DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BITCOIN 5894921,01%
Adana
22°

AÇIK

12:53

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Ayşenur Atıcı

Ayşenur Atıcı

08 Ağustos 2019 Perşembe

Huzur ve sükun bozma suçu

Huzur ve sükun bozma suçu
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba, tanışabilir miyiz? Günaydın. Nasılsın?  Bugün işin yoksa bir kahve içebilir miyiz? Özledim seni. Yeniden başlamak ister misin?

Telefonunuza gelen ısrarlı mesajlar veya aramalar… Nefes dinletileri…

Ya da…

Sosyal medya…  Twitter, instagram, facebook, whatsapp…  Hemen hemen hepimizin kullandığı platformlar. İnsanların birbirleri ile etkileşim ağı içerisine girmek ve bilişim çağına da ayak uydurmak adına faydalı şekilde kullanabileceği  ancak  zararını da çokça görebileceği mecralardan bu tarz mesajlar almanız olası. İşte bugün bu kapsamda ”huzur ve sükûn bozma suçunu ” ele alacağız.

Türk Ceza Kanunu suçu şu şekilde düzenlemiş: Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Esasında kanun düzenleyicileri bu suç kapsamını çok geniş ele almıştır. Yüksek sesle müzik dinlemek, başkalarına zarar verme amaçlı evde matkap çalıştırmak, birden çok kere araba ile kişinin yanından geçerek ona rahatsızlık vermek, kapı zilini birden çok kez çalmak (çocuklar müstesna).. gibi örnekleri çoğaltarak kapsamı genişletmek elbet mümkün. Ancak  bu suçun oluşabilmesi için sizi rahatsız eden tavrın kasıt ile yapılıyor, ısrarlı ve birden çok kez (en az 2) tekrarlanıyor olması gerekmektedir.

YARGITAY 18. Ceza Dairesi  2018/7404 E.  ,  2019/1446 K. emsalinde  ”…telefon numarasından kendisine sürekli mesaj gönderildiğini iddia etmesi karşısında, HTS kayıtları getirtilip incelenerek gelen mesajların ve aramaların sıklığı araştırılmadan, sırf huzur ve sükunu bozmaya yönelik kastın olup olmadığı ile suçun oluşması için gerekli olan ısrar unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmadan, eksik soruşturma ile … itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.” denilmektedir.

Numara hatasına düşülerek yanlış tuşlama ile bir kişinin rahatsız edilmesi elbet tabi bu suçu oluşturmayacaktır. Suçun oluşması için kast, belirli bir yoğunluk ve sıklık gerekmektedir. Yargıtay, sanığın  mağdureyi değil de bir başkasını aramak istemesi üzerine yanlışlıkla mağdurenin aranmasını ve sonrasında sanığın bu konuya açıklık getirerek mağdura özür mesajı atmasını huzur ve sükûn bozma suçu saymamaktadır. Yine belirli aralıklarla ve uzun süre ile karşı tarafla isteyerek konuşan kişinin şikayeti neticesinde sanığın bu suçu işlemediğine karar vermiştir.

Ancak hadi biz bugün  genel veya sosyal medyadan gelen mesajlar veya aramalarla ilgili konuşalım. Günümüz bilişim çağı. İnsanlar birbirleri ile günlük hayattan ziyade telefon üzerinden etkileşimlerini sürdürmeyi daha çok seviyor. Bu yadsınamaz bir gerçek. Kabul ; ancak savcılık veya siber suçlarla mücadele emniyet şubeleri artık sayısız şikayet alıyor. Eski sevgiliden, nişanlıdan, eşten veya sizinle tanışmak, evlenmek  isteyen kişilerden gelen cinsel içerikli olsun olmasın sesli/mesajlar,  aramalar , fotoğraflar, hakaretler,tehditler. Sayı ve örnekleri arttırmak mümkün.

Mesaj veya aramalarda hakaret veya tehdit içeriği varsa kişi bunlardan ayrıca sorumlu tutulacaktır. Ancak bizim ele aldığımız salt Tck m. 123 suçu, şikayete bağlı ve uzlaşmaya tabidir. Üzerinden 6 ay geçmeden emniyet ya da ilgili savcılığa müracaat edildiğinde adli işlemler başlayacak ve size, karşı tarafla uzlaşmak isteyip istemediğiniz sorulacaktır. Uzlaşmak istemediğiniz takdirde yargılama devam edecek ve ilgili kişi hakimin takdir ettiği hükmün cezasını alacaktır.



Bunun dışında, eğer aldığınız arama ve mesajlardan dolayı maddi ve/veya manevi bir zarara uğradıysanız kişiler hakkında tazminat davası açma hakkınız saklıdır. Örneğin size karşı gerçekleştirilen bu saldırıdan dolayı işinizden veya eşinizden ayrılma noktasına gelmiş veya ayrıldı ya da psikolojik olarak bir travma yaşayıp tedavi görmeye başladı iseniz bunu dilekçenizde bahsi geçmek ve dava sürerken kanıtlamak şartıyla maddi/manevi tazminat talebinde bulunabilirsiniz. Ancak tazminat davasını kötü niyetli zenginleşme aracı olarak kullanmanızı kanun men eder. Gerçek anlamda fiziksel,ruhsal ya da ekonomik bir yıkıma uğradıysanız hakim kusur ve zararı göz önüne alarak uygun bir tazminata hükmedecektir. Ancak Uzlaşma Yönetmeliği m.7/6’ya göre ”Uzlaşmanın sağlanması hâlinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.”  Yani bu suç ile ilgili karşı tarafla uzlaşma sağladığınızda tazminat davası açma hakkınız son bulur demektir.

Sevgilerle…

(Hukuk okur-yazarlığını arttırmak amaçlı kaleme alınan makaleler hiçbir surette hukuki danışmanlık içermez. Görüş ve yorumlarınız için mail adresimden  aysnr.atc@outlook.com ulaşabilirsiniz. )

Devamını Oku

Borçlu İçin Yeni Bir Gelişme

Borçlu İçin Yeni Bir Gelişme
1

BEĞENDİM

ABONE OL

”Borcunu ödemezsen elektiğini keseceğim! Bankamıza olan borcunu ödeyeceksin! O suyu sana bir daha kullandırtmam. Akrabalarını da arar seni rezil ederim!”

Herhangi bir bankaya, elektrik veya su idaresine karşı borçlanmışsınızdır ve bu yüzden telefonunuza böyle bir sms ya da arama gelmiş olabilir.  Gündelik hayatta karşılaştığımız ve kurumsal bazda çalışan bir takım avukat veya yardımcıları kesinleşmiş veya kesinleşmemiş olan borçlarınız için icra tehdidiyle sizin bir an evvel ödeme yapmanızı isteyebiliyor. Yakın bir geçmişte Kişisel Verileri Koruma Kurumu, bu konu hakkında şikayette bulunan bir vatandaşımızın başvurusunu olumlu değerlendirerek, avukata 50.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

Karar Tarihi:31/05/2019

Karar No: 2019/166

Konu Özeti: İlgili kişiye ait telefon numarasına kendisine ait olmayan içeriğin gönderilmesi ile ilgili kurul kararı

(Kurum kararının tam metnine  bu linkten ulaşılabilir. )  https://kvkk.gov.tr/Icerik/5497/2019-166

Siz değerli okuyucularımıza bu kararı kısaca özetlemek isterim. Şöyle ki; X kişisine bir hukuk bürosu tarafından yeğeninin borcu olduğuna ve ödemesi gerektiğine dair bir sms atılıyor. Kişi bu mesajdan rahatsız olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumuna  şikayetçi olarak başvurusunu yapıyor. Veri sorumlusu kişi, mesajın personelinin bir rakam hatasından kaynaklanarak yanlışlıkla atıldığını ve yanlışlığın derhal düzeltildiği noktasında bir savunma öne sürüyor; fakat ilgili kişi böyle bir rakam değişikliği olsa bile yeğeninin telefon numarası ile kendisininkinin karıştırılmasının mümkün olmadığını beyan ediyor. Kurumun incelemesi neticesinde başvuranın haklılığı ortaya şöyle konuluyor:



Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 12. maddesinin a bendine göre ‘veri sorumlusu (avukat)  kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek  için her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. ‘Bu yükümlülüğe uymayan kişiler ise yine aynı kanunun 18. maddesinin 1. fıkrasının b bendine göre ‘15.000 Türk Lirasından 1.000.000 TL ye kadar idari para cezası alır.’ denmekle veri sorumlusu avukata 50.000 TL idari para cezası veriliyor.

Bunun dışında, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları m.31’de, ‘Avukat, hasım tarafın ancak avukatı ile görüşebilir. Hasmın (borçlunun) avukatı yok ise avukatın(alacaklı avukatın) hasımla(borçlu ile) teması zorunlu sınırlar içerisinde kalır. Hasım tarafla her temasından sonra avukat müvekkiline bilgi verir.’ denilmektedir.

Sizin herhangi bir kişiye ya da kuruma borcunuzun olması, bu şekilde icra tehdidi altına sokulmanızı gerektirmez. Alacaklı avukatları borcunuz için icra takibi başlatır ve siz borçlu olarak dilerseniz  icra dairesinden gelen tebligatla yasal süreniz içerisinde itirazlarınızı yaparsınız. İcra-İflas Kanunu ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre işlemler yapılır. Onun dışında kanunen herhangi bir geçerliliği olmayan yazılı veya sözlü ihtara itibar edilmemelidir. Ayrıca bu tip sms gönderileri, yazılı ihtarnamaler veya aramalar yasal olmadığı gibi içerisinde suç unsuru da barındırır. Bu yönüyle sizi sürekli arayan veya mesaj atarak tedirgin eden kişiler hakkında savcılığa suç duyurusunda da bulunabilirsiniz.

Faydalı olması dileğiyle.

Ufak bir hatırlatma: Hukuk okur-yazarlığını arttırma amacıyla kaleme alınan ve alınacak olan tüm makale ve içerikler hiçbir şekilde hukuki danışmanlık içermemektedir.

Devamını Oku

TERCİH DÖNEMİ ”HUKUK FAKÜLTESİ” Mİ?

TERCİH DÖNEMİ ”HUKUK FAKÜLTESİ” Mİ?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu hafta öğrenci arkadaşları ilgilendirecek naçizane bir konu ile karşınızdayım. Malum, üniversite sınav sonuçları açıklandı. Şimdi sıra tercihlere geldi. Hangi bölümleri tercih edeceksiniz?

Sınav zamanına kadar zaten kafanızda yapmak istediğiniz mesleğe dair bir kaç fikir oluşmuştur diye umut ediyorum. Ya da belki ”Hangi bölümü yazsam? Ailem seçtiğim bölüme ne diyecek? Bu bölümü bitirdiğimde mutlu olacak mıyım? Ya da belki de en önemlisi, para kazanabilecek miyim? ” kararsızlığı da beyninizi kurcalıyor olabilir, normaldir. Tercih etmiş olduğunuz bölümün size göre olmadığını üniversitenin başında, ortalarında veyahut bitirdiğinizde bile farketmemiş olabilirsiniz. İnsanların ilgi alanı da değişkenlik gösterebilir. Bu da normaldir. Ancak eğer hukuk tercih edecekseniz size bir kaç uyarı ve tavsiye vereceğim.

Son yargı paketiyle hukuk fakültelerinin 5 yıla çıkarılması planlanırken, avukatlık mesleğine giriş için de sınav şartı getiriliyor. Bilginize!

Şimdi, hukuk okuyacak arkadaşlar buraya bir dikkat-i nazarını versin bakalım:

Bölüme giriş yapmadan ”Amaan üniversiteye geldik artık burası lise değil, kafamıza göre takılırız ” Yook canım! Hukuk fakültesinde adamın canını alırlar, canını. Lisede gördüğün, yalvar yakar geçirin beni dediğin hocalardan artık burada yok. Yr. Doç, Doç ve belki Proflarla muhattap olacaksın. Bir puan vermeyip seni itinayla yaz okuluna bırakacaklar ya da yaz okulu açmayıp seneye alttan al diyecekler. Gözünün yaşına bakmayacaklar dostum. Deliler gibi çalışman, kütüphane yollarını aşındırman gerekecek. Senin hayatın artık fosforlu kalemlerden, ses kayıtlarından, not tutan arkadaşlarına yalvarmaktan ibaret olacak. Çok çalışacaksın. Planlı, programlı, disiplinli bir hayatın olacak. Derslere girmiyim uyuyayım diyemeyeceksin. Kimse saatlerini harcayıp kağıda üç beş kez döktüğü notlarını sana vermez güzel kardeşim. Bunları aklının bir köşesine yaz da öyle git.
Güzel tarafları da çok tabi. Kendini daha önceden hiç bilmediğin bir ortamda bulacaksın. Bölüme adapte oldukça farketmeden kendini geliştirdiğini, farklı açılardan bakmayı öğrendiğini, olgunlaştığını hissedeceksin. Daha disiplinli ve planlı olacaksın. Arkadaşlarınla içtihat tartışmaya, kanun maddesi yorumlamaya başlayacaksın. Hocaların derste ortaya pat diye bir konu atacak ve sende kendini ister istemez o tartışmaya müdahil bulacaksın. Yeni kelimeler öğreneceksin, bilgi dağarcığın gelişecek. İlgi duyduğun şeyleri öğrendiğinde ise kendini mutlu hissedeceksin.



Hukuk bitirdiğinde ise..

12 aylık bir staj dönemi seni bekliyor olacak.

İlk 6 aylık savcılık ve mahkeme stajına günü gününe gidip dosyaları inceleyecek, duruşmalara girip usul öğreneceksin.
Son 6 aylık sürede ise kıdemde 5 yılı doldurmuş avukat/ların yanında stajını tamamlayacaksın. Tam donanımlı ve bir çok alanda uzmanlaşmış bir hukuk kadrosu içerisinde yer almak senin faydana olacak. Tek yönlü çalışan hukuk büroları da var tabi. Örneğin sadece ceza hukuku alanında dava alanlar. Bu seni stajyerken sadece ceza hukuku alanında geliştirir; ancak bir hukukçu kendini çok yönlü geliştirmek zorundadır. İcra hukukunu da pratikte bilmek, bir boşanma veya kadastro davası hakkında fikir sahibi olmak zorundasın. Buna dikkat etmelisin.

Stajını tamamladığında ruhsat için evraklarını baroya teslim ediyorsun. Evrakların Türkiye Barolar Birliği tarafından uygun bulunup Adalet Bakanlığı tarafından onaylandığında ruhsatını alıyorsun. Ruhsatın gelme süresi ortalama 45 gün ile 2 ay arasında değişiyor. Geldiği zaman bağlı bulunduğun baro tarafından ruhsat töreni için sana bir gün veriliyor. O gün geldiğinde artık üniversite hayatın boyunca yaptığın tüm çalışmaların meyvesini alıyor ve ”evet tüm bunlara değdi” diyorsun.
Başta baro başkanın olmak üzere yönetim kurulu önünde, “Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim.” deyip yeminini tamamladığında o cübbeyi giymeye de hak kazanıyorsun.

Tebrikler! Artık bir AVUKATSIN.

Tercih dönemindeki arkadaşlarıma faydası olması dileklerimle.

Av. Ayşenur ATICI

Devamını Oku

Ben Büyümek İstemedim ki, Beni Büyüttüler!

Ben Büyümek İstemedim ki, Beni Büyüttüler!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

“Hâkim bey, bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?”

Bu cümle gözünüze ilk iliştiğinde beyninizde uyanan his ve düşünce neydi?

Tamam… Peki… Bir cümle daha vereyim size…

“Ben yapmasaydım zaten biriyle yaşayacaktı bunu, önce benimle deneyimledi.” dedi, bir baba.

İlk cümlenin ağırlığını şimdi biraz daha idrak edebildik mi?

‘ ‘Kardeşini Doğurmak”

Büşra SANAY’ın  kitabından alıntılanan bu cümleler, bin bir emek harcanarak ortaya çıkarıldı. Kimsenin konuşamadığı ve tabu olan bu gerçeği, adli psikologlarla, doktorlarla, hakimle, öğretmenlerle ve daha bir çok öğrenciyle konuştu. Konu ise ensestti.

Ensest, yakın akraba yani aralarında evlenme yasağı bulunan kişilere veya kişilerce gerçekleştirilen cinsel ilişkidir. Türkiye için ortalama bir rakam ortaya  konulamasa da yapılmış olan araştırmalarda her 10 çocuktan 4 ü baba, abi, amca, dayı.. tarafından cinsel istismara uğruyor.  Yakın akraba veya aile içi ensest vakalarında genelde şunun ortaya çıktığı gözlemlenmiş: Aile içi veya yakın akraba tarafından istismara uğrayan bir kısım mağdur çocukların yaşadıklarından aile içinden birinin haberdar olması; fakat çocuğun konuşturulmaması. Örneğin babanın cinsel istismarına maruz kalan çocuk anne tarafından bu durum fark edildiğinde annenin ”sakın kimseye söyleme eğer biri bunu duyarsa baban hapse girer ve biz ortada kalırız” demesiyle susturulmak zorunda kalıyor. Küçücük çocuk bir de ”bu olaydan birine bahsedersen seni öldürürüm” tehdidiyle karşılaşınca olay halı altına süpürülüyor.

Susmayın…

Böyle bir olayla karşılaştığınız için kendinizi suçlamayın… Siz yanlış bir şey yapmadınız… Bende bunu yapmasaydım böyle olmazdı demeyin… Küçücük bedenlere saldıran hastalıklı zihniyetleri meşrulaştırmayın.. Yarın her şey için çok geç olabilir.

Aileler! Size bu konuda bir çok görev düşüyor. Eğitim önce insanın kendi yuvasında sonra okulda öğretilir. Çocuklarımızı 3 yaşından sonra cinsel kimlik karmaşası yaşamadan önce iyi sevmek ve kötü sevmenin ne olduğunu anlatalım. Çocuğunuza izni olmadan kimsenin  dokunamayacağını öğretelim. Cinsel bir istismar ile karşı karşıya kaldıysa onlara susmasını değil, bu durumu sizinle paylaşmasını ve gerekenin yapılacağına dair  söz verin.



Yutkunmakta zorlanarak bu konuyu işlesem de gerçeklerden kaçamıyoruz. Güzel çocuklar, yıllar sonra büyüdüğünüzde ”ah keşke cezasız kalmasına göz yummasaydım” dememek için beni can kulağı ile dinleyin;

Diyelim 18 yaşından küçüksünüz ve aile içinde baba, dayı, amca, ağabey veya dışarıdan birisi size sarkıntılık etti ya da cinsel herhangi bir istismara uğradınız. Ne yapmanız gerekir?

.Cinsel birleşmeye zorlandı iseniz üstünüzdeki kıyafetleri ve iç çamaşırınızı asla çıkarmayın. Temizlenmek ve üzerinizdeki bu kiri atmak kurtulmak istiyorsunuz ama bunu yapmayın. Üzerinizdeki meni ve sperm örnekleri ceza hukukunda en önemli delildir.

.Hemen bir acil servise, polikliniklere, sağlık ocağına veya sağlık hizmeti veren herhangi bir kuruluşa gidin. Polis veya jandarmaya değil. Acillere gittiğiniz zaman doktor ile görüşüp başınızdan böyle bir olay geçtiğini anlatın. Doktor zaten acillerde bulunan polislere durumu bildirmekle yükümlü olduğundan, Çocuk İzlem Merkezlerinde bulunan savcılar gerekli muayene yapılınca adli işlemleri başlatmak için sizin ifadenize başvuracaktır. Sizde bu sayede direkt polis ya da jandarmaya başvurarak zaman kaybetmemiş olacaksınız.

. Korkmayın ve soğukkanlı olun. Siz yanlış bir şey yapmadınız.

.İlk 72 saat önemlidir ; fakat bu süre geçtikten sonra başvuramazsınız demiyorum. Elbette başvurunuzu vakit kaybetmeden gerçekleştirin. Çünkü anal doku harabiyetleri belli bir süreden sonra yok olurlar. Bu yönüyle adli tıptan gelecek olan sürüntü raporları ceza davanız ve şüpheli/sanık aleyhine  en kuvvetli delillerden sayılacaktır.

.Saldırgana ceza davası kamu adına açılacaktır. Bazı cinsel suçlar şikayete tabi değildir. Soruşturma makamlarının durumdan haberdar olması yeterlidir.

.Atlatılması güç bir durum olduğunu anlamak zor değil. Elbette bu süreç sizi psikolojik olarak yıpratacaktır. Ancak yılmayın! Sonuna kadar mücadelenizi verin. Size bunu yapanların cezasını siz verin. Hak arama özgürlüğünüzü kullanırken endişe etmenize de gerek yok. Devlet kurumları, barolar ve birçok sivil toplum kuruluşu size destek olacaktır. Maddi durumunuz olmasa bile barodan kendinize ücretsiz avukat tayin edilmesini isteyebilirsiniz.

.”Evdekilere ne derim, beni öldürürler” demeyin. Siz hata yapmadınız, esas mağdur sizsiniz! Bu konuda devlet kurumları size gerekli yardımı sağlayacaktır. Yeter ki bu durumdan siz onları haberdar edin. Başınıza böyle bir olayın geldiğini bilsinler.

Ensestlik, pedofili gibi bir hastalık değildir. Ensestlik, cinsel bir sapkınlıktır! Sanık TCK m. 103 yani çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında gerçekleştirdi ise en az 16-18 yılla yargılanmasına ve bu fiili çeşitli zaman dilimlerinde birden fazla kez mağdura yönelik gerçekleştirdi ise  cezanın bir kaç kat artmasına sebebiyet vermiş olur. TCK m. 104  yani reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdur olarak 15-18 yaş aralığında iseniz ve cinsel birleşmeye karşı taraf sizi cebir, tehdit, hile kullanmadan razı etti ise  bu suçun 6 aylık şikayet süresinin olduğunu unutmayın. Şayet aranızda evlenme yasağı bulunan kişiler (anne-baba-abi-kardeş-dayı-teyze-hala-yeğen) tarafından bir cinsel istismara uğradıysanız bunun için öngörülmüş bir şikayet süresi yoktur ve cezası 10 yıldan 15 yıla kadardır. Bu kadarla da sınırlı değil sanığa, cezanın infazından sonra koşullu salıverilme durumunda ve denetim süresi içerisinde tıbbi tedavi almak gibi çeşitli yükümlülükler de getirilebiliyor.

Son ve önemle belirtmek isterim ki, siz çocuklar haklarınızı aramazsanız ömür boyu bunun pişmanlığı ile yaşarsınız.  Şunu bilmelisiniz ki tecavüzcü ve tacizciler en çok da mağdurun çekinerek onları şikayet etmeyeceğinden cesaret alarak yaşamaya ve başkalarının canını yakmaya devam ediyorlar. Lütfen kimsenin sesinizi kısmasına müsaade etmeyin!

Gizlilik konusunda endişeniz olmadan, bahsi geçen konu ile ilgili başınızdan geçen olayı anlatabilir, konuşabiliriz. Mail adresim aysnr.atc@outlook.com . Sizi dinlemeyi çok isterim.

Sevgilerimle..

 

Av. Ayşenur ATICI

Devamını Oku

İş Hukuku Kapsamında Arabuluculuk

İş Hukuku Kapsamında Arabuluculuk
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Nedir?

1 Ocak 2018 tarihi itibariyle  ”dava şartı”  haline getirilen arabuluculuk müessesesi, işçi- işveren alacak ve tazminatları ile işe iade davaları gibi konularda dava açmadan önce başvurulması gereken zorunlu bir yoldur.

 

Neleri Kapsar?

Kıdem- İhbar Tazminatları,

İşe İade Davası,

Kötü Niyet Tazminatı,

Ayrımcılık Tazminatı,

Sendikal Tazminatlar,

Ücret, Yıllık İzin Ücreti, Fazla Mesai Ücreti, Hafta Tatili Ücreti, Genel Tatil Ücreti gibi iş hukuku konularında arabulucuya başvurmak için uygundur.



Arabuluculuk Yöntemi..

Kazan-Kazan yöntemiyle her iki tarafında kazandığı bir sistemdir. Gizlilik içerisinde gerçekleşen bu yöntemde taraflar arabulucu yönetiminde bir araya gelerek, çözümün ne olacağı konusunda anlaşırlar. Eğer taraflar ilk oturumda anlaşamazlarsa, anlaşamama tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dilekçe ekine eklemek suretiyle bu kere işlemlerini dava yoluyla devam ettirebileceklerdir.

Unutulmaması gereken konu, arabulucuya başvurmadan öncedava açmanız halinde davanızın hakim tarafından dava şartı yokluğundan usulden reddedilecek olmasıdır. Bu noktaya çok dikkat edilmelidir.

 

Arabulucuyu Nasıl Bulacağım?

Adliyelerde genellikle arabuluculuk büroları bulunmaktadır; fakat arabuluculuk büroları olmayan adliyelerde bu işler Sulh Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlükleri tarafından yerinde getirilecektir. Taraflardan birinin bu bürolara başvurması halinde onlar size bir arabulucu tayin edecektir. Ancak iki tarafında üzerinde anlaştığı bir arabulucu varsa arabuluculuk büroları sizin tayin etmiş olduğunuz arabulucu avukata yönlendirecektir.

 

Arabulucu İşlemlerimi Ne Kadar Süre İçerisinde Sonuçlandıracaktır?

Arabuluculuk işlemleri 3 hafta içerisinde sonlandırılmalıdır. Zorunlu hallerde ise arabulucu bu süreyi en fazla 1  hafta daha uzatabilir.

 

Karşı Tarafla Anlaşırsam…

Arabuluculuk ücreti asgari tarifeye göre eşit oranda paylaştırılacaktır.

 

Anlaşmazsam…

İlk 2 saatlik ücret Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanacaktır.



Ben İlk Görüşmeye Gelmeme Rağmen Karşı Taraf Gelmedi, Ne Olacak?

Taraflardan birinin geçerli bir mazeret olmadan ilk oturuma katılamaması durumda bir tutanak hazırlanır. Katılmayan taraf tutanakta belirtilir. Bu halde dava açıldığında gelmeyen taraf dava sonunda kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama gideri gelmeyen taraftan tahsil edilecektir.

 

Size bilgi verecek ve yol gösterecek güncel arabulucu listesinewww.adb.adalet.gov.tr/arabulucuadresindenbulunduğunuz ili girerek ulaşabilirsiniz.28.05.2018

 

Soru, istek ve görüşleriniz için aysnr.atc@outlook.com hesabından ulaşabilirsiniz.

AV. AYŞENUR ATICI

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.