‘Böyle devam ederse…’

‘Böyle devam ederse…’

Tüm şarkılarını olmasa bile, yer yer dinlediğim bir şarkısının izleri vardı bende, Müslüm Gürses’in…

Şarkının iki dizesi şöyle:

Senin hasretin varken bu şehirde yaşanmaz/ Böyle devam ederse sensiz hayat olmaz…

Kapitalizmin günlerdir bekleyerek, günler öncesinden kurguladığı biçimde yurttaşın yaşam alanının büyük bölümüne seslenerek anımsattığı ‘sevgililer günü’ nedeniyle yazıya almadım bu iki dizeyi…

Dizede her ne denli ‘senin hasretin’ deyiminden çıkarılacak anlamın ‘sevgili’ olabileceğini düşünsem bile; kenti ‘bu şehirde yaşanmaz’ duruma iten, üstelik bu eylemin davul-zurna eşliğinde, yaşama zarar verdiği-vereceği biline biline gerçekleştirilen yapıların sonu gelmemesi üzerine olacak sözüm…

Şarkıdaki gibi bu ‘böyle devam ederse’ yaşamın, yaşanılacak alanların, solunacak-sığınılacak yerlerin bitmesi demek olacak çünkü…

***

Ayda birkaç kez gittiğim Kozan’da, karşılaştıklarıma ‘Kozan her geçen gün biraz daha küçülüyor, yolları daralıyor, yayalara geçit yerleri kalmamış’ dediğimde, ‘araç sayısı her gün biraz daha artıyor, yoların daralması ondan’ diyorlar; bilmiyormuşum gibi…

Araçların bunca satılması için bankalarının kapılarını aralayanlar, araçlar üzerinden soygun gibi vergiler alanlar, yakıtında bambaşka tokat oyunları oynayanlar bunu düşünmesi gerekmiyor mu?

Önce ‘geçici’ biçimde alınacağı, zaman geçtikçe ‘müzmin hastalık’ gibi kalıcılaştırılan, asıl fiyatından daha çok bedeller ödettirilen, iktidarın sıkıştığında ‘yeni’ artışlar yaparak ‘günü’ kurtarmaya gittiğini de buna ekleyelim…

Ya kent içi yollar…

Çocukluğumdan bu yana bildiğim yollar. O yıllar atlı arabalar, faytonlar olurdu yollarda. Tek tük de motorlu araçlar! Daha çok bisiklet!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

Bunların tamamının yerini motorlu araçlar aldı! Geniş motorlu, bol beygir güçlü, Avrupa standardında araçlar…

Daralan, küçülen yollarda bu araçların kullanma zorluğundan söz edilmedi. ‘Alırsanız binersiniz’ denildi dar, gelecekten kopuk anlayışla!

Yaşam alanları bitirilerek, sığınma alanları yok edilerek; kent içindeki cadde, sokak yolları yurttaştan alınarak çok motorlu araçlara bırakıldı!

Yeni yapılaşan yerler, ‘geleceğin’ küçülen-daralan yoları olmaya aday!

Şarkıda ‘böyle devam ederse’ yaşamın biteceğini söylemişti ya;

Yurttaşın olmadığı cadde-sokak ‘bitiş’ değil mi?

***

Sabah saat on… Atatürk Caddesi üzeri…

Cadde üzerinde ‘tek sıra’ park olayına alıştık alışmasına da; ‘çift sıra’ park anlayışına neden göz yumulduğu, araç sahiplerinin ne anlatmak istediği anlaşılır gibi aslında.

Kozan’ın daralan, küçülen yoları-sokakları için denenler burası için de geçerli!

Caddeler elli yıllık… Elli yıl öncesinin koşullarına göre genişlikleri belirlenmiş, yapılmış yollar! Elli yıl önce ‘hayal’ bile edilemeyen teknolojik gelişmeler nedeniyle bu yollar ‘çok’ dar, uzaklıklar ‘çok’ kısa!

Evinden aracıyla çıkan yurttaş, ya Atatürk Caddesi üzerinde, ya da Küçük Saat yakınlarında beş-on dakkalık ‘yapacağı işleri’ varsa; uzaklardaki bir parka aracını bırakmak zorunda. O koca binaların yakınlarında ‘boş’ olması gereken, bir doğal olay anında kaçılacak, sığınılacak alanlarda bile yükselen beton duvarlarla kaplı!

‘Çift sıra’ park yapmama, yapılana göz yumama gibi bir olasılık bırakmıyor!

***

Senin hasretin varken bu şehirde yaşanmaz/ Böyle devam ederse sensiz hayat olmaz…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Bugün kutlattırılan, kutlattırırken kıran-üzen, dahası tükettiren ‘sevgililer günü’; yılın tüm günlerine sığdırılacak ‘sevme-anma günü’ olarak değil de, ‘bugüne’ özgü olması için ‘güç’ gösterisi yapan kapitalizm utansın diyeceğim de; utanacak yüzü olsa bunları yapmayacak kanısındayım!

Utanacak olsa ‘sevmeyi’ böylesine çirkin tutularla gündemde tutmazdı…

Yurttaş ‘sevmeyi’ yaşadığı kentin sokaklarında, caddelerinde, park alanlarında, çiçekli yollarında görmedikçe-yaşamadıkça; yaşam ne ki?

Salt ‘tükettirmek üzerine kurgulu’ olduğu düşüncesini yayar kapitalizm. Kapitalizm daha çok ‘kazanma’ hırsı nedeniyle; ürettiği otomobilin ‘hangi koşullarda’ kullanıldığı, ya da otomobilin ‘insana’ ne gibi ‘yaşamsal daraltma’ oluşturduğuyla değil, eline geçen ‘kazanç’la ilgilidir!

Kozan’ın yollarının daralması, Atatürk Caddesinde ‘çift sıra’ parkın trafiğe getirdiği olumsuz etki ‘kapitalizmin’ alanına girmez!

Kapitalizm, ‘böyle devam ederse’ yaşamın biteceğini sorgulamayacak denli ‘kibir’ yüklü…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın