DOLAR 13,47260.71%
EURO 15,28940.84%
ALTIN 792,100,29
BITCOIN 482876-8,30%
Adana

HAFİF YAĞMUR

13:20

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Zahide Uçar

Zahide Uçar

19 Ocak 2022 Çarşamba

ŞİDDET VE TÜRK DÜŞMANLIĞI

ŞİDDET VE TÜRK DÜŞMANLIĞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zahide UÇAR -19.01.2022

Şiddet AKP’nin dilidir. Yöntemidir. Korkutma politikasıdır.

Kadın cinayetleri AKP SİYASETİNİN BİR SONUCUDUR.

Doktor ve sağlıkçılara uygulanan şiddet AKP SİYASETİNİN BİR SONUCUDUR.

AKP yandaşını Vandallaştırmış, eğitimli insanları bu ezik, kompleksli yandaşlarına “bir proje gereği”  ezdirmiş, ezdirmeye devam etmektedir.

İstiyorlar ki kadın değersizleşsin, ikinci sınıf vatandaş olarak evlere kapatılsın…. Kapanmak zorunda kalsın.

İstiyorlar ki, eğitimli insanlar ülkeyi terk etsin!

İstiyorlar ki, doktorlar istifa edip ayrılsın. Hatta ülkeyi terk etsin!

Bir ara Yunan doktor getireceğiz demişlerdi de, büyük tepkiyle karşılaşmışlardı.

Irak savaşından önce eğitimli insanlar ülkeyi terk etmişti. Aydınını, öncüsünü yitiren bir millet yığınlaşır.

Bu gerçeği unutmayalım. Irak yığınlaşmıştı. İşgal bu nedenle çok kolay oldu.

Tabii ki T.C. Devleti Irak ile kıyaslanmaz ama gene de yıkıcı sonuçları olur. Hele ki 10 milyon geçici sığınmacının olduğu ülkemizde durum gerçekten çok sıkıntılıdır.

Suriye yüzer-gezer teröristlerle karıştırılmadan önce AKP Suriyeli Arap, Kürt ve Ermeniler için hazırlık yaptı. Türk yurduna sokmadığı tek kesim, Suriye Türkmenleridir. 50 Türk çocuğu Türkiye sınırında bekletildi. Türkiye’ye sokulmadı. 50 Türkmen çocuğu sınırda donarak öldü. Suriye hapishanelerinden çıkarılan katiller, sapıklar, hırsızlar, tecavüzcüler bile içeri alındı ama 50 Türk çocuğu alınmadı. Bu acı durum bize neyi anlatıyor?

AKP T.C. Devletini TÜRKSÜZLEŞTİRME PROJESİNİN TAŞERONUDUR!

NOKTA!

Kurucu unsura düşman devşirmenin din kılıfına sarılmış KİNDAR İNTİKAMI….

Ülkemizi sığınmacıya cennet yapanlar, Türk Milletine kendi ülkesini cehennem yaptı. Eğitimli Türkleri ülkeyi terk etmeye zorluyorlar. Bilerek ve isteyerek…

10 MİLYON SIĞINMACI…

Biliyor musunuz? Araplar asla asimile olmaz. Gittikleri yeri, beldeyi, ili asimile ederler.

Zaten Türk Milletine Arap gelenekleri din diye dikte edilmiş. O nedenle asimilasyon kolay olacaktır. Güney illerimizin bazılarında sığınmacı Arap nüfusu yerleşik nüfusu geçmiştir. Hiçbir ülke böyle tehlikeli bir yerleşime izin vermez.

İzin verildiyse, bunun altında mutlaka bir hesap vardır.

Açıktan T.C. Devletinin adı değişecek deyip sinir uçlarımızı kontrol ediyorlar.   Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz;

“Türkçe ölmüştür, herkes Arapça konuşsun.” Diyebilecek kadar cesur(!)…

İngiliz Vatandaşı Mr. Şimşek’de;

“Anadilimiz Arapçaya geri dönmeliyiz” demişti.

Birinci Dünya Savaşı Türkleri Anadolu’da boğma, yok etme savaşıydı. Başarılı olamadılar. O savaş hala devam ediyor. Türklüğü yok etmek isteyen Türk düşmanları, Türk vatandaşlığı kimliği altına gizlenip,  YARIM KALAN HESABINI GÖRÜYOR. Hem de Türklerin gözünün içine baka baka… ÇOK CESARETLİLER(!)… Kuzu kuzu susacağımızı sanıyorlar.

SUSMAYACAĞIZ!

KORKMAYACAĞIZ!

SUÇSUZLARIN SUÇLULARDAN KORKTUĞU NEREDE GÖRÜLMÜŞ?

TÜRK MİLLETİNE SALLADIĞINIZ O PARMAKLARI  …..!

Devamını Oku

SOYLU ŞEYTANA PABUCU TERS GİYDİRDİ

SOYLU ŞEYTANA PABUCU TERS GİYDİRDİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Basında yer alan haberlere göre İç İşleri(!) Bakanı Süleyman soylu;

“Biz kendimiz yapmıyoruz. Bize yaptıran Allah’tır” demiş…

İslam inancına göre Şeytan Allah’a isyan etti. Adem’e secde etmedi. Kıyamete kadar lanetlendi ama insanları yoldan çıkartmak için de ruhsat aldı. Lanetlenmesinin nedeni: Secde etmediği için kovulunca; “Sen yaptırdın. Senin yazdığın kaderden be mi sorumluyum?” deyip nefsini temize çıkarmasıdır.

Hz. Adem ‘de cennette yasak elmayı yedi ama o bu hatayı nefsine yükledi. Tanrı’dan af diledi. Af dileği kabul edildi. Adem(insan sıfatıyla) dünyaya gönderildi.

Bunların din-iman dillerinden düşürmüyor ya? Madem ki Müslümanız diyorlar. O zaman hatırlatalım. Soylu’nun savunması tamamı ile şeytanın savunmasıyla aynıdır.

Şeytan şimdi  Tanrı’ya;

“Ben bir defa isyan edip suçumu sana yıktım. Lanetlendim.  Bunlar her gün benim yaptığımın 10 katını yapıyor. Şimdi gerçek şeytan kim?” Diye soruyor olabilir?…

***         ***        ***

Sosyolog ve psikologların yorumlaması gereken bu açıklamayı duyunca aklıma bir kıssa geldi:

Köyün birinde köylünün biri elma bahçesine gitmiş. Bakmış ki tanımadığı bir adam elmalarını topluyor. Bağırmış;

“-Ne yapıyorsun sen? Utanmıyor musun başkasının elmalarını toplamaya?

Elmaları çalan adam gayet rahat bir şekilde bahçe sahibinei;

“Allah’ın adamı Allah’ın bahçesine girip Allah’ın elmalarını topluyor. “ Demiş.

Elmaların sahibi eline bir kızılcık sopası almış, üst üste indirmiş hırsızın sırtına. Kızılcık sopasını sırtına, kafasına yiyen adam can havliyle bağırmış; “ne yapıyorsun be adam?”

Sopalayan bahçe sahibi cevabı yapıştırmış;

“Allah’ın adamı, Allah’ın sopasıyla, Allah’ın bahçesinden Allah’ın elmalarını çalan adamı dövüyor.”

Soylu dua etsin de elinde Allah’ın sopası olan bir Allah’ın adamına çatmasın.

***         ***         ***

Bir de tanık olduğum bir hikaye var. Tanıdığım bir ailenin Ortaokula giden uyanık bir kızı vardı. Aile de inançlı bir aile. Bunu bilen kız çocuğu ailenin kızdığı bir şey yapınca, “bana Allah yaptırıyor” diyormuş. Anne –baba ses çıkartamıyor. Bir gün evlerine bir aile dostları gelmiş. Çocuk gene aynı bahaneye sığınınca aile dostları yüzüne hafif bir tokat vuruyor. Çocuk donup kalmış. Öğretmen anne şaşkın ama tokatı vuran çocuğa; “Yavrum, ben yapmadım, Allah yaptırdı” deyince, bizim uyanık ufaklık bir daha böyle bir bahaneye sığınamamış.

***      ***     ***

Ülke açık hava tımarhanesine döndü. Engizisyon papazları zamanda ışınlanarak bizim ülkemizde yeni bir vücut buldu.

Sağlıklı insanları tımarhaneye kapatın, ne kadar zaman sağlıklı kalabilir.

Denir ki;

Sizin kültür ortalamanız görüştüğünüz en yakın 3 kişinin ortalamasıdır.

Tele-vizyonları ve bu siyasileri o üç kişi yerine koyarsak, ülkenin kültür ortalaması da ortaya çıkıyor.

***       ***      ***

Bir devlet bu kadar kolay bu hale getirilebiliyorsa buradan tek bir sonuç ortaya çıkar;

T.C. Devletinin yıkılması için Müesses Nizam anlaşmış demektir. Aklını koruyabilenler konuşacaksa, bu gerçeği konuşmalı, rüzgara ters yönde yelken açmak yerine, yelkenleri rüzgara göre şişirip, onların istediği limana değil, kendi istediğimiz limana demirlemek ve oyunu bozmak olmalıdır. Bunu başarmak için de aklı ve cesareti birleştirip güç oluşturmak, akıl ve bilimsel gerçekler üzerinden bir yol haritası çizip, varılmak istenen hedefi  planlamak gerekir. Planlanan hedefe varma iradesini ortaya koymak ilk adımdır.

Bizler şifası olmayan hastalığa yakalanmış ölümü bekleyen zavallılar değiliz. Bu gerçeği asla unutmayalım!

Zahide UÇAR (31. 12. 2021)

Devamını Oku

Şoklayarak Köleleştirmek

Şoklayarak Köleleştirmek
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Zahide UÇAR

2012’de yazdığım bir yazım. İbretlik bir yazı yazmışım. Not düşerek yayınlıyoruz./Zahide UÇAR

Cmt Mar 24, 2012 20:39

AKP siyaseti dokuz yıldır şoklama yöntemiyle milleti köleleştiriyor.

Her Allah’ın günü koftiden, beş para etmez bir konu üzerinden maraza çıkarıldı.

Sahnede bitirim bir kabadayı; “anamı kesen ben, babamı kesen ben, kız kardeşini kesip ciğerini meze yapan gene ben, var mı bana yan bakan” tadında bağırıyordu.

Dinciler, kinciler, devletle hesabı olanlar, görevliler, ajanlar bu ucuz oyunu en önde alkışladı.

Şeytanın maskeli balosu…

Bu rezil oyunun hedefindeki halk sürekli şoklanıyordu.

Halk bir şoktan uyanamadan başka bir şokla bitkisel hayata sokuldu.

Ve sahne arkasında bakın neler oldu:

Yabancılara satılan toprakların miktarı 500 bin dönümü geçti. Şimdi de (mütekabiliyet koşulu aranmaksızın) yabancıların Türkiye’de toprak sahibi olmak sınırı 1 hektardan 100 hektara (1km2) çıkartılıyor.

Şoklanan halkımız şayet şoktan çıkabilirse, kendi ülkesinde nasıl sığıntı bir köle durumuna düşürüldüğünü görebilecektir.

GAP bölgesindeki verimli topraklardan 50 bin dönüm tarım arazisi İsrail-ABD bağlantılı iş adamlarına satıldı.

Trakya’daki verimli tarım topraklarının yaklaşık üçte ikisi (KKTC alanı kadar bir kısmı) bir Yunan bankasınca ipotek edildi.

Hatay’da 400 bin dönüm toprak Suriye vatandaşlarına satıldı. Şimdi aynı bölgede tampon bölge oluşturulmaya çalışılıyor. Tıpkı bir zamanlar Irak’ta oluşturulan tampon bölge gibi. Irak’ta oluşturulan tampon bölgeden Barzani ve Talabani çıkarılmıştı.

Avrupa’da mülkiyet hakkı yok, kullanım hakkı vardır. Kullanım hakkı da sınır bölgeleri, orman arazileri ve tarım arazileri için verilmiyor. Oysa AKP topraklarımızı tapu vererek satıyor.

Prof. Dr.Oktay Sinanoğlu: “12 Mayıs 2011’de Anayasa Mahkemesi’nin yeni kanunları onaylamasıyla Türkiye yabancılar için emlak cennetine döndü. Yakında Türkiye’de kendi milletimize ait hiçbir şey kalmayacak. Oyun çok ciddîdir. Kısa süre sonra artacak yabancı nüfusu korumak bahanesiyle o ülkelerin askeri de gelir. Havai’de de aynısı oldu.” diyordu.

Limanlar, stratejik kurumlar yabancıların eline geçti.

İstanbul’u dünya finans merkezi yaparak Türklerden almak istiyorlar. Anadolu kiliselerle donatılıyor. Cemaati olmayan yerlerde kilise ihtiyacı yoktur. Cemaat olmadığına göre, bu kiliseler kimler için hazırlanıyor?

Derelerimizin su kullanım hakkı 1800 şirkete satıldı. Kullanım hakkı suyun kaynağından denize ulaştığı yere kadar veriliyor. Dere yatakları duvarlarla çevriliyor.

Davutoğlu’nun “çak” yaptığı eğitmeni(!) Hillary Clinton’un isteği üzerine hazırlanan bir raporda, dünyayı ‘su savaşları’nın beklediği, kuraklık, seller ve taze su eksikliğinin önümüzdeki yıllarda önemli bir küresel istikrarsızlık ve çatışmalara yol açacağı’ belirtildi.

Yıllar önce İngiltere Prensi Charles 3. Dünya savaşının su nedeniyle çıkacağını yazmıştı.

Türkiye sınırı aşan sularda AB’ye uyumu kabul etmiştir(2009). Müzakerelerde ‘Çevre’ başlığının açılması ve kapanması karşılığında Fırat ve Dicle havzasının AB ile ortak yönetilmesi AKP tarafından kabul edildi.

Derelerimizin su kullanım hakkının 1800 şirkete devredilmesini “açık işgal” olarak okuyabilirsiniz.

Tohum satışı Küresel şirketlerin tekeline bırakıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı adından “Köyişleri” çıkartıldı. Tarım köylüden alınarak şirketleştirilecek bir sürece sokuldu. Köylüyü tarımdan dışlamak için de AB fonlarından “ekilmeyen tarlalar için bile” paralar dağıtıldı.

Tarımın şirketleşmesi dünya yurttaşlarına çöp yiyecekler sunacaktır: GDO.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye’ye verilen desteği eleştiren bir muhalifine: “Tavşanı evvela yakalayalım, derisini sonra yüzeriz(2005).” diyor.

Üretim terk edilerek tüketime zorlanan Türk Halkı, AVM’lerin kıskacında borca sürükleniyor.

Türkiye hızla Somalileşiyor.

Fabrikalarımız, stratejik kurumlarımız, maden yataklarımız, bankalarımız, şirketlerimiz, sularımız satılmakla kalmadı, ülke borç batağına da sürüklendi.

Cumhuriyetin oturmuş bütün kurumları çökertildi. Ordu “Anzak Askeri” konumuna sokulmak için dizayn edildi(!).. MİT tartışmalı, Polisin bazı birimleri Pensilvanya’dan yönetiliyor.

Tıp fakültelerine “IMF anlaşması” ile el kondu. 22 tıp fakültesi mali kaynak için hükümetle protokol imzalamak zorunda kaldı. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin de içinde olduğu 6 tıp fakültesine ise hastane binası karşılığında el kondu. Sırada tıp fakültelerinin Kamu Özel Ortaklığı yoluyla uluslararası sermayeye devri var(İMF’nun borç verme şartı). Peki, Tıp Fakülteleri bu noktaya nasıl getirildi? 60–70 yıldır varlıklarını geliştirerek sürdüren tıp fakülteleri son sekiz yılda borç sarmalına sürüklendi. Bu süre ne tesadüftür ki AKP iktidarına denk gelmektedir. AKP hükümeti üniversitelere kaynak ayırmayarak ve ürettikleri hizmetin bedelini ödemeyerek bunu yarattı. (TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ/MERKEZ KONSEYİ)

Fakültelerin tasfiyesi belli süreç sonunda TIP alanında çöküş getirecek, kaliteli doktor yetiştirmek zorlaşacak, küresel sermayeye uyumlu, ilaç tekellerinin hizmetinde olan doktorlar mezun edilecektir.

Milli Eğitim’in durumu zaten içler acısıdır. Küreselleşmeye uyumlu, öz benliğini yitirmiş, kul olmaya yatkın, küresel elite ucuz işçi olmaya hazır dünya vatandaşı GDO’lu nesiller yetiştiriliyor.

Anaokulundan başlayan İngilizce eğitimle kendi dilini konuşamayan yığınlar oluşturuluyor.

Milli(!) Eğitim Bakanı intihalci, yani emek hırsızlığı tescillenmiş bir kişidir. YÖK’ün başındaki zat intihalcidir(!).. Adalet Bakanı kendi partisinin vekili tarafından Ali Dibo benzetmesiyle suçlanmış bir kişidir.

“Gölge CIA” olarak anılan Strafor, CIA adına çeşitli ülkelerden istihbarat toplayan Amerikalı bir düşünce kuruluşudur. Türkiye’nin bürokratı, vekili, danışmanı, Candaş-yandaş-liboş basın mensupları Türk Milleti’ni Strafor’a pazarlamak için sıraya girmiş.

Strafor’un ajanları…

Başbakan’ın başdanışmanı İbrahim Kalın CİA’ya bilgi veriyormuş ama Başbakan tepkisiz, danışman görevine devam ediyor(!).. Strafor’a bilgi veren diğer danışman Faruk Demir de Enerji Bakanımızın gayrı resmi danışmanı!

Bir takım Polisler “korumakla yükümlü olduğu” vatandaşları ABD’nin CİA elemanı Konsolosu’na ihbar ediyormuş.

CHP Antalya Milletvekili Avukat Gürkut Acar’ın önergesinden; Adalet Bakanlığının bakanlık kadrosuna “Amerika’lı yargıç ve savcıları” danışman olarak aldığını öğreniyoruz.

Halkı CİA’ya pazarlayan pazarlayana… Direnç(immün) sistemi kırılan ülkenin; casus hücreleri tehlike olarak algılama kodları değiştirildi. Düşman hücreler engelleme ile karşılaşmadan milli dokuyu kemiriyor.

Kredi kartı kıskacındaki geniş halk yığınları her şoklamada esarete bir adım daha yaklaşıyor.

İşçi kiralama şirketleri 21. yüz yılda başlatılan yeni köleleştirme sürecidir. Güvenlik şirketleri, temizlik şirketleri gibi işçi kiralayan kuruluşlar köleleştirme sürecinin yasal kuruluşlarıdır. Bu işçilerin sendikaları yok. Asgari ücretle çalıştırılıyor. 4.6 milyon civarında işsizin olduğu söylenen bir ülkede köle işçi bulmak hiç de zor değildir. Köle işçiliğe aday her işçi, çalışan köle işçinin sırtında şaklayan bir kırbaçtır. Köleyi kölenin kırbacıyla çalıştıran köle tacirleri…

Köle işçiler ülke yönetimindeki söz haklarını kaybeder. Onların ekmeği patronlarının iki dudağı arasındadır. Aç adamın vatanı olmaz. Türk Halkına vatansızlık vaat edenler köle ticareti yaparak TİRANLAŞIYOR.

Taşeronlaşan şirketler eline teslim edilen köle işçiler ya göçük altında kalıyor, ya baraj suları götürüyor, ya da çadırlarda yanıyor.

Göçük altında kalarak ölen işçi için Başbakan “kader” yorumunda bulunurken, Ömer Çelik (Bakan) “güzel öldüler(!)” diyordu.

Nedense bu kader ve güzel ölümler derebeyi çocuklarını hiç bulmuyor, hep garibanı buluyordu(!)

“Din olmazsa bir devlette düzen nasıl korunabilir, askerler nasıl ölüme gidebilir? Toplumların yönetimi eşitsizlik temelinde işler; Oysa din olmadan servet eşitsizliğini sürdürmek de mümkün değil; Açlıktan ölmekte olan birine bile, bu durumu kabullenebilmesi için, bir makamın ‘ne yapalım Tanrı’nın isteği böyle’ demesi gerekiyor…” (Napoléon Bonaparte)

Din insanları özgür kılmak için geldiği halde, din tacirleri elinde köleleştirme aracına dönüşüyor.

Halk köleleşirken dolar milyonerleri çoğalıyor.

Kölelerin olduğu bir ülkenin evrensel hukuk olmaz. Evrensel hukukun uygulandığı bir ülkede zaten kölelik olmaz.

Türkiye’de hukukun ırzına geçileli çok oldu.

Seydişehir Alüminyum Fabrikaları’nın “kirli-hile kokan- danışıklı şüphesi yüklü satışı” yüksek mahkeme (Danıştay) kararıyla iptal edildi. 6 yıldır “karar yok sayılarak” yargı kararına uyulmuyor.

İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri’nin casusu A. Ryan (1919): “Amacımız bölmek ve hükmetmek olmalıdır. Biz gerçek ideali ‘din’miş gibi davranacak, çıkarcı bir grubu idareci olarak takdim etmeye çalışacağız.” diyordu.

1919 da oynanan oyun aynen devam ediyor. Din havucuyla İslam dini esir alınmıştır. Artık din ile “yolsuzluk, haçlıya yardım ve yataklık etmek, tefecilik, sömürü, yalan-dolan, devlet malından nemalanmak, devletin verdiği yetkileri ZULMEDEREK kullanmak, VİCDAN YOKLUĞUYLA” birlikte anılır oldu. Bu ahlaksız anlayış GİDEREK TABANA YAYILACAKTIR!

Dışişleri Bakanı Davutoğlu Meclis kararı olmaksızın yasaları ihlal ederek, Libyalı Muhaliflere, yüzer gezer teröristlere elden bavulla para götürdü.

AKP Kürecik’te “NATO tezgahıyla” ABD füze kalkanının kurulmasına izin verdi. Böylece cephe ülke haline getirildik.

Ülkeye giren kaynağı belirsiz sıcak para iç ve dış politikamızı esir aldı.

Hükümet gazilerimize 236 YTL maaş verirken, pkk/Kongra Gel’in başındaki Zübeyir Aydar’a Milletvekili maaşı ödüyor.

Kuzey Amerika Ulusal Kürt Kongresinde(KNC) alınan kararlardan ikisini dikkatinize sunuyorum:

1- Türkiye’de KEMALİST REJİM YIKILMADAN BAĞIMSIZLIK KAZANAMAYIZ. Bu nedenle Kemalist Hareketi yok etmek için bilimsel projeler başlattık.

2-Amacımıza ulaşmak için İSLAMİ CEMAAT VE ORGANİZASYONLARLA İŞBİRLİĞİ yapıyoruz.

Bu iki madde ülkemizde karşılık bulmuştur. Sistemli bir şekilde sürdürülen Atatürk düşmanlığı ve şoklama yöntemiyle bile saklanamayan “İslami Cemaatler ve organizasyonların” işbirliği gerçeğidir.

Türk Halkı kendi ülkesinde aç ve susuz bırakılacağı bir sürece sokularak Somalileştiriliyor.

“Bu ülke batının emperyalizminden, doğunun da vicdan sömürüsünden kurtulursa ancak o zaman aydınlık günlere kavuşur.” (Mustafa Kemal ATATÜRK)

Ülkemiz ilk safhada sahte Atatürkçü; batının ajanı siyasetçi ve aydın tarafından Batı Emperyalizmine(kültürel ve ekonomik sömürü) peşkeş çekildi.

Muhafazakar görünümlü iktidar ve aydınlar tarafından ise “hem vicdan, hem kültürel, hem ekonomik sömürüye” maruz bırakıldı.

AKP ile başlayan süreçte vicdan sömürüsü(mağdur edebiyatı) üzerinden maddi ve manevi bütün değerlerin sömürüsü yapıldı.

AKP Din söylemiyle gelen bir parti. Din hiçbir dönem bu dönemde olduğu gibi; hırsızlık, zimmet, yalan, talan ve yolsuzlukla bir arada anılmadı. Dolayısı ile en büyük ahlaki çöküş de bu süreçte yaşanıyor.

Türk Halkı hala şokta, ayılmak için bir tokat bekliyor.

Oysa;

Kaplumbağa ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor. (James B. Conont)”

Devamını Oku

CASUSLUK VE MAFYOKRASİ

CASUSLUK VE MAFYOKRASİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DEVA Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Metin Gürcan “Siyasi ve Askeri Casusluk” suçlamasıyla tutuklandı. Gazeteci İsmail Saymaz’ın açıklamasına göre Metin Gürcan ifadesinde; İtalyan ve İspanyol iki diplomat için açık kaynaklardan telif karşılığı rapor hazırladığını söylemiş.

İki yabancı diplomatla buluştuğunda yakalansaydı, verdiği bilgilerin ne olduğu da ortaya çıkardı ama böyle yapılmıyor. Bir zaman kollanıp gerekli görülürse işlem yapılıyor.

Casusluk diye yandaş Gürcan’ın üzerinde tepiniyor. DEVA Partisi benim için sabıkalı insanların partisidir. Ege Adalarının işgali, Ergenekon ve türevi kumpaslar, açılım rezillikleri, Irak ve Suriye savaşlarında ABD yanında BOP’a destek olmaları benim için yeterli. AKP’nin suç ortakları… Yalnız CASUSLUK denince, T.C. Devleti kurulduğundan bu yana en alçak casusluk faaliyetini AKP ile yaşadı. Bu gerçeği haykıracak onurlu bir nefes, gerçek bir muhalefet bulamıyoruz.

Kozmik Oda vakası en alçak, en hain casusluk faaliyetidir. Kozmik odadan aldıkları savaş sırlarını YUNANİSTAN’A SERVİS ETTİLER. Yunanistan bugün savaş planlarını bu sırlara göre yeniledi. ABD bu sırlara göre Yunanistan’da “silahsız bölgelere” Lozan Antlaşmasını çiğneyerek yerleşti. Kozmik Oda ihanetinden sonra yabancı istihbarat ve terör örgütlerinin içine sızdırılmış istihbarat elemanlarımız (bir iddiaya göre 833, bir iddiaya göre binin üzerinde) şehit edildi. Bu korkunç bir durumdur.

İstihbarat elemanlarımız şehit edildikten sonra doğan güvenlik zaafından dolayı ne kadar şehidimiz oldu, kaç vatan evladı toprağa düştü bilmiyoruz. Ayrıca bir savaş durumunda iç direnişi örgütleyecek insanlarımızın isimleri ve saklanan silahların yerleri de açık edildi. Büyük bir güvenlik açığına neden oldular.

CASUSLUKSA;

Kozmik Odaya girilmesi emrini veren AKP Genel Başkanı Başbakan, Dışişleri Bakanı, MİT Başkanı ve sorumlu olan Genel Kurmay Başkanları T.C. Devletine ihanet ve casusluk suçlamasıyla yargılanmalıdır!

Bana bu ihanetin hesabını soracak ortadaki mevcutlardan TEK BİR PARTİ BAŞKANI söyleyin! Susuyorlarsa, bu güne kadar dillendirmedilerse, onlar da güvenlik sorunudur!

Gerçeklerden kaçarak ölümden kurtulamayız!

***  ***

Arka Bahçeli faciası: Mafyokrasi

 

Bahçeli mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın hapisten çıkmasını sağladı. Mafyokrasi yönetimine uygun bir çalışma…

Dövülen gazetecileri dövenler MHP’liydi. Bahçeli’nin görevi belli oldu. AKP genel Başkanı için saha temizliği yapmak ve MHP’yi lanetleterek toprağa gömmek…

Yeni Dünya Düzenine göre milliyetçi, ulusalcı bir gençlik istenmiyor. Ne isteniyor? Küresel yönetime uyumlu, milli duyguları törpülenmiş bir gençlik isteniyor.

Bahçeli bir parti Başkanı değil de, bir mafya lideri gibi Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı tehdit etti. “Ülkücüler ensende” dedi. Aleni suç işledi. Görev adamı ARKA BAHÇELİ…

Yavaş, AKP+MHP ortaklığında oluşturulan bu mafyokrasi sözcüsünü muhatap almadı. Ağırlığına yakışan bir açıklama yaptı.

UYARI

Yavaş ülkemizde en fazla sevilen isimlerden biri oldu. Ciddiyetle işini yapıyor. Magazine malzeme vermiyor. AKP’yi terk eden seçmen dahil her kesimden oy alabilecek bir isim. AKP ve küçük yaması iktidarı vermemek için her türlü zorbalığı yapacak bir kafaya sahiptir. O nedenle bu tehdidi hafife almayın. Gelecek için küresel projelere uygun bir ismi planlayan derin yapılar bu tehdidi değerlendirip harekete geçebilir. Fırsata dönüştürebilir. Geçmişte bu tür örnekler ülkemizde çok yaşandı.

Mansur Yavaş çok iyi korunmalıdır.  

 

Zahide UÇAR (01.12.2021)

Devamını Oku

BÜYÜK KUMPAS

BÜYÜK KUMPAS
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AKP Siyaseti 2023 hedefine ulaşamadan çöktü. Üretimi bitirilen, borç batağına sürüklenen ülkemizde bütün yük ücretli kesimin üzerine yıkıldı. Halk fakirleşirken israf saltanatı devam etti, ediyor… Suç örgütü Lideri dedikleri(asıl suçluların taşeronu olduğu ortaya çıktı) Sedat Peker’in ortaya saçtığı uyuşturucudan cinayete, silah ve rüşvet sarmalı deprem etkisi yarattı.

Bazılarının yanlış politika dediği ekonomi yönetimiyle döviz fırladı. Türk parası değersiz bir kağıt parçasına dönüştü.

Ben bu duruma bile isteye geldiklerini düşünüyorum. Bile isteye gelmeselerdi, acil bakanlar kurulu toplanır, ülkemizde uzman olan ekonomistlerle gerçek bir yol haritası belirlenir, devlet yönetiminde de tasarrufa gidilirdi. Hiç biri yapılmıyor. Bir de konuşmalarıyla milletin aklıyla alay edip aşağılıyorlar.

Sizce seçime gidip, seçim sonuçlarına razı olacak bir yapı böyle bir yol izler mi?

AKP Türk Milletinin bütün varlıklarını yabancılara sattı. Türk Milleti’ni yabancı şirketlere ucuz işçi, yani maraba yapmak için her şeyi yaptı.

Ege’de 20 ada ve iki kayalığımızı Yunanistan’a peşkeş çekti. Sorumluların müebbet hapis cezası ile yargılanması gerekir. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, işlenen suçun aynı zamanda bir terör suçu olduğunu iddia ediyor. Bu durumda bir terör suçuna dava açmayan Cumhuriyet Başsavcılarının da yargılanması gerekir.  Bu işgali perdeleyerek suç ortaklığı yapan GAZETELERİN Genel Yayın Yönetmenleri de bu suça ortaktır. Yargılanmalıdır.

CHP, İP, SP adalarımızın işgal edilmesi nedeniyle bir suç duyurusunda bulunmuş mudur? Bulunmadılarsa Yunanistan lehine iş birliği yaptıklarının açık göstergesi değil midir?

Vatan toprakları işgal ediliyor ama KIYAMET KOPMUYORSA, T.C. Devletinin “DEVLET” olma özelliği kalmamıştır?

***   ***

Anlaşılan odur ki, 2023’e AKP’nin nefesi yetmeyecek. Bu kadar suç işleyen bir yapı kuzu kuzu gidip yargılanmayı göze alamayacağına göre ne yapacak? Bu soruyu aklı olan herkes sorar.

AKP siyaseti 2004 Yılından beri Yunanistan lehine çalışıyor. Yunanistan’a toprak kazandırdı. Yunanistan bizden çok zayıfken şimdi aldığı savunma uçaklarıyla Türkiye ile eşit hale geldi. F35’leri aldığında ne yazık ki üstün duruma geçiyor. Radara yakalanmayan ve 240 km. menzili füze ile vurabilen F35’ler…

Yunanistan AKP kaybederse ne yaparız telaşına düşmüş durumda. Sahi, biri birilerine Mandacı mı demişti(!)…

AKP iki ülkeye hizmet etti. Biri Yunanistan, diğeri İsrail’dir. İsrail’in başına dert olan Suriye ve Libya sorununu ortadan kaldırdı. İsrail’de var olduğu iddia edilen nükleer silahlar araştırılsın önerisine BM’de çekimser oy kullanarak engel oldu. 2016 Yılında NATO’da üyeliği olmayan İsrail’in vetosunu kaldırarak genel merkezde daimi bir ofis tahsis edilmesini sağladı.

Derin bir proje olduğu anlaşılan 9 milyon geçici sığınmacıyı kontrolsüz bir şekilde ÜLKEMİZE aldı. Ayrıca, İŞİD, Taliban, Hizbullah… Bütün terör örgütleri içimizde… Bunlar yetmiyor, bir de kendi paramiler yapıları var.

15 Temmuz sonrası  AKP tarafından paramiliter güçlerin oluşturulduğu, AKP’lilerin bireysel silahlanmaya gittiği çok kez gündeme gelmişti. TÜGVA, HÖH, Osmanlı Ocakları ve SADAT…

Devlet içinde devlet kuruyorlar.. Paralel devlet…

Ve tabii ki TÜGVA…

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen TÜGVA’nın ERP isimli yazılım programı ile Türkiye’deki herkesin kişisel bilgilerine ulaştığının ortaya çıktığını iddia etti.

Sızan bilgilere göre “TÜGVA İletişim Bilgileri” isimli klasöründe tüm siyasilerin telefon numaralarından özgeçmişlerine kadar bilgiler yer aldı. Bakanlar, milletvekilleri, valiler, il ve ilçe belediye başkanları ve danışmanlarının iletişim bilgileri, daha önce nerede görev yaptıkları yerleri kayıt altına alması dikkat çekti. (https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/tugva-siyasileri-ve-burokrasiyi-fisledigi-ortaya-cikti-1878644)

Şaşırmadım. Siyasetiyle, dernekleriyle, tarikatlarıyla, gaz-tecileriyle birlikte suç örgütüne dönüşen karanlık bir yapı var karşımızda.

Muhalif isimlerin elleriyle bulmuş gibi evlerinin kapısı önünde saldırıya uğraması, adresleri TÜGVA mı verdi diye düşündürüyor?

Bütün insanların adreslerine bir vakıf neden ulaşma gereği duyar? Adres tespiti neyin hazırlığıdır?

Türk Milleti kutuplaştırıldı. Yetmedi, dışarıdan da sığınmacı kılıfıyla terör ithal edildi.

Şimdi Türk Milleti ekonomik tükenmişlikle köşeye sıkıştırılıyor. Söylemleriyle öfke biriktirmesi sağlanıyor. Genç işsizlik ve umutsuzluk kırılma enerjisinin birikmesine neden oluyor. Patlamaya hazır bir bomba gibi…

AKP siyaseti ötekileştirmeye, yaraları kaşımaya, düşmanlaştırmaya devam ediyor. Bana göre bir iç savaş planı var. Çünkü bir kaos yaratmadan hedefe varamayacaklarını anladılar. Türk milletini sokağa döküp, paramiliter silahlı yapılarıyla, dışarıdan ithal ettikleri terör yapılarıyla milletin tepesine binecekler. Çıkardıkları yasa ile bunun hazırlığını yaptılar. 15 Temmuz kalkışma(!) sını bahane ederek yasa çıkardılar. 15 Temmuz gecesi kafa kesenler nasıl yargılanamadı ise bundan sonrakiler de yargılanamayacak. Terör kalkışması deyip vurabilecekler ve yargılanmayacaklar! Bu gerçeği unuttuk mu?

Unutmak ölümdür!

Ülkemizde olup bitenler, mütareke basını sayesinde karartılıyor fakat dış düşman uyumuyor.  Almanya’da “Dersim Soykırımı” başlığıyla bir çalıştay düzenlendi. Çalıştaya Türkiye’den iki akademisyen gönderildi. Munzur Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülnaz Karatay, Bilkent Üniversitesi’nden Bahar Şimşek Day…  Konferans oldukça kalabalık bir katılımcı listesine sahip. Hatırlayalım, AKP Genel Başkanı “ben de Dersim katliamı arşivini açarsam.. “ diyerek Türkiye’yi sanık sandalyesine oturtmuştu. Akabinde AP’da Dersim başlığıyla ilgili bir birim açıldı.

Konferansa Almanya, ABD, İsrail, Hollanda, İngiltere ve Fransa’nın yanında Türkiye’den iki akademisyenin katılması konferansın Türkiye’de olumlu karşılandığı şeklinde yorumlandı.

Kaynak: https://www.yenimuhalefet.com/haber/turkiye-cumhuriyeti-dersim-soykirimini-taniyacak-mi-16235

AKP döneminde sözde Ermeni Soykırımı iftirasını tanımayan ülke neredeyse kalmadı.

***      ***

Bu tablo size ne hatırlatıyor? İçten ve dıştan sarılmamız, Osmanlı’nın paylaşılma savaşının ön hazırlığına benzemiyor mu?

Türk Milleti’ni Anadolu’da yok edemediler ama asla vaz da geçmediler. Türklüğü Anadolu’da yok etme savaşı yeniden başladı. Seyit Rızasıyla, Şeyh Saidiyle, Türklüğümden 70 kere estağfurullah diyen İngiliz Muhibi Şeyhülislam Mustafa Sabrisiyle, Ali Kemalleriyle, Potamyasıyla, ABD’siyle, Fransa-İngiltere-Hollanda, yani İtilaf Devletleriye…

Bütün çözümlerimizi bu gerçek üzerinden üretmeliyiz!

“Gerçeklerden kaçarak ölümden kurtulamazsınız.” Mustafa Yıldırım.

Anlaşılan o ki, İtilaf devletleri içerideki iş birlikçilerine güvenerek Türkiye’yi parçalaması kolay bir hasta adam olarak görüyor. Federasyonla, özerk devletçiklerle parçalayıp, ŞEHİR DEVLETÇİKLERE GEÇİŞ YAPMA HAZIRLIĞI…

***     ***

Türk Milletine diyorum ki;

Sokağa çıkmamızı bekliyorlar. Provoke edecekler. Bizim ülkemizi bize parçalatacaklar. Peki, hiçbir şey yapmayalım mı? YAPALIM tabii ki… Sessiz kalırsak da, kabullendiğimizi ve korktuğumuzu düşünecekler. Eylemlerimizi ülkemizin tamamında aynı saatte evlerimizden gerçekleştirebiliriz. Susurluk olaylarında aydınlık için bir dakika karanlık eylemi gerçekleştirilmişti. Şimdi mutfaklarımız yanıyorsa, aynı saatte pencerelerimizden tencere-tava çalabiliriz. Bütün bakanlıklara, Ali Kemal’in mirasçısı gaz-tecilere, Mütareek Basınının genel yayın yönetmenlerine milyonlarca ileti gönderebiliriz. Yakamızda “yeter” ihtarı bulunan bir uyarı notuyla dolaşabiliriz.

Tarih okumak ve anlamak Bağışıklık Sistemimizi güçlü tutar. Aşı gibidir. Tehlikeyi (virüsü) hemen tanır ve ANTİKOR üretmeye başlar.

BİLGİ HAYAT KURTARIR.

Zahide UÇAR(26. 11. 2021)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

hiltonbet