Bir yerden başlamalı ama…

Bir yerden başlamalı ama…

Her sabah duyulan, duyulduğunda şaşkına döndüren haberlerle karşılaşmak dellendirmeye başladı birçoklarını…

Koca yediyüzaltmışbin nüfuslu bir kentin Milli Eğitim İl müdürü olacaksınız; onlarca aileyi, bir o denli öğrenciyi, o denli olmasa bile yeterince görevliyi karabasanlara boğacak, uykularını bozacak ‘beyin değerinizi’ ölçen sözcükler söyleyeceksiniz…

Diyeceksiniz ki:

‘Erkek öğrencilerle kız öğrenciler aynı binada altlı-üstlü kalıyor. Aynı merdivenleri kullanarak uyumaya gitmeleri beni iki yıldır rahatsız ediyor, diken üstünde oturmama sebep oluyor!’

***

Haberin yanında fotoğrafı vardı.

Fotoğraftan yola çıkarak, insanın düşüncesi, içinde bulunduğu koşuldan beklentisi belirlenir mi bilmem de, bakışları biraz da ‘kaçma yakalarım’ der gibiydi. Ya da ‘oraya çıkmak için her şeyi göze alırım’ der gibi… Beklentisi her neyse, nerelerde gözü varsa…

Bir ayrıntı daha:

‘Diken üzerinde oturmama sebep’ dedikten sonra da, kent merkezindeki Sosyal Bilimler Lisesi’ni Esiroğlu beldesindeki YİBO’ya taşımış!

Konunun asıl düşündürücü yanı şu:

‘İki yıldır’ rahatsız olduğunu söylediği yerde uygunsuz bir durumla karşılaşmış mıydı? Bu uygunsuz durumu yapanlar kimlerdi? Bunlara karşı nasıl bir duruş sergiledi? Soruşturma başlatmış mıydı? Ailelerinden uzakta yaşayan çocuklar güvenli ellerde miydi?

İlki:

Böyle bir sorun yaşandı da üzerine gidilmediyse ‘suçlusun müdür!’

İkincisi:

Böyle bir sorun yaşanmamasına karşın günden oluşturmak için söylediysen yine ‘suçlusun müdür!’

***

Bol bol binalar yaparak, dışını güzelim renklerden birine boyayarak, bahçesine her tür cambazlıkların yapılacağı tahterevalliler yerleştirdiğiniz zaman olmuyor işte!

Tutup ‘muasır medeniyetten’ söz eder, bunu öğretecek olanları ‘ortaçağ karanlığından’ seçerseniz olmaz; matematikte ‘nohut ile pirinç karıştırılmaz’ kuralının dışına çıkarsanız, yalnız eğitimi ya da bu kuşağı değil ‘tüm’ geleceği yaralarsınız.

Neymiş efendim ‘eğitim sistemleri öğrencilerimizi aydınlatmalıymış’. Tamam da, adı her ne olacaksa; bu sistemi kim uygulayacak, öğrencileri bu ‘çağdaş’ denilen eğitimle kim buluşturacak, içinden çıkılmaz sorunlarda kim aydınlatacak, müfredatı kim yararlı duruma getirecek?

‘Diken üzerinde oturmama sebep’ diyen, geçmişte çeşitli vakıflarda yaşanan olayları anımsaması gerekirken, kendi okulunu bozan müdür mü?

Yapmayın…

***

Geçmişte katıldığım bir öğrenci velileri toplantısında, öğrencileri ‘çalışmamakla, yaramazlıkla, korkmamakla’ suçlayan sınıf öğretmenine salonda şunları söylemiştim:

‘Bizler çocuklarımızı akşamları görüyoruz. Onun dışında okuldalar. Tüm bunlara karşın siz tutup çocuklarımızı bizlere kınıyorsunuz. Biz çocuklarımızı başka seçenek olmadığı için buraya gönderiyoruz. Buna zorunluyuz. Siz istediğiniz biçimde eğitemediğiniz zaman çocuklarımız yaramaz oluyor. Korkmaz oluyor. Şunu diyorum; çocuklarımıza korkuyu, baş eğmeyi değil bilim derslerini, bilgiyi öğretin. Ayrıca çocuklarımıza zarar vermeyin. Çocukların velileri olarak bizler gerek ilgiyi gösteriyoruz. Ancak eğer çocuklarımız başarısızsa bunun nedeni siz öğretmenlersiniz, verdiğiniz karne de baştan sizlerin öğretebilme karneniz olacaktır.’

Baksanıza ne yapılmış…

Aileler, daha ağızları süt kokan çocuklarını; eğitimli olsunlar, yaşamayı bilsinler, gelecek korkuları olmasın diye, günlerce görmeme pahasına YİBO’lara gönderiyor. Bu çocuklar YİBO’larda görev yapanların ellerine bırakılıyor.

Sorumluluk bilen görevlilerin ellerine.

Geçtiğimiz yıllar Adanamızın Feke ilçesinde bulunan YİBO’ya gitmiştim. Bir görevliye yaşadıkları sorunları sorduğumda, ‘geceleri anne diyerek ağlayan çocuklar var’ demişti. ‘Bu çocukların annesi, babası, ablası, ağabeyiyiz’ diye de eklemişti.

Verilen sorumluluktan kaçan ya da, içinde kim kokanlar hep suçlayıcıdırlar; sorumluluk bilenin suçlamakla ne işi olabilir ki ‘sorunu çözmekten’ başka…

***

Biz şöyle yapalım…

Öğrencilerin sınav sistemlerinin üzerinde oynamak yerine, bu sistemi uygulamakla yükümlü olanları büyük bir sorgudan, testten, sınavdan geçirelim…

YGS, OKS, SBS, TEOG sistemleri özellikle eğitimin il müdürlükleri üzerinde nasıl bir etki oluşturmuş ona bakalım. Ardından ilçe müdürlükleri, okul müdürlükleri…

Sabahları uyandığımızda ‘şaşkına’ döndürmeyen haberlere öyle gereksinim var ki; bir yerden başlamalı ama…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın