DOLAR 13,06111.87%
EURO 14,88042.72%
ALTIN 755,422,80
BITCOIN 7612264,85%
Adana
21°

AÇIK

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Ümit Özalp Kunt

Ümit Özalp Kunt

10 Ağustos 2020 Pazartesi

Göçyolu’nda Akşam Yürüyüşünden Davranış Değişimine

Göçyolu’nda Akşam Yürüyüşünden Davranış Değişimine
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Devamını Oku

ÜMİTNÂME

ÜMİTNÂME
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hikâyem 1969’un 1 Ağustos sıcağında Kozan’da başladı. 2 buçuk yaş büyük bir ağabeyim ve 5 yaş küçük bir kız kardeşim var. Birçok ailede zaman zaman sıkıntılar yaşandığı gibi 1969’da bizimkiler de fincancı katırlarını ürkütmüşler. Ben doğmadan 2 ay önce babam bir şeylere kızarak İstanbul’a gitmiş. Maksadı ayrılmak imiş. Derken 2 ay sonra ben gelmişim. Benim dünyaya gelmem babamın yuvasına gelmesi için ümit olarak görülmüş ve halam babama bir mektup yazarak doğduğum müjdesini vermiş. Adımın Ümit olması halama, Özalp olması ise babama ait. 2 ay sonra babam yuvasına dönmüş. Yani ben babamla 2 aylık iken yüz yüze geldim. Toprağa koyduğumda ise henüz 17 yaşındaydım. Tedavi için gittiği Almanya’da vefat eden 43 yaşındaki babamı doğum günüm olan 1 Ağustos 1986’da ahirete yolcu ettik. O gün açıklanan üniversite sınav sonuçları benim Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandığımı ilan etmişti.

Hayatım zorluklarla doluydu fakat ümitsiz değildim. Varlıklı bir ailem olmadı ama sahipsiz değildim. Hayallerime inanmayanlar çoktu; hamdolsun inançsız değildim. Yanlış yollar önümde çok olsa da doğruyu gösteren dostlarım daha çoktu. Kitaplar hep yanımda oldu. Kütüphanelerin yollarını ezberlemiştim. Kitapçılardaki rafların bakmadığım köşesi yoktu. Otururken, yürürken, uzanırken, dolmuşta, otobüste kitaplar hep konuştuğum dostlarımdı. Bisiklet sürerken dahi kitap okumuşluğum vardı. Ön yargılardan ziyade son yargılar benim için önemliydi. Kimse ve hiçbir şey hakkında ümitsiz olmadım. Çünkü benim adım Ümit, bense birileri için hep ümit oldum tıpkı sizin gibi.

Ümit ederiz; sevilen biri olmayı, saygınlık kazanmayı, iyi bir üniversiteyi, iyi bir mesleği, güzel bir geleceği, biraz varlıklı olmayı, sevdiğimizle evlenip mutlu bir yuva kurmayı. Sonra birbirinden değerli çocuklar yetiştirmeyi, zor zamanda yanımızda durabilecek dostlar edinmeyi, bir gün torunlarımızı sevebilmeyi ve sevdiklerimize huzurla veda edip gözlerimizi bu yaşama kapamayı ümit ederiz. Sonunda yine ümit ederiz Rabbimizin rahmetini, cehennemden azade olup cennetine sevinçle girebilmeyi.

Ümit hedeflerimize ulaşabilmek için ihtiyacımız olan harekete geçme istekliliğimizdeki kararlılığımızdır. Çünkü ümidimiz vardır ve boşa kürek sallamıyoruzdur. Hoca Nasreddin’in göle çaldığı yoğurt için “Ya tutarsa!” demesi; kıvrak zekânın, hazır cevaplılığın ve hayalin büyüklüğü kadar ümidin büyüklüğünü de göstermesi açısından önemlidir.

İnsanın içine konmuş en güzel hislerden biri olan ümit; hayata ve olaylara iyimser bakmak, bardağın dolu tarafını görmek kadar boş tarafını da doldurabileceğine inanmaktır. Yani mevcut durumun ötesine taşıp olabilecek en iyi senaryoya talip olmaktır.





İnsan ümidini yitirdiğinde kaybettiğini ilan etmiştir. Ümidin varsa cesaretin de olmalıdır. Cesaretin olmadığı yerde ümit fazla durmaz. Kimi zaman güvendiğimiz dağlara kar yağar, ümitlerimiz boşa çıkar. Hayal kırıklığına uğramamanın yolu hiçbir şey ümit etmemekten geçer tıpkı trafikte kaza yapmamanın yolu hiç trafiğe çıkmamaktan geçtiği gibi. Dolayısıyla hayal kırıklıkları yaşamak ümitlerimizi yok eden bir öğütücü değil, bizi eğiten, geliştiren, hangi şartlarda olamayacağını öğreten ve ümitlerimizin gerçekleşmesi yolunda mesafe ölçmemize yarayan kilometre taşlarıdır.

En büyük buluşlar, en imkânsız kurtuluşlar, en büyük aşklar, en isyankâr bakışlar, en büyük zaferler ümitle başlar, inanç, kararlılık ve gayretle gerçekleşir.

Her ne kadar Ümit siz değil Ümit ben isem de isim olarak; Ümitsiz bir hayat düşünemeyiz tüm zorluklara rağmen. Ümit etmekten hiç pişmanlık duymadım. Dert varsa derman da vardır. Karanlıktan sonra aydınlık, zorluktan sonra kolaylık, darlıktan sonra rahatlık, kıştan sonra bahar, ölümden sonra hayat vardır. Tırtıl nice zaman yapraktan yaprağa süründükten sonra mezar misali kozasını örüp öleceğini beklerken ummadığı güzellikte bir kelebeğe dönüşür ve süründüğü günleri geride bırakıp çiçek çiçek dilediğince uçar. Mevlana’nın “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var. Karanlığın ardında nice güneşler var.” sözü bu gerçeğin güzel bir ifadesidir.

Yıl 2020’yi gösterirken geride bıraktığım 51 yılda sevdiğim bir mesleğe harcadığım 28 yıl, sahip oluğum şeylerin değerini takdir etmeye çalıştığım bir ömür, mutlu bir aile olmaya adadığım 25 yıl, Bana ihtiyacı olanlara, seçkin dostlarıma ve öğrencilerime yaptığım/yapabileceğim her türlü fayda ve geleceğe dair ümitlerim ile hikâyem devam ediyor. Ta ki gökten 3 elma düşünceye kadar. Ümitlerine yeniden merhaba! der misin?

Sevgi ve saygılarımı arz ederim.

Ümit Özalp KUNT
07.05.2020

Devamını Oku

Ramazan, Takva ve Bayram

Ramazan, Takva ve Bayram
0

BEĞENDİM

ABONE OL

RAMAZAN, TAKVA VE BAYRAM

İçinde bin aydan daha hayırlı kadir gecesini barındıran, on bir ayın sultanı ve bereketli üç ayların üçüncüsü olan Ramazan-ı şerif kapımızda belirdi. Hoş geldin yâ şehr-i gufrân (bağışlanma ayı). Sensiz geçen on bir ayda sende öğrendiklerimizi uygulamaya çalıştık. İniş ve çıkışlarımız oldu. Kimimiz namazlarımızdan, kimilerimiz ahlaki değerlerimizden tavizler verdik. Rabbimiz her an yaptıklarımızdan haberdar idi. Dilese her günah işlediğimizde hak ettiğimiz cezayı takdir ederdi. Tüm işlediğimiz günahların cezasını erteleyerek pişmanlık duyup tövbe etmemize fırsat vermektedir. Affa layık olmasak ta verdiği ömür ve fırsatlar Rabbimizin lütfudur, ihsanıdır, cömertliğidir.

Rabbimiz “Ey iman edenler’ sizden önceki (ümmet)lere yazıldığı gibi size de oruç tutmak yazıldı(farz kılındı). Olur ki bu sayede takvâya erersiniz.” (Bakara, 183) buyurmaktadır. Orucun takvaya ulaştırmada etkili bir ibadet olduğu vurgusu yapılmaktadır. Takvâ, Allah’ın emir ve yasaklarına uyma konusunda titizlik göstermek, Allah’ın koyduğu sınırları aşmaktan sakınmak, Allah’ın rızasına uygun yaşamak, günahlardan kaçınmak anlamlarına gelir. Takvaya uygun yaşayan kişilere müttaki denir. Ramazan ayı takvayı bizzat yaşayarak öğrendiğimiz aydır. Çünkü orucun sevabına tam nail olabilmek için orucu sadece midelerimize değil tüm uzuvlarımıza tutturmalı, tüm azalarımızla günahlardan sakınmalıyız. Dillerimiz gıybet, dedikodu, laf taşıma, iftira, sövme, hakaret ifadelerinden arınmalı, gözümüz elimiz, ayağımız haramlardan uzaklaşmalı, hayra, iyiliğe, faydalı ve güzel olan iş ve davranışlara yönelmeli.



Peygamber efendimiz(s.a.v) müjdeli bir hadis-i şerifinde : “Ramazan’ın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cennettir.” buyurmaktadır. Bayramın da sebebi bu müjdedir. Cehennem ateşinden azat olmak ve cennet nimetleri ile müjdelenmek… Ne büyük bayram. Piyangodan ya da yarışma programlarından para ya da araba çıkınca hoplayıp zıplayanlar eşi görülmemiş azaplardan kurtuluşa ve eşsiz güzellikteki sonsuz nimet ve güzelliklere kavuşacağı haberine nasıl bayram yapmaz?  Bayramı sadece tatil olarak görenlerimiz vardır. Bu sene kaç gün bayram tatili yapacağız? Nerelere kaçsak gibi hesap yapanlarımız çoktur. Oysa Allah’ın razı olduğunu bilmenin sevincidir bayram. Bu sevinci hem dolu dolu yaşamalı hem de sevdiklerimiz ve yakınlarımızla yaşamalıyız.

Ömrümüz rüzgar gibi geçiyor. İmanla can vermek, kabrimizin cennet bahçelerinden olması, Allah’a hesap vermek, sıratı geçmek cehennemden kurtulup cennete kavuşmak nasip olacak mı? Gaflet uykusundan uyanmalıyız. Fani dünyanın aldatıcı lezzet ve zevklerine, şeytanın, nefsin tuzaklarına kanmamalıyız. Akıllı insan kendini ve ailesini ahirete hazırlayandır. “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim suresi 6.ayet) Sadece kendimizden değil, ailemizden ve sözümüzün, nazımızın geçtiği insanların gidişatından da sorumlu olduğumuzu unutmamalıyız. Gelin bu ramazanda daha coşkulu bir kulluğa yönelelim. Rabbimizin hoşnutluğunu doyasıya hissedelim gönüllerimizde. Günahlardan, yanlış ve kötü davranışlarımızdan hicret edelim esenlik diyarına. Sözümüz selam olsun, varacağımız yer cennet. Ramazân-ı şerifinizin mübarek, feyizli ve bereketli geçmesini, ülkemiz ve İslam alemi için hayırlara vesile olmasını dilerim.

Dualarımdasınız, dualarınızı beklerim.

 

Bu makale 8 Temmuz 2013 tarihinde yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Kozan’ın Hedefleri

Kozan’ın Hedefleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KOZAN’IN HEDEFLERİ 

Bu hafta Kozan için oluşturulan hedeflerin bir kısmını sizinle paylaşacağım. Toplumun değişik kesimlerini temsil ettiği düşünülen 100-150 kişiye danışılarak hazırlanan bu hedefleri hayat bulabilmesi için doğru analiz etmeli, başlıkların altını dolduracak ekipler kurmalı, sonuç odaklı iş üretilmelidir.  Kozan Belediyesi tarafından hazırlanan “Hedef 2023 Kozan Hazır” kitapçığında Kozan için belirlenmiş hedef başlıklarına baktığımızda;

Tolum ana başlığı altında Sosyal Yapı konusunda; “Kozan, bütün sosyo-ekonomik sınıflardaki tüm yaş ve cinsiyet gruplarının “kaçmak” değil “kalmak” istedikleri bir şehir haline getirilecek. Halkın “sahiplenme” duygusu yükseltilerek, gelişmenin ısrarlı ve şuurlu takipçisi olması sağlanacak.”

Gençlik konusunda; “Gençlik Meclisi “K 2060” kararlılıkla çalışmaya, tartışmaya ve üretmeye devam edecek.

Eğitim konusunda; “Gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir dünya, dolayısıyla daha sağlıklı bir Kozan bırakabilmek için çevre duyarlı ve bilinçli bir gençlik yetiştirilecek. Şehrin hedeflerine ulaşması için gerekli kurumlardan biri olan, nitelikli işgücünün ana gövdesini yetiştirecek bir üniversite kurulacak. Kozan’ın okullaşma ve okur-yazarlık oranları yükseltilerek ülke ortalamalarının üzerine çıkartılacak.”

Ekonomi ana başlığı altında Yapı konusunda; “Ekonomik Kalkınma için gerek tarım gerek turizm potansiyeli üst düzeyde değerlendirilecek.”

Tarım konusunda; “Yöreye uygun tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi esas alınacak. Tarım ticarileştirilerek doğurduğu katma değerin daha büyük bir payının Kozan’da kalması sağlanacak.”

Turizm konusunda; “ Turizm, önde gelen bir ekonomik sektör olarak geliştirilip güçlendirilecek. Kozan’ın turizm alanındaki en büyük açığını kapatmak için nitelikli yatak kapasitesi süratle artırılacak.”



Kültürel Miras konusunda; “Kentsel sit alanı ve bunun uzantısı olan tarihi doku çöküntü bölgesi olmaktan çıkartılarak günlük aktif şehir hayatına katılacak. Kozan, bir “marka” olarak uluslar arası turizm arenasına sokulacak.”

Gelir konusunda; “Kozan’ın ilçeler arası sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasındaki sırası ve grubu yükseltilecek; milli gelirden aldığı pay artırılacak.”

Kent ana başlığı altında Yerleşme konusunda; Kozan, tabiatıyla barışık, yeşil, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş, sürdürülebilir, insanın ön planda tutulduğu bir beldeye dönüştürülecek. Şehrin temel işlevsel kurgusu ve ana ulaşım ağı dokusu değiştirilecek. Yeni merkez, her santimetrekaresi binalarla doldurulmuş bir “yapı ambarı” değil, yaya bulvarları, yaya sokakları ve içine dikkatle serpiştirilmiş yeşil alanlarıyla nefes alan bir cazibe merkezi olarak düzenlenecek.”

Ulaşım Ağı konusunda; “ Ana yaya ve ulaşım arterleri birbirinden tamamen ayrılacak. İstatistikî verilere göre, ülkede 2020 yılında ortalama her ailenin bir özel otoya sahip olacağı göz önünde tutularak, gelecekte çaresiz kalmamak için gerekli tedbirler bugünden alınacak.”

İnsan konusunda; “İlk ve ortaokulları, çeşitli kategorilerde çocuk oyun ve spor alanları, hizmet verdiği alanların tamamı ile tehlikesiz yaya yolu bağlantısına sahip olacaklar. Yaya yolları azami ölçüde şehirdeki akarsularla birleştirilerek “mavi-yeşil” bir ağ kurgulanacak.”

Altyapı konusunda; “Şehir içinde yayılmış küçük ve orta ölçekli sanayi alanları, onlarla işi ve ilişkisi olmayanların gözüne, kulağına ve burnuna takılmayacak şekilde uzaklaştırılarak izole edilecek. Temiz su, arıtma, çöp depolama, kanalizasyon, yağmur suyu gibi altyapı sorunlarının tamamı çağdaş normlarla çözülmüş olacak.” ve…

“Bütün bunları 10-12 yıl içinde başaran Kozan, 1923-26 yılları arasında sahip olduğu “il statüsü”nü yeniden kazanacak ve Cumhuriyet’in 100. Yılını il olarak karşılayacak” ifadeleri ortalama 10-12 yıllık bir süreçte başarılacak hedefler olarak belirlenmiş.

Kozan Arama Konferansı başlığıyla AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar ise 5 Şubat 2012 tarihinde Kozan Kaymakamı İzzettin Sevgili, Belediye Başkanı Kazım Özgan ve İlçenin Kamu Kuruluş Temsilcileri, Sivil Toplum Örgüt Temsilcileri, Muhtarlar, Siyasi Parti Temsilcileri, Meclis Üyeleri, İl Genel Meclis Üyeleri ve şehrin iş adamlarının da katılımıyla ilçenin hizmet istek ve taleplerini altı ana başlıkta topladı;

  1. Sanayi Ticaret ve İstihdam’da; Kozan’a doğal gaz getirilmesi, Kozan OSB’nin sektörel bazda teşvik edilmesi.
  2. Alt Yapı Ulaşım Çevre’de; MOBESE, TEDAŞ elektrik hattının yer altına alınması.
  3. Kültür Turizm Tanıtım’da; Anavarza Antik Kenti’nin turizme kazandırılması.
  4. Sağlık Sosyal Hizmetler Engelli Yaşlı Kadın; Hastanelerin donanım açısından takviyesi, Uzman doktor takviyesi.
  5. Eğitim ve Gençlik- Spor;  Fakülte ve öğrenci yurdu yapımı.
  6. Tarım, Hayvancılık ve Kırsal Kalkınmada; Kozan Portakalının tanıtılması, Kozan barajının kapalı sulama sistemine geçilmesi yapılan demokratik oylamalarla belirlendi.

Hedefler ortaya koyduğunuzda toplumda beklentiler oluşturuyorsunuz demektir. Katılımcı bir anlayışla hedeflerinizi paylaşmadığınız zaman sonuca ulaşmanız mümkün olmadığı gibi mutlu bireylerden oluşan bir toplum yerine sadece birbirini eleştiren ve nefret tohumları eken bireylerin yaşadığı kalabalıklar oluşur.



Bu hedefleri tekrar gözden geçirmeli ve geliştirmeli miyiz? Evet. Hedeflerin gerçekleştirilmesi için hangi gayretlerin gösterildiğini takip etmeli miyiz? Mutlaka. Ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesi için bir takvim belirlenmeli mi? Şüphesiz ki evet. İktidarı ve muhalefeti ile tüm partiler, Sivil Toplum Kuruluşları ve Bürokratlar elini taşın altına koymalı mı? Elbette.

Kozan’da yaşayan bizler Kozan’ın geleceği ve hedeflerinin gerçekleştirilmesi ile ilgilenmediğimizde sanmayın ki başka yerde yaşayanlar bizim yerimize düşünüp, planlayıp, uygularlar. Bir evin kalitesi orada yaşayanlarla şekillendiği gibi Kozan’ın kalitesi de bizlerle şekillenmektedir. Hedefler not edildiğinde değil gerçekleştiğinde anlam kazanır. Saygılarımla.

 

Bu makale 5 Temmuz 2013 tarihinde yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Yerel Yönetimlerin Gelişmesi ve Kent Konseyleri – 1

Yerel Yönetimlerin Gelişmesi ve Kent Konseyleri – 1
0

BEĞENDİM

ABONE OL

YEREL YÖNETİMLERİN GELİŞMESİ VE KENT KONSEYLERİ – 1

Gelişmesini hedeflediğiniz bir şehri toplumun tüm katmanlarını sürece dâhil etmeden geliştirmeniz mümkün değildir. Yaşanan bu süreçte hemşehrilik bilinci geliştirilmeli, toplum birbiri ile kenetlenmeli, hedeflere odaklanmalıdır. Şehrin geleceğini belirleyeceğiniz güzel hedefler yanında kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması, çevreye duyarlılığın tüm fertlere yayılması sağlanmalıdır. Sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın en iyi örnekleri verilmeli, insan onuru ön planda tutulmalı, yönetimde saydamlık sağlanmalı yani hesap sorma ve hesap verme rahatlığını taraflar da, vicdanlar da hissedebilmelidir.

Bugün gelişen toplumlar kavga ile gelişmenin mümkün olmadığının farkındalar. Gelişme ancak barış ortamında mümkündür. İnsanların bir şeyler üretmeden yaşadığı toplumlarda sadece tüketim vardır ve en başta insanlar eleştirileri ile birbirlerini tüketirler. Dolayısıyla sadece tüketici toplumu olmak aynı zamanda tüketilmiş toplum olmak anlamına gelir. Çocuğundan gencine ve ihtiyarına, kadını ve erkeğiyle, engelli ve engelsiz tüm bireylerin komisyonlar oluşturup kentin ve insanımızın sorunlarını belirleyip topyekûn eşgüdümlü bir hamle ile çözümler üretmesi en büyük katkıyı sağlar.

Şehirlerde bunun başarılması yerel kalkınmayı ve gelişmeyi getirir. Bu noktada Sivil Toplum Kuruluşlarından oluşan Kent Konseyleri çok büyük öneme sahiptir. Yeri, çalışma alanı, sınır ve sorumlulukları henüz çok net olmasa da önemli gündem maddeleri ve bu gündemlere ilişkin verimli çalışan komisyonlar oluşturulmakta, önemli sonuçlara ulaşılmaktadır. Mülki amir ve Belediye ile daha iyi koordine olarak bu alanlarda çok daha verimli çalışmalar yapılabilir. Emeğini, fikrini yaşadığı kentten esirgemeyen bireylerin önemi her geçen gün artmaktadır.



Kozan Kent Konseyi kurulduğundan bu güne önemli çalışmalara imza atmıştır. Öne sürdüğü gündemlerle, oluşturduğu komisyonlarla, yaptığı çalışmalarla sonuç odaklı gayretler göstermeye çalışmıştır.

15-16 Haziran tarihlerinde Söke’de yapılan Türkiye Kent Konseyleri Platformu Toplantısına Kozan’ı temsilen katıldım. Yaklaşık 70 civarında il ve ilçeden 200 kişinin katıldığı toplantıda Kozan’ı ve yaptığımız çalışmaları slaytlar ile anlatma imkanımız oldu. Belediyemizin hazırladığı “Medeniyetler şehri Kozan” ve içinde büyük emeklerimin olduğu “Kozan ne zaman il olacak?” kitapçıklarımızdan katılımcılara sunduk.  İlgi ile takip edildik. Kent Konseyleri ve yapılan çalışmalar ile ilgili olarak önümüzdeki haftalarda fırsat buldukça yazmaya çalışacağım. Doğu illerimizden birkaçına yapacağım seyahat nedeniyle şimdilik bu kadar.

Saygılarımla…

 

Bu makale 17 Haziran 2013 tarihinde yayınlanmıştır.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

hiltonbet