Ben köyümü özledim.

Ben köyümü özledim.

İş yok, güç yok.

Kırk senedir yaptığı orman teras işi bitmiş artık.

Kalanları da iş makinelerine yaptırıyorlar.

“Tapan Pazarı Almanya” diyorlardı.

“Bozuk para bulmakta zorlanıyoruz, ellilikten küçük para taşımıyorlar. Eli cep telefonlu şalvarlı gelinler iniveriyor Hamzalıdan, Topallıdan, Kertişliden. Kapış kapışa gidiyor mallar. Haftaya siparişler alıyoruz kalmadı ondan.”

Diyorlardı bir zamanlar pazarcılar.

Şimdi mi?

Nerdeee o eski pazarlar!

Emekli ve memur yaylacılara kalmış Pazar.

Vay garip emeklim vay!

Canlı hayvan para etmiyor, ete ise köylünün gücü yetmiyor.

Süt atmış beş kuruş.

Saman on, kepek yirmi, yem kırk lira.

Boşa koyuyor dolmuyor, doluya koyuyor almıyor.

Okulda çalışan beş geçici işçi kontenjanına dikmiş herkes gözünü.

İki buçuk ay işçi lafı ile yattık, işçi lafı ile kalktık yaylada.

Eline ne geçtiği önemli değil, yeter ki sigortam yatsın.

Tepkilini şaşırtmışlar köylümün.

Köylüm bir başka olmuş.

Bozmuşlar kimyalarını onların.

Eskidenmiş gurur, kibir.

Devletten kömür almayı kendine zul sayanlar bir gün gecikmeye tahammül edemez olmuşlar.

Kömüre yetişemeyenler ne koparırım hesabına düşmüş, yardıma muhtaç dosyası hazırlıyorlar.

O aldı bende alayım, ona vermişler bana da versinler.



Muhtaçlar mı?

Evet. Gerçekten muhtaçlar.

Ama onurları vardı.

Bağrına taş basardı.

Yok! Bu benim köylüm olamaz.

İnsanları çıkar hesabına tutuşturmuşlar.

Sadaka versen alır olmuş, o yiğit gözü tok insanlar.

Teknolojiyi de çıkar ve ihtiraslarına alet eder olmuş bazıları.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ORHUN ABİDELERİ

BİMER’e yerli yersiz şikayetler ulaştırmışlar zevk için öylesine.

Balıkları baştan kokutmuşlar.

Yasalar köylünün aleyhine.

Dikenli tellerle çevirmişler otlakları, zor durumda hayvancılar.

Elini ovuşturuyor garip köylüm işi düzgün olanlar karşısında.

“Heeeyt” desen ağlayacak.

Suskun mu suskun haksızlıklar karşısında.

Ben eski köyümü özledim, bu yıl bana uzak kaldı oralar.

———————————————————————-

Yorum alanına sığmadığı için Sayın Şükrü Işık’ın yorumunu alt kısımda yayınlıyoruz.

Şeref, biliyorsun ben köyümüze 3-5 yılda bir bir kaç saatliğine anca gelebiliyorum. Bu yıl ilgincime giden bir olay yaşadım. Bayramda
manifaturacı Şükrü abi ile bahçesini gezerken yarısından fazlası dibine dökülmüş, toplanmayan erikleri gördüm. Ticari değeri olmadığı
için dalında bırakılan erikler… uzatmayım bu eriklerden iki kasa topladık,Adana’ya getirdik,orada aldığımız tarif üzerine erik suyu
konsantresi yaptık. dolaba şişeleyip koyduk. çok lezzetli, %100 organik meyve suyu oldu, içine birazda kızılcık ilave ettik. muhteşem
oldu.

Demem o ki, köyde organik  yerli domates konsantresi, erik vd şuruplar imalatı özendirilse, adana ve Kozanda organik pazarlarda satılsa…

Belki ütopya ama inan satılır, alternatif seçenek olur gibme geliyor…
selamlar

Şükrü Işık

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın