KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete … 

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete … 

Her gün bir başka komplo teorisinin üretildiği, kimin eli kimin cebinde olduğunun belli olmadığı günleri yaşıyoruz. Gezi, Lice, Diyarbakır, Reyhanlı … hangi olaydan bahsedeceğimizi, hangi olaya yorum getireceğimizi şaşırıyoruz.

Kerkük’te Türk lider suikasta kurban gitti, Doğu Türkistan’da Türk katliamı yapılıyor, İran’da Türkler uzun zamandır özgürlük türküleri söylüyor. AB bize aba altından sopa gösterirken bir Türkmen lideri ısraren Türk birliği kurulmalı diye kardeş ülkelere çağrı yapıyor… Başka unsurların tellallığı yapılsa da dış Dünya’da Türkler üzerinde oyunlar biteviye oynanıyor…

İçeri de karışık dışarısı da karışık……..

Son asrın ilk bağımsız Türk devleti olması özelliğine sahip ülkemizde ise bir şeyler ayağımızın altından kayıp gidiyor. Yeni  büyükşehir belediye yasası ile kısmi yasal dayanağa kavuşan eyalet sistemi beklentileri, şartlarımızı yerine getirmezseniz saldırmazlık anlaşması biter tehditleri, dışarı çıkıp çıkmadığı bilinmeyen teröristlerin durumu… Son günlerde mesajların sertleşmesi ile münferit gibi gözükse de paralellik arz eden olaylar…

Bu noktada benim korkum başlıyor… Ne zaman bir şeyler medya vasıtası ile gözümüze sokulsa bir başka şey gündeme bile gelmeden elimizden kaçıp gidiyor. Biz belirlenen gündemle boğuşurken bilmeden kaybettiklerimiz bildiklerimizden daha kıymetli oluyor ama çok zaman kaybedene kadar bunu bilemiyoruz…

Bizi olaylara boğarak, gündemden gündeme koşturarak ne elde etmeyi planlıyorlar…

Hangi ölümü gösterip bizi hangi hastalığa razı edecekler !

Bor dahil, Petrol dahil yer altı zenginlik kaynaklarımızın satılması mı ?

Suriye savaşı dahil BOP adına taşeronluk mu ?




Eyalet sistemi ile başlayan bir süreçte ülkemizi bölmek mi ?

Dışarı çıktı denilen ama şehirlere indiği söylenen teröristlerin aniden başlatacağı eylemler neticesi bir iç savaş senaryosu mu?

Hepsi olası ama bence hiç biri değil…

Bu adamlar bu kadar gözümüze sokarak yapmazlar bu işi, o nedenle bilmediğimiz bir senaryo olmalı…

Eğer bu nokta da aciz isek ( ben şahsım adıma öyle hissediyorum) senaryoyu okuyamıyor isek, senaryoyu yazanı değiştirmeli, bizde büyük oynamalıyız….

Nasıl mı;

Çok ütopik gelse de çok kolay. yerel seçimlerde bir milli mutabakat  zeminin de anti Amerikancı tüm güçleri birleşmeye zorlamalıyız..

Milli- Ulusal duruş sergileyen partilerin seçim ittifakı yapması gerektiğini gündeme taşımalıyız !

Hatta seçimden önce koalisyon şartlarının deklere edildiği bir Milli Mutabakat zemininde bir arada olmaları gerektiğini kamu oyu önünde seslendirmeliyiz…

Bunu kendileri yani parti üst yönetimleri yapmaz ise biz yapmalıyız…

Bunu başaramazsak benim partim saplantısını bırakıp kazanma ihtimali olan adaya yüklenmeliyiz…

Bu bağlamda parti yöneticileri de hissiyatı bırakıp, samimi kamu oyu yoklaması ile istediklerini değil istenileni aday yapmalılar…

Kısaca dostlar, bu yerel seçimde gereken tepkiyi gerektiği gibi gösteremezsek gidişatımız iyi değil…

Allah korusun demokratik bir tepki ile hizaya getiremezsek kötü günlere gebe ülkemiz diye endişe duyuyorum.

Ne kimin kazandığı ne de hangi partinin % kaç oy aldığı beni ilgilendirmiyor bu aşamada…

Beni ilgilendiren ülkemizin sürüklendiği girdaptan çıkışına demokratik yol olur umuduyla iktidara balans ayarı verilmesi…

Bu bir ihtiyaç olmaktan öte zaruret oldu !

Yoksa bu medya ile bu sistem ile bu şartlarda b.ka batsak ta bilmeyiz o b.k çukuru bizi yutana kadar…

Geri dönüşü olmayan veya telafisi çok zor olan bir girdaptayız…

Ya ben kabus görüyorum, karabasan bastı etrafımı ya sizler çok rahatsınız, medya alıştırması ile neme lazımcı oldunuz !!!

Bir düşünün Allah aşkına….

Sürçü lisan etti isek affola

Şükrü IŞIK / Gaziantep

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın