DOLAR 9,3186-0.15%
EURO 10,86290.08%
ALTIN 532,330,49
BITCOIN 5825002,57%
Adana
27°

AÇIK

15:55

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Şeref Işık

Şeref Işık

28 Eylül 2014 Pazar

Anıtkabiri ziyaret ettik

Anıtkabiri ziyaret ettik
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kozan Sancak Gazetesi adına davetli olarak katıldığımız MHP’nin aday tanıtım toplantısı öncesinde Anıtkabiri ziyaret ettik.

Ankara’da olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yattığı Anıtkabiri ziyaret etmeden olmazdı.

Günlerden Pazar, hava açık ve tatlı bir Sonbahar günü. Biz de beş arkadaş bir olup bir taksi ile Anıtkabire gittik.

Resimlerde olduğu gibi, televizyonda göründüğü gibi değil; gerçekten büyük ve ihtişamlı bir yapı idi Anıtkabir.

Önce müzesini bir gezelim dedik. Müze girişinde birkaç resim çektik. Girişten sonra resim çekmek yasaktı. Makinemizi almadılar; ama, kibarca uyardı görevliler. Biz de kurallara uyduk, resim çekmedik.

Uzun uzun koridorları, koridorlardaki anıları özümsemeye çalıştık.

Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşını yeniden yaşadık, yeniden kurduk cumhuriyeti kafamızda.

Bir başka güzel Ata’nın kendi sesini yanı başında dinlemek.

Mozolenin beş metre altında yattığı esas mezarın ihtişamlı kapısına kadar vardık. Kapı kapalı, giriş yasak; ama, içerisini hareketli olarak gösteren görüntülerden yattığı yeri gördük. Osmaniye ilinden gelen özel renkli mermer ile kapalı kabrin etrafında tüm vilayetlerden ve KKTC’den gelen toprakların konduğu pirinç vazolar dizilmişti.

İnsan bambaşka duygular yaşıyor, çok şeyler canlanıyor kafasında.

İstemeyerek de olsa bir ucundan girdiğimiz dehlizlerin diğer bir ucundan çıktık.

Mozolenin bulunduğu Anıtkabir bölümü bir başka ihtişamlı. Buralarda resim çekmek serbest olduğu için bol bol resim çektik.

Eşsiz bir insanın kabrinde olmanın ötesinde, Anıtkabirin güzelliğine, heybetine hayran olmamak elde değil.

Grup grup gezenler, el ele tutuşanlar, Anıtkabirin her bir köşesine yetişmek için yarışanlar, kadınlar, kızlar, çocuklar, gençler, yaşlılar vardı.



Heyecanla dolaşan Romanlar, başı açıklar, türbanlılar vardı.

Rehber nezaretinde öbek öbek turistler vardı.

Kucağında bebesiyle gelen anneler, koltuk değneği ile merdivenleri tırmananlar vardı.

23 Nisan Kulesi ile Mîsâk-ı Millî Kulesi arasından girdiğimiz Anıtkabirden  Aslanlı yola çıkan Mehmetçik Kulesi ve Zafer Kulesine doğru yöneldik.

Yine muhteşem bir görüntü.

Aslanlı Yol ana baba günüydü.

İnsanlar akın akın Anıtkabir’e doğru yürüyorlardı.

Adım adım, sindire sindire yürüdük Aslanlı Yoldan.

İstıklal ve Hürriyet Kulelerine gelince dönüp bir daha, bir daha baktık.

Veda zamanıydı artık.

Yavaş yavaş Arena’ya doğru inerken mutlu bir tebessüm vardı.

Görenlerimizin tekrar, görmeyenlerimizin de ilk defa görmüş olmanın verdiği haz vardı gönlünde.

Şunu gördük ki, tüm yok etme mücadelesine rağmen insanlar Atatürk’ü seviyor.

Atatürk’ü seven kim olursa olsun “Ne mutlu Türk’üm diyene!” demekten çekinmiyor.

O zaman haydi bir daha;

Ne mutlu Türk’üm diyene!..

Haydi bir daha;

Varlığım Türk varlığına armağan olsun!..

Devamını Oku

Bakan bakmadan geçti

Bakan bakmadan geçti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Seçim öncesi açılışları start verdi.

Bu hafta bakanımızdan, haftaya başbakanımızdan.

İşsizlik şampiyonu Adana’nın şampiyonluğunu elinden almak için.

Bir de sağlık kampusu temeli atılacak başbakan tarafından.

İçin de her derde deva var.

Ruh sağlığı bile içinde olacak.

Sabret halkım sabret…

Kurttepe doldu taştı, sabret yenisi yapılacak.



Valimiz söyledi, bakanımız teyit etti,

On dokuz trilyonluk yatırım yapılmış açılan on tesise.

Tam kapasite ile hizmete geçerlerse dört yüz atmış istihdam;

Bu hızla şampiyonluk zor gider!

 

Ne de olsa bakan gelmişti, hem de Tarım Bakanı.

Ülke neler yaşamadı onun gününde.

Tarım ülkesinde hayvan mı ithal etmedik,

İpin ucunu kaçırmışız bu sefer de saman mı ithal etmedik.

Pancara kota mı koymadık,

GDO’lu mısır mı almadık.

Kuş gribi diye kümesleri viraneye döndürdük.

Sahi o pirincin akıbeti ne oldu?

Neler gördük neler.

 

Kalabalık bir medya ordusu katılmıştı açılışa.

Zaman zaman resim çekmekte zorlandık birbirimizi ezmemek için!

Açılış faslından sonra parti binasına, oradan da belediyeye.

Biz sanıyorduk ki bakan bir yerde bize de bakacak.

Biz de sorularımızı soracaktık.

Boşa koşmuşuz peşinden,

Bakan bakmadı bile.

 

İçimde ukde kaldı.

“Acaba, Sayın Bakan ülke hayvancılığının durumunu nasıl buluyordu?

Bölgemizde yemin kilosu 840 kuruş, sütün litre fiyatı 650-1000 kuruş. Kaç kilo yemden kaç kilo süt çıkıyor? Cevabını biliyor muydu acaba?

Devlet, 6000 TL’ye faizsiz kredi ile vatandaşa inek verdi; ama, vatandaş bu ineği aldığı gün değeri 3000 TL’ye düşüyor.

Faizsiz kredi desteği, yüzde yüz faize dönüyor.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”

Diyemedim…

Bakan bakmadan geçti gitti.

“Üstelik buna rağmen et fiyatları da pahalı.”

Diyecektim olmadı.

Bakan bakmadan geldi geçti…

Devamını Oku

On üç bin oy, on üç aday

On üç bin oy, on üç aday
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Torosların İncisi şirin Feke ilçesinin köylerle birlikte yaklaşık on üç bin seçmeni var. Son seçimlerde ki oy dağılımı ise şöyle;

AKP    5469

MHP    2888
CHP    1158
DP      1144
DSP    348
SP      264
BBP     231
İP       136
ANAP  48
TKP    41
EMEP  30

Bu güne kadar Feke’de iktidardan belediye başkanı seçilmemiş, bir seçilen başkan ikinci defa üst üstte seçilememiştir.

İlçe merkezinin yaklaşık üç bin seçmeninden bin dört yüzünün oyunu alan MHP’li Ahmet Sel, son belediye başkanıdır. Sosyal Demokrat seçmenin çoğunun oyunu da alan Ahmet Sel, tüm beklentileri ve kötü yorumları alt üst ederek beklenenin çok üstünde bir performans sergilemiştir. Oy veren vermeyen, iktidarı muhalefeti Ahmet Sel’in başarısını takdir etmektedir. “Gelmiş geçmiş en başarılı belediye başkanıdır” diyenler de var. Bu sebeptendir ki yakın zamana kadar Ahmet Sel’in karşısına adayım demeye kimse cesaret etmemiş. Taaa ki, yeni Büyükşehir Belediye Yasası çıkana kadar.

Büyükşehir Belediye Yasası ile birlikte ilçe belediye başkanı seçiminde bundan sonra tüm köylerin oy kullanacak olması ve ilçenin toplam seçmeni üzerinden değerlendirme yapılacak olması siyaseti iyice ısıttı Feke’de. Bu durum, Ahmet Sel’in karşısına çıkma cesareti gösteremeyen iktidara mensup adaylık düşüncesi taşıyanların iştahını kabarttı. AKP’nin Feke’de köylerde dahil toplam 5469 oyu vardı. MHP’nin ise 2888. CHP’nin tamamı da verse yine yetmez, 4046 eder. Diğer partilere dağılan 2242 oy belki de sonucu belirleyecek.



İşte bu matematik hesapları başkanlık hayali ile yanıp tutuşan bundan önce başkanlık yapmışının, seçime girip kaybetmişinin, ticari kaygıları olanların, iktidara yakın durmak isteyenlerin, “Yaaa! Filan oluyor, benim ondan neyim eksik” diyenlerin, elinde ki ile yetinmeyenlerin, kendini dev aynasında görenlerin, ufukta ikbal bekleyenlerin peşrev çektiği güreş meydanına döndü. Şu anda Feke’de ismi dolaşan on üç aday adayı var AKP’den. On üç bin seçmen, on üç aday adayı.

İçlerinde “Ben ülkücüyüm amma AKP’den adayım” diyenler de var.

İki parti arasında ki yüzde elliye yakın oy farkı AKP’lileri öyle havaya sokmuş ki, “Biz köylerin oyu ile kim aday olursa olsun kazanırız. Hatta adaya gerek yok ceketimizi koysak seçimi alırız” gibi iddialı söylemlerde bulundukları dilerde dolaşmaktadır.

Ve hatta, bu oy farkı ile “Eşeği koysan eşek de kazanır” diyenler de var.

Görelim Mevlam neyler?

Neylerse güzel eyler.

Fekeliler yine iktidardan başkan seçmeyecekler mi?

İki dönem üst üste seçmeme geleneğini bozacaklar mı?

Milletin efendisi köylüler efendiliklerinin son gününde (!)  cekete oy verecekler mi?

Bekleyip göreceğiz…

Devamını Oku

Belediyeler görev başına

Belediyeler görev başına
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yasalar o ülkede yaşayan tüm insanların sağlığı, refahı ve güvenliği için çıkartılır.

Ülkemizde de öyledir sanırım!

Ama, ülkemizde çıkartılan her yasadan sonra bir de yasa sorunları çıkar.

Artık iktidarı, muhalefeti yaşanan her yasa sorunu ile karşılaştıkça önerge verir.

Ve böylece çıkan yasa defalarca delinir.

Demem o ki, insan sağlığını ön planda tutan bir yasa var.

Gıda Güvenliği Yasası.

Hem içinde bulunduğumuz Ramazan ayının vazgeçilmez gıdası,

Hem de yayla sezonunun vazgeçilmez  mangal keyfi.

Olmazsa olmazımız et.

Kırmızıdır, beyazdır fark etmez.

Yasaya göre et, şartları uygun mezbaha hanelerde  uzman veteriner hekimler kontrolünde kesilmeli.

Çünkü bu etleri insan tüketecek,

Yani biz.

Yöremiz Kozan, İmamoğlu, Feke, Saimbeyli ve Tufanbeyli ilçelerinde yaklaşık toplam iki yüz elli bin nüfus yaşamaktadır.

Bu nüfusun da yasalara göre sağlıklı et yeme hakkı var.

Bu beş ilçede elliye yakın veteriner hekim olmasına rağmen yaptığımız araştırmaya göre  yasal şartlara haiz bir tane mezbaha hane yok maalesef.



Bu iş belediyelerin görevi değil mi?

Bu işin bir yüzü.

Bir de öteki yüzü var.

İlçe merkezlerini geçtik,

Horzum’da, Savruk’ta, Acaryayla’da, Bayraklı Kuyu’da, Göller’de, İnderesi’nde, Tapan’da, Maran’da, Çataloluk’da, Ayvacık’ta, Pağnık’ta, Obruk’ta binlerce yaylacı var.

Bu insanların doğal olarak et yemeye ihtiyacı var.

Buralarda da bu işi yapmaya çalışan kasaplar var.

Eti Et-Balık Kurumundan alıp getirse bir türlü, getirmese bir türlü.

Getirse maliyet tavan yapar,

Getirmese meslek hayatını bitirecek ceza ile karşı karşıya.

Ey yasa koyucular!

Ey yasa uygulayıcılar!

Gelin bu işi esas sahibine sorun.

Gelin bu işi esas sahibine yaptırın.

Bu iş belediyelerin işi değil mi?

Binlerce kasabı zor durumda bırakacağınıza bu işi yapmakla mükellef belediyelere bir yaptırım uygulayarak, onlara da maddi manevi destek olarak, sağlıklı mezbaha haneler yapmalarını ve buralarda uzman veteriner hekimler çalıştırılmasının sağlanması zor iş mi?

Yasa ne için çıkartılıyordu,

O ülkede yaşayan tüm insanların sağlığı, refahı ve güvenliği için değil mi?

Hadi o zaman.

Devamını Oku

Atı alan Üsküdar’ı geçmiş!..

Atı alan Üsküdar’ı geçmiş!..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hükümet Oslo’da PKK ile görüştü.

Hayır görüşmedik. Bunu ispat edemeyen şerefsizdir.

İspat etti şerefliler.

Biz görüşmedik, devlet görüştü.

Devleti kim yönetiyor?

MİT zaten yıllardır görüşüyor PKK ve terörist başı ile.

Bu kısır tartışmalar ile gündem oluşturulurken atı alan Üsküdar’ı geçti bile.

Her şey istenilen şekilde tıkır tıkır yürüyor.

Suriye’de hemen burnumuzun dibinde Rojawa’da PYD bayrağı dalgalanıyor.

Burnumuzun direkleri sızlıyor.

Midemiz bulanıyor görünen köyden.

BDP eş başkanı, “70-80 yıldır Irak, Suriye, Yunanistan, Bulgaristan komşunuzdu. Şimdi Kürdistan komşunuz olacak diye niye kıyamet koparıyorsunuz” diyebiliyor serbestçe artık.

Pis ellerinde kırk bin çoluk çocuk vatandaşımızın, Mehmetçiğimizin, polisimizin kanı olan terörist başının serbest bırakılma senaryoları yazılmış çoktan.

Sözde bağımsız Avrupa çakallarından oluşturulacak bir sağlık heyeti isteyen PKK, sevgili hükümetimizin sağlık kuruluna bile inanmıyor.

“Sözde sağlık raporunu açıklayın” diyerek yaygara koparıyorlar.

Akil adamlarınızın içinde hep şarkıcı, artist ve yalaka doluydu.

Yok muydu birkaç akil doktorunuz, salıverecek apo’yu?

Çıkmış hükümetin başbakan yardımcısı, “BM Suriye’de ölü sayıcısı” diyor.

Hani dünya lideri başbakanınız?



Hani tarihte ilk defa BM geçici daimi temsilciliğine seçilerek dünyayı fethettiğini sanan hükümet?

Yüz bin sığınmacı olabilir dediğiniz şu aşamada resmi rakamlar altı yüz bine dayandı.

Tamam insanlık yapıyoruz da bunun sıkıntısını çeken kim?

Fakir fukara, garip gurabanın nafakasına ortak oldular resmen.

Zorlu Grubunun kırk bin poşetine talim mi edeceğiz gene?

İktidar PKK’nın ekmeğine yağ, bal, reçel, kaymak ne varsa sürmeye devam ediyor.

Türk’ün bekası için savaşanların isimleri bir bir silinirken, Kürdistan’ın yıllardır temelini atmaya çalışanlar bayraklaştırılıyor ülkemizde adeta.

Uludere ile yatıp Uludere ile kalkıyoruz hamdolsun.

Vatan hainliği ile eşdeğerde olan kaçakçılığı, üstelikte PKK adına yapılan kaçakçılığı meslek edinen çapulcular sanki devletten izin almışlar da kaza kurşununa kurban gitmişler gibi lanse edilerek ilahlaştırılıyorlar.

Şehidime layık görülmeyen tazminatlar ödeniyor PKK çakallarına.

Barzani’den para akıyor petrol yerine Uludere’ye.

Ben vurmadım, o vurdu.

Ben izin vermedim, o verdi.

Bırak şu “Abi ben yapmadım” ayaklarını.

Hani sen bu hükümetin, bu devletin başıydın.

Senden habersiz bir kuş uçmaz, kervan geçmezdi dağlarından.

Adam gibi dur bu doğru yaptığın işin arkasında.

Kalan birkaç paşayı da kurban verme yamyamlara.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.