DOLAR 9,54890.09%
EURO 11,10560.26%
ALTIN 549,08-0,14
BITCOIN 586983-2,86%
Adana
22°

AÇIK

12:53

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Birinci Abdülhamid Han

Birinci Abdülhamid Han

ABONE OL
04 Ekim 2016 12:43
Birinci Abdülhamid Han
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Osmanlı padişahlarının yirmi yedincisi ve İslam halifelerinin

doksan ikincisidir. Sultan üçüncü Ahmed’in oğlu, sultan dördüncü

Mustafa ile, sultan ikinci Mahmud’un babalarıdır. 1725 de doğdu.

1773 de halife oldu. 1789 da vefat etti. Sirkecide, dördüncü vakf

hanı karşısında, köşedeki türbededir. Oğlu dördüncü Mustafa han

da bu türbededir. Türbede, Yeni cami tarafındaki duvardaki dolaba

yerleştirilmiş taşta Resulullahın mübarek ayaklarının izleri

mevcuttur. Türbe yanındaki ince sanatlı olan sebili, cumhuriyet

devrinde Gülhane parkı kapısı karşısına nakil edilmiştir.

Validesi Rabia sultanın ruhu için, 1778 de, Beylerbeyinde, deniz

kenarında, bir minareli cami yaptırdı. İkinci minaresini sultan

Mahmud yaptırdı. Emirgan camiini de birinci Abdülhamid han

yaptırmıştır.

Birinci Abdülhamid Han, tahta çıktığı zaman devlet buhran

içerisindeydi. Tahta çıkışından evvel başlamış olan Rus Harbi

devam ediyor ve birçok eyalette de isyanlar baş göstermiş

bulunuyordu. Mali sıkıntı da mevcuttu. Birinci Abdülhamid Han bu

güçlükleri başarıyla yenecek kudrette bir padişahtı. Saltanatı

müddetince bu zorluklarla mücadele etti. İyi niyetli, dindar, gayretli

bir insandı.

Rus Harbine devam kararı verdi. Çünkü düşmana karşı hiç

olmazsa bir muharebe kazanarak sulh yapmak istiyordu. Fakat

Osmanlı ordusu Kozluca’da yenilmiş ve Serdar Muhsinzade

Mehmed Paşanın yanında ancak 12000 kişi kalmış diğerleri

dağılmıştı. Bu vaziyette Rusya’nın sulh şartlarını kabul etmekten

başka çare yoktu. Türk temsilcileri Ahmed Resmi ve İbrahim Münib

efendilerle Rus temsilcisi Prens Repnin arasında 21 Temmuz 1774

de küçük Kaynarca Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre Kırım,

Kuban ve Bucak yalnız dini bakımdan halifeye bağlı olmak üzere

müstakil oluyor; Yenikale, Kerç, Azak, Kılburun kaleleri Rusya’ya

geçiyordu. Eflak, Boğdan ve Cezayir-i Bahr-i Sefid sahili gibi

savaşta Ruslar tarafından işgale uğramış yerler ise Osmanlı

Devletine geri veriliyordu. Kaynarca Antlaşmasının ağırlığını artıran

en önemli maddesi, Rusların Türk topraklarındaki Ortodokslar

üzerinde bir çeşit himaye hakkı iddiasında bulunabilecek tarzda

hazırlanmış olanıdır.

Antlaşmadan hemen sonra Avusturya, Osmanlı Devletinin

zafiyetinden faydalanarak Boğdan Beyliğine bağlı Bukaniva’yı işgal

etti. (1775) Saltanatın başında böyle kahredici bir durumu kabul ile

barışı sağlayabilen Birinci Abdülhamid, savaş zamanında devletin

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Adana’nın Kurtuluşu

çeşitli bölgelerinde çıkmış isyanları bastırmak ve askeri sahada

ıslahatta bulunmak durumundaydı. İsyanları bastırmak üzere

Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa ve ıslahat yapmak için de

sadrazam Halil Hamid Paşa görevlendirildiler.

Kapıkulu’nun bazı ocaklarının ıslahı için Fransa’dan

mühendisler getirtilmiş, Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Devlet

Kara Mühendishanesi) kurulmuş, yüzüstü bırakılan metruk haldeki

İbrahim Müteferrika matbaası tekrar açılmıştır. Birinci Abdülhamid

devrinde yapılan hayırlı işlerden birisi de, yerli malı kullanılmasının

mecburi hâle getirilmesidir. Diğer taraftan Anadolu’da çeşitli

karışıklıklar çıkmıştı. Her vilayette bir asi hüküm sürüyordu. Hele

kapısız levent denilen binlerce asi Anadolu’yu yakıp yıkıyordu. Şam

ve Mısır’da isyanlar baş göstermiş, İranlılar Osmanlı topraklarına

saldırarak pek çok yeri kendi topraklarına katmışlardı. Hicaz’da

ayaklanmalar birbirini takip etmişti.

Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla, Osmanlılarla Ruslar arasında

tam bir sulh temin edilememiş, yalnız bir çeşit müterake hasıl

olmuştu. Bu antlaşma her iki tarafı da tatmin etmemişti. Osmanlılar

olsun, Ruslar olsun Kırım üzerinde daha çok hakka sahip olmak

istiyorlardı. Nitekim Kırım’da bağımsızlık ilan edildiğinde devlet Giray

Han, Babıali ile eski bağlılığın korunmasına taraftardı. Bunun

üzerine Ruslar, asker sevk edip kendi adamlarından Şahin Giray’ı,

han seçtirmişlerdi. Böylece Kırım Hanının tayininde çıkan

anlaşmazlık, iki devleti yeni bir savaşa götürürken, Fransızların

yardımıyla Haliç Aynalıkavak Kasrında 10 Mart 1779 da bir

antlaşma imzalanmıştır. Küçük Kaynarca Antlaşmasının bazı

maddeleriyle ilgili olan bu antlaşma Aynalıkavak Tenkihnamesi

adıyla anılır. Tenkihnameye göre, Kırım bağımsız kalacak ve Ruslar

buradan askerlerini çekecek; buna karşılık, Osmanlılar da Şahin

Giray’ın hanlığını kabul edeceklerdi. Kafkaslardan güneye kadar

Rus hakimiyetinin artmasını Osmanlı Devleti için büyük tehlike

olarak gören Birinci Abdülhamid Han ve Devlet adamları,

Kafkasya’nın bazı bölgelerini Türk nüfusu altına almayı tasarladılar.

Bu sebeple Soğucak ve Anapa kalelerinin tahkim ettiler. Buradaki

Çerkez kabilelerini itaat altına almaya çalıştılar.

Şuursuz olarak Rus taraftarlığı yapan Şahin Giray aleyhinde

Kırım’da isyan çıkınca, Ruslar buraya hemen asker gönderdiler.

Binlerce Müslümanı şehid ettikten sonra yine Kırım’ı Şahin Giray’a

bırakarak geri çekildiler. Daha sonra yeni bir bahaneyle tekrar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Adana’nın Kurtuluşu

Kırım’a girerek memleketi Rusya’ya bağladılar. (1784) Bunun

üzerine, tekrar bir Osmanlı-Rus savaşı tehlikesi doğdu. Osmanlı

ordusu harbe hazır değildi. Bu sebepten Sultan Abdülhamid Han

antlaşmayı bozmak istemedi. Rusya ile birkaç yıl gerginlikten sonra

Koca Yusuf Paşa sadrazam oldu. Aslında 1781 de Rusya,

Avusturya ile beraber bir tasarı hazırlamış ve bu tasarıya göre de

Osmanlı Devletini taksime karar vermişlerdi. Yeni Sadrazam, Rusya

ile mutlaka savaşmak istiyordu. İkinci Katerina’nın gösteri yaparak

Kırım’ı ziyaret etmesine ve Avusturya imparatoru ile görüşme

yapmasına Babıali artık tahammül edemiyordu. Rus elçisi Sadarete

çağrılarak Kırım’ın iadesi istendi. Elçinin uygun cevap vermemesi

üzerine Rusya’ya savaş ilan edildi.

Rusların idaresi altındaki Kılburun Kalesine hücum ile 1786-

1792 Osmanlı-Rus savaşı başlamış oldu. Avusturyalılar da savaş

açmadan Belgrad ve Sırbistan’a taarruz ettilerse de bir sonuç

alamadılar. Bu vaziyet karşısında yalnız Ruslarla başa çıkamazken,

iki düşmanla birden karşılaşılıyordu. Serdar-ı Ekrem Sadrazam

Koca Yusuf Paşa, önce Avusturya derdini halletmek istedi.

Avusturya imparatoru İkinci Josef’in saldırılarını önledikten sonra

sınır aşılarak düşman kendi topraklarında ağır yenilgiye uğratıldı.

İkinci Josef güç bela kaçabildi. Fakat Rus cephesindeki savaş

aleyhte gelişiyordu. Kısmi başarılar Özi Kalesini kurtarmaya

yetmedi. Özi Kalesi Ruslar tarafından alınınca tarihin en büyük

mezalimine uğradı. Masum ve günahsız çocuklar, genç ve ihtiyar

kadınlar dahil 30 bin civarında insan vahşice öldürüldü.

Sadrazam, Özi Kalesinin düştüğünü bildiren ve yapılan

mezalimleri dile getiren telhisi okurken, padişah, kederinden felç

olup çok geçmeden vefat etti. (28 Mart 1789)

Birinci Abdülhamid Han, devlet işleriyle yakından ilgilenir, her

konuda düşüncelerini dikte ederek vezirlere bildirirdi. Saltanatı

boyunca hep liyakatlı sadrazam, ehil adam aramış ve onlara yetki

verip ıslahatların yapılmasına uğraşmıştır. Halil Hamid Paşa,

sadrazamlarının en değerlisidir. Abdülhamid Han, halka karşı

merhametli ve çok dindar bir padişahtı. Halk arasında kerameti dahi

yaygındı. Oğullarından ikisi, Dördüncü Mustafa ve İkinci Mahmud,

padişah olmuşlardır

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.