Büyük Gün (Yevmin Azîm) nasıl bir şey?‏

Büyük Gün (Yevmin Azîm) nasıl bir şey?‏

27 Eylül 2015 tarihinde yılın son ay tutulması gerçekleşti. Tutulmanın önemi, Ay’ın Dünya’ya en yakın mesafede olması, ‘kanlı‘ görünüm almasıdır. Tutulmadan günler önce olaydan haberdar edilen kimseler, bu tutulmanın yeryüzünde fiziki olumsuzluklar getirebileceğini söyler oldular. Mesela, normalin üzerindeki depremler… mesela, deniz gel-gitleri… gibi.

Bir arkadaş, haberdar edildiği 28 Eylül tutulmasından, -bundan önceki aynı tip üç ay ve bir Güneş tutulmalarınıda dikkate alarak-, Tanah’ın Yoel kitapçığının 2/31 ayetini hatırlamış. Bu tarihteki tutulmanın bir işaret olduğunu, olumsuzluğun en kötü durumunun sosyal boyutta gelişeceği tahminini dile getirmiş. Bahsedilen ayetşöyle: Rabbin büyük ve korkunç günü gelmeden önce Güneş kararacak, Ay kan rengine dönecek. O zaman, Rabbi adıyla çağıran herkes kurtulacak.

 

Ben de, alıntılanan Yoel ayetindeki ‘büyük gün’ ifadesini gördüğümde, Kur’an’daki ‘büyük gün’ (yevmin azîmin) kelimesini hatırladım. Bu kelime sekiz surede on ayette geçiyor.

En’am Suresi, Ayet 15: De ki; isyan etmem Rabbime, ‘BÜYÜK GÜNün azabından’ korkarım.

 

Zikredilen ayette ‘büyük günün’ ne olduğu nasıl bir şey olduğu belirtilmemiş. Belirtilmemiş olsa bile, onun azabından bahsedilmesi, o büyük günün felaket ve helaket barındırdığını akla getiriyor.

En’am Suresi’nin 11’nci ayeti; yeryüzünde dolaşılmasını, yerinde ve doğru tavsiyeleri yalanlayanların sonunun nasıl olduğunun görülmesi tehdidini veriyor. Burada benim anladığım, tavsiyelerin yaşam için düzen oluşturucu nitelikte olduğu, reddedilmesinin fiziki ve sosyal bozulmalara sebep olduğudur. Tanah’ın (Tevrat’ın) Yoel kitapçığının 2’nci Bölüm 30’ncu ayeti, BÜYÜK GÜN diye anılan zamanı, kan, ateş ve duman sütunu olaylarıyla tarif etmiş. Kur’an’da ise, Hz. Nuh’un korktuğu BÜYÜK GÜN, tufan olarak; Hz. Hud’un korktuğu BÜYÜK GÜN ise kasırga veya şeklinde tazahür etmiş. Hz. Hud, uyardığı ama reddedildiği topluma ‘cahil’ sıfatını layık görmüş. (Ahkaf: 24)

Yoel 2/31 ayeti, o gün, Rabb’i adıyla çağıran herkesin kurtulacağını belirtmiş. Hz. Muhammed’in korktuğunu belirttiği o günde toplumu kuşatan azaptan, bazı kimselerin Allah tarafından kurtarılacağı bildiriliyor. Kurtarılacak olanlar, elbette ki, Allah’ın tavsiye ettiği ‘ittika’ çerçevesinde kalıp olumlu tavsiyeleri gözardıetmeyenler olacaktır.

En’am 15’teki ‘yevmin azîm’ kelimesinde, -ebced hesabıyla- H.1076/M.1665 tarihi çıkıyor. Bu tarih’te Londra’da korkunç yangın çıkmış, 87 mahallede 13 bin 200 ev, her mahallenin kilisesiyle birlikte resmi binaları kül olmuş. 70 bin kişi evsiz kalırken diri diri yananların sayısı, bedenler sıcaktan eridiği için, belli olmamış. (Bkz:https://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Londra_Yang%C4%B1n%C4%B1 ) Londra’da yaşamı kuşatan azabı anlayabilmek kolay değil. Londra sakinleri, acaba, hangi uyarıyı dinlememişler hangi tavsiyeleri gözardıetmişlerdi?

 

Şuara Suresi’nin 135’nci ayetinde, Hz. Hud’un, arasında bulunduğu toplum namına ‘büyük günün azabından’ korktuğu belirtiliyor. Çünkü toplumdaki yaşam tarzı yanlış. Ve diyor ki; ”Allah’a ittika edin”. Yani, emredilmişşeylere uyun. Olması ve yapılması gerekenlerin neler olduğunu toplum bilmiyor. Toplumda dünya nimetleri artmış, tarlalar, bahçeler, su arkları oluşmuş. Küçük ve büyükbaş hayvanlar çoğalmış. Nimetlere kolay erişilebilsin diye, akarsu yanlarına ya da tarım alanlarına yapılar kurulmuş (Şuara 132, 133, 134). Lakin hırs depreşmiş. Kendilerinde kuvvet gören vicdansızlarda, zayıfların ellerinden mülkleri -o alan içinde- gasp etme temayülü belirmiş. Zorbalık görülür olmuş (Şuara 130)

Hz. Hud, Rabbine yakınlığı sebebiyle tavırların yanlış olduğu vahyini aldığında, bunu topluma bildirmiş. O toplum, ileriyi değil gününü önemsediği için Hz. Hud’a itiraz etmeye başlamış. Sonucu yıkım ve ölümler olmuş.

Zamanımızda benzer olaylar, Dünya’nın gelişmiş ülkelerinde de yaşanıyor. Lakin her ölümlü olaydan sonra, yönetimler, bir dahaki oluşumlar için tedbirler alıyorlar. Yani, zamanımızın toplumlarına musıbet nasihatten evla oluyor.

 

Şuara 135’teki ‘azabe yevmin azîmin’ kelimesi, ebcedi değerle (tenvinsiz) 1849 tarihini veriyor. İki tenvin dahil edildiğinde 1949. Bu iki tarih aralığı, tarihteki en büyük sel baskınlarının BÜYÜK GÜN olarak, -bir olayda 1 milyona veya 2 buçuk milyona yaklaşan ölümleriyle- örneğini gösteriyor. (Bkz:http://onedio.com/haber/dunyada-selden-cani-yanmis-15-ulke-313906 ) Ayetteki azabe yevmin azîm kelimesine öndeki ‘aleyküm’ eklendiğinde, 2019 tarihi çıkıyor ki, bu tarihte, azap verici BÜYÜK GÜNün, yapılması gerekenleri umursamayanların, zorba tıynetli cahillerin üzerine oluşacağını haber veriyor.

 

İbrahim Faik Bayav

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın