüz yüze eğitimde başarısız olan öğrenciler, uzaktan eğitimlerde aynı şekilde başarısız olmaktadırlar. Buda öğrencilerin sorumluluğunun ve istekliliğinin bu eğitimin başarılı olması konusunda çok etkili olduğunu göstermektedir.

Bu konuda öğrencilerin ailelerine ve sınıf rehber öğretmenlerine büyük iş düşmektedir.
İnsan tabiatı gereği, yakın iletişimin etkisi altında kalmakta ve yüz yüze eğitimde, hem eğitim hemde öğretim birlikte yürütülebilmektedir.

Uzaktan eğitim bir mecburiyet sonucu ortaya çıkmıştır. Ama hayatımızdan bundan sonra çıkmayacağı görülmektedir.Bunun koronavirüsle ilgisi yoktur. Pandemi süreci bittikten sonrada uzaktan eğitim kısmi olarak devam edeceği varsayımı ağır basmaktadır.Gerekli alt yapılar sağlandığında eğitim-öğretimde bu yöntemi kullanmak okuldaki öğrenciler üzerindeki ağır ders yükünü üzerlerinden alacağı zannı yüksektir.

Önemli olan öğrenmektir. Bunun için içinde bulunulan şartlara uyum sağlamak ve öğrenmeyi gerçekleştirmek amaç olmalıdır.
Günümüz şartlarında yapılabileceğin en iyisi yapılmaya çalışılmaktadır. Öğrencilerin ellerinden gelen gayreti göstermeleri başarılı olmakta önemli bir rol oynar.

Olayın bir başka sonucu da öğrenmeye istekli öğrencilerin bilgi için araştırmaları ve uğraş vermeleri durumudur. Bu bilginin ve öğretmenin değerini de ön plana çıkarır. Ancak öğretmenler açısından çok zor bir süreçten geçilmektedir. Hem geleneksel eğitim sistemi baz alınarak öğretmenlerin çalışmadığı algısını yıkmakla uğraşırken bir yandan da yüz yüze eğitimden daha zor olan uzaktan eğitimin bütün zorluklarına katlanabilmek için uğraş vermektedir.

Ancak her şeye rağmen bütün olumsuzlukların en olumlu çabası olan uzak eğitim, yavaş yavaş gelecek yıllarda eğitimimiz içerisinde gerekli rolünü alacağı ihtimali oldukça yüksek görülmektedir.

Bu yüzden elimizdeki imkanlardan en iyi şekilde yararlanarak öğrenmeyi yerine getirmemiz elzemdir.

Adnan DENİZ

Devamını Oku

ACI ANSIZIN DÜŞER YÜREĞİMİZE

ACI ANSIZIN DÜŞER YÜREĞİMİZE
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bazen yüreğimize acı ansızın düşer. Tane tane donar bütün gözyaşlarımız. Yüreğimiz burkulur. En derin hislerden çığlıklar yükselir ansızın. Elimiz, ayağımız buz keser bütünüyle donakalırız.

Çaresizlik olanca gücüyle haykırır bütün gerçeği yüzümüze. Dilimiz lâl olur, kolumuz kanadınız kırılır. Boynumuz bükülür ve kabul ederiz bütün başımıza gelenleri.

Derin bir sükût kaplar ortalığı.Herkesin gözleriyle konuştuğu an başlar bir zaman. Ama hiç bir çare yüreğimize düşen ateşi söndürecek güçte değil malesef.

Uzun bir yolculuk diye çıktığımız yolların nasıl birden kesiştiğine tanık olur faniligimiz. Karmaşık duyguların göğe yükselişi gibidir yaşantımız. Her gidenin arkasından yaklaşan yollarımız birer birer kısalırken, bizler bir nefes aralığı yaşamaya çaresizce devam eder dururuz, yeni hayal kırıklığını hissetmediğimiz güne kadardır bu zaman.

Bu gün yine yorgunuz ve bu gün yine çaresizliğini yaşıyoruz faniligimizin. Ancak baştan sona kendimizi yenileme zamanı. Var olan gerçekliğe karşı önlem almak. Maddenin yanına maneviyatı katmak gerek bütünüyle.

Hep böyle yaşanılacaktır bu zaman. Hep böyle devam edip gidecek var olan. Mendiller

Sallanırken gidenlerin ardından. Yalnızca kişiler değişecek, mekanlar değişecek ama bu Yalancıktan oyun devir daim ederek sürüp gidecek. Nasıl ki yüzyıllardır aynı oyunu oynamıştır insanoğlu, oyuncaklar ve oyuncular değişerek hep yeniden başlayacak bu devran.

Yeni yollar, yeni hayaller ve yeni oyuncular ve hep sürüp gidecek bu kervan. Ama acı ansızın düşecek insanın yüreğine yakacak, yanacak ve yanacağız çaresizce… Tek bir kurtuluş çaresi olacak elimizde, o ki yarın ki güne hazır olmak,
O da bütünüyle inanç ve iman.

Adnan DENİZ

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.