DOLAR 18,6452 0.01%
EURO 19,6449 0.07%
ALTIN 1.076,83-0,31
BITCOIN 3169770,35%
Adana
15°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Çevre Kirliliği

Çevre Kirliliği

ABONE OL
19 Kasım 2022 17:26
Çevre Kirliliği
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çevrebilimciler çevreyi canlı cansız bütün doğal varlıkların ve doğadaki insan yapısı öğelerin bütünü olarak tanımlarlar. Bu çevre çeşitli insan etkinlikleri sonucu oluşan atıklar duman zehirli kimyasal maddeler ve öbür zararlı maddelerle sürekli kirlenmektedir. Toprak su ve hava kirliliğinin yanı sıra gürültü ve radyoaktiflik gibi daha yeni öğeleri de kapsayan çevre kirliliği günümüzde tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmiştir.Özellikle büyük kentlerde ve sanayi bölgelerinde insan sağlığını tehdit eden ciddi boyutlara ulaşan ve 1970’lerden başlayarak geniş kitlelerin ilgisini çeken çevre kirliliği aslında yeni bir sorun değildir. Yeni olan bu kirliliğin tüm dünyada ulaştığı ciddi boyutlar ve insanların bu tehlikenin bilincine varmaya başlamalarıdır.

Ortaçağda kentler çok pisti su kaynakları kirliydi ve salgın hastalıklar hızla yayılırdı. Kentlerin koşulları zamanla iyileştirildi ama Sanayi Devrimi’nden bu yana hızla büyüyen sanayi üretiminin ortaya çıkardığı atıklar çevre kirliliğine yeni boyutlar getirdi. Artan ve belirli kentsel alanlarda yoğunlaşan nüfusun çeşitli etkinlikleri sonunda ortaya çıkan atıkların yok edilmesi gittikçe daha karmaşık soruna dönüştü. Artan enerji gereksinimini karşılamak için kullanılan yakıtların dumanı havayı akarsu ve denizlere boşaltılan atıklar suları kirletti. Kısa sürede çürüyüp ayrışarak doğaya karışan organik atıklara uzun yıllar bozulmadan kalan plastik :-):-):-):-)l cam gibi sanayi atıkları eklendi. Çöplükler geniş alanlara yayıldı. Zehirli kimyasal ve radyoaktif maddelerden oluşan atıklar bütün canlı varlıklar için tehlike oluşturmaya başladı. Kirliliğin en yoğun olduğu yerlerde insanlar ve hayvanlar ölmeye başladı bitkiler kurudu. Doğadaki dengelerin bozulması yaşamı tehdit etmeye başlayınca daha çok sayıda insan çevre kirliliğinin tehlikesi gördü ve bunun önlenmesini istemeye başladı. Çevre kirliliğini önlemenin yolları aranıp bulundu. Ama kirliliği önleyecek bütün önlemler ek harcamalar gerektirdiği ve sanayi üretimini pahalı hale getirdiği için bunların her zaman istekle uygulandığı söylenemez.

Çevre kirliliğini azaltmak için en iyi çözüm atıkların sanayinin hammadde gereksinimini karşılanmakta kullanılmasıdır. Örneğin kullanılmış şişe ve camlar :-):-):-):-)l kağıt ve plastik atıklar bu maddelerin yeniden üretiminde hammadde olarak kullanılabilir. Öte yandan denizlere boşaltılan atıklar önceden arıtılarak zararlı maddelerden temizlenmeli radyoaktif ve zehirli kimyasal atıklar özel koruyucular içinde yer altına gömülmelidir. ABD’deki Love Canal olayı bu tür atıkların tehlikelerini açıkça ortaya koymuştur. New York eyaletinde Niagara Çavlanı yakınında plastik ve kimyasal maddeler üreten bir fabrika 1940’lardan başlayarak atıklarını fabrika yakınındaki eski bir su kanalına boşaltmış daha sonra doldurulan ve üzeri killi toprakla kapatılan kanalın üstünde okullar evler yapılmıştı. Ancak 1971’de zehirli kimyasal atıkların killi topraktan sızdığı ve bölgenin bazıları kansere neden olan kimyasal maddelerle kirlendiği belirlendi. Sonunda Love Canal yöresi felaket yöresi ilan edilerek boşaltıldı. Sızıntıyı önlemek ve kirlenmenin zararlarını gidermek için 20 milyon dolardan fazla para harcandı.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Dr. Efe Kaya: Geleceğin Teknolojisi Zirkonyum !

ÇÖP SORUNU

Büyük bir kentten bir günde toplanan çöpler dağ gibi bir yığın oluşturur. Hastalık taşıyan sinek böcek ve farelerin üremesi için elverişli bir ortam oluşturan bu çöplerin kısa sürede ortadan kaldırılması insan ve çevre sağlığı açısından zorunludur. Üstelik bu çöplerin artık eskisi gibi yalnızca organik atıklardan oluşması sorunun boyutlarını gittikçe genişletmektedir. Yenen sebze ve meyvelerin kabukları eti için kesilen hayvanların postları boynuzları kemikleri bağırsakları ya da çöpe atılan ekmek parçaları ile yemek atıkları zamanla bileşenlerine ayrılarak doğaya karışabilen atıklardır. Oysa doğada uzun yıllar hiç bozulmadan kalan :-):-):-):-)l cam ve plastik eşyalar çevre kirliliği yaratan etkenlerin başında gelir.

Sokak ve caddelerde biriken çöpler yalnız kentleri çirkinleştirmekle kalmaz insan sağlığını tehdit eden birçok tehliaaai de beraberinde getirir. Örneğin sokağa atılan şişe kırıkları ya da paslanmış :-):-):-):-)l parçaları tehlikeli kesikler açabilir. Ayrıca çöplerdeki sebzeler ve hayvansal atıklar çok çabuk çürüdüğünden hem çevreye pis kokular yayar hem de farelerin ve sineklerin üremesini kolaylaştırarak hastalıkların yayılmasında etkili olur. Bu yüzden çevreyi temiz tutmak ve sağlığı korumak amacıyla çöplerin toplanmasını ve yok edilmesini birçok ülkede belediyeler üstlenmiştir. Çöp toplama hizmetinin sıklığı belediye bütçesinden bu işe ayrılan paraya çöp kamyonları ile temizlik işçilerinin sayısına ve iklime bağlıdır. Çöplerin daha çabuk çürüyüp kokuştuğu sıcak ve nemli iklim kuşağındaki ülkelerde çöplerin daha sık toplanması gerekir. Modern çöp kamyonlarında çöpleri parçalayıp sıkıştırarak her kamyonun daha çok çöp toplamasını sağlayan sıkıştırma düzenekleri vardır.

Evlerdeki çöpleri kanalizasyon sistemine bağlı çöp öğütme makineleriyle yok etmek daha da sağlıklı bir yöntemdir. Bu düzeneğin bulunduğu evlerde çöpler hiç biriktirilmeden mutfak lavabolarına dökülür ve küçük bir elektrik motoruyla çalışan öğütücüde öğütülür. Böylece ince toz haline gelen çöpler suyla birlikte kanalizasyon borularına akar. Yalnız :-):-):-):-)l ve plastik atıklar bu makinelerde öğütülemediği gibi çok iri kemiklerde sorun yaratabilir.

Toplanan çöpler eskiden denize dökülürdü. Ancak denizlerin kirlenmesinin sonuçları ortaya çıkınca birçok ülkede denize çöp dökülmesi yasaklandı. Bugün en çok gömme ve yakma yöntemleri kullanılmaktadır. Çöplerin kullanılmayan taş ocaklarına ve benzeri çukurlara gömülmesini içeren gömme yönteminde çöp katmanlar halinde yayıldıktan sonra üstü toprakla kapatılır. Daha sonra toprak yüzeyi düzenlenerek buraları park ve yeşil alan olarak değerlendirilebilir.Yakma yönteminde ise çöpler yakılarak bir enerji kaynağı olarak değerlendirilir. Eski Mısır’da yüzyıllar boyunca Kahire’deki hamamların yakılan çöplerden sağlanan ısıyla ısıtıldığı bilinir. Günümüzde özel fırınlarda yakılan çöpler önce magnetik ayıklayıcıdan geçirilerek içindeki :-):-):-):-)l parçaları ayrılır.Çöp yakma fırınlarının hava kirliliğine neden olmaması için bacalarına filtre takılır.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Dr. Efe Kaya: Geleceğin Teknolojisi Zirkonyum !

SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ

Çevre kirliliği tüm dünyanın karşı karşıya olduğu acil çözüm gerektiren bir sorundur. Çok sayıda insan bu konuyla uğraşmakla birlikte birçok hükümetin ve büyük şirketlerin bu konuda yeterli duyarlılığı gösterdiği söylenemez. Çünkü kirliliğe karşı önerilen önlemlerin maliyeti genellikle yüksektir ve şirketlerin karlarını azaltır. Birçok kişi de kirliliğe karşı önlem alınmasını ister ama bunun için yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirmeye yanaşmaz.

Çevre kirliliği geç kalınmadan denetim altına alınmalı ve kirliliğin azaltılmasına çalışılmalıdır. Ama başarılı sonuçlar alabilmek için sanayicilerin bundan doğacak maliyet artışını göze alması ve insanların yaşam biçimlerini değiştirmesi gerekir. Örneğin elektrik santrallerinin bacalarına filtre konularak zararlı dumanlar süzülüp asit yağmuru azaltılabilir ama bu uygulama elektriğin fiyatını yükseltecektir. Öte yandan insanların özel otomobil kullanma alışkanlıklarından vazgeçmeleri de çevre kirliliğinin önlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.

Günümüzde kirliliğe neden olan pek çok madde vardır. Bilim adamları bunları kullanmaktan kaçınmak ya da zararlarını ortadan kaldırmak için yeni yollar bularak insanın altüst ettiği doğal dengeyi yeniden kurmaya çalışmaktadırlar.
Çevre kirliliğinin önlenmesi için uluslar arası alanda çalışmalar yürütülmektedir. 1972’de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı’na 130’dan çok ülkeden temsilciler katılarak çevre sorunlarını ve bu konuda alınması gereken önlemleri görüştüler. Konuya ilgiyi canlı tutmak için konferansın toplandığı 5 Haziran günü her yıl Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.

Birçok ülkede çevre kirliliğini önlemek amacıyla yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye’de bu konu ilk kez 1971 tarihli Su Ürünleri Kanunu’nda açıkça ele alındı. 1982 Anayasası’nın 56. maddesinde ise “çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir” hükmü yer alıyordu. 1983’te çıkarılan Çevre Kanunu ile çevrenin korunmasına ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin ayrıntılı önlem ve düzenlemeler getirildi. Bu alanlardaki çalışmalar 1978’de kurulan Çevre Müdürlüğü’nce yürütülmektedir


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.