Bu halkın sağlığıyla da oynamayın!

Bu halkın sağlığıyla da oynamayın!

Medyayı elinde tutan iktidarın, gelen ‘karkas etlerin’ halkımızı sevindirdiğini belirten haberlerini izlerken ‘sanal gülücükler’ deyimini kullanmıştım.

Tarım ürünlerinin birçoğunda olduğu gibi, besi üreticiliğinde de ‘üreticiyi’ bunalıma sürükleyecek bir uygulama olarak düşünmüştüm.

Hem üreticinin ‘üretim’ yapmasını zora koyacak bir ‘politikanın’, tüketici için ‘ucuz’ diye nasıl sevindirebildiğine anlam arıyordum.

Bize sunulan, sözde ‘bilgilenmemizi’ sağlayan haberlerin ‘yaşananla’ ne denli ilintili olabileceğine de…

Bosna’dan gelen ‘ucuz et’ halkın sevinci olmuştu da; haberimiz olmamıştı gibi…

Besicilikle uğraşanların durumu neydi, neden eti ‘ucuza’ satamıyorlardı, dışarıdan gelecek ‘ucuz et’ üretimi nasıl etkileyecekti; ne soruluyordu, ne de bilinmesi isteniyordu sanki!

‘Sanal gülücüklü’…

***

Biri çıkıp ‘şunda yanılmadık’ demeyecek mi?

Bir konuda, ‘bakın baştan bu yana dediğimiz buydu, savunduğumuz buydu’ diyemeyecek mi?

Onbeş yıldır ‘yapılanlara’ nereden bakarsanız bakın yanlışlarla dopdolu!

Odatv’nin haberine göre, Kapıkule sınır kapısından giriş yapan yirmi ton sığır karkas etinde hastalık belirlenmiş…

26 Ağustos’ta incelemeye alınan, 29 Ağustos’ta belirlenen rapora göre, insan sağlığına zararlı ‘e. coli’ hastalığı belirlenmiş, hastalığın tıp dilinde en tehlikeli ‘gıda kaynaklı patojen bakteriler’ arasında olduğu değerlendirmesi yapılmış…

‘E.coli’ hastalığı belirlenmesine karşın, ‘imha’ yazısı Et-Süt Kurumu Genel Müdürlüğü Alım- Üretim Dairesi Başkanı tarafından beş ay sonra, 5 Ocak tarihinde yazılmış. Bu arada, hastalıklı etler ‘analiz’ sonuçları beklenmeden iç piyasaya sürülmüş…

İktidarın ‘tüm’ yanlışları gibi, başta ‘bayramlık’ gibi sunan medya daha birkaç ay önce neler yazmış, neleri ekrana getirmişti öyle…

İleri sürülen ‘iddia’ bu!

‘Sanal gülücüklü…’

***

Hep mi böyle olur; anlamıyorum…

Tahıl getirilir; gdo’lu olduğu söylenir!

Et gelir; ‘e.coli’ hastalığı taşıdığı saptanır!

Askerler, yurtlarda kalan öğrenciler yemekten zehirlenir!

Bu ülkenin üreticisinin, binbir zorlukla yapabildiği dışsatımda en küçük bir sorun olsa ‘daha’ kapıda kontrolü yapılır, geri gönderilir; hem üretici, hem dışsatımcı umarsızlığa sürüklenir de…

Bir ürün, bir gıda ürünü; halkın sağlığını etkileyebilecek besinler ya kontrol edilmez, ya da kontrol edilmiş olsa bile aylar sonra ‘hastalık’ taşıdığından söz edilir!

Neden?

Aklıma kötü kötü komplo teorileri geliyor ister-istemez!

‘Kötü kötü’ diyorum!

***

‘E-coli O157’den söz ediliyor…

Memeli hayvanlar ile insanların kalın bağırsağında yaşayan bakteri türlerinden biri olarak söz ediliyor. Bu bakteri dışkı ile ete, süte, toprağa, suya, tüm çevreye yayılabiliyor. Bağırsaktayken yararlı olmasına karşın, dışarı atıldığında zararlı bir bakteriye dönüşebilen zehir…

Bosna Hersek’ten getirilen karkas etin yirmi tonunda bu ‘zehir’ olduğu saptanmış!

Üstelik bu yirmi ton ‘zehirli’ etin piyasaya sürüldüğünden söz ediliyor!

‘Komplo teorileri’ aklıma geliyor diyorum ya; hem de kötü kötü!

Şehir hastaneleri yapılıyor, üstelik bir de ‘kota’ güvencesi veriliyor ya; yoksa?

***

Yapılan açıklama şöyle:

 Söz konusu haberde yer alan, vatandaşa hastalıklı et yedirildiği iddiası kesinlikle asılsızdır. Bu tamamen kurumumuzu karalamaya, Bosna Hersek ile yürütülen faaliyetleri sekteye uğratmaya yöneliktir.

Bosna Hersek’ten getirilen etlerin sadece bir partisinde sağlık sorunu olduğu tespit edilmiştir. Bu etler, analiz sonuçları çıkana kadar 24.08.2017 tarihinde depolarımızda muhafaza altına alınmıştır.

Analiz sonuçlarının olumsuz çıkması üzerine imha işlemlerine, Gıda Ve Yemin Resmi Kontrolüne Dair Yönetmeliğin 20. maddesine göre 05.01.2018 tarihi itibarı ile Erzincan Kombinamız rendering tesislerinde başlanılmıştır.

***

Yapılan açıklamayı mı düşünelim, ‘ucuz et’ gerekçesiyle iç piyasaya sunulan ‘e-coli’ hastalıklı eti mi düşünelim, yoksa dışalım nedeniyle sıkıntılar içerisine sürüklenen besicileri mi düşünelim?

Yapılan ‘açıklama’ baştan-sona çelişkili…

Karkas etlerin ‘e-koli’ içerdiği belgelerle ortada, yalanlanmıyor da; ancak ‘imha’ için beş ay bekleniyor! Neden?

Hastalıklı etin piyasaya sunulmadığını, bunu söyleyenlerin Bosna Hersek’le olan ilişkileri ‘zora’ sokmak amaçlı olduğu ileri söyleniyor da; bunca süre zehirli etin neden ‘elde’ bulundurulduğuna açıklık getirilmiyor!

Yine, bir başka ‘yanıldık’ ya da ‘aldatıldık’ olayı mı yoksa?

Zehirlenen, dayanılmaz karın ağrılarıyla kıvranan ‘bu ülkenin insanı’; sözümona insan!

Sözde ülkelerinden kaçan, taşı sıksa suyunu çıkaracak güçte olanları da bolca aralarında olan sığınmacıların olduğundan ‘çokça’ insan…

Bir yandan ‘ucuz et yedireceğiz’ diyerek, bir yandan hayvancılığa en büyük ‘tokadı’ vurarak, bir yandan da bu ülkenin insanının önüne ‘e.coli’ hastalığı taşıyan ete zamanında ‘karşı’ durmamak…

Bu ülkeye, bu halka bunu yapmayın ama; bu halkın sağlığıyla da oynamayın!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN