Başkan Çetin’in “Sosyal devlet” anlayışı…

Başkan Çetin’in “Sosyal devlet” anlayışı…

“İktidar”, aralıklarla açıkladığı “paketlerde” beklentilerin gerçekleştiğini belirtmiş olsa da, her geçen gün “krizin” etkisi büyüyor!

İşsizlik durdurulamıyor,

Pazar esnafı “yarım” kiloluk satışlarını yaygınlaştırıyor,

Şirketler çalışanlarını azaltma yoluna gidiyor,

Mutfakta tencere daha zor koşullarda kaynıyor,

Sokak psikolojisi bozulmuş yurttaştan geçilmiyor,

Hastanede, parkta, kalabalık alanlarda “küçük gerekçelerle” kavgalar yaşanıyor,

Gereksinmelere ulaşılmakta görülen engeller “hastalıkları” körüklüyor,

Tüm bunların sonucunda mutsuzluk, erinçsizlik, umutsuzluk yaygınlaşıyor…

***

Birkaç gün önce Çukurova Belediyesi’nin haftada bir düzenlediği “Halk Günü”ndeydim.

Bugüne değin salonu dolduran kalabalığın sözlerinde, davranışlarında, yüz çizgilerinde gözlemliyordum “krizin” etkilerini…

Geçinemediklerini, çocuklarının eğitimlerine ulaşamadıklarını, çarşıya çıkamadıklarını, kendilerini eve hapsettiklerini, yaşamın tadına varamadıklarını, belediyenin vereceği yardıma gerek duyduklarını anlatırken salonu dolduranların gözlerini dolduruyorlardı.

Eşleri tutuklu olan, eşten ayrı olan, çocuklarıyla yaşadıkları zorlukları anlatanları dinlerken…

Acı, ama gerçek!

***

Başkan Soner Çetin konuşuyordu, diyor ki:

• Yaşanan krizden dolayı bazı hizmetlerimizi yapmakta geciktiriyoruz.

• Özellikle asfalt konusu… Dolarda görülen yükselmeden dolayı şu an üretimi yapılmıyor.

• Ekonomik krizin bir an önce çözülmesi zorunludur.

• İktidar, ‘nerede yanlış yaptık’ diye kendine sormalı, kendine çeki-düzen vermeli.

• Krizden çıkışın tek yolu üretimdir.

• Yol, köprü, tünel gibi beton yapılar değil, fabrikalar krizden kurtuluşun yoludur.

• Üretimle birlikte işsizlik sorunu çözülecek, insanımız yarınından umutla söz edecektir…



***

Bu köşede “üretimle” ilgili kaç yazı yazdığımı bilmiyorum.

Üretimin, çalışmanın, çabalamanın, uğraşın toplumsal yapı üzerinde nasıl etkiler gösterdiğini-göstereceğini anlatan onlarca yazı…

Üretmeden yaşamaya alıştırılmış insanların, toplumların neleri beklediği konusunda yaklaşık yüzyıl önce büyük önder Atatürk şunları söylemiş:

“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş uluslar; önce saygınlıklarını, sonra özgürlüklerini, daha sonra da geleceklerini yitirmeye mahkumdur.”

Üretime giden yolda çalışmak, öğrenmek, yorulmak…

Saygınlık, özgürlük, gelecek için çalışmak, öğrenmek, yorulmaktır da…

Bunu sorguluyoruz bugün…

***

“Halk Günü”nde Çukurovalı yurttaşlar isteklerini, beklentilerini dile getiriyordu.

Yaz aylarında parkların önemi üzerinde durulup, mahallelerinde bulunan parkın banklarını, çiçeklerini, bakımlarını soruyorlardı…

İşsizler iş istiyordu…

Çalışan anneler çocukları için kreş istiyordu…

Emekliler yeni dinlenme yerleri istiyordu…

Hepsini anlıyorum da…

Yine bir yurttaşın, billboarlarda yer alan afişin daha da “renklendirilmesi” için isteklerini duyunca…

Afişin içerisine bayrak konmalıymış, bir yanları ışıklandırılmalıymış, daha güzel görülürmüş…

Başkan Çetin’i “anlamadı mı” diye düşündüm!

***

Başkan Çetin “gıda bankamız mecliste bile gündeme geldi. Sosyal devlet anlayışımızın gereği olarak oluşturulan Hayır Çarşı’ında sünnet elbisesinden, gelinliğe değin birçok giyimle yurttaşımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz” diyor.

Bu sözü nasıl anlarsınız, nasıl yorumlarsınız, nasıl sorgularsınız ki?

Ya da bu sözü duyduğunuzda “neler” düşünürsünüz?

Bana çok “şey” düşündürdü…

Çukurova’da yaşayan yurttaşların nelere gereksinme duyduklarını, neleri özlediklerini, neleri beklediklerini bir bir düşündürdü bana.

Bunları yapmak için nelerden uzak durulmasını, hangi önceliğin ötelenmesini, nelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini…

Bir krizin ortasında olduğumuzu, bunun üstesinden gelinmesi için de üretmenin, çalışmanın zorunluluğunu düşündürdü…

***

Bir yıldır yaşanan ekonomik kriz nedeniyle, ‘iktidarın’ ard arda ortaya attığı “ekonomi paketlere” karşın, üretimden söz etmeyip paradarlar üzerine kurgulu önlemleri ‘cek-cak’ açıklamalarıyla dile getirmeleri krizin boyutunu hergün biraz daha büyütüyor.

Piyasada, bir yıl önce yağlı kazançlar elde eden sektörlerden bankalar dışında hoşnut olan yok!

İnşaat, tekstil, beyaz eşya, otomotiv, mobilya… Hangi sektör ele alınırsa-alınsın içinden çıkılacak gibi değil!

Bugün için bazı durumlar da ‘iktidar’ bile mutfaktan, savurganlıklardan söz etmiş olsa da alınan ‘önlem paketlerinin’ hiç birinin yurttaş için olmadığı, üretim için olmadığı, üreten için olmadığı herkesçe biliniyor!

Bugün “iktidarın” savurganlıklarına karşı, “sosyal belediye” anlayışını taşıyan yerel yönetimlerin “gereksiz harcamalara” nasıl karşı durduklarını-direndiklerini de göreceğiz…

Çukurova’da bunu gördüm…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN