Bu zihniyete ”HAYIR” deyin!

Bu zihniyete ”HAYIR” deyin!

AKP yöneticileri Türk Milleti’yle alay ediyorlar
AKP’li yöneticiler gizli anlaşmalarıyla anılacaklar 

¤  Mücâdele Sûresi, 10. âyet  :  Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah’a dayanıp güvensinler.
¤  Mücâdele Sûresi, 14. âyet  :  Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

Sık sık demokrasiden ve halk iradesinden bahseden AKP’liler hiçbir zaman şeffaf olamadılar!
Abdullah Gül, başbakanlık koltuğunda oturduğu sırada ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile gizli bir anlaşma yaptığını ilk olarak olaydan bir buçuk ay sonra yani 24 Mayıs 2005 tarihinde Vatan Gazetesi yazarı Sedat Sertoğlu’na itiraf etti ve şunları söyledi:
“Ben bu gezileri yapmadan önce şimdi senin oturduğun koltukta (Eliyle koltuğa vurdu) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki… Powell Suriye’ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var.”

Abdullah Gül, bu konuyu 17 Temmuz 2003 tarihinde Filistin Dışişleri Bakanı Nebil Şaat´la görüşürken,  Powell’la yaptığı gizli mutabakatın içeriğinden bahsetti :  «Tezkerenin reddinden sonra Powell’ın Türkiye´ye yaptığı ziyarette, bölgede yapılması gerekenleri beraber kararlaştırdık.»

¤  Mümtehine Sûresi, 1. âyet  : «Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak  için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir. Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Peygamberi de  sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Ben sizin saklı tuttuğunuzu da açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.»
Sevmediklerini, kendilerini eleştirenleri tutuklayarak, onlara zulmederek, suçlayarak, dünyaya rezil ederek, hatta ölümlerine sebep olarak cezalandırıyorlar !
AKP iktidarıyla kuşkular, gerçek dışı açıklamalar ve tahripler zirveye çıktı. AKP’li yöneticiler gündemde olması gereken kendilerine ait önemli kusurları, yolsuzlukları, kanun dışı uygulamaları gizlemek ve gözden kaçırmak için sınırsız bir şekilde devlet imkânlarını kullanıyorlar.

Hayali isimleri ülkücü  ve CHP’li gibi göstererek sahte yandaşlar üretiyorlar

¤ Münâfıkûn Sûresi, 4. âyet : Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?
.
Bunların yalanlarını, ahlâk dışılıklarını, ülkemize ve milletimize yaşattıkları kaosları görmezlikten gelemeyiz ! Yaptıkları ve yapacakları kötülükleri Türk Milleti’ne hizmet diye yutturmaya çalışıyorlar !

Devlet imkânlarıyla kendilerine yüzlerce suç kapıları açan AKP yöneticileri, içlerinden çıkamayacakları bir yargılanma dönemine gidiyorlar. Atatürk’çülüğü suç unsuru gibi dünyaya ilân eden, Atatürk’çüleri terörist diye suçlayan ve Türk’üm diyemeyen  bu zihniyete Türk Milleti’nin  sandıkta ders vermesi asil bir görevdir.

Güçlerini ABD’den alan, emperyalist projelerle beslenen  bu hukuksuz yapılanmanın T.B.M.Meclisinin manevi varlığına ters, tarihimize ve Atatürk ilkelerine aykırı icraatlarıyla ülkemiz parçalanmaya doğru götürülüyor !
Vatanseverler ideallerini ve kişiliklerini çıkar veya makam karşılığında satamazlar ! ABD’nin Türkiye’yi de içine alan Ortadoğu’yu parçalama projesi  BOP’a, yani Büyük Ortadoğu Projesine eşgüdüm başkanlığı yapanlara destek olanlar Müslüman da olamazlar, vatansever de !

Bir milletin anayasası demokrasi dışı yöntemlerle yapılamaz !

¤  Mâide Sûresi, 52. âyet  :   Kalplerinde hastalık bulunanların  : «Başımıza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz» diyerek onların arasına koşuştuklarını  görürsün. Umulur ki  Allah bir fetih, yahut katından bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri şeyden  dolayı pişman olacaklardır.

Anayasa geniş mutabakatla olur… AKP yöneticileri bilerek ve isteyerek  bu mutabakatı sağlamadılar
AKP’nin Türkiye’ye reva gördükleri ve  programladıkları 12 Eylül’cülerden  daha kapsamlı ve daha yaralayıcı olacak !
12 Eylül 2010 referandumunda anayasa oylaması değil, AKP’nin yolsuzlukları, bağımsızlığımızı töhmet altına alan icraat ve anayasa ihlalleri oylanacak ! Referandumla AKP yöneticilerinin yargıyı ve Türk Milletini hizaya getirme teşebbüsleri sorgulanacaktır.
Her ülkenin anayasası  kendi milletlerinin destekleriyle şekillenir.  Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başlayan milletvekillerini  milletvekillerine denetlettirerek başlayan AKP macerası, muhalefet partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, Barolar Birliği’nin, baroların hukuk ya da anayasa profesörlerinin desteklerini almadan referanduma götürüldü. Bu başlangıç dahi demokrasi dışı ve bir skandaldır !

AKP yöneticileri 8 yıl sonra ülkemizin ciddi sorunlarını dışlayarak ya da görmezlikten gelerek neden Anayasa değişikliğine soyundular ? Ağlama koroları düzenlemelerinin ve aceleciliklerinin geri planlarını hiç araştırdınız mı ?  Türk Milletinin geleceğini tehdit eden projelere öncülük etmeleri Müslüman’lıkla hiç bağdaşıyor mu ?
Amerikan askerleri tarafından  Irak’ta 1,5 milyon Müslüman öldürülürken, camiler bombalanırken ya da camiler  ayaklar altına alınırken bu suçları ve suçluluları besleyenlere iltifatlar yağdıranlar, destek  verenler, dua yağdıranlara destek olanlar da aynı suçları işlemiş oluyorlar !

Dünya’da ilk kez AKP yargı mensuplarının kendileri tarafından seçilmesi gerektiğini söyleyerek partizanlığı zirveye taşıma kusurunu işledi ! Yargıyı siyasallaştırarak yozlaştırma yoluna girdiler ! Referandum da AKP ile anlamını yitirdi. Demokrasiyle bağı koparıldı.
Fransızca olan «Référendum» kelimesinin «halk oylaması» anlamı bugün «AKP oylamasına» dönüştürüldü! Adil olmayan tavırlar,  Türk Milletini bölmeye ve işgale götüren dış mihraklı destekler, Türkiye üzerinde oynanan oyunları belgeliyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SOPA…

Recep Tayyip Erdoğan : «Hakimler, savcılar kimlerle neler yapıyorlarmış…» diyor

¤  A’raf Sûresi, 86. âyet  :  Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükmek isteyerek öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur!

Kendileri hakimleri savcıları dinletiyorlar, ekleme çıkarmalar yaptırıyorlar, sonra hiç haberleri yokmuş gibi ortaya çıkıyorlar ve bu tertiplerini halka anlatarak propaganda yapıyorlar!  Yani :  «Yargıçlar, hakimler böyle bozuldular, işte biz bunu değiştirmek için referanduma gidiyoruz» diyorlar!  Yani önce kılıfını hazırlıyorlar, sonra minareyi çalıyorlar! Bana gelen haberlere göre bu tür tertipleri artırarak sürdürecekler!
Bakıyoruz Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi önce Türk Silahlı Kuvvetlerini mağdur ettiler. Bu yetmedi.  Daha önceleri «Ya Rab siyasetin ve şeytanın şerrinden sana sığınırız» diye dua eden cemaatlerle birlikte yürütülen kirli siyasetle  referandumu çatışma havasına sürüklediler! Ki ana gaye anayasa oylaması olduğu halde, demokratik mutabakat yok! Halktan kopukluklarla,  müdahalelerle, baskılarla, şantajlarla ve tehditlerle karartılmış halk iradesi, hile yollarını açan ve devletin tarafsız olması gereken Yüksek Seçim Kurulu gibi kurumlarına uzanan işbirliği görüntüleri Türk milletini ve vatanseverleri endişeye sevkediyor! Bu AKP yöneticilerinin sınırsız bir şekilde kullandıkları imkânlarla ve devlet gücünü kullanarak  yaptıkları yazılı, resimli, görüntülü veya sesli propagandaların, HAYIR diyenlere veya diyeceklere yapılan baskıların Yüksek Seçim Kurulu’nca neden denetlenmediği yönündeki sorularla her yerde konuşuluyor!
Devlet Kurumu TRT’nin tarafsız olması gerekirken  AKP’nin yan kuruluşu gibi hizmet vermesi tepkiyle karşılanıyor. AKP partizanlığı öylesine yaygınlaştırıldı ki, hedef genişledikçe eleştirmek, suç duyurusunda bulunmak da güçleşiyor…  Yani  AKP’nin ele geçirdiği, bizzat AKP tarafından yönetilen, tarafsızlığını tamamen yitirmiş stratejik kurumların ABD’ye bilgi aktardığı dahi konuşuluyor.

«Ilımlı İslâm», «Dinlerarası Diyalog» ve «Medeniyetlerarası İttifak»

¤ Mâide Sûresi, 80. âyet  :   Onlardan çoğunun, inkâr  edenlerle dostluk  ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden  hazırladığı şey ne kötüdür : Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar.

Müslümanlığı menfaat, yani çıkar alanlarına taşıyarak «Ilımlı İslâm», «Dinlerarası Diyalog» ve «Medeniyetlerarası İttifak» gibi emperyalist projelerle yozlaştıranlar ülkemizin değerlerini, kutsallarını ve millî unsurlarını da tartışılır hâle getirdiler.
14.11.2006 tarihinde CNN TÜRK Televizyonu muhabirleri Oxford Üniversitesi’nden Prof. Dr. John ESPOSITO  ile “medeniyetler ittifakı” konusunu görüştüler. Bu görüşmede  « İslam’ı kendi terimleriyle anlıyoruz » ve « Yayılmacı Amerikancılık anlayışı » şeklindeki iki ifade dikkatimizi çekti… Medeniyetler ittifakının önemi ve gerekliliği de dile getirildi.
Günümüzde sık sık gündeme getirilen « Medeniyetler ittifakı » fikrinin  ortaya atılmasındaki ana gayenin ve  hangi projelerin parçası olduğundan da  bugüne kadar hiç bahsedilmedi.
Batı ülkelerinde bu ittifaklardan  Türkiye’de bahsedildiği oranda bahsedildiğini söylemek mümkün olmadığı halde bu konunun Türkiye gibi ülkelerde sık sık anılır olmasından kim faydalanıyor ?
Aynı konuşmada  « iyiler ve kötüler » diye Buch’un değerlendirmesine dayanılarak bu projeyi destekleyenler ile desteklemeyenlerin  bir ayırıma tabi tutulduğu belirtildi. Yani Buch’un « yayılmacı Amerikancılık anlayışı » yönünde « kim bizden yana, kim bize karşı » şeklinde bir başka ülkede o ülkenin insanlarıyla ilgili projelerinin bulunduğunu gördük.

Bu proje tutarsa o ülkenin insanlarından bir kısmı ortaya çıkacak, medeniyetler ittifakından veya dinler arası diyalogdan bahsedecekler… Ve bu halleriyle hem Buch’un ekmeğine yağ sürecekler, hem de bunu tasvip etmeyenlerle mücadele ederek bu projenin iki unsurunun gerçekleştirmesine katkıda bulunmuş olacaklar… Böylece Buch’a göre « iyiler » sınıfında yer alarak « kötülerin » belirginleşmesine de sebep olacaklar.
Ülkemizde bu projenin uygulayıcıları olarak karşımıza  kendilerini dört dörtlük Müslüman ilan eden AKP gibi bir partinin çıkması Buch ya da Obama  gibi proje sahiplerinin işlerini kolaylaştırmaktadır.
Gerçeklerin gizlenilmesi, bölücülüğü körüklediği gibi ülke kalkınmasını engellemekte ve stratejik hassasiyetler de gündemden kalktığı için  ülkemizin güvenliği tartışılır hale gelmektedir.
Kültür farklılıkları incelenmeden, bakış açıları kıyaslanmadan, amaçlar belirginleştirilmeden ortaya atılan bu projenin devletlerarasında  uygulanmasının faydaları yerine, art niyet taşıyan dayanakları ortaya konulmalıdır.

Bu görüş sahiplerinden,  önce kendi ülkelerindeki insanların tümünü kucaklayıcı ne yapıp ne yapmadıkları sorulmalıdır. Kapalı kapılar ardında ürettikleri projeleri, içinde yaşadıkları toplumun genelini dışlayarak  veya önemsemeyerek diğer ülkelerde uygulamak istemelerindeki niyetler sorgulanmalıdır. Kurumların görüşü alınmadan, psikolojik ve sosyolojik analizleri yapılmadan, konuyla ilgili yeterli birikimleri olmayanların eğer maşa değillerse stratejik böyle kararların peşinde koşmaları tuhaf karşılanmalı ve yadırganmalıdır.
Tarafsız bilim adamlarından ülkemizi doğrudan ilgilendiren bu tür konular ve sahipleri hakkında birer rapor hazırlamaları istenmelidir.
Bu raporlar toplumun aydınlatılması ve uyarılması için de yayınlanmalıdır.

¤  En’âm Sûresi, 159. âyet : Dinlerini  parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Emekli Zahit

Türkiye’yi olumsuzluklarla kuşatmak isteyen ülkelere iyimser gözle bakmak isteyenler ya saf ya da aptal olarak anlaşılmalıdır. Kendilerini savunamayanların, güçsüzlüklerini çeşitli şekillerde ifade edenlerin kurnazlıklarla ve sinsiliklerle kendilerini kullanan ülkelerle medeniyetler ittifakı yapmalarını istemeleri  bir başka zaaflarının ortaya çıkmasına da sebep oluyorlar.
Konuyu biraz daha açarsak, önce  işsizlikten, dış borçlardan, IMF’ye bağlılıktan, dışa bağımlılıklardan,  5 kıtada ve 30 ülkede aleyhinde soykırım anıtı inşa edilen bir ülke olmaktan kurtulmadan hangi yüzle medeniyetler  ittifakından veya dinler arası diyalogtan bahsedebiliyorlar ?

Kendi varlıklarını ülkemiz aleyhinde olanların insaflarına bırakanlara hayır demeliyiz !

¤ Bakara Sûresi, 14. âyet :  (Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran)  şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise : Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.

AKP’li olanlar ve AKP’li olmayanlar diye kesin çizgilerle Türk Milleti çok hızlı bir şekilde bölünmeye götürürülüyor. AKP’li yöneticiler ABD projeleri kapsamında oyun ve hileleri daha ileriye götürerek, çok tehlikeli bir biçimde  kendilerinden olanlara «iyiler» kendilerinden olmayanlara da «kötüler» diyerek bölücülüğü zirveye taşıdılar!
Türkiye BOP çerçevesi içerisinde parçalanma dönemine getirildi. İnsanlarımızın emperyalist metodlarla beyinleri yıkanarak vatan, millet, bayrak ve din yerine körü körüne AKP’yi savunanlar türetildi. İdrak, inanç, hassasiyetler ve vatan sevgisi rafa kaldırılarak gündeme bize yakışmayan Türk Milletini ve Türkiye’yi aşağılayan projeler getirildi!
Bakın bu konuyu doğrulayan açıklamalara ve haberlere! :
¤  Ağustos 2003’de Washington Post’da yer alan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice’in bir ifadesi :  «BOP içinde yer alan 22 ülkede rejimler ve sınırlar değiştirilecek.»
¤ Temmuz 2006’da Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi, Armed Forces Journal-AFJ’de yer alan bir başka haberde Emekli Albay Ralph Peters:  «Ortadoğu’da istikrarsızlıkların en önemli nedeni, Avrupalıların gelişigüzel çizdikleri sınırlardır… Azınlıkların durumu gözetilerek yeni sınırlar çizilmeli… Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta yaşayan Kürtlerin bağımsız bir devlet sahibi olması gerek… Türkiye’nin doğusunun işgal edilmiş bir bölge olarak görülmesi gerekiyor.» diyor ve sunumuna bir de Türkiye’yi de içine alan parçalanmış bir Ortadoğu haritası ekliyor!

¤  14 Eylül 2007 tarihli gazetelerde yer alan bir haber : ABD Dışişleri Bakanlığının üç numaralı ismi Burns, Gül ve Başbakan Erdoğan için,
«Güvenilir isimler. Bize verdikleri sözleri tuttular» dedi. «Türkiye’nin Ortadoğu’da öneminin arttığını» ifade eden Burns, «yakın stratejik ortaklığın canlandırılması gerektiğini» söyledi.

¤  Recep Tayyip Erdoğan ise bu emperyalist projenin eşbaşkanı olduğunu Anayasa’yı ihlâl etmek suretiyle tam 31 kez tekrarlıyor. Bu konuşmalarından birini ise : 16 Şubat 2004 tarihinde Kanal D’nin Teke Tek programında yaptı : «Şu anda Amerika’nın da “BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ” var ya “GENİŞLETİLMİŞ ORTADOĞU”, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım.»

BOP projesiyle ABD tarafından yayınlanan ilişikteki haritaya göre ülkemizin doğusunda başşehri Diyarbakır olacak bir Kürdistan Devleti kurulması planlanmaktadır. Son günlerde ortaya atılan ikinci bayrak konusu bu projelerin bir parçasıdır!

Bazı valiler AKP’nin valisiymiş gibi tavırların içerisine girdiler.

Valilerden biri AKP teşkilatlarından birine telefon açıyor. Ben Fransa’ya gideceğim, beni orada karşılayabilecek ve misafir edecek bir tanıdığınız var mı diye soruyor. Yani devletin valisi Fransa’daki Türk Büyükelçiliğini, başkonsoloslukları muhatap almıyor! Fransa’da AKP yandaşlarınca  karşılanmak için doğrudan AKP teşkilatıyla irtibat kuruyor.

Vatan Gazetesi köşe yazarlarından Mustafa Mutlu «Nerede bu devlet!» başlıklı ve 04.09.2010 tarihli yazısının son bölümünde :
«Bu da oldu… Isparta Valisi gazete kapattırıyor!
Valilerimize bir haller oldu; gün geçmiyor ki içlerinden birisi saçmalamasın…
Şimdide de Isparta Valisi Ali Haydar Öner garip sözleriyle gündeme geldi.
Vali Bey, kentte yayınlanan 15 yerel gazetenin sahip ve yöneticileri ile toplantı yapmış ve “15 gazete çok fazla. Hepsinde de hemen hemen aynı haberler yer alıyor. Bu benim zamanımı alıyor, aynı haberi 15 defa okumak zorunda kalıyorum” diye yakınmış…
Tüm dünya, demokrasinin çok seslilik ilkesi gereğince yerel medyayı desteklerken bu Vali, “Isparta’daki bazı gazetelerin kapatılmasını veya birleştirilmesini” emretmiş…
Neden?
Çünkü hepsini okumaya zamanı yokmuş!
Bu Sayın Vali’ye söyleyecek tek söz var:
Sana ne gazetelerden? Yapacak başka iş mi bulmadın?» diyor.

Bu konuda da yüzlerce örnek var.

AKP anayasasıyla Anayasamızın değiştirilmez hükümlerini değiştirerek ve millî devlet yapımızı parçalanmaya götürmeyi amaçlamaktadır. Böylece ülkemizin zenginliklerinin emperyalist ülkelere peşkeş çekilmesi kolaylaştırılacaktır. Bu da önce ülkemizde iç savaşlar çıkartılarak, sonra Irak gibi barış getiriyoruz safsatalarıyla ülkemize bombalar yağdırılarak ileri ve tehlikeli safhalara götürülecektir. Hayâllerle süslenilen gerçek dışı vaatlere inanmayınız! Millet olarak varlığınızı, huzurunuzu, millî birliğinizi, hayat hakkınızı, bayrağınızı ve inancınızı korumak kararlılığıyla 12 Eylül 2010 referandumunda ALLAH (C.C.)  rızası için AKP’ye ve Anayasasına «HAYIR» deyiniz!

Ankara, 04.09.2010

Selam ve sevgilerimle.
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Concepteur industriel – Architecte d’intérieur
İç Mimar – Endüstri Tasarımcısı
55, rue Louise Michel
78711 Mantes la Ville
FRANCE

uzeyir.cayci@free.fr

http://uzeyircayci.sitemynet.com/fleur/index.htm
http://www.artmajeur.com/serap/

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın