DOLAR 17,2381 0.1%
EURO 17,5779 0.12%
ALTIN 963,650,12
BITCOIN 3517331,14%
Adana
32°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:13

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

ÖNCER ÜNLÜ

ÖNCER ÜNLÜ

05 Temmuz 2022 Salı

    MAVRA: KÖFTE YUSUF’UN MACERALARI

    MAVRA: KÖFTE YUSUF’UN MACERALARI
    2

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    DUAYEN HOCANIN KALEMİNDEN

    ÖNCER ÜNLÜ

    Mavra; adı  üstünde, boş  vakitlerde  rahatlamak, gülmek, güldürmek, mizahı  en  ince  ayrıntısına  kadar  kullanmak   için  yapılan  sohbettir.  Günlük  hayatımızda, morallerimiz  bozuk olduğunda, ya da canımız  sıkıldığında  bunaldığımızda  azıcık  ferahlamak, rahatlamak  için  mavra  yapacak  yerler  ararız. Bazen  internet  sitelerinde  haberlere  göz  gezdirirken   çoğunlukla  iç  bayıltıcı  haberlerle  karşılaşıyorum. Harıl  harıl  gülmek, az da olsa dertleri  unutmak  için  mavra  yazıları  arıyorum.

    Meslek hayatımda  29. yıla  girerken  gerek  öğrencilerle, gerek  velilerle  ve  eğitimci  arkadaşlarla  gerçekten  trajikomik   olaylar  yaşadım. Bundan  sonra  hiç  olmazsa  haftada  bir  biraz  gülelim, kasvetli  ortamdan  uzaklaşalım  diye  elimden  geldiğince  siz  okurlarıma  mavra  tadında  sohbetler  aktaracağım. Umarım  beğenirsiniz…

    Bugünkü  mavramız  eski  öğrencilerimden  Yusuf’un  maceralarından  bir  tanesi. Yusuf , yaşıtlarına  göre  oldukça  kilolu  ve   algılaması  zor  olan  bir  öğrenciydi. İki  gün  içinde  arkadaşları  kendisine  ” Köfte ” lakabını  taktılar. Bir  ay  içinde  bütün  okul, öğrencisinden  öğretmenine, hizmetlisinden   velisine  Köfte  Yusuf’u  tanıdı. Yusuf,  sınıfa  girdikten  10 dk  sonra  yemeğini  ortaya  çıkarır  ve  iştahla  atıştırmaya  başlardı. Diğer  çocuklar  ders  yapar, kendisi  oralı  bile  olmazdı. Evden  getirdiği  yiyecekler  bitince  aynı  aslanlar  gibi  sınıfta  pusuya  yatar, kim  yerinden  kalkarsa  hemen  onun  yiyeceğinin  birazını  kapardı. Tek  yaptığı  bahçede  önüne  geleni  kovalamak  ve  gücü  yeterse  o  öğrencinin  yiyeceğine  el  koymaktı. Gerçekten  obeziteydi.  Çocuklara  ben  sizin  ” Köfte ” abinizim  bana  yiyecek  verirseniz  sizleri  korurum  diye  gezerdi.

    Birgün   bir  velimle  öğrencisinin  durumunu   sınıf  kapısının  önünde  görüşürken  içeriden  bağırış, çağırışlar  geldi. Ne  oldu  diye   baktığımda  Yusuf, elindeki  limonata  şişesini  yarım  ağız  içerken  sırasının  üzerine  dökmüş  ve  arıya  gitmesin  diye  pis  sıranın  üzerini  diliyle  yalarken; öğretmenim  bunlar  bana  pis  diyor  ama  ben  arıya  gitmesin  annem  duyarsa  döver  diye  yalıyorum  dedi. Ağlamakla  gülmek  arasında  gidip  geldim. Yusuf  hiç  oralı  değildi. Başlarda  Yusuf’un  hal  ve  hareketleri ,  göbeği  ve  tombul  yanakları  herkese  hoş  görünüyordu  ama  gün  geçtikçe  tabii  öğrenci, öğretmen, veli  şikayetleri  de  bana  gelmeye  başladı.  Aile  ilk  erkek  çocuk  diye  toz  kondurmuyordu  bir  yanda da cehalet  hiç bir  önerimizi  dinlemiyorlar  bir de  bizi  baskı  altına  almaya  çalışıyorlardı. Bu  arada  Köfte  Yusuf, yeme  içme  çalışmalarına  aralıksız  devam  ediyordu. Yusuf’un  limonata  olayından  sonra  üç  öğrencim  meyve  suyu  içmeyi  bıraktılar  nedeni  o  sahneyi  hatırlamaları  ve  midelerinin  bulanmasıydı…

    Yaklaşık  üç  ay  sonra  annesi  Emine  bacı  her zamanki  rutin  ziyaretlerinden  birine  geldi.  ” Hocam ” dedi  ben  bununla  ne  yapacağım ? Hayırdır  dedim. Akşam  matematik  çalıştırayım  dedim  karşıma  aldım. Yusuf, masadaki   tabakta  5 elma var  bunlardan  bir  tanesini  yersen  kaç  elma  kalır ? dedim. Yanıt  olarak  hiç  kalmaz  dedi. Emine  bacı  saf  saf  bunları  anlatırken  Yusuf’ta  annesinin  yanında  akşama  bumbar  yap  yoksa  eve  girmem  diye  kadıncağızı  tehdit  ediyordu. Yusuf  demiş  annesi; niçin  hiç  elma  kalmaz ? dedin. Yusuf  demiş ki ; hepsini  ben  yerim  kimseye  zırnık  vermem, tabii  bende  gülmeyi koyuverdim  bu  yanıt  karşısında.

    Bir gün  Yusuf  sınıfta  birden  ağlamaya  başladı. Kabız  olmuş  yapamıyormuş  illa  annem  gelsin  yaptırsın  diye  bağırıyordu. Tuvalete  aklı  başında  bir  öğrencimle  gönderdim  rahatlasın  diye.Bir  dakika  geçmeden  arkadaşı  geldi  öğretmenim  orda  bana sövdü  git  annem  gelsin  dedi. Bu  arada  sınıf  o  kadar  elinden  yılmış  ki  öğretmenim  işşallah  yapamaz, orda da ölür ,biz de  kurtuluruz  diyorlar. Neyse beş  dakika  sonra  annesi  geldi  tuvaletten  Yusuf’u  aldı  eve  götürdü. Devrisi  gün de  okula  gelmedi. Yusuf, devamlı  bumbar, köfte, şırdan, döner  yiye  yiye  bağırsaklarını  çalışmaz  hale  getirmişti.

    Sonra  ne mi  oldu ?  Okul  bitiminde  aşka  mahalleye  göçtüler de  biz  de  rahatlamış  olduk, çocuklar da bayram  ettiler. Yoksa  halimiz  haraptı… Aile  o  kadar  cahildi ki çocuğu  ne  doktora, ne R.A.M.’a ne de hastaneye  götürmediler  ama  gerçek  Yusuf, iyice  büyüyünce  iş  işten  geçmiş  olacak.

    Gelecek  haftaki  mavramız : “Sınıfta  öğretmeni  tıraş  eden  öğrenciler “

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.