Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Ayasofya Tekrar Cami Olur mu?

Ayasofya Tekrar Cami Olur mu?

Müze olarak bilinen Ayasofya’nın camiye çevrilmesini 1950 yılından itibaren dindarlar yöneticilerden istiyorlardı. 1976 yılında, İslam ülkesi bilinen yerlerin yöneticileri İstanbul’da buluştuklarında, bu istek daha da şiddetlendi. ”Ayasofya açılsın” diye feryat ediliyordu. Ama küçücük bir vaat bile duyulmuyordu Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinden.

Eserlerinden ders aldığımız Bediüzzaman, müsbet hareketi tavsiye ettiği için, Ayasofya’nın camiye çevrilmesini yönetimden isteyebir fakat sabırla bekleyebilirdik. Taşkınlık olmamalıydı; Ayasofya’yı müze yapan devlet gözünde Bediüzzaman’ın sevenleri olumsuz görülmemeliydi.

Ayasofya’nın camiye çevrilmesi isteği bugün tekrar seslendiriliyor. Başımızdaki yönetim de -ara-sıra- dindarlara, Ayasofya’nın cami yapılacağı umudunu veriyor.

Bediüzzaman’ın seveni bir tarihçi, yönetimden salgılanan umut havasının kaybolmaması için, Ayasofya’nın camilikten çıkarılma olayına ait belge sundu. Belgedeki bilgi şöyle: Anadolu medeniyetinin araştırılması babında çalışma başlatılmış. Bizans araştırmalarını yürütecek uzmanlar İstanbul’a davet edilmişler. ABD’den gelen Thomas Whittemore adlı uzman, Atatürk’ün tarih kültürüne vukufiyetini bildiği için, Ayasofya dahil Bizans’tan kalma camilerin perişaniyetinden resterasyon ile kurtarmayı teklif etmiş. Bu şekilde bu Ayasofya’yı müzeleştirme gizli fikri işleme konmuş. Bu fikri hararetle destekleyen devletler Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransadır.

Dindarlara umut verişi yüksek olan bugünkü yönetim Ayosofya Müzesi’ni camiye çavirebilir mi?

Çevirebilir. Camiye çevrilecek sevinci yaşamadan önce şuna dikkat edilmesi gerekir:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluşundan bu yana siyaseten ya ABD ile ya da İngiltere ile ilişki yürüttü. Bazen kere Fransa ve Almanya ile ilişki yürüttüğü de oldu. Bu devletler, -Almanya hariç- Ayasofya’yı müzeleştirenlerdir. Türkiye, Lozan ile bu ülkelerle yükümllk altına girdiği gibi, 12 Temmuz 1947 anlaşmasıyla ABD ile çok sıkı bağ oluşturmuştur.

Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, bu devletlere rest çekmeyle, anlaşmaları bozmakla mümkündür.

Newyork’taki İkiz Kuleler olayından sonra, ABD ile İngiltere arasında soğukluk başladı. Türkiye ABD’den uzak olmaya, desteği İngiltere’den sağlamaya çalışıyor. Denebilir ki, İngiltere, Türkiye’yi ekseninde tutmak için yönetime Aysofya’yı camileştirme izni verebilir. Fakat, Katolik ve Protestanlarca sevilmeyen İngiltere’nin bu izni, Ayasofya’yı ‘kutsal mabet’ bilen Hıristiyanları Müslüman bilinenlerin karşısına diker.

Türkiye’deki dindarların çoğu böyle bir şey bekliyor zaten. Cihat narası atmaya dünden hazırlar. Lakin dindarların anlayışına tam zıt bir şey olur: Türkiye’de put ve şirk ülkesi Çin’in dostluğu kuvvet kazanır. Şu habere dikkat edilsin: ”Rastlantı o ki, Suudi Arabistan’ın Çin füzeleri ile Amerika’ya mesaj veriyormuş gibi gösterildiği dönem, Türkiye’nin Çin’den hava savunma sistemi aldığı döneme denk geliyor. Bu durumda ister istemez Ankara’nın adı Riyad ile birlikte nükleer bir senaryoda anılabilir”. Bkz:http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=326817

 

Hristiyanlar arasında ‘müslüman İseviler’ denebilen kimseler kendilerini Türkiye’ye yakın hissederler mi acaba?

İbrahim Faik Bayav

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN