Bir kez bakılmalı…

Bir kez bakılmalı…

Bilbordlar, uzun masalarda yemekler, kamyonlarla dağıtılanlar, bindirilmiş kalabalığın katılımıyla yapılan açılışlar…

Hoş mu bunlar?

Yapılanların ‘hiç biri’ ceplerinden kısarak yapılan bir ‘eylem’ değil!

Ne yapılan köprüler, ne duble yollar, ne mahallenin ortasında dağıtılanlar…

Hiç biri…

Sonra bunların bilbordlarda ‘sunuluşuna’ baksanıza…

Bir de ‘özellikmiş’ gibi basına ‘bülten’ olarak servis edilmesine…

Sevmedim!

***

Daha bir yıl oldu…

İstanbul’da açılışı yapılacak olan Avrasya Tüneli için günler öncesinden çalışmalar yapıldı!

Yap-işlet-devret modelini geçelim…

Günlük geçecek araç ‘güvence’ satısını da geçelim…

Dokuz büyüklüğünde bir depreme dayanıklılığını, kötü hava koşullarında ‘en güvenli’ yol olma özelliğini önemseyelim…

Açılışa nereden, nasıl, neye karşılık geldiklerini bilmeyen kalabalığın coşkulu sesleriyle yapılan açılış…

Daha bir yıl olmadı, dedim ya;

İstanbul’a son yağan yağmurlarda en ‘dramatik’ olayların yaşandığı yer oldu Avrasya Tüneli!

Tünele girmeyenden daha çok, girenin ‘pişman’ olduğu anlara tanık oldu ülkemiz!

Medyanın her alanında yapılan tanıtımlar, hükümetin işgüzarlığı, gazetelerin boyalı sayfalarında çıkan fotoğraflar…

İçim acıyor bu aldatılmışlıklara…

***

Kentimizden, Adana’dan, Çukurova’dan bir fotoğraf…

Kıyı mahallelerden biri olmalı…

Evin kapısı sokağa açılıyor; bir-iki basamaklı merdiven basamaklarıyla iniliyor…

Maraş kırmızısı dış duvar boyalı, önünde demir parmaklıklarla yapılmış bir üstü kapalı alan…

Yaşamlarını nasıl kazandıkları, çalışıp-çalışamayacakları, işe gereksinim duyup-duymadıkları sorulmuş mudur acaba?

Çinlilerin atasözünde belirttiği ‘balık vermeyi değil, balık avlamayı öğretmek’ gibi bir eylem içerisinde olunması hiç denendi mi acaba?

AKP iktidarıyla birlikte ‘sosyal devlet’ anlayışı kuralını taşan, öyle olaylara tanık olduk ki;

Kışın kömüre gerek duymayanlara ‘kömür’ dağıtılarak, yine ‘o’ kömürün başkalarına çok ucuz fiyatlarla satıldığını bilmeyen var mı?

Elektriği olmayan köylere buzdolabı, çamaşır makinesi benzeri beyaz eşya dağıtıldığını da duymayan yoktur kanımca…

Evde bulunanların tamamı işsiz, iş bulabilmek için çırpınıyorlar; iktidar ‘işe ne gerek var, yardımla geçinin, kömürle ısının’ diyor!

Adı da ‘sosyal devlet’!

Fotoğrafa dönüyorum…

Kapıda Çukurova Belediyesi’nden üç kişi… Kadın görevlinin elinde liste, bir diğerinin elinde ‘yardım paketi’, evin hanımına uzatıyorlar…

Tam bu sırada fotoğraf makinesinin deklanşörüne basılıyor…

Sözde ‘sosyal belediyecilik’ anlayışını ‘hep’ ön planda tutan Çukurova Belediyesi, ilçe sınırları içerisinde yaşayan, geçim sıkıntısı olan ailelere gıda paketi, giyim, temizlik benzeri yardımlar yapıyor!

Bunun, basına verilmeden, yalnız ‘o’ ailenin bileceği biçimde, birilerine ‘servis’ edilmeyen bir saatte yapılmasının ‘öneminden’ söz ediyorum!

***

İktidarın ‘icraatlarını’ yeri geldiğinde çığlık çığlığa eleştirmeden önce; ‘nelerimiz iktidarla benzeşiyor’ denilip, bir özeleştiri yapılması gerek kanımca.

Yapılanların ‘bedeli’, bu halkın cebinden çıkıyorsa eğer; bilbordlarda ‘verdiklerinizi böyle harcadım’ demenin anlamı yok!

İnsan onuru denilen bir şey var; yardımların, verilenlerin fotoğrafı olmaz! Bunun ‘sosyal’ kavramıyla da bir bağlantısı, bir ilintisi bulunmaz!

‘İleri demokrasi’ denen ülkeler var, zaman zaman bu ülkelerden söz edilir; ‘sosyal devlet’, ya da ‘sosyal belediyecilik’ anlayışı neymiş bir kez dönüp bakılmalı!

Bir kez…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN