29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

Bu dereceye nasıl kavuştun

Bu dereceye nasıl kavuştun

Büyük zatların büyük olmalarına bazı şeyler sebep olmuştur.

Dostlarının ısrarları karşısında dikkat ettikleri, prensip edindikleri

hususlardan birkaçını bildirmişlerdir. Bunlardan bazılarını, kıymetli

eserlerden alarak yazıyoruz:

Hazret-i Ebu Bekir’e sordular: Allah için söyle, bu mertebeye ne

ile eriştin. Buyurdu ki:

Dinimi dünyaya tercih ettim. Ahiret için, Allah rızasını

seçtim. Her zaman Allahü teâlânın hakkını üstün tuttum, her

işimde sadece Allahü teâlânın rızasını gözettim ve bunun dışına

asla çıkmadım.

Aynı şekilde Hazret-i Ömer’e sordular. Buyurdu ki:

Allahü teâlâ dilerse bir kulunu aziz eder dilerse zelil eder.

Bunu hiç unutmadım.

Hazret-i Osman’a sordular. Buyurdu ki:

Kur’an ve Sünnete uydum. Allahü teâlânın her şeyime vakıf

olduğunu hiç unutmadım.

Hazret-i Ali de buyurdu ki:

Cihad ile eriştim. 30 yıl mücahede kılıcı ile ve haşyet

zırhıyla ve vera kalkanı ile, taat ve ibadet oku ile, gönül

kapısında oturdum. Allahü teâlânın rızasından başka hiçbir

şeyi, gönlüme koymadım, hatırıma getirmedim.

Hazret-i Lokman buyurdu ki:

Emanete riayet, doğru söylemek ve malayaniyi [faydasız

sözü] terk edip, bana gerekmeyeni bırakmakla bu dereceye

kavuştum.

Hazret-i Musa, Hazret-i Hızır’a, (Ledün ilmine nasıl kavuştun?)

diye sordu. O da, Günah işlememeye sabretmekle dedi. Kavmi,

Hazret-i Musa’ya, (Allahü teâlâ neden razı ise, onu yapalım) dediler.

Vahiy geldi: (Benden razı olursanız, sizden razı olurum.) Allah’tan

razı olan, Onun emirlerine uyar ve yasaklarından kaçarak Onun

takdirine razı olur, böylece yüksek derecelere kavuşur.

İmam-ı Ebu Yusuf’un oğlu ölünce, talebesine, Defin işini siz

yapın. Ben hocamın [imam-ı a’zam Ebu Hanife hazretlerinin]

dersine gidiyorum dedi. Kendisini vefatından sonra rüyada

Cennette muhteşem bir hayat sürerken gördüler. Bu ne ihtişam,

nasıl kavuştun dediler. O da, İlme, ilim öğrenmeye ve öğretmeye

olan sevgim ile buyurdu.

Hazret-i Musa, Peygamber efendimizin sahip olduğu

makamlardan birinin nurunu görünce, bayılacak hâle geldi,

Resulullahın bu dereceye nasıl yükseldiğini sordu. Hak teâlâ

buyurdu ki:

(Yüksek ahlakı sayesinde bu dereceye kavuştu. Bu ahlak

isardır. Ya Musa, ömründe bir kere isar edene, isar ahlakı ile

bana kavuşana hesap sormaktan hayâ ederim.) [İsar, muhtaç

olduğu bir şeyi kendi kullanmayıp, muhtaç olana vermektir.]

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kıyamette, sorgusuz sualsiz uçarak Cennete gidenlere

melekler, (Bu dereceye nasıl kavuştunuz) dediler. “İki

hasletimiz vardı. Yalnız iken de günah işlemeye utanırdık ve

Allahü teâlânın verdiği az rızka razı olurduk” dediler.) [İbni

Hibban]

Bayezid-i Bistami hazretleri de, Her yerde Allahü teâlânın

gördüğünü ve bildiğini düşünüp, edebe riayet etmekle bu

dereceye kavuştum buyurdu.

Hazret-i Musa, salih bir zata imrenip, kim olduğu sorunca, Hak

teâlâ buyurdu ki:

(Bu zat, şu üç amel ile bu dereceye ulaştı: Hiç haset etmedi,

ana-babasına asi olmadı ve söz taşımadı.)

Bahaeddin-i Buhari hazretlerine bu dereceye nasıl kavuştun

diye sordular, Resulullah efendimize tâbi olmakla buyurdu.

Alaaddin-i Attar hazretleri de buyurdu ki:

Hocam Bahaeddin-i Buhari’nin bana tek nasihati vardı:

“Alaaddin beni taklit et” buyurmuştu. Bunu yaptım. Onu taklit

ettiğim her hususta onun aslına kavuştum.

Ebü’l-Abbâs-ı Mürsi hazretleri sohbetlerinde hep; “Hocam Ebül-

Hasan-ı Şâzili buyurdu ki, Hocam şöyle anlattı” şeklinde söze

başlar, hep hocasından nakiller yapardı. Bir gün biri; “Hep

hocanızdan nakil yapıyorsunuz. Hiç kendinizden bir şey

söylemiyorsunuz” demesi üzerine buyurdu ki:

Ben evden bir şey getirmedim. Ne kazanmışsam dergahta

kazandım. Hocamdan öğrendiklerimi “Allahü teâlâ buyurdu ki,

Resulü buyurdu ki” veya “Ben diyorum ki” diyerek pek çok şey

anlatabilirim. Ama bütün bunları öğrenmeme, bu dereceye

yükselmeme vesile olan hocama karşı edebe riayet ederek, hep

hocamdan naklederek konuşuyorum. Uygun olan da budur.

Hocasından bahsetmeyen, hep ben diye konuşan kimsede

hayır yoktur. En iyi âlim, kendinden söyleyen ve kendine

bağlayan değil, nakleden, vasıta olandır. Dinimiz nakil dinidir.

İman ibadet bilgileri kıyamete kadar aynıdır, değişmez.

Nakleden aziz, nakilsiz konuşan rezil olur.

Süfyan-ı Sevri hazretleri haramlardan ve şüpheli şeylerden

kaçanların başında gelirdi. Edep ve tevazuda benzeri azdı.

Dostlarından biri kendisini rüyada görüp, Cennette nurdan kanatlarla

uçtuğunu gördü. “Bu dereceye nasıl kavuştun?” dedi. Dine

uymakta çok hassas davranmakla buyurdu.

Seyyid Abdülkadir Geylani hazretleri, “Bu işe başladığınızda,

temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek

dereceye ulaştınız?” diye soranlara buyurdu ki:

Temeli doğruluk üzerine attım. Hiç yalan söylemedim. İçim

ile dışım bir oldu. Bunun için işlerim hep rast gitti.

Habib-i Râi hazretleri, ağaç çanağını bir taşın altına tutar, biri

bal, biri süt olmak üzere iki çeşme akmaya başlardı. Oradakiler bu

kerameti görünce, Bu dereceye ne ile kavuştun dediler.

Muhammed aleyhisselama uymakla buyurdu ve devam etti:

Hazret-i Musa’nın kavmi kendisine karşı oldukları halde hâre

taşı onlara su verdi. Derecesi Hazret-i Musa’dan yüksek olan

Resulullaha uyduktan sonra taş niye süt ve bal vermesin ki?

Bişr-i Hâfi hazretleri anlatır:

Rüyamda Resulullahı gördüm, bana (Allahü teâlânın seni

neden üstün kıldığını biliyor musun?) buyurdu. Ben hayır

deyince, (Sünnetime tâbi olman, salihlere hizmet etmen, din

kardeşlerine nasihat etmen, Ehl-i beytimi ve Eshabımı sevmen

sebebiyle bu dereceye kavuştun) buyurdu.

Râbia-i Adviyye hazretlerinin tevekkülü o dereceye ulaşmıştı

ki; (Gök tunç olsa, yer demir kesilse, gökten bir damla yağmur

düşmese, yerden bir bitki bitmese ve dünyadaki bütün insanlar

benim çocuğum olsa, Allahü teâlâya yemin ederim ki onlara nasıl

bakacağım düşüncesi kalbime gelmez. Çünkü, Allahü teâlâ hepsinin

rızkını vereceğini bildirmiş ve üzerine almıştır) derdi. “Bu yüksek

derecelere ne ile kavuştun?” dediklerinde; Beni ilgilendirmeyen

her şeyi terk ve ebedi olanın yani Allahü teâlânın dostluğunu

istemekle buyurdu.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın