DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BITCOIN 5894921,01%
Adana
22°

AÇIK

12:53

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Çapar Kanat

Çapar Kanat

10 Kasım 2019 Pazar

Yazarımız Çapar Kanat Vefat Etti. Arşiv Yazılarını Okuyabilirsiniz…

Yazarımız Çapar Kanat Vefat Etti. Arşiv Yazılarını Okuyabilirsiniz…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KozanBilgi.Net yazarlarından, tarım ve özellikle çiğ süt üretimi için yıllarca mücadele vermiş Çapar Kanat 10 Kasım 2019 günü vefat etmiştir. Kendisine Allah’tan rahmet, kıymetli ailesine, sevenlerine ve okuyucularına sabırlar diliyoruz. Mekanı Cennet olsun.

Çapar Kanat‘ın naaşı Adana Ceyhan Üçdut Yeşilova Köyü‘nde yarın (11 Kasım 2019, Pazartesi günü) öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından defnedilecektir.

Merhuma Allah’tan rahmet, sevenlerine ve yakınlarına sabır dileriz.

Sayın Çapar Kanat’a ait arşiv yazılarını sitemizden okuyabilirsiniz.

Devamını Oku

Hangi Ürünü Gelecek Yıl Hasat Etmeli

Hangi Ürünü Gelecek Yıl Hasat Etmeli
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir atasözü var; Gelecek yılı düşünüyorsanız tahıl ekmeli, on yıl sonrasını düşünüyor iseniz ağaç dikmeli, elli yıl sonrasını düşünüyor iseniz insan yetiştirmelisiniz! Ama bunlar stratejik bir planlamanın eseri olmalıdır. Tarım ve gıda üretimi tesadüflere bırakılamaz!

Gelecek Yıl Hangi Ürünü Hasat Etmeli?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yukarıdaki soruya yönelik politikası görülmüyor!

Yurt dışına un ve unlu mamuller ihracatı olmaz ise ülkemiz buğday üretiminde kendine yeterli bir ülke. Pamuğu terk ettiren mısırda da öyle olsa da Türkiye Mısır tarımında önceliğini terk edip soya ve buğdaya ağırlık vermelidir. Soya tarımı yapılabilir alanlarda birinci ürün buğday ikinci üründe ise soya tarımını öne çıkarıcı destekleme politikaları düzenlemelidir. Soya hasat edildikten sonra geriye kalan sapları kalitesiz kaba yem olan tahıl saplarından daha kaliteli bir yapıya sahiptir. Kaliteli kaba yem açığının var olduğu ülkemizde soya tarım alanlarının yükselmesi hem bu alandaki kanatlı hayvanlardaki ve süt hayvanlarındaki kesif yem üretimine ham de kaliteli kaba yem açığının kapanmasına katkı sağlayacaktır.

Bir alanda bir ürün yerine diğerinin tarımı yapıldığında öncekinde bir açık çıkacağı muhakkaktır. Mısır yerine soya tercih edildiğinde kesif yem açığı oluşmayacaktır.

Ekim-Kasım hatta Aralık ayı ikinci ürün ekilen bölgelerde hem hasat hem de ekim, dikim aydır. İkinci ürünü hasat edenler veya birinci ürünü Haziran ayında hasat edip de üç dört aydır toprağı su olmadığından mecburen dinlenmeye bırakanlar için de işte önümüzdeki Ekim, Kasım, Aralık ayları gelecek yıl hasat edilecek ürünlerin ekim-dikim ayıdır.

Çiftçi ayçiçeği, pamuk, mısır birinci ürün ekecek ise Mart Nisan ayını bekleyecek buğday ekmemiş olacaktır.. Ayçiçeği, mısır, pamuğu birinci ürün olarak tarımını yapan o yıl buğdaydan nasibini alamayacak demektir. İkinci ürün alınabilinen bölgelerimizde iki ürün alabilmek için Ekim, Kasım, Aralık döneminde buğday tohumunu toprağa indirmek gerek.




İkinci ürün alınabilinen bölgelerde ikinci üründe pamuk tarımı da yapılabiliniyor ise de pamuğun geç yetişmesi ve hasadı sonbahar yağışlarına denk geldiğinden yağmur yiyen pamuğun elyafı kalitesizleşiyor ve fiyatını oldukça düşürüyor.

Yine ikinci ürün alınabilinen bölgelerde ikinci üründe mısır tarımı da yapılabiliniyor ise de mısır hasadı mevsim yağışlarına denk geldiğinden hasat makineleri yerlerin yağışlı, çamur oluşundan hasat yapamıyor. Taa, Ocak ayına kadar tarlalarda kalan mısırı ancak paletli makinelerin hasat yapabildiğini de geçmişteki örneklerde görebildik. İster Aralık ister ocak ayında yapılsın paletli veya lastik tekerli hasat makineleri ile hasat yapıldıktan sonra o tarlanın yeni bir tarıma imarı zor ve maliyetli oluyor ve dinlenme gerektiriyor ve o yıl dikim mevsimi geçtiğinden buğday tarımını imkânsız kılıyor. Artık maalesef mısırın arkasına tekrar mısır tarımı yapılabiliniyor. İkinci üründe mısır toprağı oldukça yoran bir bitkidir. Birinci ürün mısır tarım yapıldığında ise o topraktan bir önceki mevsimde buğday tarımı elde edilemeyeceğinin ifadesidir.

Gelecek Yıl Haziran da Buğday ve Eylülde Soya Hasat Etmeli!

Buğday

Uluslar arası piyasalarda buğday fiyatları kuraklıktan yükseliyor gibi gözükse de bu yükselişler bir önceki yıla göre göreceli, değişken yükselişlerdir. Son kırk yılın buğday (tahıl) fiyatlarının gerçek yükselişini; yükseltilen petrol fiyatları, petrolün, enerjinin kontrolünü elinde tutanlar tayin ediyor. Emperyal olmayan tüm geri kalmış veya geri bıraktırılmış ülkelerin çiftçileri, tüketicileri petrolü kontrol eden ülkelere bir nevi vergi veriyorlar.! Modern Çağ Vergisi! Buğdayın fiyatının 1970’li yılların başında 70 dolar olduğunu bir çiftçi olarak hatırladığımda şimdi ise neredeyse 400 dolarlara tırmandığını görmem gıdanın da petrol ve enerji gibi ele geçirilmek, kontrol edilmek  istendiği fikrine ulaşmak mümkün ve komple teorisi gibi gözükmüyor.

TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) önceki iktidarların stok miktarını aşamasa bile buğday da bu iktidar döneminde kendi rekorunu kırdığını görüyoruz. TMO bu yıl buğdayda 3 milyon ton stoka ulaştı. Kafi değil. 2013 yılı Haziran ayında başlayacak buğday hasadından önce 5 milyon tonluk stratejik bir stok miktarını hedeflemeli.  Önceki iktidarlar döneminde, son yirmi yılın en büyük stoku ise 5 milyon ton idi. Türkiye’nin bu yıl toplam buğday rekoltesi 21 milyon ton olduğu göz önüne alınırsa şimdiki stoklanan miktar toplam üretimin %  14’ü civarındadır. Gerektiğinde piyasayı regüle etmek için stoklanan bu miktar kafi değil ve sanırım buğdayda ithalat çözümüne güveniliyor.

Dünyanın en pahalı buğdayını üretiyoruz feryatları artık geride kalıyor. Buğdayda iç satış fiyatları ile ithal maliyetler arasındaki makas gittikçe daralıyor. Bu daralma tesadüfi değil. Gıda artık aslanın ağzına giriyor ve al alabilirsen.  Çok fazla değil birkaç yıl sonra ithali ile yerlisinin fiyatları denk gelecek. O zaman tarım ürünlerinde ithal ikame politikalarını çözüm sananların elleri böğürlerinde kalacak.

Birinci ve ikinci ürün dane mısırda verilen parasal destek kaldırılarak buğday tarımına aktarılmalıdır. Hem de bu buğday ekiminin yapılacağı bu mevsimde açıklanmalıdır. Çukurova da bu yıl birinci ürün mısır ekimi buğday rekoltesini düşürdüğü gibi sap saman fiyatlarını da yükselttiğini görebildik.

Devlet destek verse de vermese de çiftçilerimiz bu yıl buğday tarımını mutlak yapmalıdır. 2012 Aralık ayında bu da olmaz ise 2013 Ocak-Mart sürecinde buğday fiyatlarının 1 liraya dayanacağını tahmin ediyorum.

Soya

Amerikan soya üretiminde bu yıl yüzde 20 oranında bir düşüş yaşandığı belirtilirken Brezilya üretiminde ise yüzde 14 oranında bir artış bekleniyor. Geçtiğimiz yıl 66,3 milyon ton soya üretimi gerçekleştiren Brezilya’nın, bu yıl 83 milyon ton olması beklenen soya üretimiyle ABD’nin önüne geçeceği öngörülüyor. Ülkenin tarım bakanlığının da destek verdiği Brezilyalı soya üreticileri, fiyatlardaki artışı da göz önünde bulunarak büyük bir kar beklentisi içinde ekimlerini gerçekleştiriyorlar. Türkiye ise tam yerli soyanın hasat edileceği mevsimde gümrükleri indirerek yerli üreticilere, üretime darbe vuruyor. Halbuki soyada gümrükler indirilecek ise bu yerli soyanın bittiği Ocak ve Mayıs arasında bir takvimle gerçekleştirilebilinirdi.

Soya büyük baş hayvan yeminde % 5, kanatlı hayvan yemlerinde % 35-40 oranında kullanılıyor. Türkiye’nin soyada iç tüketimini yerli üretimi karşılamıyor. Dünya da soya üretiminin % 95’i ise gdo’lu üretimdir. Brezilya, Arjantin ve ABD de gdo’lu üretim serbest. Soyanın gdo’lusunu üreten ülkeler bunlar. Fiyat ve üretimi destekleme politikalarında fiyatlarını gdo’suz soya üreten ülkelerin altında tutuyorlar. Dünya tüketimi gdo’suz soya veya gdo’suz mısıra yöneldiğinde gdo’suz mısır veya soya fiyatları da artabiliyor. Hatırlanacağı üzere 2009 yılında ülkemizde ilk gdo yönetmeliği ile gdo yasaklanır gibi olunca gdosuz mısır fiyatları ithalinde % 5 artmıştı. Yerli ve gdo’suz soyayı ülkemizin üretmesi şart olup bu mümkündür.

GTH bakanlığının elinde genel bir toprak yapısı bilgisini kapsayan havza bilgileri olsa da bu yeterli değil. Soya ve bir çok endüstriyel ürün sebze ve meyve tarım ürünlerinde neyin ne kadar üretilebilirliğinin doğru tahminleri için havza değil ama havzalar için de  parsel parsel toprak yapısı bilgisini gerektiriyor. Parsel parsel toprak bilgisini elde etme devasa bir proje olup gdo’lu mısır ve gdo’lu soyadan kurtulmanın yolu böyle bir projenin gerçekleşmesi için kamu yönetiminin kolları sıvaması gerekir.  GTH Bakanlığı çaresizlik sendromu içinde! Bu sendrom soya tüketim açığı kapatılamaz şeklinde.   Türkiye pekala kendi üretim açığı  2-2,5 milyon tonu yerli ve gdo’suz soya üretimi ile kapatabilir.




Soya, baklagiller familyasından bir bitki olup mısıra göre çok daha az su ve sıcaklık isteyen bir bitkidir.

Şu ana kadar soya tarımının denenmediği bölgelerde de tarım il müdürlüklerinin soğuk bölgelerimizde gayretleri ile birinci ürün deneme tarımlarının yapıldığını görüyoruz. Soyayı veya mısırı birinci ürün olarak tarımı yapıldığı takdirde o parselden buğday elde edilmemiş demektir. Dolayısı ile soğuk bölgelerimizde buğday rekoltesi düşmüş olacaktır.

Soya iç piyasa fiyatları şu an tonu 1100-1200 Lira/ton civarındadır. Soya tarımının maliyeti de dane mısıra göre oldukça düşüktür.

Gelecek yıl ne hasat edilmesi gerektirecek ise tarımsal politikalardaki desteklemeler işte bir yıl önceden açıklanmalıdır ki çiftçi ne ekeceğini, ne hasat edebileceğini bilebilsin.!

Gelecek yıllar buğday ve soya yıllarıdır. Ama gdo’suz olmalı diyor isek yerlisi olmalı.

Türkiye de gdo’lu tohum ile tarım yasak, gıda maddelerinde gdo’lu ürün kullanımı yasak olsa bile;

Hayvan yemlerinde ‘’GDO YÖNETİLEMEZ ‘’ gerçeğini bir televizyon kanalındaki deşifre programı gösterdi.

Ülkemize ithal edilen gdo’lu soya ve mısır marifeti ile o soframıza giriyor. Farelerin ömrünü kısaltan gdo insan ömrünü kısaltmayacak mı?

Kafalar gdo’suz soya, gdo’suz mısır üretmeye değil gdo’lu soya ve gdo’lu mısır ithaline çalışıyor. GDO’da gerçekte verim artışı gerçekte yoktur, tarım ilacının az kullanımı demek değil, gdo’lu tohum vasıtası ile tohumun tekelleştirilmesi sonucunda çiftçilerin ve tüketicilerin uluslar arası modern vergilere tabii tutulmasıdır. Buna kim çanak tutuyor. O çanaktan kim, kimler besleniyor?..

https://groups.google.com/group/cigsutureticileri

Bu makale 9 Ekim 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Bakanlık Et Ve Süt Kurumuna Havanda Su Dövdürüyor

Bakanlık Et Ve Süt Kurumuna Havanda Su Dövdürüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ET ve Balık Kurumu’nun ismi ve Et Ve Süt Kurumu olarak değiştirildiğinde çiğ süt üreticilerinin umudu olmuştu. Ne de olsa yeni ismiyle kuruma çiğ süt piyasasına düzen verme görevi verilmişti. ESK bu görevi çiğ sütün fazla olduğu dönemlerde onu parasal teşvikle süt tozu yaptırarak fazla olan çiğsütü bu yolla piyasadan çekmekti. Süt tozu yoluyla piyasadan çekilen çiğ süt azalınca da fiyatı istenen – referans fiyat seviyesine gelecekti.

İş böyle iken şimdi duruma bakalım:
Bakan Çelik medyaya verdiği demeçte ‘’ ESK, 2016 yılında süt piyasasını regüle etmek amacıyla piyasadan aldığı çiğ sütü, süt tozuna dönüştürerek üreticilerimizin mağduriyet yaşamasına engel olmuştur.’’ diyor?

Şimdi öncelikle şu soruyu sormak gerekir: Et ve Süt Kurumu 2016 yılında çiğ süt fiyatlarına düzen verebildi mi, düzenleyebildi mi? Referans fiyat düzeyine getirebildi mi ? HAYIR.!! Sadece fazla çığlık atan, üretici temsilcilerinin ilçelerindeki üreticilerin çiğ sütleri referans fiyattan ESK tarafından satın alınarak mağduriyetleri giderilmiş oldu. ESK piyasayı düzenleyememişti.

ESK –BAKANLIK- UYGULAMA BAŞARILI İSE İCMALLER YAYINLANSIN !

Yazdıklarımız yanlış veya yalan ise Bakanlık kendi elindeki İCMAL ‘leri yayınlasın, hangi sanayici hangi bölgeden, süt birliğinden, kooperatiften kaç liradan çiğ sütü almış, uygulama sonrasında ESK ‘nın çiğ süt almadığı hangi bölgelerde fiyatlar referans fiyatlara getirilmiş KAMUOYU öğrenmelidir.

ESK nın fazla olduğu iddia edilen veya fazla olan çiğ sütün düşen fiyatlarını referans fiyat düzeyine çıkarmak için süt tozu yaptırarak fazlalığı piyasadan çektirmesi doğru bir politikadır, ama bakanlık ESK ya yanlış uygulattırıyor.

Bakan Çelik’e ‘’Efendim ESK 2016 yılında süt piyasasını regüle (düenlemek) etmek amacıyla piyasadan aldığı çiğ sütü, süt tozuna dönüştürerek ‘’ Çiğ süt fiyatlarını referans fiyatlar düzeyine çıkarttı ‘’ sözlerini söyleten hangi babayiğit bürokrat, genel müdür var ise kanıtlarını göstersin. Hayvancılık Genel Müdürlüğü sayın bakanın kanıtsız konuşmalarını hazırlamaktan başka sahi ne iş yapıyor.




Kanıt olarak ESK’nın süt tozu yaptırmak için sanayicilerin alımı bıraktığı ilgili süt birliklerinin, ilgili kooperatiflerin satış fiyatlarını referans fiyata getirdi ise buna piyasayı düzenlemek veya regüle etmek değil o birlik veya kooperatiflere ve üyelerine sadaka vermek demektir. Buna da ekonomide sosyal yardım deniyor, yani piyasa düzenlemesi değil.

ESK gerçekte 2016 da çiğ süt fiyatlarına düzen veremedi, sadece hangi süt birliğinin çiğ sütünü süt tozu yaptırdı ise ancak onun fiyatını kendi eliyle referans fiyat düzeyine getirdi, yani Türkiye piyasasına düzen veremedi. Türkiye piyasasına nasıl düzen verileceğini daha önce yazdık, yazmaya devam da edeceğiz.

ESK, yaptırdığı süt tozunu ihale ile de olsa teşvik indirimli bir şekilde VAHİM HATA olarak endüstriyel süt sektörüne satıyor.
Piyasaya düzen vermek demek piyasa düzeni manivelalarıyla piyasa oyuncularının kulağını çekmek demektir, ve bu imkan var iken çiğ süt alımını sahtekarca bırakarak piyasayı bozanlara indirim teşvikli süt tozu veriliyor. O da aldığı süt tozunu çiğ süt fiyatlarını indirmede kullanıyor.

Sevgili üreticilerimize, üretici temsilcilerimize TMO (Toprak Mahsülleri Ofisi) örneğini vereyim. Buğday Mısır fiyatlarını tüccar artırmaya kalkıştığı zaman veya piyasası yükselmeye başladığında TMO ‘ buğday ithalatı yapmaya başladığında TÜM YURTTA buğday fiyatları istenen seviyeye geliyor.

Böylece Buğday azlığından veya tüccarın stok yapmasından dolayı artan fiyat tüm yurtta regüle edilmiş oluyor?

Siz bakanlık olarak fiyatı düşen, düşürülen çiğ sütün fiyatını güya referans fiyatlara yükletmek için parasal teşvikli süt tozu ürettirip tekrar sanayicilere satarsanız çiğ süt – damızlık üreticisinin ayağına kurşun sıkmış olursunuz. Yani sanayicilerin üreticiden satın almadığı malı, FAZLA dediği malı tekrar devlet kaynaklarıyla ucuzlatıp kendisine vermenin adı nedir öyle ise ?
Sanayicilerden sahtekarları çiğ süt FAZLA diye almıyor, siz devlet olarak o malı, çiğ sütü süt tozu yapıp ihale ile de olsa onlara veriyorsunuz. Söyleyin ey üreticiler FAZLA olan mal ihale ile de olsa FAZLA diyenlere satılır mı ?

DEVLET TEŞVİKİ İLE ÜRETTİRİLEN SÜT TOZU NE YAPILMALI

Devlet teşviki ile ürettirilen süt tozu direkt olarak ET VE SÜT KURUMU tarafından yurt dışına ihraç edilmelidir. Yurt içine ihraç kayıtlı da olsa vermek piyasa düzeni açısından sakıncalıdır. Allah aşkına bu memlekette yok mu bir ekonomist bunları söyleyecek.

KAYNAK: www.alotarim.com

Devamını Oku

Süt Sanayicileri Üreticileri Feryat Ettirerek Bakan Çelik’ten İhracat Primi-Pastasını Koparttılar

Süt Sanayicileri Üreticileri Feryat Ettirerek Bakan Çelik’ten İhracat Primi-Pastasını Koparttılar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Faruk Çelik diyor ki, çiftçiye zulmetmeyin, çiftçiyi istismar etmeyin. Bunu derken çiftçiye zulmeden, çiftçiyi istismar edenler, çiftçiden satın aldığı çiğ sütün fiyatını çeşitli entrikalar ile düşüren endüstriyel süt sektörüne söylüyor.

Sanayiciler fiyat düşürerek çiftçiyi bağırtırarak Bakan Çelik’ten ihracat-primi pastasını koparttılar.
Süt tozunun stok maliyetini de Et ve Süt Kurumu’a yüklettirdiler.

Peynir, tereyağına parasal destek , süt tozu desteğine devam

çiftçi - süt- çiğ - tarım - gıda - hayvancılık - enerji bakanlığıSöylüyor, söylüyor da aynı sözlerin içinde ‘’ ilk kez süte bir destek daha verdik. Islak süt ürünlerinin ihracatını ilk defa teşvik kapsamına aldık. Yani peyniri ve benzeri ürünleri ihraç edenleri de bu destek kapsamına aldık. Madem bunu istismar ediyor birileri, Et ve Süt Kurumu bir müdahale kurumu, ama henüz birkaç aylık bir zamana ihtiyacı var. Süt fazlası olanlar, sütünüzü süt tozuna dönüştürün, Et ve Süt Kurumu olarak, Bakanlık olarak biz alacağız. Var mı başka yapan? Ne söyleyeceksiniz? Önümüzdeki bu 3-4 aylık dönem içerisinde buna desteği verin, biz sorunu çözeceğiz. Verdik desteği, yeterli değilse biz alıyoruz. Kimse üreticiyi istismar etmesin, mağdur etmeye kalkmasın. Biz o alnı ve eli öpülecek çiftçiden yanayız, yana olmaya devam edeceğiz.” Diyor.!

Bakanın söyledikleri şu anlama geliyor.

1- Süt tozu: Türkiye’ de üretilen süt tozunun devlet 2009 yılından bu yana tonuna Türkiye’deki maliyeti- dünya piyasası farkını ödemekte idi. 2015 yılında her ton üretilen süt tozuna 3000 TL ödenmekte idi. 2016 yılında 4500 TL ödenecek.
Et ve süt kurumunun süt tozunu üretenlerden alacak olması da şu anlama geliyor: 2015 yılına kadar süt tozuna ton başı teşvik alan firmalar satın aldıkları çiğ sütün parasını süt tozunu diğer sanayici ve ihracatçılara satana kadar stok maliyetini kendileri karşılıyordu, 2016 yılında Et ve Süt Kurumu üretilen süt tozunu hemen satın alacağı için süt tozu fabrikaları stok maliyetlerinden kurtulacak.




2- Peynir, tereyağı vb.yaş ürün ihraç edenlere ne kadar parasal destek verilecek.!
Bunda tonda süt tozuna verilen destek ve çiğ süt fiyatları referans alınacak. Bahse konu ihraç edilen peynir kaç kilogram çiğ sütten elde edildi ise çiğ sütün referans fiyatı düşülüp her 10 ton çiğ süt karşılığı yapılıp ihraç edilen peynire 4500 TL ihraç primi verilecek!

Örneğin; 6 kg çiğ sütten 1 kg beyaz peynir üretiliyorsa, 10 litre çiğ süt 1 kg süt tozu karşılığı olduğundan 60 ton çiğ sütten 10 ton beyaz peynir ihraç eden firmaya devlet ;60 ton çiğ sütün karşılığı 6 ton süt tozu ettiğinden 6×4500 TL = 27000 TL ihraç primi ödeyecektir.

Süt sanayicisi aldıkça doymuyor ve her aldıktan sonra yeni bir taviz-destek istiyor. Yukarıdaki desteklerden ihracat prim desteğini eski Bakan Mehdi Eker reddetmişti. Bunun üzerine Eski Maliye bakanı Mehmet Şimşek ve Başbakan eski yardımcısı Devlet Bakanı Ali Babacan’dan da istemleri sonuçsuz kalmıştı.

Bu sefer Hayvancılık Genel Müdürü Sayın Mustafa Kayıhan sanayicilerin eline ‘’koz’’u verince onlarda çiğ süt krizini yaratabildiler. O ‘’koz’’un ne olduğunu gelecek yazımda ele alacağım.

Sevgili Bakan sanayicilere diyor ki; ‘’çiftçiye zulmetmeyin, çiftçiyi istismar etmeyin ‘’diyor.

Sanayicilerin nasihata değil dizgine ihtiyaçları var. Beygirleri nasıl ki dizginler zapteder ise öylesine üreticileri korumak için adil bir şekilde kurulacak ‘’çiğ sütte piyasa düzeni ‘’ onları dizginler..

Kaynak: www.alotarim.com

Devamını Oku

TARIM BÜROKRASİSİ BAKAN FARUK ÇELİK’ E DİRENİYOR

TARIM BÜROKRASİSİ BAKAN FARUK ÇELİK’ E DİRENİYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarım Bürokrasisi yeni bakan olan Faruk Çelik’e direniyor.!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ nda gıda-tarım- hayvancılık alanından olmayan biri bakan olunca bu alanlardan oluşan bakanlık üst bürokrasisi bakana direnmeye başladı.

Bu direnişin birincisinde medyayı ikincisinde ise süt sanayicilerini kullanıyorlar.

Bu direnişin iki görünür delili var.

Birincisi, Bakan Faruk Çelik göreve gelir gelmez tarım bürokrasisi tarafından ulusal çapta yayın yapan basına yansıtılan şap hastalığı haberleri.

Canlı hayvanlardaki şap hastalığını sanki Faruk Çelik başlatmış gibi algı yaratılacak şekilde haberler ulusal çapta yayın yapan basına tarım bürokrasisi tarafından servis edildi.

Biz ne eski Bakan Mehdi Eker’ci ne de Faruk Çelik ‘çiyiz. GTH eski bakanı Mehdi Eker zamanında da şap hastalığı var idi, lakin yerel medya da yayınlanıyordu. Faruk Çelik Bakan olunca ulusal medyaya servis edilmeye başlandı.

Bu arada eski bakan Mehdi Eker’ de kafasını kaldırıp ‘’kıymanın fiyatını dondurmak ile olmaz, karkasın fiyatını dondurmak gerekir ‘’ şeklinde gazel okumaya başladı. Eski bakanın bir bürokratı ‘’ yahu sen neredeyse 10 yıl bakanlık yaparken bu söylediğini niçin yapmadın, Et ve balık kurumu vasıtası ile çiğ süte ve ete niçin piyasa düzeni kurdurmadın? demek yerine ‘’ bravo bakanım çok doğru bir tespit’’ diyor.!

Tarım Bürokrasisi Süt Sanayicilerini Kışkırtıyor!

Süt lobisi Bakanlık bürokrasisinde çok güçlü. Süt lobisi derken köylümüzün ürettiği çiğ sütün değil kutu sütün lobisini kastediyorum. Bu lobinin en güçlü bürokratını geçtiğimiz günlerde yeni bakan görevden almıştı, ama biri halen görevini sürdürüyor.!

Süt sanayicileri Bakan Mehdi Eker’in bakanlığı sürecinde ‘’Çiğ sütte fazlalık var ‘’ oyunları ile iki tane pasta kopardı. Biri fazla olduğu iddia edilen çiğ sütün piyasadan çekilmesi için parasal teşvikli süt tozu üretimi diğeri ise okul sütü projesi.. Bu iki pastanın koparılışı üç dört yıl geride kalınca geçtiğimiz yıllarda Sayın Mehdi Eker’ den yaş-yağlı süt ve süt ürünlerinin ( peynir, yoğurt vb) ihracatında parasal teşvik verilmesini istediler. Mehdi Eker ‘’tarımsal destekler kanunen ihracatta verilemez ‘’ şeklinde reddedince İhracat teşviklerini vb. düzenleyen Para Kredi Kurulu’ndan verilmesi için o zamanki Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’ e de başvuruları sonuçsuz kalmıştı.




Süt sanayicilerini bakanlık bürokrasisi eyleme geçirdi: ‘’Süt alımını bırakma- Fiyatları düşürme eylemi ‘’

‘’Süt alımını bırakma’’ derken gerçekte bırakmıyorlar. Kendi bırakıp hemen aynı gün bir aracı firma buluyorlar. Hani sanırız ve biliriz ki ‘’aracı’’ olunca fiyat- maliyet sanayicilere artar. Kazın ayağı öyle değil şöyle gelişiyor: Canlı bir örnek verelim:

Kırşehir de Ülker çiğ sütü 1,19 TL/Litre topluyordu. Korçelik denilen firmaya benim toplamayı bıraktığım yerlerden sen topla bana getir diyor. Ülker çiftçiden 1,19 TL/litre den almak yerine aynı fiyattan Korçelik’ ten yani taşerondan alınca çift taraflı kazançlı çıkıyor. Ülker çiftçiden direkt kendisi alınca nakliyeyi de ödüyor ve Ülker’ e 1,19 + nakliye şeklinde maliyet oluşuyordu. Araya aracı sokunca nakliyeyi aracı ödüyor, nakliyeye, kar marjına KDV’li fatura kesince Ülker KDV mahsubundan ve Nakliye maliyetini ödememekten dolayı kazançlı çıkıyor.

Aracı-taşeron Korçelik ise çiğ sütün fiyatını 85 kuruşa düşürerek alım yapmaya başlayınca gerçekte hem Korçelik’in kazancı hem de Ülker’in yaptırdığı nakliyenin bedeli, Kdv’nin mahsubu, sütün soğuk zincir olmasının bedeli (1,15 + 0,04) köylünün 85 kuruşa düşürülen alın terinden çıkıyor.

Bakanlık Ülker’e ‘’niçin çiğ süt fiyatlarını düşürdün’’ diyecek olsa ‘’ işte Korçelik’in bana kestiği fatura ! 1,19 TL’diyor ve fiyat düşürmedim diyor ve bakanlık bürokratları bakana ‘’ sanayiciler fiyat düşürmemiş , işte ispatı ‘’ şeklinde hem sanayicilerin bakan nezdinde gizli avukatlıklarını yapmış oluyorlar.

Eh, Ülker veya başka kutu sütçüler böyle fiyat düşürümünü başlatınca zaten okul sütü pastasından pay alamayan küçükler de fırsatı ganimet bilip yurt çapında çiğ süt fiyatları düşürülmüş oluyor.

Boşuna demiyoruz, okul sütü projesi değil okul ayranı- okul peyniri projesi uygulanmalı.

Sanayici çiftçileri Niçin bağırtıyor?

Sanayicilere devlet verdikçe doymuyorlar, daha fazlasını istemekte ısrarlılar. Öylesine muhterisler ki süt tozu parasal destekli projesi, okul sütü projesi ceplerini dolduruyor ama gözlerini doyurmuyor. Aldıkça, verildikçe bir müddet sonra daha fazlasını istiyorlar. Önceki bakan döneminde ihracata destek alamadılar, bu bakan döneminde de alamayacaklarını anlayınca satın aldıkları çiğ sütü direkt almayı bırakıp, dolaylı yoldan aldırdıkları aracılara da daha ucuza satın aldırarak çiğ süt fiyatını düşürmeye çalışıyorlar. Sorsanız , biz düşürmüyoruz, serbest piyasa düşürüyor ‘’ savunmasını yapmaktalar.! Fiyat düşürülünce çiftçi bağırmaya başlıyor.

Çiftçinin bağırdığını görenler duyanlar, neler oluyor diye sanayicilere, üretici temsilcisi görünümlü gerçekte sanayicilerin lobicilerine soruyorlar;

Sanayiciler; İhracatımız azaldı, iç piyasa daraldı, süt satamıyoruz, ihracatta yaş süt ve süt ürünlerine parasal teşvik verilsin, parasal teşvikli süt tozu üretiminden artık az para kazanıyoruz. Süt tozunu ürettikten sonra satılana kadar finans-stok maliyeti bize biniyor, Et ve süt kurumu süt tozu üretsin diyor.

Üretici temsilcisi görünümlü medyatik Mahmut Eskiyörük ‘ de sanayiciler ile hem fikir görüşler sunuyor kamuoyuna.

Velhasıl çiğ süt fiyatları düşürüldükçe, çiftçi bağırdıkça sanayiciler ihracat teşviklerine ve diğer isteklerine daha da yaklaşıldığını düşünüyor.

Bakanın Görevden almaları

Yeni Bakan Sayın Faruk Çelik, şu görevden alma işlemlerine biraz daha devam etmeli.

Hayvancılık Genel Müdürü Mustafa Kayıhan görevinden alınmalı yerine hayvancılıktan anlayan biri, çiğ süt ve ette piyasa düzeni kurabilecek bilgi ve yetenekte olan birisi de Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü’ne getirilmelidir.

Kaynak: www.alotarim.com

Çiğ Sütü Kaynatarak Yoğurdumu Evde Yapıyorum

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.