DOLAR 18,6452 0.01%
EURO 19,6449 0.07%
ALTIN 1.076,83-0,31
BITCOIN 3161430,06%
Adana
22°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Çanakkale Oratoryosu

Çanakkale Oratoryosu

ABONE OL
05 Kasım 2022 17:23
Çanakkale Oratoryosu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çanakkale,

Asırlara uzanır yolculuğun.
Gecenin karanlığında suları yaran sal,
İçinde kırk yiğidi Süleyman Paşa’nın…
Ve Sarı Saltuk, Evronos Bey, Gazi Fazıl.
İşte senin gerçek tarihin böyle başlar.

Giriş kapısı Anadolu’mun,
Geçiş kapısı Avrupa’nın.
Sensin tapusu yurdumun.
İlk defa seninle tanıdı Türk’ü,
Son defa sende öğrendi,
Seni ve beni unutamaz Avrupa.

Ozan : Ezine’de Ahi Yunus,

Tuğçe : Kaşıkçı Baba Kilitbahir’de,

Herkes : Gelibolu’yu bekleyen erleridir.

Fulya : Huzur, sükunet ister gönül erleri.
Yatışları denize karşı,
Gözlemek içindir gemileri.

Herkes : Ey güzel toprak, bedenimsin, tenimsin.
Seninle kucaklaşan erlerinle:
BENİMSİN, BENİMSİN, BENİMSİN…

Selen : Yıl 1914…
Kaynamada bütün Avrupa.
Barut kokusu gelmede dört yandan
Yeryüzü kaynamada ;
ATEŞ, ÖLÜM, KAN …

Merve : Ülkeler sıkarken birbirine yumruğunu
İnsanlık adına insanoğlu,
Veriyor belki son soluğunu…
Savaş çığlıkları yükseliyor gökyüzüne.
Analar, bacılar, dedeler, kan ağlamakta beride.
Hamilton karar vermiş,
Şu boğazların sahibi olacakmış.
Bugün değilse yarın…

Herkes : Geçip Çanakkale’den hesapları
İstanbul’u almak ister İngiliz cenapları…
Sonra hasta adamın mirasını,
Bölüşmekmiş hülyaları…

Hayrullah : Boşalmış beş kıtanın bütün denizleri.
Çanakkale olmuş sanki geçit yeri…
Karadağlı’sı, Fransız’ı, İngiliz’i…
Kendi geldiği yetmiyormuş gibi
Yanında bir de Hintli’si, Zelandalı’sı…

Selen : Her bucaktan mantar gibi bitiyor çelik ordular.
Denizden, gökten topa tutuyordular.
Koç yiğitler, aç toprakları durmadan doyuruyordular.

Fulya : Yurda oluken göğsümüz siper,
Sırtlan gibi bağırıyor gemiler.
Sanki boşaltmada içindeki ateşi,
Bunlar mı Avrupalı, bunlar mı medeni?

Hayrullah : Düşman sevinçle karaya tırmanıyor
Şimdilik sessiz siperlere yürürken
Sevinçle, azamatle,
Sahipsiz köy buldum sanıyor.

Herkes : Ve birden saldırıyor, o aslan Mehmetçik…
Fırtına yaratırken havada mermiler,
Ok gibi fırlamada siperden her nefer.
Bir adım gerilemiyor yerinden
Kahraman Türk askeri.

Ozan : Adım atamaz siperden öteye düşman
Ölmeden en son kahraman.

Herkes : Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma… Nasıl böyle bi imanı boğar?
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.

… İleri Marşı …

Fulya : Birbirine karıştı varlıkla yokluk.
Çelik zırhlılarla iman dolu göğüsler.
Ölen ölür, kalanınsa kanı göğsünü süsler.
Bire beş, beşe on gelmede düşman.
Ortada zaferden eser yok, geride kalan mı ?

Herkes : ÖLÜM, ÖLÜM, ÖLÜM! ÖLÜLER… VE BİR DE KAN.
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak, eğer uğruna ölen varsa vatandır.

Selen : Yaralı bir asker gibi saldırıyor Mehmetçik
Bakmıyor düşmanın sayısına…

Tuğçe : Hamilton haykırıyor:
Ölün, dönmeyin geri !
“Yetişin, bittik!” diye yalvarıyor telsizler
Tükenenin yerine yenisi yükleniyor
Her yüklenişte düşman yeniden ümitleniyor.

Ozan : Mehmetçik ise azaldıkça yeniden bileniyor
Topları susturuyor “Allah Allah” narası.
Kandan başı dönüyor çarpışanların.
Durmazsa bu akın, duracak hayat yarın.

Feyzullah : Toz yerine uçuyor kollar, başlar, bacaklar.
Son ümitle son defa saldırıyor Anzaklar…
Uğrattık Anzakları süngümüzle bozguna.
İlk gününde mıhlandı düşman Arıburnu’na.

Herkes : Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın.
Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.

Merve : Durur mu düşman,
Bir daha, bir daha deneyecek şansını.
Kendi ateşe dokunmuyor nasıl olsa,
Taa Hşnt’ten, Kanada’dan getirmiş maşasını.

Ozan : Bir er, patlamamış bir bombayı geri sallıyor.
Kendi silahıyla düşmanından öç alıyor.
Son harpteki ölüler kalkmamışken ortadan,
Yeni bir akın yaptı düşman Anafartalar’dan
Elden ele geçiyor bazı tepeler,
Otlar gibi süngüden geçiriliyor askerler.

Herkes : Harp şiddetlendi, yeniden saldırıyor, gök, deniz…
Sağlar yetişmeyecek, ölüler! diriliniz…
ATATÜRK :

Feyzullah : BEN SİZE TAARRUZU DEĞİL, ÖLMEYİ EMREDİYORUM.

Herkes : Böyle diyordu Mustafa Kemal erlerine
Hepsi gülerek koştu ölüm siperlerine.
Başka hangi milletin komutanı askerine,
Ölmeyi emrediyorum der savaşmak yerine.
Aslında ölmek esarettir Türk askerine,
Yaşamaksa, destanlar yaratmaktır kaderine.

Fulya : Ezineli Yahya Çavuş derlerdi ona.
Çiftini, çubuğunu vatan, namus bilirdi.
Ona Fransız, İngiliz dendi mi,
Kendi gibi insanoğlu sanırdı.

Herkes : İşte 25 Nisan 1915,
Seddülbahir Köyü’ndeyiz
Altı taburla çıktı kıyıya ingiliz…
Ezineli Yahya Çavuş’a bir siper verdiler.
Etten kemikten bir hisar oldu düşmana.
Altı düşman taburunu on saat kıyıda tuttu,
Atmış üç adsız kahramanla.
“Dur bakalım!” dedi Yahya Çavuş.
Ne öyle aceleniz?
Ordumuza zaman gerek…
Ne kadar geç düşersek toprağa,
O kadar pahalı olur canımız…
Bugün aynı siperde bir abide…
Atmış üç şehitten on sekizi
Yazılı bir yüzünde.
Öbür yüzünde de :

Fulya : Bir kahraman takım ve Yahya Çavuş’tular,
Tam üç alayla burada gönülden vuruştular.
Düşman, tümen sanırdı bu şahane erleri.
Allah’ı arzu ettiler, akşama kavuştular.

Herkes : Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Feyzullah : Ben Mehmet oğlu Seyit’im.
Namus borcumu ödemektir niyetim.
Canımdır bu borçta en son diyetim.
Denizden kuduran ateş cehenneminde
Ödedi diyetini arkadaşlarım, sıra bende.
Daha ne olduğunu anlamadan topun dibinde
İlişti gözüme iki yüz on beş okkalık mermi
Canı çıkmadan koçyiğidin
Vatana borcu biter mi?
“Bismillah” dedim taa yürekten.
Sürdüm namluya birincisini.
Sıyırdı geçti Ocean’ı direkten.
Peşinden ikinci mermiyi gönderdim hedefe,
Hak için atış üçtür diye.
Üçüncü mermi elimde, namlu da hedefte.

Herkes : ŞİMDİ OCEAN SULARIN DİBİNDE BEKLEMEKTE…

Ozan : Sevinçle tırmanıyor düşman Conkbayırı’nı ,
Sanır ki kimse durduramaz bu akını.
Uçarak bir hamlede fundalıklı sırtlardan,
Tam vaktinde yetişti,
“MUSTAFA KEMAL” adlı yüce kahraman.

Feyzullah : Yıldırım sedasıyla dedi : Eşsiz çocuklar!
Önünüzde, biliniz mutlak ölüm var.
Doymayan topraklara akıtıp temiz kanımızı,
Mutlaka kurtaracağız vatanımızı.

Fulya : Üstünlüğü vermeyiz hiçbir savaşımızda.
Öndeyiz, Mustafa Kemal durdukça başımızda.
Gözleri ufku kollar, parmakları enginde,
Arzın göğsü kabarır, O varken üstünde.
Güneş daha kaç kere aydınlatsa cihanı,
Bir kahraman millet ki bu, yazılmaz destanı.
“Boğaz’da ölenlerin torunuyum”demek yeter.
Rabbim, bu kıyıma sebep olanlara tufanlar gönder.

Herkes : SUSUN !.. DİNLEYİN, KONUŞUYOR ÖLÜLER:

Fulya,Ozan,Tuğçe: Niçin, kim için öldük ?

Herkes : Millet yoludur, Hak yoludur, tuttuğumuz yol;
Ey Hak yaşa, ey sevgili millet yaşa……. var ol !

Merve : ÇANAKKALE GEÇİLMEZ ÖNÜNDE EĞİLMEDEN.

Hayrullah : Heybetli ordulara mezar oldu bu toprak.

Herkes : İnsanlığı koruduk biz Çanakkale önünde.
Göğsümüz bir iman kayasıdır.
Dün de, bugün de…

Herkes : Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal !
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal;
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRİYET,
HAKKIDIR HAKK’A TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL!!!


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.