DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 321816-0,93%
Adana
30°

AÇIK

20:47

AKŞAM'A KALAN SÜRE

BAKANA SÖYLENENLER NAMUS MESELESİYSE, BİZDEKİ NE KASIMPAŞA MI?
79 okunma

BAKANA SÖYLENENLER NAMUS MESELESİYSE, BİZDEKİ NE KASIMPAŞA MI?

ABONE OL
03 Ağustos 2016 10:48
BAKANA SÖYLENENLER NAMUS MESELESİYSE, BİZDEKİ NE KASIMPAŞA MI?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün birçok konuya değinmeden edemeyeceğim. Taraflı yazmamayı ilke edinmiş bir kimliğe sahip olduğumu, beni tanıyan herkes çok iyi bilir. Kim haklıysa, kim eziliyorsa, kim mazlumsa onların yanında olacağımı bilir ve her konuyu objektif değerlendirmeye çalışırım. Doğru yönetimi, dürüst siyaseti, hangi partinin temsilcileri yapıyorsa takdir etmesini bildiğim gibi, toplumun bir bireyi olarak yanlışı da yazmaktan çekinmem.

GÜNDEMDEKİ KONULAR OLDUKÇA KAYGI VERİCİ DURUMDA

Kırk beş çocuğa yapılan istismar olayının acısı içimize işlerken, Bakan Ramazanoğlu’nun “bir kereden bir şey olmaz” diye vakfı kollaması herkesi derinden yaraladı.

Sayın Kılıçdaroğlu, Bakanın bu sözleri üzerine kullandığı, “Boylu boyuna uzanmak” değimi, Türkçede, “önüne dikilmek, itaat etmek, önüne durmak” gibi anlamlara gelmektedir.

Kılıçdaroğlu’nun Bakan Ramazanoğlu’na söylediği sözler, hakaret içermezken, yavuz hırsız ev sahibini bastırır kurnazlığıyla hiç kimse gündemi değiştiremez, ayıpları kapatamaz. Başbakan, bir açıklamasında, bu konuyu namus meselesi olarak ele aldığını söylüyor.

Peki, tecavüz ve taciz mağduru çocukların ve ailelerinin durumu namus meselesi değil midir?

Tecavüz ve taciz mağduru çocukların durumu çok vahimdir. Zulüm ve travmadır. Namus meselesidir. Hükümet olarak, bir kereden bir şey olmaz diyorsanız, bu acı durumun hesabını sormak, muhalefet partilere ve topluma kalmıştır.

Halk, başlarına balyoz insin diye taşımadı sizleri meclis sıralarına. Toplumun sosyal ve ekonomik refahını sağlamak için o kürsülerdesiniz. Halkın sesi olma bilincine erişmiş, Ana muhalefet parti lideri ve vekilleri sizlere, “aman efendim, tamam efendim” demeyecektir.

Toplum bıktı artık, kadına şiddet, çocuğa tecavüz haberlerinden. Toplum bıktı talandan, yalandan, zamdan, savaştan. Toplum bıktı şehit haberleri almaktan ve ağlamaktan.

Toplum, Hukukun üstünlüğü hiçe sayılmaya çalışılarak, aydınlara ve gazetecilere linç girişimi başlatılıp, halkı sindirme politikası uygulanırken, bir yandan da kadına şiddet ve tecavüzlerin, çocuk istismarlarının çığ gibi büyüdüğü bir ortamda yaşamaktan bıktı.

KONU KONUYU AÇMIŞKEN TÜRKAN SAYLAN’I DA ANMADAN GEÇEMEYECEĞİM

Bu kadar yaşanılan kötü olaylardan sonra, Çağdaş yaşamı destekleme derneğinin kurucusu, Tıp doktoru, Akademisyen, Yazar, Eğitimci, Aktivist Türkan Saylan geldi aklıma.

Hasta yatağında yaşam savaşı verirken, Ergenekon suçlamasından yargılanarak cezaevine gönderilmeye çalışılan Türkan Hanım, kırgın bir güz gülü gibi dalından koptu da gitti. Derneğin yetiştirdiği kız çocukları, TSK’nin genç Subaylarına peşkeş çekiliyor” iftiraları kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı. Amaç Çağdaşlığa ve eğitime darbe vurmaktı. Hemde belden aşağı vurarak. Bunların çirkin bir iftira olduğunu aklı olan herkes biliyordu. O çocukların ve Subayların namusu, namustan sayılmıyor muydu? Yoksa bir iftiradan bir şey olmaz mıydı?

TÜRK SOLU, AYDINLAR VE GAZETECİLERİN ERGENEKONLA NE ALAKASI OLABİLİR

Türk solu, Aydınlar ve gazeteciler, Ergenekon’un daha ne anlama geldiğini öğrenemeden, Ergenekoncu sıfatıyla cezaevlerine atıldılar.

Pennsylvania’nın yolu nerden gider bilemeyen birçok kişi cemaatçi sıfatıyla yargılandılar.

Türk solu, darbe yapmayı değilde, darbe yemenin acısını çok iyi bilir. Onlar hümanizm ruhu taşırlar. Silah yerine kalem kullandıkları, savaş yerine barış dedikleri için, emperyalist çıkarlara ters düşerler. Bu nedenle geçmişten bu yana işkenceler, sorgular ve mahpuslukları yaşamış aydınlarların ışığından, gerici zihniyetler, korkmuşlardır ve linç etmeye çalışmışlardır.
Victor Hugo’nun, Notre dame’ın kamburu eserinde; Papaz, Krala ; “Matbaa makinasına izin verirseniz Krallığınızın sonu olur” der.

Peki çocuklar?

Bakan Ramazanoğlu’nun bugün Van’da ki konuşmasında dili fena sürçtü. Tecavüze uğrayan çocuklar cezalandırılacak! Dedi.
Neden cezalandırılacaklar? Anlamını yeni yeni çözdüğüm Ergenekon’dan mı? Yoksa sizin yakından tanıdığınız, bize çok yabancı olan cemaatten mi yargılanacaklar? Veya ülkemin çocukları da mı aydın? Yoksa “neden istismara uğradınız” diye mi cezalandıracaksınız?

BİLİM, SANAT DEĞİNCE CÜBBELİ AHMET HOCAYI DA ANMADAN GEÇMEYELİM. CÜBBELİ TIP’DA BÜYÜK ÇIĞIR AÇTI!

Geçenlerde Cübbeli Ahmet Hoca bir kitap çıkarmış. “Her bir uzuv için okunması münasip olan şifa ayetleri” adında bir kitap. Cübbelinin kitabında neler var bir görelim.

“Tenasül organın mı hasta? Bul bir hoca. Nefesi keskin, imanı kavi olsun. Suyu bir tasa doldur, ayeti suya oku. Okunmuş suyu tenasül organına serpiştir. Kalanını da iç. Malafat dipdiri!” gibi kesin çarelerle dolu sağlık kitabı!

Bundan sonra Doktora, bilime ne hacet! Allah’ın izni Cübbelinin azmi ile artık Tıp kitabına eş değerde sağlık kitabımız var. Oku, uygula ölmezsin!

Eşi Uzman doktor olan Başbakan, Cübbelinin evine ziyarete gitmiş. Gazetelerde gördük. Belki Cübbelinin yeni kitabını hayırlamıştır. Belki de bir daha ki seçimlerde Cübbelinin mürit oylarının azmi sandığa yansısın diyedir.

CUMHURBAŞKANININ OĞLUNUN SAYGINLIĞINI DÜŞÜRMEK KONUSU

Gazetelerde okudum. İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, Cumhurbaşkanı’nın oğlunun, toplumun nezdindeki şeref ve saygınlığını küçük düşürme ve zarar verme kastıyla kaleme alındığı gerekçesiyle erişim engeli konulmuş.

Tabiki kişilerin onuru ile oynamak, itibarsızlaştırmaya çalışmak çok üzücü ve çirkin bir durum. Ancak, insanın duruşudur kişiyi itibarlı veya itibarsız kılan. Kişi kendini bildikten sonra, kim ne derse desin…

Örneğin Soma’da Cumhurbaşkanından yumruk yiyen genç, milyonların önünde anasına alıp gitmesi söylenilen çiftçi, Cumhurbaşkanı çocuğu değil ama onun bunun çocuğu da değiller. Eminim onlarda ana ve babalarının kıymetlileridir. Onların gururu, incinmişliği, itibarları ne olacak?

Çoğu gazetecilerimizi, Can Dündar ve Erdem Gül’ü toplum nezdinde itibarsızlaştırılmaya çalışarak, zindana atıldıklarında saygınlıkları yerle bir mi oldu?

Dediğim gibi kişilerin duruşudur, kişiyi itibarlı kılan…

Demokratik çatının altında toplanan muhalefet partiler halkı temsil ediyorsa totaliter tutumlara da asla boyun eğmemeli.


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.