KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Avrupa Birliği (AB)

Avrupa Birliği (AB)

Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenme. 1993 yılında, Maastricht Antlaşması olarak da bilinen Avrupa Birliği Antlaşması’nın imzalanması sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. Yaklaşık 500 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği, dünyanın nominal gayri safi yurtiçi hasılasının %30’luk bölümünü oluşturur. (16.8 trilyon ABD$)

Avrupa Birliği, tüm üye ülkeleri bağlayan standart yasalar aracılığıyla, insan, eşya, hizmet ve sermaye dolaşımı özgürlüklerini kapsayan bir tek pazar geliştirmiştir. Birlik içinde tarım, balıkçılık ve bölgesel kalkınma politikalarından oluşan ortak bir ticaret politikası izlenir.[4] Birliğe üye ülkelerin on beşi, avro adıyla anılan ortak para birimini kullanmaya başlamıştır. Avrupa Birliği, üye ülkelerini Dünya Ticaret Örgütü’nde, G8zirvelerinde ve Birleşmiş Milletler’de temsil ederek dış politikalarında da rol oynamaktadır. Birliğin yirmi yedi üyesinden yirmi biri NATO’nun da üyesidir. Schengen Antlaşması uyarınca birlik üyesi ülkeler arasında pasaport kontrolünün kaldırılmasının da arasında bulunduğu pek çok adlî konu ve içişileri düzenlemelerinde Avrupa Birliği’nin payı bulunur.

Avrupa Birliği, devletlerarası ve çokuluslu bir oluşumdur. Birlik içinde kimi konularda devletlerarası anlaşma ve fikir birliği gerekir. Ancak belirli durumlarda uluslarüstü yönetim organları, üyelerin anlaşması olmaksızın da karara varabilir. Avrupa Birliği’nin bu tip haklara sahip önemli yönetim birimleri Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği Konseyi, Liderler Zirvesi, Avrupa Adalet Divanı ve Avrupa Merkez Bankası’dır. Parlamentoyu, Avrupa Birliği vatandaşları beş yılda bir oylama yöntemiyle seçerler.




Avrupa Birliği’nin temelleri 1951 yılında, 6 ülkenin katılımıyla oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’na ve 1957 Roma Antlaşması’na dayanmaktadır. O dönemden bu yana, birlik yeni üyelerin katılımlarıyla boyut olarak büyümüş; var olan yetkilerine yeni görev ve sorumluluk alanları ekleyerek de gücünü arttırmıştır. Üye devletler Aralık 2007’de, birliğin bugüne dek yaptığı antlaşmalar ile yasal yapısını güncellemek ve iyileştirmek amacıyla Lizbon Antlaşması imzalanmıştır. Lizbon Antlaşması’nın onaylanma ve işleme girme sürecinin 2008 yılı içinde olması öngörülmüşse de İrlanda’da, antlaşmanın onaylanması için yapılan halkoylamasının olumsuz sonuçlanması, sürecin geleceğini belirsizleştirmiştir.

Avrupa Birliği’nin Geçmişi

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu

Robert Schuman 1950’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu önergesini sunarken

1. Dünya Savaşısonrası oluşan siyasi hava Batı Avrupa’da birlik ve beraberlik rüzgâları estirmeye başladı. Bu da pek çok kişi tarafından, Avrupa’ya büyük zararlar veren aşırı milliyetçilikdüşüncelerinden bir kaçış yolu olarak görülüyordu.[6] Bu düşüncelerle birlikte 1951 yılında, ilk başarıya ulaşan Avrupa-içi iş birliği olan, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu önerisi geldi. Bu oluşumun temel amacı, başta Fransa ve Batı Almanyaolmak üzere üyeleri arasında kömür ve çelik endüstrilerinin yönetimini bir araya getirmekti. Bunun yapılış nedeni, dönemin en önemli sanayi hammaddeleri olan kömür ve çelikten doğabilecek herhangi bir uyuşmazlığın önlenmesi ve buna bağlı olarak iki ülke arasındaki olası bir savaşın engellenmesidir. Bu iş birliğinin kurucuları yaptıklarını “Avrupa ittifağında ilk adım” olarak nitelediler.[7] Topluluğun diğer kurucu üyeleri İtalya veBenelüks ülkeleri: Belçika, Hollanda, Lüksemburg idi.

Avrupa Toplulukları

1957 yılında iki yeni topluluk daha oluşturuldu: gümrük birliği işlemlerini sağlayan Avrupa Ekonomik Topluluğu ve nükleer enerji çalışmaları yürütmek için kurulan Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom). 1967 yılına gelindiğinde imzalanan Brüksel Antlaşması ile var olan 3 topluluk Avrupa Toplulukları ya da daha yaygın biçimiyle Avrupa Topluluğu (AT) adıyla tek bir çatı altında toplandı.

1957 Roma Antlaşması, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu yaratmıştır.

1973 yılında Avrupa Toplulukları Danimarka, İrlanda ve Birleşik Krallık’ı da içine alarak genişleme yoluna gitti. Bu ülkelerde katılım öncesi yapılan görüşmeler sırasında Norveç ile de masaya oturuldu ancak ülkede düzenlenen halkoylaması sonucu katılım isteği reddedilince Norveç topluluğun dışında kaldı.

Avrupa Parlamentosu’nun üyeleri arasında ilk demokratik, doğrudan seçimler 1979 yılında gerçekleştirildi. Bunlar, Avrupalılara Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri’ni seçmeleri konusunda olanak sağlayan ve ayrıca uluslararası düzeyde yapılan ilk seçimlerdi.




Yunanistan, İspanya ve Portekiz topluluğa 1980’li yıllarda katıldılar. 1985’te imzalanan Schengen Antlaşması, üye devletlerin pek çoğu arasında sınırda pasaport kontrolü olmaksızın yolculuk edebilme olanağını sağladı. 1986’da Avrupa bayrağı kullanılmaya başlandı ve liderler Avrupa Tek Senedi’ni imzaladılar. Bununla birlikte topluluğun karar alma mekanizmasının genişlemesi, ticari işlemlerde engel ve formalitelerin azaltılması ve daha ileri bir Avrupa Politik İş Birliği kurumu oluşturulması sağlandı.

Avrupa Birliği

1990 yılında Demir Perde’nin yıkılması ile eski Doğu Almanya, birleşmiş yeni Almanya’nın bir parçası olarak topluluğa katıldı. Doğu Avrupa’ya doğru gerçekleştirilen genişlemeyle birlikte, topluluğa katılmaya aday ülkelere uygulanmak amacıyla Kopenhag Kriterleri’nin kabul edilmesi üzerine görüş birliğine varıldı.

7 şubat 1992 tarihinde Maastricht Antlaşması yürürlüğe sokuldu. Bu antlaşma ilk kez Avrupa Birliği terimini kullandı ve üç sütun adını verdiği uygulama alanlarını başlattı. Bugünkü Avrupa Topluluğu terimi, geçmişteAvrupa Topluluklarının görev alanına giren politika ve uluslarüstü işlemleri kapsayan birinci sütuna eş düşmektedir. İkinci ve üçüncü sütunlarsa birliğin dış politikası ile içişleri ile ilgili, daha çok devletlerarası düzeyde iş birliği sunar. Günlük konuşma dilinde Avrupa Birliği terimi, Avrupa Topluluğu için de kullanılmaktadır ve birliğin birinci sütununun bir öğesi olarak Avrupa Topluluğu adı, öngörüldüğü tarihte yürürlüğe girecek olan Lizbon Antlaşması ile birlikte kullanımdan kalkacaktır.

Birliğe 1995 yılında, Avusturya, İsveç ve Finlandiya katıldı. 1997 tarihli Amsterdam Antlaşması, Maastricht Antlaşması’nın demokrasi ve dış politika başlıklarında iyileştirmeler yapmak için imzalandı. Amsterdam Antlaşması’nı 2001 yılında Nice Antlaşması izledi ve bu da birliğin doğu yönlü genişlemesine yeni vizyonlar kazandırmak adına Roma ve Maastricht antlaşmalarının üzerinde düzenlemeler yaptı.

2002’de on iki üye ülke avro adlı ortak bir para birimini benimsedi. O günden bu yana, avro alanı denen avro kullanan ülkeler sayıca on beşi aştı. 2004 yılında Avrupa Birliği, çoğunluğu eski Doğu Bloğu ülkelerinden olan on yeni aday ülkenin de birliğe resmen katılmalarıyla tarihindeki en büyük genişlemeyi gördü.[16] Üç yıl sonra, Bulgaristan ve Romanya da birliğe girdi.[16]

2004 yılında Roma’da, daha önceki tüm antlaşmaları tek bir belgede toplayacak Avrupa Birliği Anayasası hazırlanmasını öngören antlaşma imzalandı. Ancak bu anayasa taslağı, Fransa ve Hollanda’da düzenlenen halkoylamalarında alınan olumsuz sonuçlardan dolayı diğer ülkelerde uygulanmadı ve onay alma işlemi hiçbir zaman tamamlanmadı. Bu nedenle bunun yerine, 2007 yılında önceki antlaşmaları yeni bir anayasayla değiştirmektense koşullarını iyileştirmeyi öngören ve Reform Antlaşması olarak anılan Lizbon Antlaşması imzalandı.[17] Üye ülkelerde yapılan halkoylamaları sonucu onaylanırsa, Ocak 2009’a kadar yürürlüğe girmesi öngörülen antlaşma ilk olarak oylandığı İrlanda Cumhuriyeti’nde reddedilince, sürecin geleceğine ilişkin beklentiler belirsizleşti.

Üye Devletler

Avrupa Birliği yirmi yedi bağımsız devletten oluşur. Bunlar üye devletler olarak bilinen Almanya, Avusturya, Birleşik Krallık, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Kıbrıs,Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan’dır.[18]




Birliğe katılmayı bekleyen üç adet aday ülke vardır bunlar: Hırvatistan, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye’dir. Batı Balkan ülkeleri Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ ve Sırbistan olası resmî adaylar olarak tanımlanmıştır.[19] Son dönemde Kosova’ya da benzer bir statü verilmiştir.

Avrupa Birliği’ne katılabilmek için bir ülke, 1993 yılında Kopenhag Liderler Zirvesi’nde tanımlanan Kopenhag Kriterleri’ni tümüyle sağlamak durumundadır. Bu ölçütler, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı gösteren istikrarlı bir demokrasi, birlik üyeleri ile rekabet edebilecek düzeyde sağlam temelli bir ekonomi ve Avrupa Birliği yasalarını da içeren üyelik koşullarının kabul edilmesini gerektirir. Bir aday ülkenin bu ölçütlere uyup uymadığının değerlendirilmesinin yapılması konseyin görev alanıdır.[19] Birliğin günümüzde var olan yönergeleri, 1985 yılında Grönland’ın birlikten çekilmesiyle örneği yaşanmasına karşın, üye bir ülkenin birlikten nasıl ayrılabileceğini açıkça belirtmemektedir. Ancak bu konuya, onaylanmayı bekleyen Lizbon Antlaşması’nda değinilmiştir ve bu tasarı bir ülkenin birlikten çıkmak istemesi durumunda izlenecek işlemleri içerir.

Birliğe katılmamayı yeğleyen dört Avrupa ülkesi İsviçre, İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç’ten Avrupa Birliği ile ilgili pek çok ekonomik ve yasal düzenlemeye ise kısmen de olsa katılım göstermiştir. Bu ülkelerden İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç, Avrupa Ekonomik Alanı aracılığıyla tek pazar düzenlemelerine katılmıştır. İsviçre de benzer iki-taraflı antlaşmalar aracılığıyla Avrupa Birliği ile ilişkiler kurmuştur.[21][22] Avrupa’nın tanınmış beş küçük devleti olan andorra, Lihtenştayn, Monako, San Marino ve Vatikan ile yürütülen ilişkiler de avroyu ortak para birimi olarak kullanmaktan ve bazı diğer ekonomik iş birliği çalışmaları yapmaktan oluşur.

Komisyon

Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği’nin yürütme organı gibi işlev görür ve mevzuat önerileri hazırlayarak birlik içinde bunların günbegün uygulanmasını denetler. Bu kurum oluşturulurken, kurumun, liderlerin ulusal çıkarlar doğrultusunda hareket ettiği Avrupa Birliği Konseyi’nin aksine yalnızca üye devletler için değil, tüm Avrupa devletleri için çalışması amaçlanmıştır. Komisyon buna ek olarak Avrupa entegrasyonunun da merkezi olarak görülür. Şu an itibarıyla değişik alanlarda görevli yirmi yedi üye ülkenin her birinden gelen birer komisyon üyesinden oluşur.

Komisyon’a seçilecek tüm üyeler ve Komisyon’a başkanlık edecek üye Konsey tarafından aday gösterilir. Komisyon başkanının atanmasının ve ayrıca komisyon kabinesinin geçerli olabilmesi için Parlamento’nun onayı gerekir.

Parlamento

Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği’nin yasama organının bir yarısını oluşturur. Parlamentonun 785 üyesi, Avrupa Birliği vatandaşları tarafından her beş yılda bir seçilir. Tüm milletvekilleri, kendi ülkelerinde ulusal çapta düzenlenen seçimler ile iş başına gelmelerine karşın, Parlamento’daki koltukarında ulusal kimliklerinden çok politik görüşlerine göre gruplanırlar. Her üye ülke önceden belirlenmiş sayıda milletvekilini parlamentoya gönderir. Parlamento ve Konsey birlik içindeki yasama işlemlerini müşterek bir biçimde yürütürler. Bazı politikaları ortak karar mekanizmasını kullanarak yönlendirirler. Bu prosedür hâlen onay beklemekte olan Lizbon Antlaşması’nda genişletilmiş ve ortak karar alanına yeni başlıklar eklenmiştir. Parlamento ayrıca, Komisyon’un ve Avrupa Birliği bütçesinin aldığı kararları reddetme ya da eleştirme hakkına da sahiptir. Parlamento başkanı aynı zamanda meclis sözcüsü olarak da görev yapar ve parlamentoyu uluslararası düzeyde temsil eder. Başkan ve başkan yardımcıları her iki buçuk yılda bir parlamento içinde milletvekilleri tarafından seçilir.

Avrupa Birliği Konseyi

Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Birliği’nin yasama organının diğer yarısını oluşturur. Bu konsey, her üye ülkeden vekillerin önceden belirlenmiş alanlara göre görevlere atandığı organize bir platformdur. Konsey pek çok alt bölümden oluşuyor olmasına karşın tek bir birim olarak kabul görür.[37] Yasama alanındaki işlevlerinin yanı sıra konsey, ayrıca ortak dışişleri ve güvenlik politikası dâhilinde de yönetimsel görevler alır.

Avrupa Birliği Konseyi Başkanlığı görevi yirmi yedi üye ülkenin her birinin sıra sıra katılımlarıyla altı aylık dönemler hâlinde dönüşümlü olarak yürütülür. Bu süreç boyunca sözkonusu ülkenin temsilcisi düzenlenen toplantı ve görüşmelerin pek çoğuna başkanlık eder.[37] Dönem başkanlığı görevini yürütmekte olan ülke genellikle, bazı yenilikler, birliğin genişlemesini ilgilendiren konular ya da dünyanın herhangi bir bölgesi ile sürdürülen dış ilişkiler gibi alanlarda sınırlı bir yetki çerçevesinde hareket eder.

Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi

Avrupa Birliği’nde en yüksek dereceli politik liderleri bir araya getiren kurum, bir başkan ve her üye ülkeden bir temsilciden oluşan Liderler Zirvesi’dir. Üye ülkeler, Zirve’ye göndermek üzere ya devlet başkanlarını (cumhurbaşkanı gibi) ya da hükûmet başkanlarını (başbakan gibi) seçerler. Liderler zirvesi her yıl en az azından dört zirve düzenler ve bu zirvelere dönüşümlü olarak Avrupa Birliği Konseyi başkanlığı görevini yürüten ülkenin temsilcisi başkanlık eder.[37] İngilizcede European Council adıyla anılan Avrupa Birliği Konseyi, insan hakları, eğitim ve kültür alanında hizmet veren ve tüm Avrupa devletlerine açık olan Avrupa Konseyi -Council of Europe ile karıştırılmamalıdır.




Yasal Düzenlemeler

Yapılan antlaşmalar Avrupa Birliği hukukunun temel ögeleri olmasına karşın, birlik kurumları için hazırlanmış birtakım düzenlemeler de vardır. Bu düzenlemelerin üç ana bölümü: Topluluk tüzükleri, Yönergeler veKararlar’dır. Bu üç bölüm arasında resmî bir hiyerarşi bulunmamaktadır.

Topluluk tüzükleri, yürürlüğe girdikleri andan itibaren birliğe üye tüm ülkelerde uygulama önsüresi tanınmadan derhâl yasa hâline gelen düzenlemelerdir.[38] Avrupa Birliği’nde uygulanan doğrudan etki düzenlemesi nedeniyle yürürlüğe girdikleri andan başlayarak sözkonusu ülkelerdeki öncel yasaları geçersiz kılarlar.[32]

Yönergeler, nasıl ve hangi yollarla çözümleyeceklerinin takdirini üye devletlere bırakarak, ülkelerin belirli bir zaman dilimi içerisinde belirli bir sonucu elde etmesini gerekli kılar. Bu takdirin kullanılması genellikle, yasal düzenlemelerin ayrıntıları ulusal hükûmetlere bırakıldığı zaman tercih edilir.[39] Önceden koyulan süre dolduğunda yönergenin hükümleri doğrudan etki uygulamasıyla birlikte yerel hükûmetlerin hukukuna girebilir.

Lüksemburg’daki Avrupa Adalet Divanı üye ülkeleri yargılayabilir.

Kararlar yukarıda belirtilen iki yasama modeline alternatif bir yol sunabilir. Liderler Zirvesi ya da Avrupa Komisyonu resmî gazetede herhangi bir tüccar ya da şirket gibi belirli bir alıcıya yönelik kararlar yayınlayabilir. Bu kararlar genellikle Avrupa Birliği rekabet hukuku içinde ya da devlet yardımı yönetmeliklerinde bulunabilir ve Avrupa Birliği mahkemelerinden önce bu ilgililer kararlara karşı çıkabilirler.

Avrupa Birliği’nin hukukî sistemi yukarıdaki yönetmelikleri kapsayan birçok yasal prosedürden oluşur. Birliğin yaptığı antlaşmalar tüm yasama organ ve işlemleri için temel teşkil eder ve değişik alanlarda yasa çıkarmak için çeşitli yollar ortaya koyar.[40] Avrupa Birliği’nin yasama prosedürlerinin bir önemli özelliği de üye devletlerden biri ya da parlamento üyelerinden ziyade neredeyse her zaman Avrupa Komisyonu tarafından teklif edilebilir olmasıdır. Diğer iki önemli unsur ise Avrupa Parlamentosu’na hazırlanan bir yasa tasarısını veto edebilme hakkını veren ortak karar mekanizması ve parlamentonun birlik lidelerine bağlayıcılığı bulunmayan öneri ve eleştirilerde bulunabilmesidir. Birçok durumda yasa tasarılarının Zirve’de onaylanması gerekir.

Mahkemeler

Avrupa Birliği’nin adlî bölümü Avrupa Adalet Divanı ve Lizbon Antlaşması uyarınca adının Genel Mahkeme olarak değiştirilmesi öngörülen Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi’nden oluşur. Bu iki kurum birlikte, imzalanan antlaşmalar ile Avrupa Birliği hukukunu değerlendirir ve uygular.[42] İlk Derece Mahkemesi, Avrupa Birliği’nin diğer mahkemelerinden önce genel olarak doğrudan bireyler ya da şirketler tarafından açılan davalara bakar. Avrupa Adalet Divanı ise üye ülkeler ile ya da Avrupa Birliği kurumlarıyla ilgili davalarla ve üye ülke mahkemelerinin bir üst kuruma sevk ettiği uyuşmazlıklarla uğraşır.[43] İlk Derece mahkemelerinde alınan kararlar için bazı yasalar doğrultusunda Adalet Divanı’na başvurulabilir ve temyiz istenilebilir.[44]

Üye devletlerin yerel mahkemeleri, Avrupa Birliği hukukunun birincil uygulayıcıları olarak birlik içinde önemli bir rol oynarlar. Yapılan antlaşmalar ışığında, Avrupa Birliği ve ulusal mahkemeler arasında bir iş birliği ilişkisi yatar. Yerel mahkemeler iç konularda Avrupa Birliği hukukunu uygulayabilirler ve bir yasanın yorumlanması konusunda açıklamaya gereksinim duyarlarsa Adalet Divanı’ndan bir önduruşma tarihi isteyebilirler.

Politika

Avrupa Birliği’nin en çok ilgilendiği iki konu Avrupa Entegrasyonu ve Avrupa Birliği’nin genişlemesi sürecidir. Birliğe yeni ülkelerin katılması olgusu birlik içinde ve üye ülkelerde çok sık biçimde politik malzeme durumuna gelmiştir. Bu sürecin destekçileri yeni üye katılımlarının, birliğe giren ülkelerde demokrasinin gelişimine katkıda bulunduğunu savunmanın yanı sıra büyümenin ekonomiye katkılarını da ele alırlar. Büyüme karşıtlarıysa Avrupa Birliği’nin politik ve/veya kültürel bakımdan kaldırabileceğinden daha öte sınırlara ulaşmasının birliğe zarar vereceğinden kaygı duyarlar. 2004 yılında birliğe on yeni ülkenin katılmasından bu yana, Avrupa toplumunun ve bununla ilintili olarak parti görüşlerinin ise bu konuya yaklaşımları daha çekimser olmuştur. Bu konuda en büyük çekinceler Türkiye’nin birliğe dâhil olması konusundadır.[45][46][47]

Entegrasyon, Avrupa Birliği’nin önem verdiği fakat zaman zaman ulusal düşüncelerin Avrupa Birliği’ninkilerle çeliştiği bir başka politik konudur. Üye ve aday ülkeler arasındaki uyumu arttırmak amacı güden entegrasyon süreci, Avrupa Birliği’nin işlevlerinden kuşku duyan kişileri, ulusal benliklerini yitirme konusunda kaygılandırmaktadır.[48] 2004 yılında ortak bir Avrupa Birliği anayasası oluşturma önerileri üye devlet başkanları arasında kabul edilmiş, ancak başlangıç olarak üye iki ülkede yapılan referandumlar sonucu reddedilince hiçbir zaman yürürlüğe girememiştir. Ekim 2007’de son biçimi verilen ve üye ülkelerde referanduma sunulan Lizbon Antlaşması, yürürlüğe girmemiş olan bu anayasa taslağı içindeki pek çok şerhi kapsar ancak anayasal bağlayıcılıktan yoksundur.

Lizbon Antlaşması’nın 2009 yılı içinde resmen yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Eğer üye ülkeler içinde onaylanırsa Konsey’de oylama yöntemlerine değişiklik getirecek ve çoğunluk oylaması sistemine geçilecektir. Antlaşma ayrıca Avrupa Birliği’nin üç sütun sistemini de feshetmeyi öngörmektedir. Onaylamayla birlikte, birçok dış politika konusu da birlik içinde uluslarüstü kurumlara tabi olacaktır.

Adalet, Özgürlük ve Güvenlik

Avrupa Birliği’nin içişleri ve adalet alanında sahip olduğu yetkilerin büyük bölümü 1985 yılında on üye devletin altısının arasında sınır kontrollerinin yavaş yavaş azaltılmasını öngören Schengen Antlaşması’ndan gelmektedir. Schengen Antlaşması’nı uygulayabilmek için katılımcı ülkeler azaltılmış sınır kontrollerinin etkilerinin karşılanması, sığınma istemi (iltica talebi) sorunları, dışarıdan göç ve ceza hukuku gibi konuları içeren önlemler almışlardır.[50] Maastricht Antlaşması, Schengen müktesebatını Avrupa Birliği’ne aktarmıştır. (Özgün antlaşmanın IV. maddesi)[51]

Maastricht Antlaşması, Avrupa Birliği’ne sözleşme hukuku ve aile hukuku gibi konularda ortak sivil kurallar yükleyerek vatandaşların hareket özgürlüğünü kolaylaştırmıştır.[51] Maastricht Antlaşması ayrıca birliğe üye ülkelerin vatandaşlarına tümler olarak bir de Avrupa Birliği vatandaşlığı kimliği vermiştir.[52]

Bu antlaşmları iyileştirmek için toplanan Amsterdam Antlaşması ise bir Özgürlük, Güvenlik ve Adalet Alanı yaratarak Avrupa Birliği’ne yeni hedefler yüklemiştir.[53] Antlaşma ayrıca adalet ve içişleri alanında yasa çıkartmayı daha kolay hâle getirirken, üye ülkelerinse bu yasa tasarılarını veto etmesini daha güç hâle getirdi. Avrupa Parlamentosu’nun yetkileri bazı konularda üye devletlerin ortak karara varması koşuluna bağlanarak daha da arttırıldı. Son mevzuat Avrupa tutuklama emri konusunu[54] ve aile hukuku yönergelerini de kapsamaktadır.[55]

Avrupa Birliği, adalet ve içişleri konusundaki eylemlerini bir düzene koyabilmek amacıyla bazı kurumlar oluşturmuştur. Bunlardan, Europol polis güçleri arasında iş birliğini,[56] Eurojust, ceza hukuku alanında yargısal işbirliğini[57] Frontex ise sınır kontrolleri sırasında yetkililer arasında iş birliğini öngörür.[58] Avrupa Birliği ayrıca Schengen Bilgi Sistemi aracılığıyla polis ve göçmen büroları için ortak bir veritabanı sunar.




Temel Haklar

Avrupa Birliği insan haklarının korunması konusunda etkin bir görev üstlenmiştir. Cinsiyet ve ırk ayrımcılığına karşı antlaşmalarında ve kararlarında yayınladığı yasaklar köklü bir geçmişse sahiptir.[59] Amsterdam Antlaşması da, ırk, din, bedensel engel ve cinsiyet bakımından insanlara ayrımcılık yapılmasını yasaklayarak bu kararları bütünlemiştir.[60] Bu yetkileri kullanarak Avrupa Birliği, mevzuatında işyerinde cinsiyet ayrımcılığı, ırk ayrımcılığı ve yaş ayrımcılığına karşı düzenlemeler yapma yoluna gitmiştir.[60] Avrupa Birliği’ne üye tüm ülkeler hangi suça karşı olursa olsun idam cezasını kaldırmıştır ve bunun tüm dünyada kaldırılmasını sağlamak amacıyla yapılan çalışmalara destek vermektedir.[61]

1950 yılında çıkartılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalamış olmak Avrupa Birliği üyesi olabilmek için temel koşullardandır ancak bu antlaşma Avrupa Birliği kurumlarını kapsamamaktadır. Avrupa Birliği bir antlaşma ya da tüzük değişikliği olmadan bu sözleşmenin altına imza koyamadığından, kendisi Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi adı altında bir tüzük oluşturmuştur. Bu bildirge yalnızca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin maddeleri kapsamakla kalmaz, ayrıca kendi antlaşmalarında önceden kabul ettiği hükümlerle Birleşmiş Milletler kararlarını da içine alır. Bu hüküm ve kararlar ekonomik ve politik haklardan, iyi yönetimve temiz çevre hakkı gibi üçüncü kuşak haklara kadar geniş bir yelpazeye yayılan toplumsal hakları içerir. Temel Haklar Bildirgesi, 2000 yılında yayınlanmasına karşın hâlâ yasal bir bağlayıcılığı yoktur. Reformantlaşması olarak anılan Lizbon Antlaşması uyarınca bu bildirge Avrupa Birliği için bağlayıcı duruma gelecek ve Avrupa Birliği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne dâhil olabilecektir. Böylece birlik, şu an kendisinden tümüyle bağımsız olan ve Avrupa’da insan hakları konusunda en yetkin kurum olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına tabi olacak ve bu mahkeme birliğin mevcut tüm adalet birimlerinden yüksek duruma geçecektir.[62]

Ancak Avrupa Birliği, buna katılmadan bile Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar ve tüzüklerinin birbirlerininkiyle çelişmemesine önem verir. Bu nedenle, Adalet Divanı’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni zaten mevzuatının bir parçası olarak uygulamakta olduğu söylenebilir.

Ortak Para Birimi

Avrupa Birliği’nde para birliği 1969 yılından beri gerçekleştirilmeye çalışılan resmî bir hedef olmuştur ve 1990 yılında Avrupa Ekonomik ve Parasal Birliği’nde bunun için ilk çalışmalar başlatılmıştır. Dokuz yıl sonra,1999’da birliğin o zamanki on beş üyesinin, on birinin avroyu ortak para birimi olarak kabul etmesiyle eski ulusal para birimleri de bir süre kullanımda kalmış ancak kur farkları avroya göre ayarlanmıştır. 1 Ocak 2002’de bu kez on iki ülkede eski ulusal para birimleri tedavülden kalkmış ve avro kullanılan tek ortak para olmuştur. Slovenya, 1 Ocak 2007’de, Malta ve Kıbrıs 1 Ocak 2008’de avro kullanmaya başlamış ve böylece toplamda avroyu resmî para birimi olarak kullanan ülke sayısı on beşe çıkarak avro alanı büyümüştür. Birleşik Krallık ve Danimarka dışında tüm ülkeler üyelik koşulu avroyu ortak para olarak kullanmayı kabul etmişlerdir. Kalan ülkelerin avroyu kullanmaya ne zaman geçeceği ekonomik durumlar görüşüldüğünde karara bağlanacaktır. Ancak, bu ülkelerde avroya geçişle ilgili kamuoyu görüşleri Danimarka[100] ve Romanya[101] dışında olumsuz yöndedir. Karadağ gibi bazı ülkeler de gayriresmî olarak avroyu para birimi olarak kullanmaktadır.[22]

Ortak para birimi avro

Avro ile ilgili işlemler ve avroyu para birimi olarak kullanan ülkelerin para politikaları Avrupa Merkez Bankası’nca düzenlenmektedir.[102] Avrupa Birliği içinde kullanılan 12 başka para birimi daha vardır.[84][84]

Avro, Avrupa Birliği vatandaşlarının ve malların özgürce yolculuk etmesini ve dolaşmasını kolaylaştırmak, kur farkı gibi soruları ortadan kaldırmak, fiyat şeffaflığı oluşturmak, tek bir ortak finansal pazar yaratmak, fiyat istikrarı sağlamak, düşük faiz oranı ve tek bir ortak para birimiyle uluslararası bunalımlara karşı korunmak amacıyla kullanıma sokulmuştur. Ayrıca avrodan üye ülkeler arasında bütünleşmeye yardımcı olması ve bunu geliştirmesi amacıyla siyasi bir simge olarak da yararlanılması düşünülmüştür.[84] Son yıllarda, avro hacmi hızla artmıştır ve Avro Alanı’nın yakın gelecekte daha da büyüyeceğine ilişkin söylentiler vardır. Avro’nun değer artışının ve Amerikan Doları’nın değer kaybının sürmesi durumunda avronun dünyadaki başlıca yedek akçe durumuna gelmesi olasıdır.

Tüketici Hakları

Tüketicinin korunması, AB’ yi kuran antlaşmaya Maastricht Antlaşmasıyla eklenen madde 129 A’ da ele alınmaktadır. Söz konusu madde tüketicilerin sağlığı, güvenliği ekonomik ve yasal haklarının yanı sıra bilgiye erişim haklarının da korunması hedeflenmektedir. AB’nin önemli amaçlarından birisi de tüketici hakları konusunda uluslar arası yasal mevzuatların uyumlaştırılmasıdır. Türkiye’de tüketici hakları konusunda gerek yasal mevzuatların gerek sivil inisiyatiflerin özellikle AB üyesi ülkeler düzeyinde olmasının ileride önemli sorular doğurmaması için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Kaliteli mal ve hizmet üretimiyle tüketici haklarının önemli oranlarda korunmasının sağlanmasında endüstri mühendislerinin durumu önemli olmakla beraber, Türkiye’nin geleceğini daha sağlam temeller üzerine oturtması açısından gerçekçi bir tüketiciyi bilinçlendirme
politikası oluşturması gerekmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın