Bu nasıl sağlıkta ‘çağ’ atlamak ki?

Bu nasıl sağlıkta ‘çağ’ atlamak ki?

Sağlıkta ‘yakalandığı’ söylenen çağ, yapılan yeni hastanelerin beton duvarlarına renkli boyalar-duvar giydirmeleri yapıldıkça kimilerinin içini rahatlatıyor!

Eskiden ‘bunlar’ yoktu, deniyor!

Eskiden sıralarda beklenirdi, deniyor!

Eskiden hasta tutu alınırdı, deniyor!

Eskiden ‘her şey’ yüz karasıydı, deniyor!

Şimdi ‘her şey’ modern, ‘her şey’ rahat, ‘her şey’ güzel!

***

Geçenlerde Tabib Odası Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten’in konuşmasından şu alıntıyı yapmıştım:

Şehir Hastanesi ihalesini alan firmalara %70 oranında doluluk garantisi verecek. Devlet, kamu arazisine yapılan hastane için 25 yıllık kiralama, 30 yıla yayılan borçlanmalar yapacak. Yıllık kira bedelleri birkaç yılda temel yatırım bedelini karşılayacak olması, devletin çok yüksek miktarlarda kira tutarını konsorsiyumlara, şirketlere ödeyecek olması, ticari alan gelirleri firmaya bırakılacak.

Sorular:

Şehir Hastaneleriyle yatak sayısı artar mı? Şehir Hastaneleri kaç liraya mal olacak? Şehir Hastanelerinde sağlık hizmetlerini devlet mi yürütecek? Finansman nasıl sağlanacak?

Patron kim? Sağlık çalışanlarının ekonomik ve özlük hakları ne olacak? Sağlık hizmetleri nasıl bir konuma gelecek? Ulaşım ve çevre nasıl etkilenecek? Şehir Hastaneleri halkın sağlığı için mi, sermayenin sağlığı için mi tasarlandı?

***

Hastane ayrı bir dünya…

Üstelik bir yakınınız, bir dostunuz ‘sağlık’ nedeniyle hastanenin kapılarında, koridorlarında, polikliniklerinde ‘yaşama tutunabilmek’ için çaba harcıyorsa…

Bir doktorun, yeri geliyor bir sağlık görevlisinin ağzından çıkan ‘bir sözle’ gerginliğiniz yok oluyor!

Yeniden umutlanıyorsunuz!

Yeniden ‘hastanızla’ geçirebileceğiniz güzellikler düşünmeye başlıyorsunuz!

Yeniden gecenin karanlığının güneşle aydınlanmasını bekliyorsunuz!

Güzel şeyler…

Bazen de…

Öyle şeylere tanık oluyorsunuz ki ‘genzinizi’ sıyıran ilaç kokusu arasına karışmış ‘asık-umursamaz’ görünürlü sağlık görevlileri ile karşılaştığınızda…

Kim tanık olmadı ki?

Görevli sayısı yetmiyormuş!

Doktor izinliymiş!

‘Yeterin’ artıkmış!

Hastanızın ‘hergün’ iyiye gitmesi değil, yerinde kalmasını bile ‘olumlu’ bulacağınız bir durumda ‘hastam neden her gün daha da sağlığını yitiriyor’ demeniz durumunda bulunduğunuz alanın karışmasını…

Diyorum ki;

Merkez Hastaneleri, yurttaşın yaşamsal sorunlarına çözüm oluşturabilecek mi? Sistem kurulacak mı? Sistemini yönetecek ekip var mı? Beklemeler bitecek mi? Her hasta istediğinde doktorunu bulup, iyileşme yönünde yol alabilecek mi?

Yoksa…

Yine günler sonrasına ‘randevu’…

Yine günler sonrasına ‘yatak’ denecek mi?

Tabib Odası Başkanı Sayın Ökten bir söyleşide şunları söylüyor:

Yüksek Planlama Kurulu’nun belirlediği yatak sayısına göre Adana’da var olan hastanelerden bir kısmı kapatılacak, bir kısmı da yatak sayısını azaltacak. Eğer şehirde yatak sayısı artmayacaksa neden bu kadar maliyeti yüksek bir proje yapılarak bu ülkenin kaynakları heba ediliyor.

Ne mi yapılabilirdi? Teknolojik açıdan var olan hastaneler, bina yönünden güçlendirilebilir, günümüze uygun duruma getirilebilirdi. Adana’da dört ilçe var. Oralara 300 yataklı hastaneler yapılabilirdi. Bu hem sağlık hizmeti açısından, hem de ekonomi-ulaşım açısından daha yararlı olurdu…

**

Hastanelerin yatak sayısının azalacağı yönünde bir ‘bilgi’ düşündürücü…

Sepici/ Balcalı kavşağında, TEM’e koşut yükselen hastane inşaatını ilk gördüğümde bu denlisini bilmiyordum…

Şimdi…

Hastane sayısı azalacaksa,

Devlet ‘hasta sayısı’ güvencesi verecekse,

Şu an var olan hastanelerden bazıları boşaltılacaksa,

Tüm hastalar aynı hastanede toplanacaksa;

Bu nasıl sağlıkta ‘çağ’ atlamak ki?

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN