ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

18 Mart 1915’den, 18 Mart Sonsuza; ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !…
Kuşkusuz ülkemiz için savaşmak, bağımsızlık kazanmak ve bu coşkuyu 1915’den beri yaşamak çok güzel, ama bu ülkede barış içinde yaşamayı, birbirimize karşı sevgi ve saygı gösterebilmeyi de başarmak, becermek çok güzel…Umalım ki Ulu Önderimiz ATATÜRK’ün özdeyişinde olduğu gibi; YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ ilkesini her alanda, her ortamda, özellikle de Türk Ulusu olarak, kendi içimizde yaşama geçirmesini biliriz, yeniden beceririz…
Çanakkale’ye gidildiğinde;
Çanakkale Şehitleri’nin anısına, Türk Ulusu’nun parasal katkılarıyla yapılan görkemli anıt gezilir; Kabe’yi tavaf eden Müslümanlar’dan bile daha coşkuludur yürekler…Çünkü bilinir ki; burada yatan şehitlerimiz canlarını vermeseydiler, ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ne Türk Ulusu, ne de Anadolu ve Rumeli topraklarımızda İslam dini var olamazdı…Ülkemiz için kan döken, can veren gencecik Türk şehitlerimiz için; dilimizde dualar, gözlerimizde yaşlar, ama yüreklerimizde övünç, kıvanç duyguları olacaktır her an ve Çanakkale geçilemeyecektir sonsuza kadar…
Bilindiği gibi biz Türk Ulusu olarak; ülkemizi, devletimizi severiz, savaşta etle tırnak örneği kaynaşırız, dayanışırız da…Nedense barış zamanı, gerçekten barış içinde yaşamayı bazen beceremeyiz, bazen birbirimize sevgide, saygıda özen göstermeyiz, bir de bunu başarabilsek, işte o zaman her şey gerçekten çok daha güzel olacak…
Elbette ki yeniden ULUS OLMAYI BECEREBİLİRSEK !…
Elbette ki NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE söylemini içtenlikle özümseyip, yaşam ve varoluş ilkesi olarak seçersek !…
Bu ülke bölünmez; Çanakkale Geçilmez !…
Çanakkale’ye her gidişimizde;
“57. Alay Şehitliği”ni gezerken, en büyüğü 25 yaşında olan şehitlerimiz için, içimiz titriyor, bir kez daha lanetler yağdırıyoruz PKK’ya, ülkemizi bölmek isteyenlere…Bu ülkenin, bu devletin şehitlerimizin dökülen kanlarıyla kurulduğu gerçeğine karşın; bu ülkeye, bu ulusa verdikleri zarar nedeniyle…
Ulu Önderimiz ATATÜRK’ün “GAZİ” ünvanını aldığı yerlerde bulunmak, O’nu ve şehitlerimizi saygıyla anmak; dillerimizden bir kez daha NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözlerinin dökülmesine neden oluyor…
Zaman mı yitip giden, yoksa yaşam mı?…
Ya harcanan?… Bizler miyiz, yoksa zaman mı?…
Yine de mutlu bir Dünya ummak insan soyu için…
Güvenli bir gelecek; savaşsız, sömürüsüz…
Güzel düşler görmek yerine, güzel bir Dünya’da yaşamak…
Yenilenen yıllar olsun; kinler, düşmanlıklar değil…
Analım her yıl 18 Mart’larda geçmişi;
“Su uyur, düşman uyumaz” diyerek her an uyanık, her an tedbirli
Bu ülke için verilen canlarla, akan kanlarla Çanakkale’de yazılmış olan bu destan; Şanlı Tarihimiz’dir, bir masal değil ki…
Dur Yolcu!
Bilmeden Gelip Geçtiğin Bu Toprak Bir devrin Battığı Yerdir…
Ve
Dur Düşman!…
İster içten gel, ister dıştan
Ola ki el uzatırsan bu ülkenin bütünlüğüne, ulusunun birliğine
Sakın bu ulusun sabrını deneme;
Bil ki enininde, sonunda sen de olacaksın ataların gibi perişan!…
Selma ERDAL; İstanbul, 18 Mart 2016

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN