DOLAR 17,2381 0.1%
EURO 17,5779 0.12%
ALTIN 963,650,12
BITCOIN 3517331,14%
Adana
32°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:13

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

ÖNCER ÜNLÜ

ÖNCER ÜNLÜ

05 Temmuz 2022 Salı

    NE İSTİYORLAR ? ” Y & Z ” KUŞAĞINI GERÇEKTEN TANIYORMUYUZ?

    NE  İSTİYORLAR ? ” Y & Z ” KUŞAĞINI GERÇEKTEN TANIYORMUYUZ?
    3

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    DUAYEN HOCANIN KALEMİNDEN

    ÖNCER ÜNLÜ

    Tüm  okurlara merhaba, belki  bundan  sonraki  yazılarımda  ağır  eleştirilere  hatta  küfürlere  maruz  kalabilirim. Açıkçası  umurumda  bile  değil. Benim  durduğum  yerden  benim  gördüğüm  şeyleri, gördüğüm  gibi  aktarmaya  çalışıyorum, bunu  yaparken de ” kim ne der ? okuyucu  okur mu, okumaz mı?  buna  takılmıyorum. Şunu  iyice  anladım ki  bu  ülkede  ağzına  geleni  söyleyen  köyün  delilerinin  fazlalaşması  gerek…  Anlayacağınız  mayınlı  sularda  bol bol gezeceğiz, çoğunluğun  pas  geçtiği  konuları  kendi  gördüklerimle  ele  alacağız.

    Şimdi  gelelim  bu  günkü  yazıma:

    Dünyadaki  araştırmacılar  ve  yazılı  ve  görsel  basın, sosyal medya  ( 1981 – 1997)  doğum  aralığında  dünyaya gelenleri  ” Y ” kuşağı, ( 1997 – 2011 ) yılları  arasında da dünyaya  gelenleri  ” Z ” kuşağı  olarak  kabul eder. Birçok  insan  kendi  çocuğunun  hangi  kuşakta  olduğunu  bırakın  ne  istediğini  bile  bilmez. Bayram  tatilinde  başta  kendi  oğlumu, yeğenlerimi  ve  onların  üç  arkadaşını  karşıma  alıp  oturttum. Hepsi de  yurdun  değişik  yerlerinde  değişik  üniversitelerde  okuyorlar. Toplam  altı  gençle  üç  saat  boyunca  konuştum  aklınıza  gelebilecek  her  konuda  sörf  yaptık. Ben bile  29 yıllık  bir  eğitimci  olarak  bilmediğim  ya da  eksik  hissettiğim  bir çok  konuda  aydınlandım  ve  tüm  gençlere  daha da  farklı  bakmaya  başladım.

    Gençler, sosyal  medya  (internet) aracılığıyla  dış  dünyayla  çok  çabuk  tanışıyor, onların  yaşantılarını, olanaklarını,  düzenlerini, kısaca  her şeyi  görüyorlar. Sonra da  sormaya  başlıyorlar  niye  böyle ? diye. Gençler  orada  doğru  düzgün  yemek  yerken, bizler  niçin  dönerin  içerisinde  tavuk  arıyoruz  diye  herkese  soruyorlar.

    Bence  en  önemlisi  eğitimsizlik katılın  ya da katılmayın  sadece  alfabeyi  öğrenmekle  eğitim  olmuyor  maalesef. İçinde  yaşadığımız  toplumun  çoğunluğu   hala  baskıcı, hurafeci, cemaatlere, tarikatlara  gönül  vermiş  onların  dediklerini  yapan  ve  kendi  akıllarını  kullanmayan  insanlar. Ya da  ailemden, atalarımdan   böyle  gördüm  böyle  gider  diyen  yurdumun  insanları…Burada  özellikle  iğneyi de biz  eğitimcilere de batırıyorum.  Bizlerinde  hem  ebeveyn  hem de eğitimci  olarak  hataları  var mı? Elbette  var.  Maalesef  ailelerin  çoğunluğu  aydınlanmak  istemiyor, yeniliği  kabul  edemiyorlar. Onlar  istese  bile  çevre  ve  mahalle  baskısı  dediğimiz  olay  ve  dedikodular  devreye  giriyor. Aile  ilkokuldan  itibaren  çocuğun  hayatını  kendi  çiziyor, ona  fırsat  tanımıyor, baskı  yapıyor.  Kendisi  okumamış, zar zor  bir  diploma  almış, kendi  arzu  ve  emellerini  çocuğun  üzerinden  gerçekleştirmeye  çalışıyor. Ben  doktor  olamadım; illa  sen  olacaksın ! Evladım  astronot  olmanı  istiyoruz ?  gibisinden  kurulan  bol  bol  cümleleri  her  yerde  duyuyoruz. Niye  böyle  peki; çünkü  aile  çevresine  hava  atacak  benim  çocuğum  burada, şu  bölümde  okuyor  diye. Çocuğu  karakterli mi  yetişmiş, vizyonu  çapı  var  mı  umurunda  bile  değil. Elbette  toplum da  bu  zaten  olan  da  gençlere  oluyor.

    Sayın  okurlar  hiç  araştırdınız mı  acaba? Dünyanın  gelişmiş  hangi  ülkesinde  sınava  giren  bu  kadar  öğrenci  var? Niye  var ? diye  soruyor musunuz ?  Sekiz  ayda,  okuma- yazma  öğrenemeyen  çocuğun  ailesi  isterse  sınıf  geçtiğini  biliyor  musunuz? Takdir  ve  teşekkür  belgelerinin  önüne  gelene  verildiğini  biliyor musunuz?

     

    Ülkemiz  maalesef  Sanayi  Devrimi’ni  yaşamamış  bir   tüketim toplumu  durumunda. Tek  bildiğimiz  benim  çocuğumda  üniversiteye  gitsin. Güzel  gitsin  de  hangi  nitelikli  üniversiteye? Neredeyse  bizim  köye  bile  üniversite  açılacak. Açılsın da  acaba   kaliteli  öğrenci  yetiştirecek  kaç  tane  donanımlı, vizyonlu, gençliği  iyi  okuyabilen, onlara  havadan  bakmayan ,kendisini  padişah, kral  zannetmeyen  kaç  akademisyen  var? Öğretim  üyelerinin  bir  çoğu  bile  işini  severek  yapmıyor.  Bir  çoğunun da pedagoji  dersleri  aldığına  inanmıyorum.  Nereden mi biliyorum? Ben de üniversite  okudum da  ondan.

    Üniversitelerin  bir  çoğunun  binası, öğretim  üyesi , ekipmanları, alet ve edevatları  yok  ya da  çok  eksik  ama  sağ olasıca  siyaset  her  yere  tekel  bayii  gibi  açmış. Alt  yapı  yok, para  yok ,nitelikli  insan yok. Sonra  gel  deki  :” Bu  gençler  ne  istiyor? Niçin  mutsuz ? ”

    Gençler, mutsuz. Niçin? Sosyal  medya  ve  hayat  o  kadar  çok  farklı ki. Kendilerine  toplumda  bir  yer  bulmak  için sigaraya, alkole  başlıyor, arkadaşından  geri  kalmamak  için  etiketi  olan  giysilere  yöneliyor, isim  yapmış  cafelere  barlara  oturuyor. Yüzde   80’nin de  bir  kompleks  var  çünkü. Okulu  bitirince  ne  olacağım  diyor. Örneğin   ” Arkeoloji ” bölümüne  girmiş, mezun  olunca  nerede  çalışacak ?    Ya da  Anadolu’nun  bir  küçük  üniversitesinde  mühendislik  okuyor ; ama okul  hayatı  boyunca  bir  tane  profesör  görmeden  mezun  oluyor.  Sonra da  gel  bu  gençlerden  başarı  bekle.

    Üniversite  öğrencisinin  zaten  en  temel  sorunu  barınma  ve  beslenme. Kalabalık  yurt  odaları, yemekhanelerde  çıkan  rezil  yemekler. Kaç  öğrenci  her  öğünü düzgün yiyor  ya da günde  üç  öğün  yiyor mu acaba ?  Devlet  komik  rakamlardan  oluşan  kredi  veriyor, okul  bitince  öğrenci  iş  bulamadan  faiziyle  geri  ödemesini  istiyor. Öğrenci  ev  tutmaya  çalışıyor orda da devreye  benim  misafirperver, müslümanlığın  tüm dediklerini  yapan  yurdumun  ev  sahipleri  çıkıyor. Tabii  gerçek  samimi dürüst  ev  sahiplerini  tenzih  ediyorum  az  da  olsa  var. Çocuklara  zaten  potansiyel  suçlu  ya da  sahtekar  olarak  bakıyorlar, fahiş  kiralar, geri  verilmeyen  depozitolar  neler  neler… Sanki  ev  kiralamıyor  gençleri  esir  alıyorlar  hizmetlerine…

    Gençler, parasızlık  yüzünden  doğru  dürüst  müzik,  tiyatro, sinema  etkinliklerine, gidemiyorlar, kitap  okumakla  alakaları  yok, herhangi  bir  hobiyle  uğraşacak  ne zamanı  ne  gücü  var. Yurt dışına  gittiğim  gezilerde  rehberlere  mutlaka  sormuşumdur  gençliği. Yanıt  bir  çoğu  tatillerde  çalışıyor, harçlıklarını  çıkarıyor,  tren  kullanarak  çevre  ülkelere  geziye  gidiyorlar, yaşadıkları  çevredeki  her  türlü  etkinliklere  katılıyorlar.  Tek  fark  nedir ? Orada  her  aile  çocuğum  mutlaka  üniversiteye  gitsin  demiyor.

    Tüm  toplumda  olduğu  gibi  üniversite  gençliği  arasında  da  aşırı  kutuplaşma  var. Herkes  her  konuda  konuşma  hakkım  var  zannediyor, bu  nedenle  gerçeği  görse  de  kabul  etmeye  yanaşmıyor. Bir de  ailelerin, akrabaların, komşuların  birbirlerinin    çocuklarını  kıyaslamaları  ve  bun  da  açıkça  gençlere  söylemeleri  işin  tuzu  biberi  oluyor  maalesef…

    Bu  ülkede  siyaset  uğruna  her  şey  değerini  yitirdiği  için  benim  gençliğin  sorunlarının  yüzde  yirmisinin  bile  düzeleceğine  dair  umudum  yok. Dokuz  yaşında  camiyle  tanıştım. O  günden  beri  tek  değişmeyen  şey  her  yerde , her  camide  ; Cuma  ve  bayram  günleri  ” camiye  yardım, camiye  yardım ” anonsları. Bunca  yıllık  öğretmenlik  hayatımda ” Bir  gün  okula  yardım  edelim . ” cümlesini  duymadım. Gerisi  size  kalmış.

    Sonuç  olarak ; ” Gençlik ” aslında  mutsuz  değil,  onların  sorunu  ” UMUTSUZ ” olmaları  ve  düzeleceğine  zerre  kadar  inançlarının  olmaması…

     

     

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.