KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Bayramlık Sözler…

Bayramlık Sözler…

Dolaylı ya da doğrudan CUMHURİYET’in kazanımlarına yönelik saldırıları içeren ARAPLAŞMA özentili bu toplumsal yapıda; bilemiyorum daha neler gelecek başımıza?…
Elini sallasa, ellisi
Saçını sallasa tellisi
Bizimkine örgüt mü yok?
FETO gider, MENZİL gelir
Yeter ki koltuk gitmesin…

LAF BOMBASI “Atilla Taş”
PATLARSA YANARSINIZ MI SANDINIZ?…
EN FAZLA OYNAK TÜRKÜLER SÖYLER; ARSIZIN YÜZÜNE TÜKÜRMESİNİ BİLE BECEREMEZ…
Siz asıl TBMM’de sakladığınız FETOŞÇULAR’ı içeriye tıkın, hazır 3000 hırsızı, kapkaççıyı dışarıya salarken!…
DÜN BERABER…BUGÜN HARBEDER…
Kışlalar da, cezaevleri de doldu, boşaldı günleri…
Haydi çözün bu karmaşık bilmecemi…
Elbette ki çözdünüz siz onu…Ah, ah nasıl da FETOŞ ve müridleri yürütüp gidiyordu ki ülkeyi…Neyse ki döndü bir fırıldak; oldu ortalık AK-PAK…Ama başka renklere hiç yer kalmadı…Gerçi birileri kurtardı paçasını…ama güvenle tüttüremiyor kimsecikler bacasını…Birileri öylesine attı ki bu ülkeye kancasını…TÜRK unuttu; öğün, çalış ve yalnızca kendine güven demesini
Görünen koyu bir karanlık Kİ AYDINLIK GÜNLER İÇİN MUMLARI YAKMANIN GÜNÜDÜR!…

Darbe girişiminin ardından birileri demokrasi davulları çalsa da ülkede genel durum pek içaçıcı değil.Genç işsizliği giderek artarken ve üniversitelerin açılması yaklaşırken; gençlik umutsuz, geleceğine güvenemiyor…Yıl sonu yaklaşıyor; memur, emekli geçinememe endişesiyle yapılacak zamları düşünüyor.
Esnaf, zanaatkar; kaygılı, beklediği verimi alamıyor, üretim düşüyor…Üretim düştükçe; işyerleri, işçilerinin sayısını azaltıyor.
Dolayısıyla ülke genelinde yaşayanlarımız ki onlar nüfusumuzu oluşturan unsurlar, giderek mutsuzlaşıyor.
Bir başka deyişle insan kaynaklarımız; mutsuz oldukları gibi, bir de umutsuz, gençlerimiz gibi onlar da geleceklerinden endişeli..
Bu umutsuzluk da, daha büyük mutsuzlukların doğmasına temel oluşturuyor ki bu durumda usumuza düşen, dilimize gelen bir sorudur; “nüfusta nitelik mi önemlidir, yoksa nicelik mi ?” karşılaştırması…
Ne yazık ki bugüne değin; ülkemizde nüfusun nitelikli bir çoğunluk olmasındansa, nicelikli yapısı üzerinde durulmuş…
Cumhuriyetin ilk yıllarından;günümüzün AKEGEMENLERİ’ne/AKBABALAR’ına değin nüfusun sayısal çokluğu, güçlülük olarak algılanmıştır.
Kuşkusuz gelecekten umutlu olmak; toplumlara mutluluk verir. Ama ülkemiz koşullarında mutlu olabilmek için kişilerin de bilinçsiz olması gerekir.Yoksa bilinç düzeyi gelişmiş, “benden sonrası tufan” diyemeyen sorumluluk sahibi bireyler, yarından endişe duyarak…
“Bu genç kuşağa ne verebiliriz?” düşüncesiyle mutsuz ve karamsar benlikleriyle; ne kadar verimli olabilirler ?…
Özellikle doğal kaynakların (toprak, su, hava, madenler gibi) ve parasal kaynakların yanlış kullanımı sonucu…
giderek yoksullaşan ülkemiz; bu gençlere neler bırakabilecektir ?…
Açgözlülükle hoyratça kullanılan kaynaklarımız tükenince;bu insanlar bir şey üretmeden,üretemeden yaşamlarını nasıl sürdürebileceklerdir?…
Yaşamsal olanakları giderek yok edilen, tüketilen bir ülkede, siz demokrasi davulları çalsanız, dünya barış günü v.b. günleri kutlasanız
Eğer yaşayabilceğiniz güçlü ve güvenli bir ülkeniz, barış içinde, geleceğine güvenle bakan bir ulusunuz…
Üstelik giderek devlet hazinesinde kalmıyorsa tek kuruşunuz ve de fıtratınızda düşmanlarınızca üzerinize sıkılacak bolca kurşununuz varsa…
Barış kavramı belleklerinizden, bilincinizden silineceği gibi, sözlüklerinizden de silinir gider. Böylesi koşullarda ne Kurban Bayramı (özellikle de ülkede akarken her gün kan) ne de Dünya Barış Günü coşkuyla kutlanamayacakdır.
Selma ERDAL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ESİR VE YAS İLANI
Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın