Azgelişmişliği Açıklayan Yaklaşımlar

Azgelişmişliği Açıklayan Yaklaşımlar

Azgelişmişlik kuramları içinde ekonomik unsurlardan hareket eden Kısır Döngü ya da Yoksulluk Kısır Döngüsü önemli bir yer tutar. Nurkse’ün azgelişmiş ülkeler “yoksul oldukları için yoksuldurlar” ifadesiyle ün kazanan yoksulluk kısır döngüsünde -öbürlerinde de aynı biçimde belli bir faktörden başlayıp tekrar ona dönen ve dolayısıyla sistemin kendi içinde, gelişmeyi olanaksız kılan bir belirleyicilik vardır.Diğer bir yaklaşım olan Gelişme Aşamaları Kuramı’na göre, toplumlar tarihsel süreç içinde kalkınmalarını gerçekleştirirken belli başlı beş dönemden geçerler. Her bir dönemin kalkınmayı başlatan ve ülkelerin Kendini Besleyen Kalkınma Yoluna girmelerini sağlayan koşulları ve özellikleri
bulunmaktadır.Yapısalcı kuramlara göre ise, azgelişmişliğin temelinde, bu ülkelerin ekonomik, sosyal ve kurumsal yapılarında ortaya çıkan aksaklık ve bozuklar yatmaktadır.Bağımlılık yaklaşımının taraftarlarına göre, her ne kadar sömürgeci ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda, azgelişmiş ekonomilerin ihracat kesimini ve kimi altyapı alanlarını kurup geliştirmiş iseler de, bu iyileştirmenin yararları sömüren ülkeye aktarılmıştır. Azgelişmiş ülkeler sanayileşmemiş ve geri kalmış ekonomiler olarak bırakılmışlardır.Azgelişmişlik olgusunun açıklanması amacıyla demografik unsurlardan hareket eden yaklaşım, bu ülkelerdeki hızlı nüfus artışı, yüksek bağımlılık oranları ve bunların doğurduğu sorunları temel almıştır. Sanayileşmiş ülkelerin hemen tümünün deneyimleri, sanayileşme ve gelişmenin nüfus üzerinde önemli etkiler yarattığını göstermektedir. Buna karşın ağır nüfus baskısının ve bunun doğurduğu sosyoekonomik sorunların,azgelişmiş ülkelerin çözmek zorunda oldukları temel sorunlardan olduğu
göz ardı edilemez.Kalkınma sadece ekonomik değil, en az onun kadar önemli sosyokültürel süreçleri de içerir. Sosyokültürel yaklaşımlardan ikilik görüşü, özellikle sosyal ikilik modeli, azgelişmiş ülkelerin biri yerli, öteki ithal iki sosyal sistemden oluştuğunu ileri sürer. Bu kuram, dayandığı kimi varsayımların tüm azgelişmiş ülkeler için geçerli olamayacağı ya da çok abartılı olduğu gerekçesiyle önemli eleştiriler almıştır.Azgelişmiş ülke insanının psikolojik-düşünsel yapısından kaynaklanan davranış biçimi de azgelişmişliğin açıklanmasında kullanılmaktadır. Buna göre, azgelişmiş ülke insanları gelişmiş ülkelerin 18. Yüzyıldan bu yana yaşadıkları akılcı-iktisadi davranış sistemine yabancı kalmışlardır. Bu arada azgelişmiş toplumlarda egemen olan sosyal değer yargıları ile dinsel inançların da gelişme üzerinde etkileri olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu iddiaların tek başına bir neden-sonuç ilişkisi yaratmış olacakları tartışmalıdır.Son olarak coğrafi-iklimsel yaklaşımlara baktığımızda, azgelişmişliği sadece doğal koşullarla açıklamaya çalışmanın pek yerinde olmayacağını hemen ifade etmeliyiz. Kaldı ki, kalkınmanın itici gücünün doğal koşulardan çok, insan kaynağıyla, eğitimle ve doğal olumsuzlukları ortadan kaldıran teknik bilgiyle daha yakından ilgili olduğu açıktır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN