Bilanço ve Gelir Tablosu Nedir?

Bilanço ve Gelir Tablosu Nedir?

Bir Bilançonun Makyajlı Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Mali tablo analizleri bilanço ve gelir tablosundan ya da bunlardan türetilmiş tablolardan en önemli tablo firmanın bilançosudur.  Peki bilanço nedir? Birçok bilanço tanımı olduğu halde en çok benimsenen ve kabul görenler içinde şu iki tanım öne çıkarılabilir: 1.Bilanço belli bir tarihte bir firmanın varlıklarını (aktiflerini), borçlarını ve öz sermayesini sınıflandırılmış olarak gösteren bir tablodur. 2.Bilanço, muhasebe prensiplerine göre tutulan hesapların, belli bir tarihte fiilen veya kuramsal olarak kapatılmasıyla saptanan ve gelecek döneme devrolunan borç ve alacak bakiyelerinin bir listesi veya özetidir.

Bilançoyu en basit şekilde bir özdeşlikle gösterebiliriz. Bilançonun ana denklemi de denilen bu özdeşliğe göre, bilançoda: Varlıklar (aktifler) = Borçlar + Öz sermaye’dir.

Varlık unsurları likidite esasına göre tasnif edilir. Varlıklar ve borçlarda “bir yıl kuralı”na uyulur. Bir yılı aşkın borçlar ve alacaklar uzun vadeli borçlar ve duran varlıklar kalemine dahil edilir, diğerleri kısa vadeli borçlar ve dönen varlıklara.

Bilançonun varlıklar bölümü “paraya dönüşüm çabukluğu”na, kaynaklar bölümü ise “ödeme çabukluğu”na göre düzenlenir.

Bilanço “net değer esası”na göre hazırlanır. Bu nedenle işletmenin varlık ve kaynak yapısını düzenleyici nitelikteki hesapları, ilgili bulundukları kalemlerin altında birer indirim kalemi olarak gösterilir.

Bilançonun varlık ve kaynak yapısını yansıtan hesaplar kendi aralarında mahsup edilemez. Borç bakiyesi veren hesaplar bilançonun varlık (aktif) bölümünde, alacak bakiyesi veren hesapların kaynak (pasif) bölümünde yer alması sağlanır.

Varlık ve kaynak unsurlarının birden fazla bilanço kalemini ilgilendirdiği durumlarda, bilançonun açıklığı ilkesi gereği dipnotlarda açıklama yapılır.

1.Aktifler : Bir şirketin aktifleri bir işletme için değeri olan ve para ile ifade edilebilen fiziki mallar ya da maddi haklardan oluşur. İkili tasnif sistemine göre, Aktifler; Dönen ve Duran varlıklar olmak üzere ikiye ayrılır.

1.1.Dönen Varlıklar(Mütedavil Kıymetler): Bu kalem, işletmenin elindeki para mevcudu ile o işletme için normal olarak bir faaliyet döneminde paraya çevrilecek varlıkları kapsar. Cari aktiflerin faaliyet dönemi genellikle bir yıl olarak düşünülür. Dönen varlıkların alt başlıkları şunlardır:

1.1.1.Hazır Değerler: Şirketin kasası veya banka hesabında hazır olarak bulunan para miktarını gösterir. Kasa ve Bankalar olmak üzere iki ayrı hesap olarak da gösterilebilir.

1.1.2.Menkul Değerler: Şirketler kısa süre için ellerinde kalacak fonları atıl tutmak yerine bunlardan o süre içinde bir getiri elde etmek istediklerinden, bu fonları kimi araçlara yatırırlar. Ancak bu yatırım araçları fonların kısa süre sonra elde çıkarılma gereği nedeniyle paraya çok kolay çevrilebilir türden olmalıdır. İşte firmanın portföyündeki menkul yatırım araçları (örneğin hazine bonosu vs) eğer derhal elden çıkarılabilecek türden ise bu hesaba kaydedilir.

1.1.3.Kısa Vadeli Ticari Alacaklar: Firmanın vadeli olarak sattığı mallarda doğan senetli ya da senetsiz alacakları eğer vade bir yıldan az ise bu hesapta gösterilir. Diğer kısa vadeli alacaklar ise işletmenin normal faaliyetleri dolayısıyla doğmakla birlikte, ticari satışlarla ilgisi bulunmayan teminat mektupları, nakdi akreditif teminatları, personel avansları, peşin ödenen giderler, depozitolar, fazla ödenmiş vergiler gibi işlemler burada gösterilir.

1.1.4.Stoklar: Ticari işlemlerde mamul, sınai işletmelerde ise yarı mamul, hammadde işletme malzemesi stokların kayıtları bu hesapta tutulur.

1.1.5.Diğer Dönen Varlıklar: Vadeli bir yıldan uzun olup da duran varlıklara yazılmayan bütün aktifler buraya yazılır. Bu kalemde örneğin vadesi bir yılı biraz aşan alacaklar, bonolar ve depozitolar ile gelecek yıllara da sari giderler yer alabilir.

1.2.Duran Varlıklar (Sabit Kıymetler): Bu kalemde bir yıldan daha uzun süreli olarak kullanılan ve gelecek hesap döneminde de paraya çevrilmesi beklenmeyen varlıklar yer alır.

1.2.1.Uzun Vadeli Alacaklar: Bilanço düzenlendiği tarihten itibaren vadeleri bir yıldan uzun olan alacak senetleri, ticari alacaklar, personelden alacaklar, iştiraklerden alacaklar, verilen depozito ve teminatlar, bazı fonlar vb. bu kalemde yer alırlar.

1.2.2.Finansal Duran Varlıklar: Şirketin, başka bir şirketin mülkiyetine katılmak amacıyla bir iştirak olarak aldığı ve bu nedenle uzun süre portföyünde tutacağı varsayılan varlıklar buraya kaydedilir.

1.2.3.Maddi Duran Varlıklar: Arazi, arsa, bina, makinalar, tesisler, kalıplar, taşıtlar, henüz yapılmakta olan yatırımlar ve her türlü demirbaşlar. Boş arazi ve arsalar ile değeri pek düşük kimi aletler gibi istisnalar dışında maddi duran varlıklar amortismana tabidir. Dolayısıyla bu kalem, brüt bir kalemdir. Toplamından birikmiş amortisman tutarı düşülür.

1.2.4.Maddi Olmayan Varlıklar: Telif hakları, patent hakları, imtiyazlar, ticari isim ve markalar vb. haklardan oluşur.

1.2.5.Diğer Duran Varlıklar: Maddi duran varlıkların diğer kalemine girmeyen satış kabiliyetini yitirmiş stoklar, gelecek yılların ihtiyacı için elde tutulan makine yedekleri, tasfiyeye girmiş bir bankadaki mevduat ya da esas faaliyetlerde kullanılmayan maddi duran varlıklar gibi şeyler bu kalemde toplanır.

2.Pasifler: Bilançonun aktifi engelleyen diğer bölümü pasif adıyla anılır ve aktifin, yani varlıkların hangi kaynaklardan finanse edildiğini gösterir. Pasif kabaca ikiye ayrılır. Firmanın kaynakları ya yabancı bir kaynaktan karşılanmaktadır, yani borçtur ya da firmanın kendi kaynağıdır, yani öz sermayesidir. Yabancı kaynaklar yani borçlar, yine iki ana bölüm içinde kısa vadeli ve uzun vadeli borçlar olarak ele alınır.

2.1.Yabancı Kaynaklar(Borçlar):

2.1.1.Kısa Vadeli Borçlar: Bilançonun düzenlendiği tarihten sonraki bir yıl içinde ödenmesi gereken borçları içerir. Alt başlıkları şunlardır:

2.1.1.1.Finansal Borçlar: Şirketin çıkardığı bir yıldan daha az finansman bonoları gibi menkul değerler ile yine kısa vadeli banka borçları bu kalemde yer alır.

2.1.1.2.Ticari Borçlar: Firma vadeli mal alımı yaptığında, bir ticari kredi kullanmış olur. Böylece almış olduğu borçlar toplamı bu kalemde yer alır. Alınan depozito ve teminatlar da ticari borçlarda gösterilir.

2.1.1.3.Diğer Kısa Vadeli borçlar: Yukarıdaki kısa vadeli borç kalemlerine girmeyen; örneğin ödenecek vergiler, sigorta primleri, ödenecek temettüler, tahakkuk etmiş ama cari hesap döneminde henüz ödenmemiş çeşitli giderler, gelecek döneme ait bir kazancın peşin alınmış hasılatı gibi kalemlerden oluşur.

2.1.1.4.Alınan Sipariş Avansları: Şirkete, müşterilerin verdiği siparişler için onlardan alınan avanslar, eğer mal gelecek hesap döneminde teslim edilecek ise, firma açısından kısa vadeli borç niteliği taşır. Keza yurt dışından sağlanan prefinansman kredileri de burada yer alır.

2.1.1.5.Borç ve Gider Karşılıkları: Bazı giderler vardır ki, düzenlendiği tarihte kesin tutarları bilinmemekle birlikte ortaya çıkması, gelecek hesap döneminde ödenmeleri gerektiği bilinir. Örneğin kurumlar vergisi, gelir vergisi, elektrik parası böyledir. Dağıtılacak temettü için de karşılık bu kalemde ayrılır.

2.1.1.6.Uzun Vadeli Borçlar: Bir yılı aşkın vadeli borçlar şirket açısından uzun vadeli borçlardır. Alt başlıkları aynen kısa vadeli borçlar gibidir. Benzer kalemler eğer vadeleri bir yılı aşıyorsa mütekabil alt başlıklarda yerlerini alırlar. Mesela, şirket bir yıldan daha uzun vadede tahviller çıkardığında, tahvil tutarı uzun vadeli finansal borçlarda yer alır. Ama bu tahvilin ya da banka borcunun bir yıl içinde ödenecek itfa ya da taksiti varsa o kadarlık bir tutar kısa vadeli borçlar kalemine yazılır.

2.2.Öz Sermaye (Öz Varlık): Şirket sahiplerinin şirkete koydukları sermayeyi ve kârların dağıtılmayıp işletme bünyesinde bırakılarak yani oto finansman yoluyla sağlanan fonları kapsar.

2.2.1.Ödenmiş Sermaye: Şirketin nominal sermayesinin (kayıtlı sermaye sistemine tabi ise kayıtlı sermayesinin) ortaklarca fiilen ödenmiş yani şirkete yatırılmış kısmını gösterir.

2.2.2.Emisyon Primi: Çıkarılan hisse senetlerinin nominal değerlerinin üstünde satılmasından kaynaklanan kazanç burada gösterilir.

2.2.3.Yedek Akçeler: Elde edilen kârın belli bir bölümü örneğin işletmeyi çeşitli risklerden korumak, yasal zorunluluk, kredi sözleşmelerinde doğan mecburiyet gibi nedenlerle işletmede tutulursa bunlara yedek akçe denir. İhtiyatlar da denilen yedek akçeler, yasal ve ihtiyari (isteğe bağlı) olmak üzere iki türlüdür. İhtiyatlar, iktisadi açıdan dağıtılmamış kârlardır. Ancak dağıtılmamış kârlar muhasebe açısından bakıldığında işletmece istendiği gibi kullanılabilir. Halbuki yedeklerin nasıl kullanılacağına dair yasal yahut ana sözleşme gereği sınırlamalar mevcuttur.

2.2.4.Karşılıklar: Beklenen ancak miktarı kesin olarak bilinemeyen borç niteliği taşıyan kimi muhtemel zararları karşılamak amacı ile hesaba ayrılan fonlardır. Örneğin amortisman için karşılık ayrıldığı gibi, şüpheli alacaklar için de karşılık ayrılır. Bilançonun incelediğimiz bu noktasında bizim için en önemli karşılık “yeniden değerleme artış fonu”dur.

2.2.5.Yeniden Değerleme Değer Artış ı: Özellikle yüksek enflasyon sonucu işletmelerin bina, demirbaş vs gibi duran varlıklarının maliyeti ile cari değerleri arasında çok büyük farklar ortaya çıkmış fakat firmalar bu artışları bilançolarında yansıtamaz olmuşlardı. YDDA fonu bu sakıncayı ortadan kaldırmayı amaçlar. Bir sonraki kalem olan kâr-zarar gibi öz sermayeyi düzeltici bir kalemdir.

Gelir Tablosu: Bir işletmenin belirli bir hesap döneminde elde ettiği tüm hasılat ve gelirler ile yaptığı tüm maliyet ve giderleri tasnifli şekilde gösteren ve dönem faaliyetlerinin sonucunu kâr ya da zarar olarak özetleyen bir tablodur.

Gelir ve giderler tahakkuk ettikleri hesap dönemine ait gelir tablosu ile ilişkilendirilirler; kayıtlara tahakkuk ettikleri tarih itibarıyla geçirilirler, tahakkuk etmemiş gelir ve giderler dönem gelir ve giderleri ile ilişkilendirilemez.

Gelir ve giderler kaynakları itibarıyla tasnif edilir ve her gelir grubu ilgili olduğu gider grubu ile karşılaştırılır.

Gelir ve giderler gayri safi (brüt) tutarları üzerinden gösterilir; hiçbir gelir kalemi bir gider kalemi ile eşleştirilip gelir tablosu kapsamından çıkarılamaz.

Yedekler ve karşılıklar işletmenin dağıtılabilir kârını azaltmak veya bir dönemin kârını diğer bir döneme aktarmak amacıyla kullanılamaz.

İşletmenin kendi olağan faaliyetlerinden doğan gelir ve giderler ile olağanüstü gelir, gider, kâr ve zararları gelir tablosunda ayrı ayrı gösterilir.

Gelir tablosu üç alt başlıkla incelenebilir.

Brüt Satış Kârı/Zararı: Bu kalemi bulmak için brüt satış hasılatı ele alınır, bundan iskontolar ve satıştan iadeler çıkarılır. Net satış hasılatı elde edilir ve sonra, bundan satılan malların maliyeti düşülerek, brüt satış kârı ya da zararına ulaşılır.

Faaliyet Kârı/Zararı: Bu kalemin bulunması için brüt satış kârından faaliyet giderleri ve finansman giderleri çıkarılır. Faaliyet giderleri başlıca; genel yönetim giderleri; satış, pazarlama, dağıtım giderleri; araştırma ve geliştirme giderleri ile şüpheli alacaklar karşılığından ibarettir. Alınan borçlar için ödenen faizler de finansman giderlerinde yer alır.

Net Dönem Kârı/Zararı: Bu kalemi bulmak için olağanüstü tabir edilen faaliyet dışı gelir ya da giderler, faaliyet kâr/zararına eklenir ya da çıkarılır. Böylece dönem kâr/zararına ulaşır. Dönem kârından ya da zararından ödenecek vergi ve yasal yükümlülükler çıkarılır ya da eklenir; böylece net dönem kârı/zararına erişilmiş olunur. Olağanüstü (faaliyet dışı ya da arızi) gelirlere örnek olarak alınan kiralar, iştiraklerden alınan temettüler, kazanılan faizler, komisyonlar, menkul değer satış kârları, döviz kuru değişmelerinden edilen kârlar vs. gösterilebilir. Olağanüstü giderlere ise, aynı şekilde faiz dışı gelirler elde etmek amacıyla yapılan giderler, hırsızlık, afet nedeniyle uğranılan zararlar, üretim yapılamayan süre içinde yapılan giderler, döviz kuru zararları vs. örnek teşkil ederler.

Analize girmeden…

Yukarıda en önemli iki mali tabloyu, bilanço ve gelir tablosunu gördük. Ne işe yararlar, ne gibi kalemlerden oluşurlar. Daha başka mali tablolar da vardır. Sadece ve en önemlileri yukarıdaki ikisi olduğundan değil, mevzuat gereği SPK’a tabi şirketlerin açıklamakla zorunlu oldukları iki tablonun bunlar olması nedeniyle sadece bilanço ve gelir tablosundan bahsettik. Aslında bunlardan türetilebilen nakit akış tablosu da örneğin son derece önemlidir.

Nakit akışları bulunup bunlardan nakit çıkışları düşülürse, net nakit akışları elde edilir. Net nakit akışlarından, bunlar bir faiz oranı ile iskonto edilerek istenirse, iskonto edilmiş nakit akış tekniği kullanılır. Peki nakit akışlar nasıl türetilir= Net kârdan bilançoda ayrılmış ama aslında kasadan çıkmamış “amortisman” gibi fonlar geri koyularak… Borçlanma nakit akışı olumlu, borç verme olumsuz etkiler.

Şimdi analize girmeden önce sık yapılan bazı hata ve ihmallere parmak basacağız.

  1. Analize girmeden önce bir yatırımcı, bilanço ve gelir tablosu kalemlerinin neyi temsil ettiğini, yani yukarıdaki satırlarda anlattıklarımızı iyice öğrenmelidir. Bir kalemi diğer kaleme böldüğümüzde aslında ne yaptığımızı ancak böyle kavrayabiliriz.
  2. Mali tablo analizine girmeden bu tabloların dipnotları dikkatle okunmalı. Bu dipnotlar bağımsız dış denetim kuruluşlarının yaptığı inceleme sonucu ortaya konuluyor ve mali tablo hakkında önemli bilgiler veriyor. Onları okumadan bir önceki maddede söylediğimiz mali tablo kalemlerini anlamak ifadesi o şirket için yerli yerine oturmaz.
  3. Bilanço ve gelir tablosunun şirketin gerçek durumunu gayet iyi gösteren bir şey olduğu zehabına kapılmaktan kaçınılmalı. Hilesiz, hurdasız, makyajsız bir bilanço dahi aslında en iyi ihtimalle, bağlandığı, örneğin 31 Aralık günü için çekilmiş bir şirket resmidir, benzetmeyi sürdürürsek, örneğin bir video filmi değildir. Statik, donmuş bir durumu gösterir. Birbirine dostça bakan iki futbol takımının resmini görürsünüz maç öncesi, halbuki sadece 15 dakika sonra sıkı bir kavga ve ardından maç tatil edilmiş olabilir. Gayet kârlı bir banka görebilirsiniz 31 Aralık’ta. 2 Ocak’ta durum farklı olabilir.
  4. Her ne kadar bilanço ve gelir tablosu hem dış denetimden hem de SPK gözetiminden geçerek açıklansa bile maalesef hele de Türkiye’de makyajlı bilanço tabir edilen manipüle edilmiş, okuyanı yanıltıcı bilanço ve gelir tabloları sık görülebilir. SPK kimi zaman bu tablolarda düzeltmeler istese de bu durum belli bir zaman sonra ortaya çıkıyor. Geçen süre içerisinde mali analize girişip çıkan iyi sonuca aldanan yatırımcının zararını kimse karşılamıyor.

Borsada işlem görmeyen şirketlerde bilançolar bazen Maliye’yi yanıltmak için manipüle edilir. Amaç kârı olduğundan az göstermektir. Böylece az vergi ödenecektir. Borsadaki şirketlerde ise tersine, kârı olduğundan fazla göstermek için bilançoyu makyajlamak yaygındır. Bu sayede şirket olduğundan kârlı gösterilerek borsacıların şirkete ilgi göstermeleri ve şirketin hisselerinin borsada değer kazanması amaçlanır. Bu gibi operasyonlara patronları veya yöneticileri borsada kendi hisseleri üstünde spekülasyon yapan – ki aslında bu bir “insider trading” suçudur- şirketlerde çok rastlanır. Kimi zaman da tersine bir şirketteki kârı yine aynı grubun bir başka şirketine aktarmak için maliyetleri artırarak kârı transfer etme yöntemi uygulanabilir. Bu şekilde örneğin bir otomotiv şirketi, fabrikasının kârını halka açıklık oranı daha az olan pazarlama şirketine kaydırabilir.

Bilanço makyajlarının daha sık rastlandığı mali tablolar ise üç ve dokuz aylık ara mali tablolardır. Bizim sistemimizde bağımsız dış denetim altı ve on iki aylık bilançolar için zorunludur. Öyle olunca bağımsız denetime girmemiş altı ay harici ara bilançolar makyaja daha uygun olmakta.

Analize girmeden önce bir mali tablo bu bakımdan belli bir düzeltmeye tabi tutulmalı, her zaman makyaj silmek için de değil… Analiz amacınız için bazı hesapların bazı kalemlerin içinde durması çok uygun olmayabilir. Özellikle kredi analizi yapan banka bölümleri kredi talebiyle gelen firmaların bilançolarında bu tür düzeltmeler yapmakta.. İşim idealinde bir yatırımcının da böyle yapması gerekir. İşin idealinde dedik, çünkü uygulamada ne yazık ki bu pek az mümkün olabiliyor. Her şeyden önce bütün hesaplar elinizde değil, iyi ihtimal sadece ayrıntılı bilanço ve gelir tablosu ortada. Bunların kalemleri içine tam olarak nelerin konduğunu ancak genel olarak tahmin edebilirsiniz. Bu bakımdan dışarıdan bir yatırımcının bilançonun makyajını silecek bir düzeltmeyi hakkıyla yapabilmesi zor.

Öyle de olsa biz yine de makyajlamanın en çok hangi yöntemlerle yapıldığından kısaca bahsedelim. En azından tedbirli ve uyanık olmaya götürür insanı. Ve unutmadan bir daha tekrar edelim; bilançonun dibinde küçük harflerle yazılı dipnotları o-ku-yun!

Bilanço Makyajı:

Bilançoda en sık rastlanan makyajlama yöntemlerinden birkaçını anlatalım:

Stoklar olduğundan daha değerli gösterilir, satış kabiliyeti kalmamış bazı hurdalar da satılabilir stok gibi kaydedilebilir. Bu takdirde şirketin dönen varlıkları olduğundan daha iyi gözükecektir.

Şirkete verilen bazı hazır senetleri veya artık ödenmeyeceği kesin batık alacaklar gerçek alacaklar gibi gösterilir, bu da yukarıdaki gibi şirketin varlıklarını olduğundan iyi göstermeye yöneliktir.

Bazen şirkete verilen uzun vadeli çekler ve senetler için yapılması gereken iskonto işlemi gereği gibi yapılmaz. Böylece çeklerin net değerleri şişirilmiş olur.

Bazen tersine, yukarıda da anlattığımız gibi halka açık şirketteki kârlar ya halka açıklık oranı daha az olan bir başka grup şirketi veya holdingine veya doğrudan halka kapalı grup şirketine hortumlanır. Burada en yaygın kullanılan yöntem, örneğin ana holdingin muhasebe, bilgisayar, yönetim vs. danışmanlığı adı altında şirketimize yüklü faturalar kesip tahsilat yapmasıdır.

Kimi zaman bu grup içi paslaşmalar kârı artırmak için de yapılabilir. Bu şekilde örneğin bir ara bilançoda halka kapalı pazarlama şirketine yüksek fiyatlarla satış yapmış gözüken ve böylece kârını şişiren şirketimizin bir zaman sonra bu malları geri aldığına da şahit oluruz.

Bir de karşılıklar sorunu vardır. Bilançoda brüt bazı kalemleri netleştirmek veya gelecekte hemen uğranılacak masrafları hesaplamak için kimi karşılıklar ayrılır. Eğer bunları yasaların öngördüğü ölçülerde ve yeterli olarak ayırmazsanız, kârınız olduğundan daha çok gözükür.

En çabuk oynanan kalemlerden biri de faaliyet dışı kârlardır. Genellikle borsacılar bir makyajı ifade etsin veya etmesin, şirketin toplam kârı büyük ölçüde faaliyet dışı kârlara yaslanıyorsa o şirkete ihtiyatla yaklaşırlar. Makyajlı olamasa bile kendi faaliyetlerinden doğru dürüst kâr etmeyen, bunun yerine paralarını borç vermekte kullanan şirket, gerçekten de üstünde düşünülmesi gereken bir şirkettir.

Burada daha pek çok yöntem sayılabilir. Şahsen uzun yıllardır böyle bir sürü yönteme şahit olduk, yasalar, denetleyiciler, bunları önlemek için ne kadar uğraşırlarsa muhasebeciler ve yöneticiler de o kadar yenilerini buluyor.

Siz bir denetçi gibi şirketin bütün hesaplarını önünüze yığıp günlerce çalışamayacağınıza göre bunları teşhis etmeniz, üstelik zamanında teşhis etmeniz zor. Bazen öyle bile bulamayacağınız durumlar olabilir. Örneğin bir firmanın orta vadeli gibi gözüken bir borcu aslında çoktan icralıktır, mahkemeden haciz kararı çıkana kadar üçüncü şahısların bu arada sizin de duymanız imkânsıza yakındır.

Peki Ne Yapılabilir?

Bir kere yukarıda saydığımız yöntemleri hesaba katarak bir bilançoyu iyice bir gözden geçirin, şüphelenirseniz daha yakından inceleyin, şirketi iyi tanıyanlardan sorup soruşturun. Daha önemlisi şirketin sadece bir dönemlik mali tablosuna bakmayın. Makyajlama değişik dönemler boyunca tutarlı bir biçimde devam ettirilmesi zor bir şeydir. Eğer yıllar ve dönemlere aynı anda bakarsanız zor açıklanır ani artış ve düşüş gösteren kalemlere rastlarsınız. Bu tür anormalliklerde daha yakından bakın, akla yakın bir açıklama edinememişseniz, hile yönünde elle tutulur bir kanıt bulamasanız bile rakamlara şüpheyle ve tedbirli yaklaşın.

Hiçbir makyaj söz konusu olmasa bile, analiz sonuçlarını değerlendirirken dikkat etmeniz gereken kimi genel kuralları da önceden aklınıza yerleştirmelisiniz.

Örneğin, ülkedeki enflasyon nedeniyle geçmiş dönemleri şimdi ile kıyaslarken ya bir endeksle reelleştirmek veya örneğin mali tabloları dolar kuru vs ile indirgemek zorunda kalabilirsiniz. Bunlar da ayrı problemler çıkarır. Bilanço sene içindeki farklı zamanlarda yapılmış işlemlerin o zamanki fiyatlarla kayda geçirildiği bir tablodur. İndirgeme yaparken hangi dönemi ağırlıklı olarak baz alacaksanız, veya hangi ayın kuru daha uygun olur?- İkincisi, aldığınız endeks, veya döviz kuru yeterince uygun mudur? Mesela hükümetin müdahaleleri sonucu dolar kuru TL’ye göre bazen aşırı değerli, bazen değersiz olabiliyor… Seneleri içeren bir analizde bunlar kıyaslamada ciddi sapmalara yol açabilir. Bu gibi durumlarda en yaygın temel analiz yöntemi biraz daha işe yarayabilir. Oran, bir mali tablo kalem/kalemlerinin bir diğerine/diğerlerine bölünmesi ile elde edildiğinden oranların kıyaslanması mutlak değerlerin kıyaslanmasının getirdiği enflasyon etkisinden görece bağımsız olur. Çünkü paydanın altı da üstü de –en azından teoride- enflasyondan aynı ölçüde aşınır.

Oran analizinde de bir başka sorun ortaya çıkar. Örneğin, cari oranı 3 buldunuz. Bu ne demektir? Genel ekonomideki ortalama bir şirket için bu iyi bir oran olabilir ama incelediğimiz şirketin ait olduğu sektörde bu değer tersine kötü bir orana tekabül ediyor da olabilir. Merkez Bankası’nın açıkladığı kimi endüstri oranları mevcut, bulunabilirse bunlarla kıyaslama yapılabilir, tabii yine ihtiyatla.

Son olarak da oran analizinde olsun, diğer temel analiz yöntemlerinde olsun mali tabloların iç ilişkileri dikkate alınmalı. Bir örnek; şirketin kârlılık oranı gayet iyi ve seneler içinde artıyor, ama bakalım borçluluk oranı nasıl? Olabilir ki – ve sık sık olur- şirket bu kârlılığı sürekli borçlanarak sağlamıştır ve “kaldıraç etkisi” artık tersine dönmeye başladığından ani kâr düşüşleri ufuktadır. Veya şirketin kimi borçluluk oranları iyi olabilir ama kaynakları likit değil donmuş, hareket kabiliyeti az alanlara plase edilmiş, az olan borçları ise acildir. Yani likidite oranları bozuktur. Böyle bir şirket gayet kârlı, üstelik makul düzeyde borçluyken güm diye batabilir.

Kimi zaman da iyi görülen bazı oranlar aslında bir yanlışı ifade eder. Fazla iyi likidite oranları çoğu kez şirketin aşırı tedbirli davrandığını ve yabancı kaynak kullanarak veya kaynaklarını plase ederek kârını artırabilecekken buna girişmediğini gösterebilir. Tedbirsizlik öldürürse, aşırı tedbirden batan da az değildir.

Özet olarak yine tekrar edelim. Kişisel bilgisayarların gelişimi hemen herkesin bilanço ve gelir tablolarını kolayca çarpıp bölüp bir yığın oran bulup bunları mali analiz kitaplarındaki reçetelere göre mekanik olarak yorumlamasını mümkün kıldı. Amatör analizcilere tavsiyemiz, yukarıdaki konuları dikkate alıp, analizin mekanik bir çarpma bölme işleminden ibaret olmadığını unutmamaları. Oranları hesaplamak kolay, onları yorumlamak zordur. Asıl analiz işte bu yorumda yatar.

Cüneyt Akman

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN