Bize bir şeyler oluyor!

Bize bir şeyler oluyor!

/1

İzmir depremi sürecinde “yurttaşın” birbiriyle alıp-veremediği bir şeyin olmadığını gördük!

Herkes, kurtarabileceği bir canın peşine düştü genelde; sayıları az olduğunca, güçleriyle ters orantılı katmanı/ rant sevicilerini saymazsak!

Yiyemediklerini, kullanamadıklarını, göremediklerini, sevemediklerini “ellerinin” altında olmasını isteyen katman sözün dışında!

Güçleri olduğunca, “hepsi” bir avuçlar!

Yurttaşların açtığı “destek” kanatlarını yolmakla uğraşmayı/ yerlerine “uyuşturmak” için birimler kurmayı erek alan, duvarı çatlak yapılarda yaşamın sürebileceğini söyleyen katmanı saymazsak…

“Yurttaşın” kenetlendiğini gördük!

Evini açanları, acıları paylaşanları, yıkıntının altından elini uzatıp çıkaranı gördük!

Bu ülkenin insanı “birbirini” seviyor, yaşamında birlikte olmayı istiyor, yan yana gelmeyi başarıyor…

Bıraksalar; sağlam yapılar kuracaklar, komşularını “aç” yatırmayacaklar, acılarını paylaşacaklar, el-ele bir olacaklar, üretecekler/ sevecekler/ yazgı birliği yapacaklarını anlayacaklar da…

Akılları “yerinden” oynatan yaklaşımlarıyla “alanlarda” kirlilik yapmasalar!

Bir kez “aynaya” bakmayı deneseler!

Bize bir şeyler oluyor ama; “kandırılmayı” öyle “hoş” bulmaya başladık ki…





2/

Durdurulamıyor…

Açlık sınırı ikibuçukbine dayanarak “asgari ücretin” yüzde on üzerine çıkmasına karşın, “dünyanın en iyi ekonomisine sahibiz” diyenleri alkışlamak/ gözleri döndürerek yüksek sesle savunmakla görevlendirilenlerin toplum üzerinde oluşturdukları “baskıyı” anlayamıyorsak…

“Bize bir şeyler oluyor” anlamındadır!

Ekmeğin ucundan çalınmış, cebin dibindeki delik büyümüş; bunun başka bir anlamı var mı bilmiyorum!

“Asgari ücret” için son noktayı koyan kimse, bugün “asgari ücretin” açlık sınırının altında kaldığını söyleyende “o”!

Ülkenin yarısından çoğunun ya “asgari ücretle” ya da “daha düşük” aylıkla geçimini sağladığı düşünülürse, “ülkenin yarısından çoğu açlık sınırının altında” demek doğru olmaz mı?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  HIRSIZSINIZ!

Sokakta, pazarda, alış-verişte yurttaşın “alım gücünde” oluşan eksilme bunun kanıtı değil mi?

Alile, Çalışma, Sosyal Hizmetler Bakanı Z. Zümrüt Selçuk, “yoksulluğu” çeşitlere ayırarak “birçok yoksulluk tanımı var. Mutlak yoksulluk, aşırı yoksulluk, göreceli yoksulluk, nesnel yoksulluk, öznel yoksulluk… Aşırı yoksulluğu sıfırladık, göreceli yoksulluğu da azaltabilelim” diyor.

Hiç aklımızda yokken “yoksulluğun” çeşitlerini araştırmaya başladık…

“Aşırı yoksulluk”; yeterinde yiyemeyen, su bulamayan, giyinemeyen, barınamayan, sağlık sorunlarına eğilemeyen, eğitimden yoksun biçiminde anlamlandırılıyor!

Bu ülkenin “hangi dönem” böyle olduğunu “biri” çıkıp söylemesi gerek!

“Göreceli/ göreli yoksulluk”; bir ülkedeki ev halkının ortalama gelir düzeyinin altında gelire sahip olması, diye açıklanıyor!

Başta politikacılar, ardından oluşturulan komisyonlar “sağlıklı” çalışsın, bu sorunlar çözülecek de…

Kurgunun “ibresi” o yönde çalışmıyor ne yazık ki; daha baştan “bizden iyisi yok” sözleriyle oluşturulan “komisyonla” uyumlu biçimde çalışılacağının ipuçları veriliyor!

Buradan “bize bir şeyler oluyor” çıkmıyor mu?

 

3/

“Bize bir şeyler oluyor” diyorum ya…

Akşamın daha ilk saatlerinde “Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti” haberi geldi cep telefonlarına “son haber” olarak…

Günlerdir “ABD seçimlerine kurgulanan” yandaş haber kanalları “inat” edercesine “haberi” vermemeye odaklandılar!

İki gün önce, “merkez bankasını istediğim gibi yöneteceksin” denilerek getirebilen başkan apar-topar görevden alınmış, daha sular geri çekilmemişti! Bugün maliye bakanı görevinden istifa ediyor, ancak ülkenin “sözde/ özde/ yurttaşa doğru bilgi” verdiklerini/ vereceklerini ileri süren kanallar “şu ana dek” alt-yazı ile bile haberi vermemeyi sürdürüyor!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Duhan Suresi'nde ll.Bayezit ve Kurtarılan İsrailoğulları

Gece sabaha dönüşmüş, günlük piyasalar açılmış, hiçbir yerden yalanlama ya da “tersi” bir açıklama yok, ulusal paramız kur altında değer yitimini sürdürürken yurttaşın “alım gücü” biraz daha azalmış…

Yandaşların “gören” gözleri “görmez”, “duyan” kulakları “duymaz” olmuşsa eğer, “bize bir şeyler oluyor” denmez mi?

***

“Bize bir şeyler oluyor” ama…

Bıraksalar, kalabalık “bilinmeyen” sözcüklerle boğmaya yönelmeseler “her şey” güzel olacakta…

Yaralar sarılmaya çalışılacak,

İşlemeyen toprak üretime yönlendirilecek,

Yetmeyen yetirilecek,

Anlaşılmayan yeniden anlatılacak da…

Açlığı da, yokluğu da, yoksulluğu da, bilgisizliği de, bir başınalığı da “gizlemeye/ duyurmamaya/ yayınlamamaya” özen gösteriyorlar!

Ondan “bize bir şeyler oluyor” diyorum ya…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın