Başkan Karalar Uğur Dündar’a konuşunca…

Başkan Karalar Uğur Dündar’a konuşunca…

Bugün, “iktidardan” palazlananlar Kemalistleri yerden-yere vuran sözler söylemekten uzak durmuyor!

Hem de öyle sözler ki; çoğu zaman “cumhuriyet” anlayışını, aradan geçen yaklaşık yüz yıllık süreçteki gelişmeleri hiçe sayarak “sözde” sorgulayıp-yorumluyorlar!

Bir gelişmenin “nedenleri” üzerine konuşmak yerine, futbolda olduğu gibi salt “sonuç” alındığında yapılacak “yanlışlar” kimsenin umurunda değil!

Bu konu genelde de böyle, yerelde de böyle…

Ülkeyi yönetenler nasıl “nedenler” üzerine kafa yormayı düşünmüyor, yapılan “eleştirileri” nasıl görmezden geliyorsa;

Yerelde yönetenler de bu “kalıbın” dışına çıkamıyor!

Etkilenen yurttaş oluyor!

***

Geçtiğimiz günlerde Uğur Dündar’ın “Halk Arenası”nda konuşmuştu Adana Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar…

Bir izlencedesiniz, ne konuşursunuz ki?

Devraldığınız belediyenin durumunu, şişirilmiş belediye çalışanlarını, haksız kazançları, yersiz harcamaları, işten çıkarmaları, işe alınmaları…

Bugünlerde Adana’yı etkisi altına aldığı için “bölgesel yağışı” konuşurken de imarı, kentsel dönüşümde bu güne değin yapılanları, bundan sonra yapılacakları…

Tüm bunları Başkan Karalar’ın ne konuşması yanlış, ne de konuşulanlara eski Başkan Hüseyin Sözlü’nün yanıt vermesi…

Şu an Anakentin başında olan Karalar, aldıklarını biliyor…

Eski başkan Sözlü’de verdiklerini…

Herkes “kucağındaki” taşı döksün!

***

Halkımız kendini anlamayan, anlamak istemeyen, sorunlarını çözmekte ağırdan alan, kendine yontarken yurttaşı büyümenin dışında bırakan siyasetçilerden çok çekti, çekmeyi de sürdürüyor!

Ortada bir şeylerin döndüğünü, siyasetçilerin kürsüden birbirine bağırarak anlattıklarını, çözüm üretmediklerini…

Tüm bunları “kendi” yaşamından biliyor halk!

Küçülmesinden, daralmasından, sıkıntısından…

Üstelik “suçlamalara” yapılan “eleştirilerin”, aydınlatmaktan öte;

Gerdiğini, sıktığını, çıkmaza sürüklediğini de biliyor!

Salt “iktidarla muhalefet” arasında değil,

Yerelde eski-yeni belediyeler arasında gelişen polemik içerikli sözlerden…



***

Başkan Karalar’ın, Uğur Dündar’ın sorularına verdiği yanıtlara Sözlü’nün karşılık vermesi bekleniyordu…

Yalnız Karalar’ı o gün dinleyen sevenlerinin değil, Sözlü’nün de sevenlerinin beklediği bir olgu…

Karalar’ın “suçlamalarını” yerden-yere vurabilir, haksızlığını söyleyebilir, izleyicileri kandırdığını belirtebilir…

Aski’de Adanalının yanıltıldığını, açılmayan-açılmış gibi gösterilen su kuyularını savunabilir, kendi döneminde belediyeden maaş alanların haklı yanlarını ortaya koyabilir…

Buna kimsenin “diyeceği” yok!

Buna kimsenin “kızgınlığı” olamaz!

Ancak…

***

Anakent Belediye Başkan’ın gerek sözlerine, gerekse “suçlamalarına” Adanalıların beklediği yanıtı vermek yerine…

Türk sinemasının “özgün” isimlerinin aldıkları “rollerle” karşılık verirseniz,

Bolca “alaysı” sözcükler üzerine abanıp, onun yöresinde gezinirseniz,

Başkan Karalar’ın “suçlamalarını” kabul ettiniz demektir!

Onsekizlik yıllık “iktidar”, yurttaşa “dedi-kodu” anlayışını benimsetti!

Baştakiler yan-yana gelmeyince, yerelde konuşanlar da gelmiyor!

Adana’da “neler” olduğunu, aynı “ekrana” çıkarak konuşurlar mı ki?

“İktidarla muhalefet” arasında olduğu gibi, Adana’da da beklemiyorum!

YAŞANANLARIN NEDENİ ÇARPIKLIK…

Pazartesi günün akşam saatlerinde başlayan yağmur, çarşamba günün ilk saatlerinde kısa bir süre durup, yeniden başlayınca belediye başkanları gittikleri, koştukları, yaptıkları, dokundukları her şeyin bilgisini basına ulaştırıyor!

Sıkıntı çeken, su baskınında zarar gören, kış günü açıkta kalan yurttaşın yanında yer alıyorlar!

Hepsi güzel, hepsi hoş, hepsi sevindirici de…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul konusunda “bu kentin kıymetini bilmedik, bu kente ihanet ettik, halen de ediyoruz, ben de bundan sorumluyum” dediğini anımsayın!

Adana’ya “ihanet” edenler kim, kendilerini neden açıklamıyorlar, neden öz-eleştiri yapmak yerine üstlerinde kapüşonlu yağmurluk, ayaklarında çizmeyle oradan-oraya koşuşlarını duyuruyorlar?

Altyapısı olmayan bölgelere “imar” izni veren, o bölgelerde yapılaşmaya göz yuman, yağmur derelerini ortadan kaldıran kim?

Bugün “o” bölgelerde yaşanan sorunların diz boyu olduğu, araçların sürüklendiği, yayaların gidecek yeri olmadığından söz ediliyor!

Şunu bilin artık…

Yaşanan sıkıntının “nedenlerinden” en önemlisi çarpıklıktır; anlaştık mı?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN