KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Aydos Kalesinin Fethi 

Aydos Kalesinin Fethi 

1328 (H. 728) târihinde Orhan Gazi, Abdurrahmân Gazi ile Konur Alb’den Aydos kalesinin fethedilmesini istedi. Ancak kalenin çok saglam istihkâmlari, isin uzunca bir zaman alacagini göstermekteydi. Bu sebeble mücâhid gaziler bir firsat zuhur edecegi ve zaferi böyle saglayacaklari ümidini beslemekte ve sebeblere yapisip Allahü teâlâya tevekkül ederek hazirliklarini sürdürmekte idiler. Nitekim hadis-i serîfde; “Allahü teâlâ bir seyin olmasini murâd ettiginde onun sebeblerini de hazirlar” buyruldugu üzere, burada da hâdiseler öylece gelisti.

Aydos kalesi tekfurunun güzel bir kizi vardi. Bir gece rüyasinda dar ve derin bir kuyuya düstügünü gördü. Kendisini kurtarmak için tutunacak bir sey, bir çikis yolu da bulamadi. Yakinlarindan kimse feryadina cevap vermedi. En sonunda bu korkunç kuyunun ölümüne sebeb olacagi korkusuyla ümidi kirildi. Çirpinmaktan vazgeçtigi sirada nur gibi parlayan bir genç, karanlik kuyunun kenarina gelip, onu bu tehlikeli çukurdan çikardi ve ipekten elbiseler verdi. Uyandiginda gördügü rüyadan hayretler içinde kaldi. Gece gündüz rüyada gördügü yigidin hayâli gözünün önünden gitmez oldu. Kendi kendine; “Benim hâlim ne oldu ki, beni bu çukurdan çikardi. Giyecekler verdi ve hem durdugum yerden gitti. Öyle anlasiliyor ki, benim hâlim baska türlüye dönse gerek” diye düsünürken, ansizin Türkler kale önünde göründü ve muhasara basladi. Muhasara bir müddet devam etti. Kale çok saglam ve burçlari yüksek oldugundan fethedilemedi. Tekfurun kizi, gönül alici, piril piril bir günde içini karartan kederleri ve meraki bir parça olsun dagitmak için kale burçlarinda savasmaya çikti. Birden asagida Türk askeri önünde dimdik duran Abdurrahmân Gâzi’yi gördü. Rüyasinda kendisini kuyudan çikaran kisi oldugunu anladi. Gördügü rüyanin tâbirini kendisi yapti ve müslümanlar arasina katilmanin lüzumunu duydu. Odasina gidip rumca bir mektup yazdi. Bu mektupta, rüyasini anlatip müslüman olmak istedigini belirtip; “Dileginiz bu kaleyi almak ise, simdi kaçarcasina kale önünden çekiliniz ve filân gece, bir kaç yigitle gizlice duvarlarin altina geliniz, o vakit kaleyi kolaylikla ele geçirmis olursunuz” diye yazmisti. Yalvarislarla dolu olan mektubu bir tasa sardi. Savasir gibi yaparak kaleden o tasi Türk askerlerinin arasina atti.Tas yuvarlanip Abdurrahmân Gâzi’nin önüne düstü. Abdurrahmân Gazi, sarili tasi görünce hemen mektubu aldi ve dogruca Akçakoca’nin yanina gitti. Mektup, yazidan anlayanlara gösterildi, içindekiler anlasilinca Konur Alb’in de istirakiyle durum müzâkere edildi. Sonunda geri çekilis plânlari düzenlendi. Kaleye son bir taarruz yapildiktan sonra kendi oturduklari Samandra hisarini da atese vererek düsmana bölgeden Türklerin çekildikleri zannini vermeyi uygun gördüler, is bundan sonra kararlastirildigi sekilde yapildi. Aydos hisari halki, Türklerin korku ve yilginliktan çekildiklerini zannederek sevinçten kendilerinden geçip, yiyip içmeye basladilar, isin nereye varacagindan habersiz, sarhos oldular. Abdurrahmân Gazi mektupta belirtilen gece, yaninda seksen yigitle kizin dedigi yere geldi. Kiz, GâziAbdurrahmân’i bekliyordu. Onun geldigini görünce, hisar bedenine ip baglayarak asagiya sarkitti. Abdurrahmân Gazi bir örümcek misâli ipe tirmanarak kaleye çikti. Arkasindan bir avuç bahadiri da kaleye çikardi. Kizin tavsiyesine uyarak kale kapilarini bekleyen askeri zararsiz hâle getirmek üzere hisarin kapisina vardilar. Sizmis, uyuyan kapicinin yataginda bulduklari kale anahtarlari ile hisar kapisini açtilar. Plân geregince disarda hazir olan Akça Koca ve gaziler içeri girerek kaleyi ele geçirdiler. Böylece Aydos kalesi fethedildi.

Kalenin fethinden sonra Abdurrahmân Gazi, tekfur ile kizini ve pekçok ganimeti Yenisehir’de bulunan Orhan Gâzi’ye götürüp teslim etti. Keremli pâdisâh Orhan Gazi, âlemin tek sahibi yüce Allah’a sükürler ettikten sonra Aydos kalesi tekfurunun gönüller alan güzel kizini Abdurrahmân Gazi ile nikahladi ve sayisiz ganimetlerle mükâfatlandirdi. Evliliklerinden Karaca Abdurrahmân adiyla taninan bir ogullari oldu. Bu delikanli öyle bir mücâhid oldu ki, Istanbul’da yasayan kâfirler rahat ve huzuru unuttular ve gözlerine uyku girmez oldu. Bizans kadinlari çocuklarini; “Karaca Abdurrahmân geliyor, aglama!” diye korkuturlardi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın