Cici demokrasi 

Cici demokrasi 

Üzeyir Lokman ÇAYCI

Amerikan püskülü size çok yakıştı. Emperyalist fiyaka cuk diye üstünüze oturdu. Hergün icazet ve  talimat alarak ülke yönetme yeteneğinize hayranım. Sizin emperyalistlere olan yüksek teslimiyetciliğinizi, sadakatınızı onurlandırmak için 40 gün 40 gece tören yapılsa az ! Fakir gelip zengin gitmek için gösterdiğiniz hassasiyetleri, devlet malını koruyuculuğunuzu, kul hakları için tir tir titrediğınizi biliyorum.  Sizi hiç bir zaman milyarlık yüzüklerle, ünlü markalardan ayakkabılarla, pahalı elbiselerle kimse görmedi. Göremezler de ! Sağda solda gemiciklerinizden bahsetseler de bu söylentilere sizi çok yakından tanıyan biri olarak inanmam mümkün değil ! Peygamberimizin (S.A.) «Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.« sözüne gösterdiğiniz sadakat dillere destan oldu. Cici demokrasi sizin sevgi dolu hitaplarınızla kemâle erdi. Öfkeyi, kini, düşmanlığı, tahammülsüzlükleri kendinize rehber yapmanız çok hoş karşılandı. Bu sebeple size dokunmayı ibadet sayanlar, sizi peygamber gibi görenler bile oldu. Örnek kişiliğinizle hukukun rafa kaldırılması, adaletin taban tahtası yapılması,  bazı hakimlerin kendilerine bile hakim olamadıklarını gündeme getirdi. Tatlı dilinizle halk iradesi yükseklerde yer buldu. Cici demokrasiyi oturttuğunuz mekanlardan adalet fışkıryor. Ülkemizin her yerinde açtığınız fabrikalardan çıkan dumanlar gökyüzünde şükran halkaları çiziyor.

 

Bayrak sevginiz, Atatürk’e duyduğunuz derin hayranlıklar,  Türkiye Cumhuriyetine duyduğunuz bağlılıklar boy boy gazetelere yansıyor. Memlekette oluşturulan huzur, neşe insanlarımızın aile birlikteliğini kökleştirmeye vesile oldu. Sizin üstün vasfınız, konuşmalarınızdaki incelik, davranışlarınızdaki kibarlık, Fizan’da bile dilden dile dolaşıyor.

Irak’ta 2 Milyon Müslüman’ın dünyayı terketmesi için gösterdiğiniz fedakârlıklar, onların dünyaya veda etmelerine sebep olanlara yaptığınız dualar şeytanîleşmış sevdiklerinizin kâlplerinde yer buldu. Bu yönde aldığınız ödüller, gösterilen taltifler az bile…

Tayin bekleyen öğretmenlere verdiğiniz muhteşem cevaplar, dayılanmalar, tepedenlikler size olan saygının dozunu artırmaya yetiyor! İslâm külahı ile, kimlerle kol kola olduğunuzu bilen yetimler, öksüzler, dullar, şehit anne ve babaları sizi gece gündüz dua ede ede yorgun düştüler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Emekli Zahit

Bir gün önce söylediğinizi bir gün sonra yalanlamanız, çark etmeniz, başka bir kaldırıma geçmeniz sizin tavırlarıniza alışanlar tarafından artık yadırganmıyor.

Cici demokrasi sayenizde güm diye yerine oturdu.  Merkepler, inekler, öküzler, koyunlar keçiler rahatlıkla bereketli topraklarımıza yaptığınız yatırımlar, üretime verdiğiniz destekler sebebiyle rahat rahat saman, ot, arpa ile beslenebiliyorlar. Koskoca ülkemizde her konuda  sorunsuz olan çiftçilerimiz size şükranlarını sunabilmek için sıraya girdiler.

İlmi kaybeden zulme yakalanır diyen büyüklerimizi her an için anma duyarlılığınız, elektrik kontağından çıktiğı söylenilerek teker teker yakilan asırlık binaların, üniversitelerin gölgelerinde şekilleniyor! Çizgiler sapık çıktı… Saltanat kayıkları tımarhane önlerinde soluklandırılıyorlar. Geceleri gündüzlere taşımak için gösterilen gayretler çokertildi, renksizler boşlukta yurüyen insanlara sataşıyorlar!

 

İçinizdeki kötülükleri istediğiniz yere boşaltın! Sizi insan olarak kimse bugün için sorgulayamaz…

 

Tazyikli kumlu su ile saldırının bir işkence metodu olduğunu belki biliyorsunuzdur. Bunu bilenlere sorun. Her bir kum tanesinin vücuda kuvvetli dokunuşu ile gizli iç yaralamalar oluşturduğu ve ilerde katili belli olmayan ölümlere sebep olabileceğini gayet iyi biliyorsunuz.

Silivri’de tazyikli kumlu su ile yaşlı, hasta ve çocuk demeden masum halka ikram ettiğiniz nazik saldırılar dindarlığınızı güçlendirdi. Tanrılaştırdığınız kapitalistlerin verdikleri yüzlerce gaz bombasıyla, vatanseverleri perişan etme şerefi, mağdurlara kâbus yaşatma yüceliği aziz Türk Milletine olan bağlılığınızın seviyesini ve derecesini dünyaya duyurdu.

 

Anayasa’nızın kişinin hakları ve ödevleri, dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı hakkındaki 17. maddesi «Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.» hükmüne uymama kabadayılığı gösterenler üzerine yandaş gazeteler bir kelime dahi yazmayacaklar…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SOPA…

 

Cici demokrasinin cilvesi başınıza sarık, gövdenize cübbe olacak. Şalvarlaşan ahlâk, donlaşan ilişkiler tepeden tırnağınıza kadar her noktanıza dokunacaklar. Siz bugün artık Şa’bansınız…

Hiçbir konuyu halka sormanıza gerek yok, millet iradesini «sam yelleri»  alıp götürdü. Keyfilikte, milletinize olan düşmanlıkta çok rahatsınız! Boyunuzun ölçüsünü Azrail (A.S.) alıncaya kadar sorumsuzca yaşayın. Cici demokrasi sizin gibi üstün vasıflı kışileri istedikleri yere kadar taşıyacak gibi görünüyor. Bahtınız açık olsun!

Hırslarınızı,  muhakeme salonlarında infilak edinceye kadar kötülüklerle, iftiralarla, zulümlerle besleyin

Baskılarınız çekilemeyecek, zulümleriniz taşınamayacak hâle gelinceye, ihanetleriniz zirveye çıkıncaya kadar o ciddi yolda, emperyalistlerle kol kola, Obama’nın özlediğiniz seslerini duya duya tereddütsüz yürüyün.

Rahmetli Kemal Sunal’ın ciddi halini İstanbul, Taksim’deki Kuaför andre’de çok yakından gören bir kişi olarak sizin ciddi olmayan hallerinizi de siyaset filmlerinde seyrede seyrede yaptığım resimler karardı, çizgilerim biçimsizce kalınlaştı, beddualarım yürek hareketi gibi hâllere dönüştü.

Bu millete yaşattıklarınız, ölmeden öldürdükleriniz, ayaklarınızın altına alıp çürüttükleriniz, Suriye’den, Libya’dan, Türkiye’den dünyaya seyrettikleriniz, teröristlerle birliktelikleriniz dillere destan oldu. Harap olan gönüller, üzerlerine bomba yağdırdığınız insan denen güller, silahlandırdığınız deliler size nice nice unvanlar yükleyecekler.

 

Bor’da 46 yıl önce pazar yerine giderken yol üstünde salı günleri bir âma oturduğu köşeden insanlara şöyle seslenirdi : Ne verirsen elinle, o gider seninle! Bunu size duyurmak benim görevim!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın