Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Bid’at ehli ile niçin birleşilmiyor

Bid’at ehli ile niçin birleşilmiyor

Sual: Peygamber efendimiz, (Allah’ın kulları, kardeş olun)

buyurduğuna göre, birbirlerinin hatalarını görmeyip Ehl-i sünnet ile

bid’at ehli niçin birleşmiyor?

CEVAP

Bu hadis-i şerifin manası, (Kardeş olmanızı sağlayacak şeyleri

yapın) demektir. Buna göre, bid’at sahiplerinin, hak yolda bulunan

müslümanlarla kardeş olabilmeleri için, bid’ati terk etmeleri ve

sünneti kabul etmeleri gerekir. Bid’ate devam edip de, Ehl-i sünnet

olanları kendileri ile kardeş olmaya çağırmaları, açık sapıklık ve

çirkin bir hiledir. (Umdet-ül-kari)

Bid’at ehli ile görüşmeyi yasaklayan hadis-i şeriflerden birkaçı:

(Bid’at ehline sert davran! Allahü teâlâ, onlara düşmandır.)

[İbni Asakir]

(Onlardan kaçın! Sizi dalalete, fitneye düşürmesinler.)

[Müslim]

(Hasta olurlarsa, ziyaretlerine gitmeyin!) [Ebu Davud]

(Karşılaşınca, onlara selam vermeyin!) [İbni Mace]

(Onlarla birlikte bulunmayın, birlikte yiyip içmeyin!) [Ukayli]

(Onların cenazelerine gitmeyin, onlarla birlikte namaz

kılmayın!) [İbni Hibban]

(Ben onlardan değilim, onlar da benden değildir. Onlara

karşı cihad etmek, kâfirlerle cihad etmek gibidir.) [Deylemi]

(Bid’at ehli, bid’atini Allah rızası için terk etmedikçe, hiçbir

ameli kabul olmaz.) [İ.Neccar]

Yani itikadda veya amelde veya sözde yahut ahlakta bid’at olan

bir şeyi yapmaya devam edenin bu cinslerden ibadetleri sahih olsa

da, hiçbiri kabul olmaz. İbadetlerinin kabul olması için, bu bid’ati terk

etmesi gerekir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Bugün kalbler kararmış olduğundan, bazı bid’atler güzel

görünse de, hepsinden kaçınmak gerekir. Kıyamette hepsinin zararlı

olduğu anlaşılacaktır. Hadis-i şerifte, (Her bid’at sapıklıktır)

buyuruldu. [Kur’an-ı kerimde ise, (Hoşlanmadığınız şey sizin

iyiliğinize; sevdiğiniz şey de, kötülüğünüze olabilir. Siz

bilmezsiniz, Allah bilir.) [Bekara 216] buyuruldu.

Bid’atin zararı büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bid’at işleyenin hiçbir ibadeti kabul olmaz.) [Deylemi]

(Allah bid’at ehlinin amelini, bid’ati bırakıncaya kadar kabul

etmez.) (İbni Mace]

(Allah, bid’at ehlinin tevbesini, bid’ati bırakıncaya kadar

kabul etmez.) [Taberani]

(Bir bid’at çıkarınca, bir sünnet kaldırılmış, eksiltilmiş olur.)

[İ. Ahmed]

(Bid’atten sakının; her bid’at dalalettir ve her dalalet ehli de

ateştedir.) [İbni Asakir]

(Bid’atler yayıldığı zaman ilmi olanlar bunu açıklasın. Eğer

açıklamayıp ilmini gizlerse, Allah’ın, Muhammed aleyhisselama

indirdiğini gizlemiş olur.) [İbni Asakir]

(Bid’atler çıkınca âlim ilmini açığa çıkarsın! İlmini

açıklamayana lanet olsun!) [Deylemi]

Bid’at ehlini hoş görme

Sual: Bir yazar, (Mezhepsiz yazarların kitaplarında, yanlışlık ve

bid’at de olsa, hoş görmek, yumuşak davranmak ve bir kardeş

olarak onları sevmek gerekir! Efgani ve Kardavi gibi mezhepsiz

âlimlerin, kitaplarından uygun olanı alırız, yanlış olanı atarız) diyor.

Bu caiz midir?

CEVAP

Yazar, (Bid’at ehline sevgi ile bakmalı, kardeş olmalıyız) diyor.

Peygamber efendimiz de, (Bid’at ehline, selam vermeyin, sert

davranın! Allah, onlara düşmandır. Onlardan kaçın! Sizi

dalalete, fitneye düşürmesinler! Onlarla birlikte bulunmayın,

onlarla namaz kılmayın, birlikte yiyip içmeyin, cenazelerine

gitmeyin, kız alıp vermeyin! Ben onlardan değilim, onlar da

benden değildir) buyuruyor. Resul-i ekrem efendimiz, (sert

davranın) buyururken, yazarın yumuşak davranması caiz olur mu?

Allah saklasın, Resulullah efendimizin sözünü bırakıp da yazarın

tavsiyesine uyarsak halimiz ne olur?

(Kitaptaki faydalı yeri alır, zararlısını atarım) demek çok

yanlıştır. Bir kitapta, itikadı zedeleyen, insanı küfre düşürücü bir

ifade bulunursa, elbette o kitap çok zararlıdır. Kitap bilgi öğrenmek

için okunur. Bilmediği bir şey onu küfre düşürebilir, ebedi felaketine

sebep olabilir. Bir şeyin hak veya bâtıl, faydalı veya zararlı, iyi veya

kötü olduğunu bilen, o konudaki kitabı niçin okusun? Bilmiyorsa,

bâtılı hak, kötüyü iyi, zararlıyı faydalı zannedebilir. Pisliğin içinde

faydalı şey ararken, üstüne necaset bulaşmasa bile, en azından

kokusundan zarar görür. Bunun için mezhepsizlerin kitaplarını

okumak çok zararlıdır. Dinimiz noksan değil ki, bir mezhepsizin

kitabına ihtiyaç duyulsun. İslam âlimleri her meseleyi halletmiştir.

Yenilik, reform âdetlerde olur, ibadetlerde yenilik olmaz.

Kötü âlim, mezhepsiz âlim olur. Fakat mezhepsizliği över gibi,

(Mezhepsiz âlimlerin iyi yönlerini almalıyız) demek hoş değildir.

Sivri akıllının biri, şeytanı görmek istermiş. Bir evliyaya

yalvarmış. Evliya da, (Şeytandan insana fayda gelmez) demişse de,

adam çok yalvarmış. Nihayet duası kabul olup şeytanı görmüş.

Şeytan, bunu görünce, (Seni bir vuruşta öldürürdüm. Ancak ömrüne

daha kırk yıl var) demiş. Adam ise, (Yirmi yıl günah işlerim. Sonra

tevbe eder, kalan yirmi yılı da ibadetle geçiririm) demiş. Fakat, yirmi

yıl yaşamadan günahlar içinde ölmüş. Efgani gibi, şeytanın

yoldaşlarının kitaplarını okuyan, oradaki zehirlerden etkilenmemesi

mümkün değildir. Zehirle şaka olmaz. Azıcık zehirden ne zarar gelir

denmez. Yahut elimi bir defa yılanın veya aslanın ağzına koysam,

acaba bir zararı olur mu demek ahmaklık olur. Aslan, insanın canını

alır. Şeytan ve yoldaşları ise, insanın sonsuz felaketine sebep

olurlar.

Sual: Kâfir veya sapıkların ibadeti bir işe yarar mı? (Kendileri

sapık ama namazları çok güzeldir) veya (Doğru Mutezili olmak,

sapık Sünni olmaktan iyi) demek caiz midir?

CEVAP

Hayırlı işlerden cenab-ı Hakkın, en çok beğendiği cami

yapmaktır. Cami yapmak, çok sevaptır. Hadis-i şerifte, (Allah rızası

için bir mescid yapana, Allahü teâlâ Cennette bir köşk ihsan

eder) buyuruluyor. (Taberani)

Gerek kitapsız kâfirlerin, gerekse kitaplı kâfir denilen Hıristiyan

ve Yahudilerin yaptığı iyilikler ahirette bir işe yaramaz. Kâfir, iman

etmediği için, bütün dünyaya büyük hizmetleri dokunsa, Allah

katında zerre kadar kıymeti yoktur.

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Kâfirlerin cami yapmaları caiz değildir. Yerinde ve yarar bir

iş değildir. Onların cami yapmaları ve diğer bütün beğendikleri

işleri, kıyamette boşa gidecek ve Cehennemde, sonsuz olarak

cezalandırılacaktır.) [Tevbe 17]

(İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri

şeyler boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da bâtıldır.)

[Hud 16]

Bu konudaki üç hadis-i şerif meali de şöyle:

(Mümin olmayan Cennete giremez.) [Müslim]

(Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari]

(Bana iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka

Cehenneme girecektir.) [Hakim]

Kâfirlerin ibadetlerinin, yaptığı iyiliklerin boşa gittiğini bildirdikten

sonra, şimdi de bid’at ehlinin, dalalet fırkalarının ibadetlerine gelelim:

İyi işlere, ibadetlere sevap verilebilmesi için düzgün iman sahibi,

yani Ehl-i sünnet olmak gerekir. (Kitab-üt-tevhid)

A.Nablusi hazretleri buyuruyor ki:

(Muhammed aleyhisselamın ümmeti 73 fırkaya ayrıldı.

Bunlardan 72 fırkası, doğru yoldan ayrılmış, bid’at ehli olmuştur.

Bunlar sapık inançlarının cezası olarak Cehenneme girecektir.

Fakat, müslüman oldukları için, Cehennemde sonsuz kalmayacak,

azap gördükten sonra, çıkarılacaktır. Bunlardan (fırka-i naciyye)

denilen kurtuluş fırkasına da (Ehl-i sünnet) denir. (Hadika)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

[Tirmizi’deki] hadis-i şerifte, (Ümmetim 73 fırkaya ayrılır, 72si

dalalete düşer ve Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur.

Bu fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir) buyuruldu.

Bu fırkaya (Ehl-i sünnet) denir. [c.2, m.67]

Seyyid Ahmed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki:

(Bugün için dört mezhepten birinde bulunmayan, Ehl-i

sünnetten ayrılmış olur. Ehl-i sünnet olmayan da sapık veya kâfir

olur.) [Dürr-ül-muhtar haşiyesi Zebayıh kısmı]

Ehl-i sünnet olmayanın, sapık veya kâfir olduğu, Bahr,

Hindiyye ve El-Besairde yazılıdır.

Şüpheli delilleri yanlış tevil ederek, Ehl-i sünnet itikadından

ayrılanlara, fıkıh âlimleri kâfir demediler, bagi, asi, bid’at ehli yani

sapık dediler. Kesin [açık olarak] anlaşılan tek bir manası olan

delillere inanmayan ise kâfir olur. Mesela, (Ali ilahtır, Cebrail vahiy

getirirken yanıldı) diyen kâfir olur. Çünkü bu sözler, şüpheli delilleri

yanlış tevil ederek, ictihad ile anlaşılan manalar değildir. Hazret-i

Âişe’ye zaniye diye iftira eden ve babasının sahabi olduğuna

inanmayan da kâfir olur. Çünkü ikisi de, Kur’an-ı kerimde açık olarak

bildirilen delili inkârdır. (İbni Abidin)

Nisa suresinin, (Doğru yol gösterildikten sonra, Resule

uymayan [iman ve amelde] müminlerden ayrılanı, o yolda [küfür

ve irtidadda] bırakır ve Cehenneme atarız) mealindeki 115. âyet-i

kerimesi, Ehl-i sünnet ve cemaatten ayrılmış olanların halini

göstermektedir.)

Şu halde, (doğru Mutezili olmak, sapık Sünni olmaktan iyi)

demek cahillik alametidir. Mutezili veya diğer bid’at fırkaları dalalet

ehlidir, yani sapıktır. Peki, sapık bir fırka, sapık Sünniden iyi olur

mu? İkisi de sapıktır. İslam âlimleri, (şu kâfir, öteki kâfirden iyi)

demeyi küfür olarak bildirmişlerdir. Herhangi bir dalalet fırkasına iyi

demek tehlikelidir. Sapık fırkaların hepsi bid’at ehlidir, hiç birinin

ibadeti kabul olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Bid’at ehlinin namazı, orucu, sadakası, haccı, umresi,

cihadı, farzı, nafilesi kabul olmaz, yağdan kılın kolayca çıkması

gibi İslamiyet’ten çıkması kolay olur.) [İbni Mace]

Sapığın namazı kabul olmadığına göre, kabul olmayan bir

ibadete, (Kendileri sapık ama namazları çok güzeldir) demek çok

yanlıştır, cahilce bir sözdür.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN