Bugün dünün devamı…

Bugün dünün devamı…

“Siz, size güvenin önce…

Siz, sizin güzelliklerinizin önünü açacak “tek” emeksiniz.

Saçları şişirilmiş, iri gözlüklerinin arkasından “dağıttıkları akıllar” değil, sizin yaşanmışlıklarınız belirleyecektir geleceğinizi,

Gelecek, ancak “emekle” gülüşe dönüşür…”

Geçtiğimiz yılın “ilk günü” bu satırlarla bitirmişim yazıyı.

İnsan için en önemli değerin “emek” olduğunu vurgulayarak…

Televizyon ekranları önünde izleyenleri “büyülü” sözlerle etkilemeye çalışan, aslında hiç de yaşamla-emekle ilişkilenmeyecek biçimde “doğa-üstü” yaklaşımlarla sözlerini süsleyen, düşünsel-bilimsel tutacak yeri olmayan sistemin “uyuşturucu” etkenlerinden biri olarak düşündüğüm “burçlar” üzerinden geleceği söyleyen astrologlar…

Yeni yıl için “öyle” güzellemeler yaptılar ki yine…

***

Birkaç gün önceydi…

İyi giyimli, bakımlı bir kadın yıldızlardan, burçlardan, yeni yıla verecekleri “özgün” etkilerden söz ediyordu…

Bu yıla değin yükseleni olmayan “oğlak burcu”, bu yıl istediğine-beklediğine ulaşacakmış, güzel günleri olacakmış, sıkıntıları bitecekmiş, sağlığına kavuşacakmış, anlaşamadıklarıyla bir araya gelecekmiş, mutlu olacakmış!

İyi giyimli kadının dediklerine “ya, öyle mi, ya benimki, kova nasıl, aslan bu yıl” gibi şaşkınlık belirten “sorumsu” sözcükler yöneten sunucunun gözleri ikiye ayrılmış bakışları dikkat çekiyordu!

Tembellik, bilimden uzak olmak, emeği yok saymak, rantı önemsemek, haksız kazanç, sinirli, şiddet yanlısı, insanı bilmek, sevmeyi öne çıkarmak, dogmatik takılmak, saygı, hoşgörü, anlayış gibi kavramların burcu-yıldızı nasıl anlaşılıyor anlamakta zorlanırım!

Nimet Abla’nın gişesi önünde, günler öncesinden bilet almak için sıra bekleyen uzun kuyruğu düşündüğümüzde, o kalabalığın “umut beklentisini” gördüğümüzde “nerede” olduğumuzu görmemiz gerekiyor aslında, “nerelere” sürüklendiğimizi görmemiz gerekiyor!




***

Şu saptamaları yapalım:

Emeksiz toprağa atılan tohum yeşermiyor.

Emeksiz makineler çalışmıyor.

Emeksiz birlikte yaşanmıyor.

Emeksiz gün bitmiyor, sevinilmiyor, umutlanılmıyor…

Seksenmilyonda bir kişiye değen bir “kum tanesi” nasıl tanımlanırsa öyle…

Olasılıklar, kombinezonlar, benzerlikler yoluyla çözülecek “bilimsellikle” özdeşleştirerek bir durum değil bu!

İçine “emeği” koymayınca,

İçinde “emeğe” yer vermeyince, salt sistemin bekçiliği için yola koyulmuş bir biçim “uyuşturucu” özelliği taşıyor!

Dikkatleri yaşananlardan kaçırarak,

Dikkatleri bilinenden uzaklaştırarak,

Dikkatleri dogmatik açıklamalarla boğarak…

Emek yadsınıyor!

***

Yükselen yıldızınız, burcunuz ne olursa-olsun…

Bu ülkede yaşananların içerisindeyseniz, bu ülkenin yazgısını üleşmişseniz, emekçiyseniz, dar gelirliyseniz, alım gücü eriyenlerdenseniz, geçmiş yılda “açlık sınırı” aylığa tutsak kalmışsanız, yeni yılı “açlık sınırının” çok az üzerinde bir aylıkla geçirmek zorundaysanız, evinizde genç üniversiteli işsiziniz varsa…

Seksenmilyonda bir kişiye değen bir “kum tanesi” ölçütünüz olacak!

Bunu dinlerken ağzı ayrılmış, gözleri açılmış, kaşları çatılmış sunucunun şaşkın-ilgisini önemseyip, yeni yıl “umudunuzu” bekleyeceksiniz!

Bildiğim şu:

Bugün dünün devamı…

2020…

Ağır bir yılı geride bıraktık! 2019 ağır olduğunca acılıydı da… Bir yandan ekonomik daralmanın yurttaşa abandırdığı ağır yük, bir yandan yurttaşın üzerine abanan ağır yükün oluşturduğu psikoloji, bir yandan tüm olumsuzluklar karşın verilebilecek uğraşın oluşu, bir yandan da tüm yaşananları “gelişme” gibi gösterme çabası…

Asıl “bu” çaba yurttaşın 2019 yılını kararttı! Acı vardı, şiddet vardı, rahatsızlık vardı, doyumsuzluk vardı… Sokaklar, birbirine empati duygusuyla yaklaşacak yurttaş bulmakta zorlandı! Küçük gerekçeler anlaşmazlık nedeni oldu. Dayanılmazlık nedeni oldu. İnsanın içinde biriken “doyumsuzluk” sokağı, pazarı, alış-verişi, sosyal ilişkileri zorladı…

2020, 2019’dan daha iyi olmalı! Bu ülke, bu toprak, üzerinde yaşamını sürdüren bu insan bizim. Doğal yapısı, iklimi, havası, tarihsel varsıllıklarıyla insanımız burda umutlu, burada mutlu, burada doyumlu olmaması için hiçbir neden yok!

İnsanımızı bilirsek, bu yurdun verimliliğine emek katabilirsek, umudu taşıyabilirsek, edilgenliği yıkabilirsek,”yarin yanağından gayri her şeyde hep birlikte olalım” diyebilirsek 2020 çok güzel olacak…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın