Buğday Müthiş Bir Kanser İlacı

Buğday Müthiş Bir Kanser İlacı

Hazırlayan: Nedim ATİLLA…

Buğday çimi ekin buğday şırası için
Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya’da içtikleri buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi

Pakistan’daki Hunzakut Prensliği’nde kanserden ölüm yok. Hunzakutlular, acıbadem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye’de de acıbadem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor

kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor.

– Sayın Güneral, ilaç firmalarına bu kadar yüklenmenizin nedenini anlamak pek kolay değil…

– Efendim bence çok kolay ! Bütün Avrupa devletleri İtalya, Fransa, Almanya gibi devletler benim gibi düşünüyorlar. Bunlar kuzu postu altındaki kurtlardır. Bu işlerini de iki şekilde yaparlar. Bir insan sağlığına zararlı bile olsa ürünlerini piyasada tutabilmek için önlem alırlar. ikincisi de sanayiyi ayakta tutmak için ucuz kolay ve insan sağlığı için yararlı olan ürünleri saklamak…

– Bu durum ülkemiz için de geçerli midir?-

– Belki de basit olarak biz Türkiye olarak bu Amerikalılar’ın dümen suyuna takılmış durumdayız. Türkiye’de hemen belirtelim kanserle savaş yönünde gelişmiş bir ilaç sanayiinden söz etmek mümkün değildir. Sadece gelen ilaçları dağıtıyorlar. Bunu olduğu gibi Türkiye’ye adapte etmeden. Türkiye’nin asıl sorunu bilgisizlik… Unutmayın daha önce de söylemiştik: Her madde zehirdir. Zehri ilaç yapan şey uygulamadır.

– Türkiye’deki durum tam bir uydu durumu, peki Amerika’daki aydın insanlar, bu duruma tepki göstermiyorlar mı?

– Elbette gösterenler var ama sesleri çok cılız çıktığı için duyulmuyor. Penisilin hikayesini unutmayın. Sir Fleming, Penisilin’i 1925’te buldu ancak 20 sene sonra kullanımına izin verildi.





– Kendi tedaviniz sırasında kemoterapi ya da radyoterapi kullandınız mı?

– Hayır kesinlikle kullanmadım…

– Peki kullanılması gereken bir kanser türü var mı?

– Radyoterapi uzmanlarına sorarsanız var, bana sorarsanız yok… Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir. Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.

Atalarımızın içkisi şimdi tedavi aracı

– Yani atalarımızın içkisini şimdi tedavi amacıyla kullanıyorlar

– Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır. Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir. Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan ‘laetril’ içermektedir. Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. Japon bilim adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

– Buğday çimini evde üretebilir miyiz?

– Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir. Evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri….

– Buğday şırasını herkes yapabilir mi?

– Evet elbette mutlaka üretilebilir. İsterseniz tarif edeyim. Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir. Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.

– Az önce sözünü ettiğimiz ‘laetril’ buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, ‘laetril’ kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri…

Elmanın çekirdeğini de yiyin

– Evet, Türkiye’de en kolay laetrile ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir. Ayrıca elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika’daki ilaç sanayinin maşaları bu ‘laetril’ adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika’da satılan ‘laetril’ bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD’ye sokulmaktadır. Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. ‘Kanserin Ölümü’ adlı kitabında Manner, bu madde ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.

– Acıbadem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?

– Evet öyle. Türkiye’de acıbadem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var… Pakistan’a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut’ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı. Hanzakut’un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği…

Faydasız tedavilerin yerine HYDRAZINE SULPHATE

– Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz. +*bBunun rakamsal kanıtı var mı?

– Elbette var. Mesela 1950’de kanserden ölüm bütün ölümlerin yüzde 8’ini oluşturuyordu. 1986’da yapılan istatistiklerde kanserden ölüm yüzde 24’e çıkmış. Bu da gösteriyor ki, kemoterapi ve radyoterapinin hiçbir faydası olmamış, zararı olmuş.

– alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız

– Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir. Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel’in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi

– Tüm beden tedavisi nedir?

– Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alılyordu. Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyor. Issel’in bir diğer tedavi yöntemi de, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti.

– Biyolojik tedavilerden de söz edelim biraz…

– Memnuniyetle efendim. Kanserde belli başlı ölüm sebebi ya tümörün hayati organları sararak yok etmesi,. Ya da glikojenezis denen bir kısır döngü sonucu oluşan savunma gücünü yok eder ve hasta basit bir enfeksiyonla bile ölebilir. Boston’daki Beth Israel Hastanesi şef patoloğu Dr. Harold Dvorak, ‘Gerçekte hiç kimse kanserden ölmez’ diyor. Çok başka sebeplerle, mesela organların iflası sonucu ölür. Kanser hücresinin glikoza olan açlığı, hızla çoğalmasından ötürü normal hücrelerden 10/15 kat fazladır. Üstelik glikozu da tam olarak yakmaz, fermantasyon yoluyla kullanır ve geriye atık olarak laktik asit bırakır. Bu atık karaciğere ulaştığında, bir enzim vasıtasıyla enerji birikimi de harcayarak yeniden glikoza dönüşürdü. Böylece karaciğerle tümör arasında hastayı tüketen bir alışveriş sürer gider.





– Bu durumda karaciğer ve kanser arasında yakın ilişki ortaya çıkıyor

– Evet efendim . Karaciğer ile kanser kitlesi arasındaki bu kısır döngüyü durdurabilirsek kanserin de ilerlemesini durdurabiliriz.

– Peki bunun ilacı bulunabildi mi?

– Elbette bulundu. 1970 yılından beri de kullanılıyor. ilacın içindeki aktif madde Hydrazine Sulphate… Bu madde laktik asidi, glikoza dönüştürüyor ve hem glikojenizisi durduruyor, hem de tümörlerin büyümesini. Bu durum ABD’de hemen kara listeye alındı, çünkü bilinen ilaçların kullanılmasının sona ermesi demekti bu durum. Eski Sovyetler’de, şimdiki Rusya’da halen kullanılıyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın