Ayasofya, Adnan Menderes, Said Nursi ve İngiltere

Ayasofya, Adnan Menderes, Said Nursi ve İngiltere

Yeni Asya Yazarı Ahmet Battal Said Nursi ve Adnan menderes ilişkisini şu güzel söz ile hatırlattı: (16 Temmuz 2020)

”Bediüzzaman Menderes’e -yeter ki Ayasofya’yı aç da iktidarda kalabilmek adına istediğin zulmü ve istibdadı yap- demedi. Aksine adaleti ve hürriyeti hatırlatıp ikaz etti”

Risale-i Nur mensuplarından elli yıldır, Adnan Menderes hakkında hep iyi şeyler duyduk; hep Menderes’i demokrasi kahramanı olarak dinledik.

Risale-i Nur mensuplarından ilk defa Said Nursi ve Menderes hakkında böyle bir açıklama duyuyorum.

Geçen haftalarda, Said Nursi’nin talebesi Hüsnü Bayram’dan da internette Menderes hakkında olumsuz söz duydum.

Şimdi Ahmet Battal’ın hatırlatıcı sözüne tahlil:

a) Adnan Menderes’in Ayasofya’yı açma, orayı camiye dönüştürme niyeti var mıydı? Olabilir miydi? Yoksa Bediüzzaman onu ‘Ayasofya’yı aç’ diye zorluyor muydu?

b) Ahmet Battal’ın ”Bediüzzaman, Ayasofya’yı aç da iktidarda kalabilmek için istediğin zulmü ve istibdadı yap demedi”, ifadesinden, Menderes yönetiminin zulüm ve istibdat üzere olduğu anlamı çıkıyor. Nur cemaati mensupları, uzun yıllar boyunca neden ”Tek parti istibdadı bitti, demokrasiye geçildi” diye söylediler ve yaydılar?

c) Ahmet Battal’ın ifadesinden anlaşıldığına göre, Said Nursi, Menderes’e, Ayasofya’yı aç derken, onu adalete ve hürrüriyete yaklaş ve uygula demek istemiş. Ahmet Battal bu sözün açıklamasını yapmalıdır: Ayasofya’yı açmakla adalete ve hürriyete nasıl yaklaşılır, nasıl uyulur?

Üstteki ifadelerde Adnan Menderes yönetiminin zulüm ve istibdat üzere yürüdüğü Hatıra şu gelir: Acaba Adnan Menderes, Bediüzzaman’ın ”adalete ve hürriyete uy” ikazını kabul etmemek için mi Ayasofya’yı açıp camiye dönüştürmedi?

2020 yılındayız. Başımızdaki yönetim, Ayasofya’yı açtı, içinde namaz kılınacak duruma getirdi.

Ahmet Battal, Bediüzzaman’ın Menderes’e yaptığı ikazın şimdiki yönetici için de geçerli olduğunu ima ediyor. Fakat bir gariplik var: Diyor ki Ahmet Battal; ”O halde biz, (bediüzzaman’ın dediği) benzer şeyleri, bugünkü iktidara yazıp söyleyeceğiz. Bu sebeple önceliğimiz demokratikleşme olmalı”.

Soru: Neden İslamlaşma değil de demokratikleşme?

Bu günkü yönetimin hukuk tanımazlığı, ülkenin tüm aklı başında olanlarını rahatsız ediyor. Sen Risale-i Nur mensubu olarak demokratikleşme isterken, sizi sevmeyenler de, bir cemaat mensubu olmayanlar da, değişik inanca sahip olanlar da demokratikleşme istiyorlar.





N’olacak şimdi?..

Adnan Menderes iktidara geldiğinde ”demokrasi geldi” dendi. Halbuki Adnan Menderes, İngiltere teşviği ve desteği ile CHP’den ayrılıp iktidara gelmişti. Amerika Birleşik Devletleri, o zaman İngiltere ile uyumlu olduğu için, İngiltereci Menderes’i onaylamıştı.

Ayasofya’yı açtığına sevinilen bu günkü kişi de İngiltere desteğiyle iktidarda.

Ahmet Battal, şu anda İngiltere ABD savaşının nasıl yürüdüğünden habersiz. Demokratikleşme, bugün Türkiye üzerindeki İngiltere inisiyatifinin bir kısmının Amerika Birleik Devletleri’ne geçmesi anlamı taşır. Fransa bile nasiplenir bundan. Başımızdaki yönetim, İngiltere izin vermeden demokratikleşmeyi kabul etmez.

Ergün Diler bilgilendiriyor: İngiliz Boris Jojnson sözü: Büyük Britanya budur. Türkiye Birleşik Krallığın vazgeçilmez bir ortağıdır. (Takvim 16.06.2020)

Ergün Diler uyarıyor: Türkiye gibi kilit ülkelerde hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Olsa da DIŞARISININ MÜDAHALESİYLE yönlendirilir ve büyütülür. (Takvim 16.06.2020)

Buna Ayasofya’nın açılmasının da dahil olduğunu hiç bir müslüman cemaat bilmiyor.

İngiltereci şahsın yönetimine ‘demokrastikleşme’ ikazı yapılacakmış!.. (Çok garip durum)

Ayasofya’nın açılması sonrası, yönetimden İslamlaşma istenmesi haktır. (Kur’ani metottur)

İslamlaşma içine, bir biçimde demokratikleşme girer.

İslamlaşmanın ilk şartı, yalanın terk edilmesidir. İkinci şartı, hukuki kuralların belirlenmesi ve uygulanmasıdır. Yani adalettir.

Yeni Asya Yazarı Ahmet Battal’ın yazısındaki ”klasik klişe damgalarla ağzımızı bantlamaya kalkanlar…” sözünden, Ayasofya’yı açmış ‘müslüman’ görünümlülerin yalanının bitmeyeceği, Türkiye’de adalete ve hürriyete geçit verilmeyeceği anlaşılıyor.

Demek ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti çöktürülmeye çalışılıyor.

İbrahim Faik Bayav
(16.07.2020)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın