DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BITCOIN 5894921,01%
Adana
22°

AÇIK

12:53

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Şükrü Işık

Şükrü Işık

10 Ocak 2017 Salı

HAYIR’DA HAYIR VARDIR!

HAYIR’DA HAYIR VARDIR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Görünen o ki önümüzde bir referandum süreci var. Meclis, vekiller, medya dâhil tüm etken birimler şimdiden referandum konusunda algı operasyonuna başladılar.

Gelinen nokta ülkesini seven herkese şapkayı önüne koyarak düşünmek, sağduyulu karar vermek, hırçınlıklara kapılmadan ama taviz de vermeden kararlı bir duruş sergilemek zaruretinin hâsıl olduğu gerçeğini idrake zorladı…

Normal şartlarda referandum kabul oyu çoğunluğu ile sonuçlanır…

Biraz bilgisayar programı marifeti, biraz devlet gücü etkisi, biraz algı operasyonu biraz da makarna, kömüre geleceğini ipotek edecek şuursuz seçmen kitleleri.

Referandumda çıkacak EVET anayasayı değiştirecek.

Referandumda çıkacak EVET başkanlık sistemini getirecek.

Referandumda çıkacak EVET eyalet sistemini getirecek.

Referandumda çıkacak EVET ülkeyi bölünmenin eşiğine getirecek.

İç savaş provalarının yapıldığı, şehitler kervanın sıradanlaştığı karanlık geleceği kâbus gibi karışımıza dikecek.

İlk iki şık kesin olacak, üçüncü şıktan itibaren Amerika – Rusya ilişkilerinin gidişatına göre şekillenecek.

Şu an Amerika’nın şımarık, fütursuz dış politik hamlelerine karşı Rusya kozunu kullanarak dengeyi sağlamaya çalışan iktidarın yarınlarda olası gelişmelere karşı ne tavır takınacağı bilinmiyor.

Eğer Amerika’ya yatarsa tüm şıklar geçerli hale gelecek. Eğer Rusya ile dirsek teması devam ederse, bu işe Amerika ne diyecek, nasıl bir şekillenme olacak hep birlikte göreceğiz.

Şu an fiilen bir Dünya Savaşı yaşanıyor. Savaşın merkezi İslam ülkeleri toprakları olup, ikiz kuleler provokasyonu ile tetiğe basan Yahudi emperyalizmi Afganistan işgali, Irak Saddam operasyonu, Libya Kaddafi operasyonu, Mısır, Lübnan, Suriye iç savaşları derken güney sınırımıza kadar gelen sıcak çatışmalar.

Ülkemizde son yıllarda EYP’ler, canlı bombalar, ağır silahlarla yapılan suikastlar, katliamlar. Onlarca asker, polis sivil katliamının sıradanlaştığı günümüz…

Âcizane düşünen, okuyan, inceleyen bir memleket sevdalısı birey olarak ileriki günlere bakmaya çalıştığımda her gelen günün bir önceki günü aratacağı günlere doğru gidiyoruz…

Tedbir, sağduyu, sabır, uyanık olma, tezgâha gelmeme vs vs gibi teorik terapilerle nereye kadar gideriz bilemiyorum.

Film nerede kopar, sabır taşı ne zaman çatlar, kıyamet nedir ve ne zaman kopar kestiremiyorum.




Bildiğim net bir şey var!

Referandumda EVET çıkarsa ileriki günler çok kötü kâbuslarla dolu olacak.

Referandumda EVET çıkarsa yıllardır ülkemizde ihtisas yapan dış güç ajanları ülkeyi kan gölüne döndürecek!

İşin siyasi yönünü bir tarafa bıraktım. Siyaset üstü bir noktadan olaylara baktım. Şunları gördüm. Anadolu bir büyük gemi. Hepimiz bu gemideyiz.

15 yıldır tek başına iktidar olan AKP geminin yanmasına sebep oldu. Gemi yanıyor. Gemi batacak. Yangını söndürmek şart. Önce yangını söndürmek lazım. Sonra yangını çıkarana hesap sormak lazım. O nedenle içinde bulunduğumuz açmazlardan kurtulana kadar bir MİLLİ MUTABAKAT HÜKUMETİ ZARURETİ var diye düşünüyorum.

Acilen, ön şartsız, akademisyen destekli bir AKP-CHP- MHP milli mutabakat hükumeti kurulmalı.

Kayıtsız şartsız, pkk terörünü lanetleme gibi milli mutabakat şartlarına uyma kaydı ile teklif nezaketen HDP’ye de yapılmalı, (ki kabul etmeyeceği kesin) ret cevabı alınırsa yasalar tavizsiz uygulanmalı, parti kapatılıp, tüm terör destekçileri gerektiği muameleye tabii tutulmalı. Şekli, şartları bilinenden çok ayrı olan ve fiilen devam eden 3. Dünya Savaşında Milli Mutabakat Hükümeti ile, milletin %100 ünün desteğini almış bir iktidarla vaziyet almalıyız.

Anayasa değişikliği, başkanlık sistemi gibi zamansız, gereksiz tartışmalı ortamlardan ülkeyi bir an önce kurtarmalıyız.

Referandumda HAYIR demeli, ben yaptım oldu mantığındaki AKP iktidarı ve Erdoğan’a şapkayı önüne koyup düşünmeye sevk etmeliyiz.




Referandumda HAYIR demeli ve milletin üzerindeki ölü toprağının kalkmasına ortam hazırlamalıyız…

Hayır’da Hayır Vardır!!!

Hayır derseniz diktatörlüğe doğru giden sisteme dur demiş olursunuz!

Hayır derseniz MHP ve AKP’de liderlerin despotluğuna karşı bir direnç oluşması adına özgüveni yakalarsanız.

Hayır derseniz Atatürk’ün partisinin kurucusunun 6 umdesine samimi bir şekilde sahip çıkan, milletin tamamını kucaklayan, iktidara talip bir parti olması yolunda bir ışık oluşturabilirsiniz.

Kısaca HAYIR derseniz canım ülkemin şehitsiz, kavgasız geleceğine bir adım atmış olursunuz!

Hayır’da Hayır Vardır!

ŞÜKRÜ IŞIK

Devamını Oku

P.K. 546….

P.K. 546….
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEHMET HAYATİ ÖZKAYA
İDEALİST BİR NESLİN HİKAYESİ…..

Ötüken Neşriyat Ekim 2016…

Elimde pimi çekilmiş bir el bombası gibi belki de bir demet kır çiçeği gibi duran bu kitap 192 sayfa, bir solukta okunu verecek cinsten bir kitap…
Neticeten aynen öyle yaptım… Bir solukta okudum da…
Okurken ağladım… Her satırından yaşanmışlığımızın olduğu yıllar bir film şeridi geldi geçti satırların arasından…
Okumaya ara verdim maziye daldım…
Tekrar okudum …
Yıllar sonra çok yanlış bildiğim dip notların doğrusunu öğrenmenin şaşkınlığını yaşadım..

p-k-546_2

Kitabı hakkıyla yorumlamaya kalksam kitap kadar yazmam gerekir… O nedenle beynimden geçen dalgaları özetleme butonuna basarak yazacam…
Önce şunları hemen ifade edivereyim
1- Bu kitap bir profesyonel senaristin süzgecinden geçirilerek film yapılmalı… Ana eksen bu kitap olmak üzere 1977- 1980 arası Adana ve yaşanmışlıklar…
Mutlak bir film olmalı…
2- Bizim kuşak mutlaka hatıralarını yazmalı…. Her birinin hayatının bir destan olduğunu bildiğimiz bizim nesil toprak olmadan yaşanmışlıkları yazılı hale getirmeli… Ki bu açıdan Hayati hocamın yaptığı çok büyük bir hizmettir… Allah cc milyon kere razı olsun…
3- Her vilayetin verdiği şanlı mücadelede her vilayette bir Yavuz Özkaya gibi şehidimiz olduğu gibi birden çokta Hayati Özkaya gibi eli kalem tutanımız var… Allah rızası için dünkü ……….. tutan eller kalem tutarak o yılları mutlaka kayıt altına almalı, yazmalı.. bir destanlar zinciri oluşturulmalı….

Kitap ana tema olarak bir şehit bir gazisi olan Özkaya ailesinin çekirdek nüvesini oluşturduğu bir eksende 1980 öncesi Adanasını resmediyor…
Tam o yıllarda bende burada olduğum için ben dahil bizim kuşağı anlatıyor…




1976 Eylülünde Adana’da başlayan üniversite hayatım 12-09-1980 ihtilalinde 3 yıllık bir zorunlu ara vermenin akabinde 1984 yılında inşaat mühendisi olmamla son buldu…
Bu süreçte yaşanmışlıklarımız o kadar çok ki, ne anlatılır ne de yazılır…
Bu süreçte beni en çok etkileyen olaylar derseniz ilk aklıma gelenler
Ekim 1978 de Tevfik Pampal hocamın şehadeti, onu Numune hastanesinden alıp tekbirlerle, askeri nizamda üzgün ama vakur bir disiplinle uğurlamamız……
Ocak 1979 da Özkaya kardeşlere yapılan menfur saldırı, Yavuz Özkaya abinin şehadeti Oğuz Özkaya abinin uzun süreli yoğun bakım süreci ve olayın Adana Ülkücü hareket üzerindeki şoku….
31 mart 1979 da Adana Belediye Başkanı Selahattin Çolak’ı kurşunlamaktan zanlı olarak yakalanmam ve ertesi gün Adana numune hastanesinde teşhis sırasında hastanenin içinde kurşunlanmam….
Eylül1979 da Adana il emniyet müdürü Cevat Yurdakul’un öldürülmesi….

Dedim ya….yazılmaz, anlatılmaz sadece yaşanır denilen sınıftan olaylar olaylar olaylar…
Kitap pimi çekilmiş el bombası gibi… Çünkü her satırında sizi o yıllara geri götürüyor…
Kitabın satırları arasında kayboluyor insan
Kitap 1979 yılı, sayfalar o yılın günleri gibi.. Her satır bir saat misali…Kayboluyorsunuz…
Kendinize gelene kadar kitabı bırakıp hatıraların içinde kayboluyorsunuz…

1 Nisan 1979… Vurulduktan hemen sonra, palas pandıras ameliyathaneye aldılar… Hastabakıcı seri bir şekilde üstümdekileri çıkarıyor… Doktorlar hemşireler koşturup duruyorlar.. Hastanenin için de 2 kişi kurşunlanmış, ikiside ameliyathanede….
Tam o sırada ameliyata girecek asistan dr lardan biri geldi kulağıma eğildi “ Sen daha ölmedin mi Oruspu Çocuğu” dedi.. O ana kadar ölüm hiç aklıma gelmiyordu… O an bu iş buraya kadarmış diye düşündüğümü hatırlıyorum…
3 Nisan 1979.. Numune hastanesinde yatıyorum…
Başımızda nöbet tutan arkadaşlarla önce Tevfik Pampal hocamın aziz naaşını almaya geldiğimizde önümüze katıp kovaladığımız devrimci gurubu, bize engel olmak için set yapan Ali Biçer, Yakup Ziya ve diğer Ülkücü tıbbiyelileri konuşuyoruz…
Biz bırakın 5. Kattan aşağı atalım diye bağırıyoruz, onlar hastalara zarar veriyorsunuz, bu Ülkücülüğümüze yakışmaz diyor…….
Sonra Özkaya’lara geliyor laf…
İşte o zaman konuşmuyor, gözlerimizle anlatıyoruz sanki.. Sessiz çığlık dedikleri bu olsa gerek…
İlla konuşacaksak lafı dolandırıyor. iki kız kardeşin perişanlığını, Yakup başta olmak üzere arkadaş çevresinin destek olmak için çırpınışlarını, erkek kardeşlerin vakur duruşlarını konuşuyoruz ama cümleler Yavuz abi ile Oğuz abiye gelmiyor… Onları pas geçiyoruz. Onları bakışlarımızla anlatıyoruz…
Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır dedikleri de bu olsa gerek….

p-k-546_1

Kitapta sadece 78 kuşağı ve 80 öncesi olayları değil…
Ülkücü hareketin temel naslarını oluşmasına katkıda bulunan kıymetleri de bulacaksınız…
Necdet Hocamın Van’dan başlayıp günümüze doğru akıp gelen mücadelesini…
Bu yıllarda yolunun kesiştiği Ayvaz Gökdemir hocayı, Nevzat Kösoğlu abiyi, Galip erdem Amcayı, Faruk Akkülah hocamı, Hasan Çulhaoğlu amcayı…




İşte bu mümtaz şahsiyetleri okurken bir bakacaksınız pimi çekilmiş el bombası gitmiş elinizde bir demek kır çiçeği olmuş… Buram buram Anadolu kokan kır çiçekleri…
Ebediyete uğurladıklarımıza rahmet, yaşayan büyüklerimize hayırlı ömür diler iken yine satırlar arasında kaybolacaksınız…
Dostlar,
Benim gibi o yıllarda Adana’da bulundu iseniz kitabı her okuduğunuzda o yıllara gidecek, satırların arasında kaybolacak, perişan olacaksınız…..
Eğer o yıllarda Adana’da değil iseniz kitabı okurken benzer olayları bulunduğunuz şehirlerde yaşadığınızı hatırlayacak, bilinç altında mukayeseler yapacaksınız….
Bizim kuşak değil de yeni nesilden bir genç iseniz her satırda “ Hadi canım, hadi yaaa, vay beee” gibi minik cümleler kurarak destek alacaksınız….

Hayati Özkaya Hoca’mdan özür diliyorum…
“Okuyunca yorumlarımsın” diye rica etti ama yorumlayamadım hocam..
Hakkını helal et.. O yılları bir daha yaşadım senin satırlarında….

Toparlamak adına biraz duygusallığı bırakıp son söze gelmeye çalışırsam….
Sıcak denizlere inemediği için ekonomisi zora giren SSCB boğazlardan geçebilmek umuduyla Türkiye üzerinde yaptığı 5. Kol faaliyetleri sayesinde, yollar yürümekle aşınmaz diyen iktidarlardan da yüz bularak okullarda, fabrikalarda, mahallelerde yürüttüğü komünist faaliyetlerle Ülkemizi kızıl emperyalizme teslim provaları yapılırken önceleri Necdet hocam ve benzeri münevver memleket sever insanların alt yapısını oluşturduğu, tam bu dönemlerde sürgün dönüşü siyasete giren Alparslan Türkeş başkanlığındaki MHP ve akabinde mevcutlarının bir çatıda toplanması ile oluşan Ülkücü kuruluşlar içerisinde vücud bulan Anadolu insanının, Ülkücü gençlerin, Komandoların şanlı direnişi, sokak sokak, sınıf sınıf , semt semt mücadelesi, binlerce şehit on binlerce gazi verme pahasına üllkemde oluşturdukları geçit verilmez setler sayesinde Anadolu’da istediğini bulamayan SSCB Afganistan üzerinden sıcak denizlere inme hamlesi yapmak zorunda kalmış… 8 yıl süren savaşlar neticesinde oradan da sıcak denizlere inemeyince 1990 lı yılların başında dağılmıştır.

Bu nedenle 80 öncesi verilen mücadelenin bir Çanakkale bir Kurtuluş savaşı kadar şanlı olduğunu düşünüyorum..
İşte bu şanlı mücadeleden bir kesit olan PK 546 kitabının yazarı Mehmet Hayati Özkaya hocamı bu duygu ve düşüncelerle kutluyorum.. Tebrik ediyorum…
Yüreğine sağlık Hayati kardeşim, sağol, varol…..

Sürçü lisan etti isek affola…
Şükrü IŞIK Adana

Devamını Oku

EN GÜZEL SAVUNMA TAARRUZ !

EN GÜZEL SAVUNMA TAARRUZ !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

En kabul gören savaş taktiklerinden biridir. Daha çok özen ve dikkat gerektiren savunmada kalarak düşmanı beklemek yerine, düşmanın beklemediği bir zamanda taarruz ederek, onun oyununu bozarak zafer kazanma her zaman geçer akçe olmuştur.

Ülkemiz 80 öncesi gerginliğini aratmayacak günler yaşıyor.

O zaman Anadolu gençlerini Ülkücü- Devrimci diye birbirine düşüren ve kırdıran emperyalist güçler şimdilerde ermeni destekli Kürtçülük hareketi olan totalda isimleri pkk- pyd- pjk vs olan örgütlerle ülkemizde her gün kan dökmekte, her gün asker ve polisimizi şehit etmekte, anaların göz yaşları dinmemektedir.

Global Dünya penceresinden bakıldığında BOP,Vaat edilmiş topraklar, Rockefeller ailesi, Yahudi lobisi, Petrol, Doğal gaz, Enerji gibi bir çok hedefli emperyal paylaşım savaşı görülmektedir.

Bunu minimize etmek adına genel tabloyu bir tarafa bırakarak Ülkemiz ve ülkemiz sorunlarını tespit ve çözümlerine yoğunlaşmamız gerekirse;

Benim pencerem görünenler şu….

Bizi bu noktaya getiren 15 yıldır iktidarda olan güç, bir şekilde kendi kazdığı çukurdan çıkma gayretinde….

Daha dün Amerika ile birlikte BOP eş başkanı olmaktan gurur duyan lider, bu gün Amerika ile ters düştüğü anlarda Rusya ile paslaşarak acemi tüccar gibi de olsa bir denge politikası arayışında…

Dün beslediği, lojistik destek sağladığı PYD ile karşı karşıya gelebilmekte….

Kerkük Musul’da Türkmenler katledilip sürgün edilirken suskunları oynayan iktidar aniden Turani bir bakışa sahip oluvermekte…

Algı operasyonları nedeniyle beyni uyuşmuş, nemelazımcı bir kitle haline getirildik… Şehit haberleri haber değeri bile bulamaz halde….




Alıştırıldık… Uyuşturulduk…. Yoğun bakım hastası gibi sadece nefes alıyor, hareket sıfır….

Ülkeler tarihinde 50 yıl çok kısa bir süre…

70 lerin başında birbiri ile kavga ederek eylemlere başlayan iki gurup şimdilerde birlikte ülkeyi nasıl kurtarabilirize kafa yoruyorlar…

Her iki gurupta “Bu memleket bizim” gerçeğini biliyor…

İstikbalde kurtuluşun Türk Birliğinde olduğu, bu birliğin siyaset üstü bir zaruret olduğu gerçeğini hemen herkes kabul ediyor.
Nato, İslam birliği gibi zorlama birliklerde heba olmaktansa kendi birliğimizde gönenmek ulusal kurtuluşun reçetesidir.
Bu nedenle bir yandan güncel olaylarla ilgilenip, kısa vadeli çözümler üretirken bir yandan da 50 yıllık, 100 yıllık master proğramlar yapmalıyız..

Mesela:

Acilen Türk ülkelerinde DİL BİRLİĞİ tesisi için bir çalışma yapılmalı… Herkes kendi ülkelerinde kendi lehçeleri ile konuşurken ANADOLU TÜRKÇESİ konuşma ve yazışma dili olarak tüm soydaşlarımıza ileri derecede öğretilmeli..Bu konuda kardeş ülkelerle işbirliği görüş birliği yapılmalı, Soydaşlarımızın kendi aralarında Rusça konuşmalarının önüne geçilmelidir….

Bu dil birliği bizim ticaret, eğitim, turizm konularında da birlikteliği, akıcılığı beraberinde getirecektir.
Başta Türkiye cumhuriyeti olmak üzere tüm Türk cumhuriyetlerinde NEVRUZ milli bayram olarak resmileştirilmeli, en görkemli bayram olarak kutlanması sağlanmalı, bunun aynı zamanda Türk Birliği Bayramı olarak algılanması tesis edilmelidir…

Halen bazı Türk cumhuriyetlerinde resmi bayram olan Nevruz, Türkün yaşadığı her coğrafyada kutlanır hale getirilmelidir…
Macaristan öncülüğünde Bulgaristan gibi kimlik problemi yaşayan, asimile olmuş soydaşların özüne döndürülmesi yönünde Nevruz bayramı bir araç olmalıdır…

Aynı şekilde BOZKURT siyasi imge olmaktan kurtarılıp, Türklüğün simgesi olduğu gerçeği insanlarımıza anlatılmalı, bu sağlanmalı…

Bizim olan değerlere sahip çıkılarak milli birliğin sağlanmalıdır..

Nasreddin Hoca, Dede Korkut gibi uzak ve yakın tarih kahramanlar, menkibeleri, hikayeleri günümüz nesline, günümüz şartlarında ulaştırılmalı gençlik Hary Potter yerine Boğaç Han destanı ile büyümelidir… Bunlarla alakalı her üniversite de kürsüler kurulmalıdır…

Son yıllarda sevindirici gelişme gösteren Anadolu Türkmen Alevileri ile Sunni Türk kardeşlik kaynaşması bir daha tezgaha gelinmeyecek şekilde sağlamlaştırılmalı..

İnsanların birbirinin inanış yaşamasındaki nüans farklığını bir zenginlik olarak görmeleri sağlanmalıdır.

Bu bağlamda Hoca Ahmet Yesevi hazretleri, onun halifeleri, Anadolu’da 1071 den önce yapılan manevi fetih, Gazi Dervişler, Alperenler genç nesle iyice anlatılmalı, tanıtılmalıdır…

Keza Şahı Nakşibendi, Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Sarı Saltuk, taptuk Emre gibi maneviyat önderleri günümüz nesline tanıtılmalı….

Aynı şekilde Enver Paşa,Ziya Gökalp,Nihal Atsız, Necip Fazıl, Nazım Hikmet , Atilla İlhan dahil son 200 yılda Anadolu insanına yön veren değerler pozitif ilim desteği ile insanlarımızla taktim edilmelidir…

Tabiiki Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Mareşal Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Rauf Orbay ve diğer silah arkadaşları ile birlikte bize cumhuriyeti hediye edenleri….




Çanakkaleyi,Malazgirti, her karışında şehit kanı olan bu topraklarıda anlatmalıyız gençlerimize…

Tüm bunları bilimsel bir yapılanma, Milli bir ruh ile yapmalı, sağlamalı, ilmek ilmek örmeliyiz…

Bunları yaparak ve yeniden milli Mücadele ruhu ile Anadolu’yu yeniden kurtarmalıyız…

Kısa vade ülkümüz Tam Bağımsız Türkiye

Kızıl elmamız “Turan Ülkeleri Birliği” olmalıdır…

Kurtuluş reçetemiz budur!

Bir 28 Ekim akşamı karışık duygularla sürçü lisan etti isem affola…

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun !

Şükrü Işık / Adana

Devamını Oku

Dostlar Sağ Olsun!

Dostlar Sağ Olsun!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilgisayar da habire oyun daveti geliyor, dostlar sağ olsun…

Poker de bilip oynamadığım bir oyun, bir gün daveti kabul ettim girdim oyun sitesine….

Karşımda 40 bin bütçeli oyuncu ben 1000 bütçeliyim…

Bir rest oldum 2 bin, bir rest daha oldum 4 bin, bir rest daha oldum 8 bin, derken oldum 16 bin ve bir rest daha… Bende 17 bin karşımdakinde 24 bin var iken….

Netice bende 0 karşımdakinde 41 bin oldu…

Yani dört kez de yensen beşincide bir kalemde sıfırlanıyorsun….

Onun için çok düşünüp az eylem koymak lazım…

Parası çok olan hovardalık yapar, az olan ekmeğinin peşinden ayrılıp, zengine özenirse ekmeğinden olur….

Her gün katarla gelen şehitlere bakıyorum… Çoğu sıvasız kerpiç evlerde oturan gariban, fakir çocukları… Kendimce düşünüyorum..

Neden zengin bebeleri hiç şehit olmaz…

Acaba onlar çok uyanık, fakirler saf ondan mı…

Acaba zengin babalar, pkk lı çakalları satın aldı, seçerek fakirlermi şehit ediliyor…

Acaba TSK da bilmediğimiz bir sistem nedeniyle zenginler cennette fakirler cehennemdemi askerlik yapıyor….

Sözüm meclisten dışarı bir baş danışman orospu çocuğu neden “ onlar ölmek için maaş alıyorlar, elbette ölecekler” dedi…

Acaba…. Neden…. Nasıl…. Niçin….. !

11 Ekim Aşure günü…

Yani muharremin 10. Günü

Yani Hüseyin’in şehit edildiği gün….

Muharrem ayında çokça ibadet edin, hayır hasenat yapın…

Hüseyni olmaya gayret edin, Ali’yi anlamaya çalışın….

Yaşasın Hüseyin’ler, Muhsin’ler, Kınalı kuzular….

Kahrolsun Yezitler, Fetolar, Kandiller……..

Satranç çok keyifli bir oyundur bilene….




Bazıları fil gibi at gibi değişken hareketli askerleri sever bazıları kale gibi dümdüz gidenleri….

Şahtan önce veziri iyi kollamak gerekir, çünkü her ne kadar şah gidince oyun bitse de veziri gidince şahı kurtaranı pek görmez bu oyunu bilenler….

Bu günlerde bizde sisteme ayak uydurduk… Biteviye hamlelere karşı savunma, bazen çılgın karşı hamleler yapma.. Kısaca tam kaos ortamı, tam labirentlerde kaybolma anları….

Olay o kadar büyük ki 15 Temmuz bile bir piyon hükmünde….

Rıza ile sıkıştırma beni, Gülenide iade et diyerek şah çekince şahın önüne konulan vezir ile karşı şah olduğunda birden taktik değişti…. En güzel savunma taarruzdur mantığına dönüldü…

Enerji zirvesi, rusya ile ikinci bahar, Musulda bende varım restleri….

Allah sonumuzu hayır etsin……

Algı operasyonları her şeyi o kadar olağanlaştırmış ki…..

Bir Kubilay için bir Menemen yakan Atatürk çocukları 10 asker şehit ediliyor, bırak şehir yakmayı, TV ler yayın akışını bile kesmiyor…. Hoş seyreden de seyirden vazgeçmiyor ya…..

Kısaca pkk, çatışmalar, EYP, şehadet, kınalı kuzular artık hayatın kanıksanmış olayları…..

Tıpkı hasadı yapılan zeytinden salamura yapılması, siyah zeytin yapılması, zeytin yağı çıkarılması gibi….

Tıpkı mevsimi gelen taze peynirden alıp, salamura, basma, kaşar çeşitleri yapıp kışlık nevaleyi hazırlamak gibi….

Eskiden milli maç oldu mu nefesler tutulur maç izlenirdi… Hamd olsun o ruhta kalmadı… Milli maç bir lig maçı hükmünde…. Yakında Terim egosu yüzünden oda biter… Kurtuluruz…..

KozanBilgi.Net mükemmel bir şekilde yenilenmiş, Genel Yayın Yönetmenimiz Türkeş Manga şahsi gayret ve öz verili çalışması ile bir şeyler yapma mücadelesini yılmadan devam ettiriyor…

Kardeşime muvaffakiyetler diliyorum…

Eveli gün beni aradı “Abi hayırdır bir sorun mu var” dedi… Biraz şaşırdım, niye kine, niye sorun olsun Türkeş ile aramda…

“Abi yazı gecikti de”

Diyemedim ki geçiyorum klavyenin başına, tam yazacam, bakıyorum wordün çatığı A4 kağıda… Kağıttan kan damlıyor….

Kağıdın arka fonunda şehitler kervanı geçiyor… Yazamıyorum….

İçimdeki öfkeyi satırlara dökeyim diyorum…. Buna TCK müsaade etmiyor…

Kısaca halim hal değil…

Kısaca ahval perişan….

Sussam içim el vermiyor, yazsam kanun müsaade etmiyor…

Netice böyle deli saçması…..

Bizi bu hallere düşürenlerin Allah bin türlü belasını versin….

Körpecik gariban kınalı kuzuları kalleş pusularda katledenleri, buna ortam hazırlayanları Allah perişan etsin….

Sürçü lisan ettim….
Affedin….
Şükrü Işık / Adana

Devamını Oku

AKIL TUTULMASI….

AKIL TUTULMASI….
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Canım ülkem…
Üzerinde oynanan oyunlar…
Gündem değiştirme hamleleri…
Algı operasyonları…
İçeride devamlılık arz eden terör…
Dışarıda ne olduğu muamma bir kara harekatı….
Akıl tutulması yaşıyorum…
Yazının nereye gideceğini bile bilmeden yine başladım klavyede gezinmeye…
Bunu da daha öncekileri yaptığım gibi yazıp, okuyup siler miyim bilmiyorum…

FGH ile ilgili operasyonlar aslanlar gibi devam ediyor… Etsinde.. Tertemiz olana kadar, kökü kurutulana kadar devam etsin…
Dini duygularımızı kullanarak ülkeyi ele geçirme operasyonu yapmak neymiş dost düşman herkes görsün… Yalnız çok dikkatli olunsun, kurunun yanında yaş yanmasın…
Birde işin cılkı çıkartılmasın, bilinçli hatalar yaparak sindirme pıstırma korkutma işine döndürülmesin..
MHP de muhalif kanada mensup diye arefe günü köşe yazarlarını içeri alır, sorgulayacak savcı bayram iznine gitti diyerek sorgusuz günlerce nezarette tutarsanız bir yandan evren faşizminden farkınız kalmaz diğer yandan pıstırmaya çalıştığınız Meral AKŞENER çıkar meydana “ Ben buradayım, beni alsanıza, bırakın beni destekleyen delege ve yazarları” diyerek hem size hem Balgata posta koyar… Ve puan üstüne puan alır…
Yani pıstıracağız derken güçlendirirsiniz haberiniz ola…….

FGH hareketi ihtilale teşebbüs etmiş bir terör örgütü… Eyvallah
Peki PKK ne ??
En az FGH hareketi kadar ( Hatta daha fazla) tehlikeli, yüzlerce kınalı kuzunun katili, binlerce vatandaşın katili, yarısından çoğu ermeni olan bir örgüt ve Yahudi emperyalizminin maşası…
Herkes gibi bende merak ediyorum !!
Neden FGH konusundaki kararlılığı PKK konusunda göstermiyorsunuz?
Neden onları da perişan etmiyorsunuz…
FGH selam vereni meslekten attınız, PKK propagandası yaptı diye çaığa aldığınız öğretmenleri geri göreve iade ediyorsunuz… Neden ????
Fısıltı gazetesinde diyorlar ki…
Ellerinde o kadar çok belge varki RTE ve ekibini perişan edecek…
Onların dur dediği yerde durmak zorunda… O nedenle bir Yahudi projesi olan ve BOP’a hizmet eden PKK üzerine fazla gidemez… Böyle diyorlar….
Bende diyorum ki bir vatandaş olarak…
Kantarın topuzu kaçtı abi…
Rıza Rezzap, dağıtılan milyar dolar rüşvet, milyon TL lik kol saati, gemiciklerden oluşan filolar, ayakkabı kutuları….
Bunları ve olası tüm pislikleri biz kabullenmişiz… Bu bir milattır, 15 Temmuz da bu millet sana bir şans verdi… FGH, PKK dahil tüm pislikleri temizle, biz senin pisliklerini temizlenmiş sayarız, içeride ve dışarıda hainleri bitir, bu milletin uykusunu kaçıran şer odaklarını temizle…
Vallahi yapılan yolsuzlukları, hırsızlıkları sineye çekeriz….




Üç beş satır okuma bilen, birazcık kafası çalışan herkes çok iyi biliyor ki ;
hava operasyonları ile terör bitmez, kökü kurumaz…
Sadece silah satın alma bütçemiz büyür, boş dağları bombalarız…
Kandil dahil dışarıdaki bataklıkları kurutmak şart, bu iş içinde hilal ötesi çembere alıp, çemberi daralta daraltı sıfır noktasına kadar insan unsurunun tamamını etkisi hale getirip, sonrada havadan ve karadan bir daha oralarda insan barınamayacak kadar her yeri tarumar etmek şart….
Bunu yaparsanız, içeride ve dışarıda bu bataklıkları bu yöntemle kurutursanız bu iş biter….
Aksi, beyhude harekettir, gaz almadır, algı operasyonudur….
Son kez söylüyorum.. FGH üzerine gittiğiniz kararlılıkta PKK üzerine gidin
Şahsi menfaat için 14 yıldır yaptığınız her şeye sünger çeker bu millet….

Balgat, MHP, Meral Akşener….
Ey Balgat, tam destek verdiğin iktidara ne rica ettin ki üst kurul delegeleri, köşe yazarları, FGH mensubu imiş gibi göz altına alınmaya başladı…
Ayıp olmuyor mu ?
Hiç Ülkücüden Fetocu olur mu ?
Hiç Ülkücü’den hain olur mu ?
Pardon olmuş mu diyorsunuz….
Ülen bu üst kurul delegelerini siz ince eleyip sık dokuyarak seçmediniz mi ?
Bana biat etmeyen haindir….
Benden değilse Ülkücü değildir….
Bu ucuz söylemlerden ne zaman vaz geçeceksiniz….
Ne yaparsanız yapın, başka parti kurulmayacak….
Siz vurdukça yıpranmak yerine Meral Akşener güçlenecek….
Siz bu tempo ile giderseniz kurultay öncesi yapılacak bir baskın seçimde MHP yi sandığa gömeceksiniz…
Siz bir şekilde partiyi bitirmeye, AP, ANAP, DYP gibi tarihe gömmeye çalışıyor olabilirsiniz ama buna müsaade etmeyeceğiz….
Aklınızı başınıza alın….
Daha fazla kendinizi aşağılatmayın…
Kurultayı toplayın…. Üst kurul delegelerine müracaat edin…
Yoksa vallahi baraj altındasınız..
Bunun vebali sizde kalır…
Artık kimse askerlik yapmaz….
İktidara talip olmayan, akp ye bastonluk yapan zihniyete kimse oy vermez…..
Aklınızı başınıza alın… Aklınızı devşirin….

Ey iktidar….
Fırat Kalkanı operasyonu dedin….
Girdik bir bataklığa… sivrisinekleri kurutamazsan belanın göbeğindesin…
Bunu biliyorsun dimi….
Bir yanda her fırsatta seni satan müttefikin ABD, diğer yanda ortamına göre sana gelip giden Rusya…
ikisi son dakikada paylaşmada anlaşıverirlerse yine ortada kalırsın biliyorsun değil mi ?
Akıllı hareket etmek zorundasın, güneyimizi PYD den komple temizlemek zorundasın, ileride oluşacak Yahudi maşası Suriye kürdistanına engel olmak zorundasın, Türkmenlerin elini güçlendirip, o cephede sırtını Türkmenlere dayamak zorundasın….
Bu işin şakası yok ağa….
Ona göre davran….
Fırat Kalkanı operasyonu diye girdiğin Suriye topraklarında İran Irak Suriye ayrımı yapmaksızın, işin siyasi boyutunu halledip, Kandilden Hatay’a kadar güneyimizi sağlama almazsan işin zor…
Bunu yapmazsan girmenin faydası kalmamış oluyor bana göre…




İlk başta da dediğim gibi.. Nereye gideceğini bilmediğim yazıyı burada noktalıyorum…
Konu çok, dert çok ama daha fazla uzatırsam okur sıkılır…
Bu kez silmeyeceğim yazımı ve bu şekli ile yollayacağım editörüme…
Artık kusuruma bakmayacaksınız.. bir dağdan bir bağdan.. dedim ya dert çok olunca……

Sürçü lisan etti isek affola…
Şükrü IŞIK / Adana

Şükrü Işık’tan Paşalı Ortaokulu Kampanyasına Büyük Destek

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.