Buz gibi soğuk bir yıl…

Buz gibi soğuk bir yıl…

Öğrenciler, bir yıl önceki öğretmenlerini karşılarında görünce sevinçle etrafını sardılar.

Öğretmen, öğrencilerinin bu yakınlığına karşılık heyecanlanıverdi birden.

Hep birlikte bir ağaç gölgesine vardılar.

Öğretmen, öğrencilere yaz dinlencesini nasıl geçirdiklerini sordu önce… Onlardan, teker teker dinledi. Okudukları kitapları, gözden geçirdikleri dersleri, gezip gördükleri yerleri uzun uzun dinledi. Sonra da, ‘benden bir şey istiyor musunuz çocuklar’ dedi. Sanki hep birden, söz birliği etmişçesine ‘öğretmenim bize kurs verir misiniz’ dediler.

Öğretmen, öğrencilerin öğrenme isteklerine sevindi. ‘Okul idaresiyle görüşeyim, uygun görürlerse neden olmasın’ deyip, öğrencilerin yanından ayrıldı.

Konuyu önce okul müdürüyle görüştü. Müdür, ‘elbette neden olmasın, ancak kurs vereceğiniz derse geçen yıl müdür yardımcılarından biri girmişti. Onunla bir görüşelim, sonra da karar verelim’ dedi.

Birkaç gün geçti. Okul müdürü, yardımcısının da ders vermek istediğini, söyledi.

Öğretmen, ‘olur’ dedi.

Müdür, ‘iki sınıf yapmamız gerek, o kadar öğrenci toplayabilir miyiz’ dedi.

Öğretmen, ‘sınıflara bir duyuralım’ dedi.

Öyle de yapıldı. Ancak, öğrenciler müdür yardımcısının sınıfında olmak istemediklerini okul müdürüne bildirdiler. Öğretmen, okulda böyle bir gerginliğin yaşanmasına üzüldü. Öğrencilere, bu yaptıklarının doğru olmadığını üzerine bastıra bastıra anlatmasına karşın düşüncelerini değiştiremedi. Üstelik bir öğrencinin, ‘öğretmenim biz sizden kurs almak istiyoruz’ demesi karşısında duygulandı. Öğretmen, ‘çocuklar ben bu kurs işini unutalım diyorum. Çünkü okulda bir kargaşa oluşacak. Kusura bakmayın’ dedi.

Birkaç gün sonra müdür yardımcısı, ücretsiz kurs vereceğini öğrencilere duyurdu. İsteyenlerin isimlerini sınıf başkanına yazdırmalarını istedi. Öğrenciler pek istekli olamamalarına karşın isimlerini yazdırdılar.

İlk derste sınıf doldu. Müdür yardımcısı doluluk karşısında sevinmiş olsa da, sevincini belli etmedi.

İkinci derste sınıfın sıralarından birkaçı dışında olanlar boştu. Müdür yardımcısı sinirlendi. Sınıfta bulunan öğrencilere, ‘arkadaşlarınız nerde, neden derse girmediler’ diye sordu. Öğrencilerden hiç ses çıkmadı. Sınıfta buz gibi bir hava esti. Öğrenciler, anlatılanı dinlemek yerine başlarını sıraya eğdiler. Kırk dakikalık ders saati sıkıcı biçimde son buldu…

Üçüncü ders saatinde sınıf bomboştu.

Müdür yardımcısı boş sınıfla karşılaşınca o gün için okulu terk etti.

Bu duruma en çok öğrencilerin kurs vermesini istedikleri öğretmen üzüldü.

Yıl boyunca, bu konu anımsandıkça yüzler burkuldu.

Yine yıl boyunca, müdür yardımcısı öğretmeni her görüşünde yol değiştirdi.

Yine o yıl bu gibi soğuktu…




***

Bu yazıyı ikibinaltı yılında Kozan’da yazmışım. Öğrenmeye istekli öğrencilerin ‘nasıl’ bir hırs uğruna yüz üstü bırakıldığını, o yıl bir okul müdüründen dinlemiştim. O yıllar, öğrenciler okuduklarını daha iyi anlıyordu, daha çok ‘bilmeye’ tutkuluydu, dilini daha iyi kullanıyor, bilim derslerinde daha da başarılıydı.

O yıllar teknoloji bugünden daha geriydi, bugün kullanılan akıllı telefonların birçoğu da yoktu! Sosyal medya bu denli gelişmemiş, ülkemiz bu denli yolsuzlukla karşılaşmamış, doğası talana uğramamış, insanlar ayrışmaya zorlanmamış, iktidar dışında olanlar hiç bu denli ‘zulüm’ görülmemişti…

Şimdi ‘Yeni Türkiye’… Ülke nerede, emekçi nerede, öğrenciler nerede, çalışanlar nerede, bilim insanları nerede, ev hanımları nerede, öğrenmeye açılan kapılar nerede? Geçim derdi, yetişmeyen asgari ücret, genç işsizliğin boyutu, küçülen ekmek nerede?

***

O yıllar okullarda müdürler, yardımcıları, öğretmenler eğitime baltalarını indirdiklerinde, izleyen yıllarda bu ülkenin öğretim üyesi ‘bizim için okumamış olanlar daha önemlidir, biz hep okuyanlardan zarar görüyoruz’ demiş, iktidarca ödüllendirmişti! Eğitimin baltalanması, bilimin ufalanması, sorgulamanın unutulması sonucu bugünlere geldik! Bilimden uzak, dilimizi kullanmaktan uzak, gereksinmemizi bilmekten uzak…

Bilmeyi, öğrenmeyi merak etmeyen bir kuşak, her şeyden önce gereksinmesini de tanımaktan uzak olacaktı! Biat edecekti!

Biat sürdükçe her yıl daha da soğuk geçecek!

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN