ÇOK…

ÇOK…

Sınava girenlerin verilen ‘zamandan’ dolayı, soruların tamamını okuyamadıklarını duymayan yoktur; daha çok ‘zaman’ istenmesi ondandır.

Çalışanlara verilen ‘ücretin’, gereksinmeleri sağlamaya yetmediğini bilmeyen yoktur; daha çok  ‘ücret’ istemeleri ondandır.

Daha çok ‘zaman’, daha ‘çok’ ücret istenebilir…

Soru başına bir yerine iki dakka verirsiniz, ya da ücretliye ‘insanca’ yaşamını sürdürebileceği bedel verirsiniz de…

Daha çok ‘özgürlük’,

Daha çok ‘huzur’,

Daha çok ‘hak’,

Daha çok ‘adalet’,

Daha çok ‘iş’,

Daha çok ‘aş’ denildiğinde kopuyorum, tüm çabadan, tüm uğraştan, tüm verilen emekten!

Nasıl bir şey ki daha çok özgürlük, huzur, hak, adalet?

Var mı böyle bir şey?



***

Bundan bir süre önce Kozan Ekspres Gazetesi’nin gecesinde, geçmişte kentimizdeki bir üniversitenin rektörlüğünü yapmış bir akademisyen; bir basın emekçisine ödülünü vermek için çağrıldığında, kendince basına eleştiriler yapmış, sözde basın emekçilerine ‘yol’ gösteren sözler söylemişti!

Neydi anlattığı,

Kimlere atıyordu,

Bu konuşmayı yapmasının gerekçesi neydi?

Üniversitede rektörlük yaptığı dönemde, basının üzerine gittiğini, basının haksızlığını, kendinin dürüstlüğünü…

Neler anlatmadı ki?

Bir de daldan dala konarak!

Orada en güzel yanıtı da Özcan Aladağ vermişti’

‘Burası anlattıklarınızın yeri değil, böyle bir ortamda bunları konuşmanızdan dolayı üzüldüm’ demekle yetinmişti.

***

Buraya nereden geldim?

Rektörün mikrofon ‘tutkusunu’ bilmeyen, ağzından çıkanları ölçüp-tartmadan konuşmasından rahatsız olmayan yoktu!

Nasıl rektör olmuştu,

Akademisyenlik derecesi neydi,

İktidara yakın olmasa bu ‘görev’ verilebilir miydi?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Buna benzer bir sürü soru dizilebilir!

24 Haziran seçimde, partisinin belirlediği aday listesinin ön sıralarında yer bulmuş kimi adaylar, ‘seçilebilme’ güvencesi de olunca yazdıklarını, konuştuklarını ölçüp-tartmadan seçmenle paylaşmakta en küçük bir kuşku duymuyorlar!

Biri düşünde görse inanmayacağı biçimde rektör olmuş!

Diğeri partiliye sorulsa listeye girmesi bir düş de olsa, partisinin genel başkanınca kazanacağı sıraya konulmuş!

‘Daha çok özgürlük, huzur, hak, adalet’ ten söz ediyor!

***

Çok özgürlük nedir,

Çok huzur nedir,

Çok adalet nedir,

Çok hak nedir?

Özgürlüğün, huzurun, adaletin, hakkın ‘çokluğu’ nedir?

Of kapitalizm of…

Tüm doyumsuzluklarını sistemin içine öyle bir çekip, öyle bir ‘yandaş’ buluyorsun ki; özgürlüğü, huzuru, hakkı, adaleti elinden alınmışlar bile ‘senin’ doyumsuzluğuna kanıp, senin isteklerine ulaşacaklarmış gibi kandırılıyor!

Oysa…

Ya özgürsün, ya tutsak…

Ya huzurlusun, ya huzursuz…

Arası yok!



BAYRAKLAR, POSTERLER…

Sokakların, caddelerin, geniş alanların bayraklarla, posterlerle süslenmiş olması ne çirkin, ne kandırıkçı ne savurgan…

Bir daha bana ‘yoksulluktan’ söz etmeyin! Bir daha bana ülkenin içindeki ekonomik sıkıntıdan da söz etmeyin! Bir daha bana damdaki delikten, bir daha bana kemer sıkmaktan söz etmeyin… Biz ‘çok’ varsıl bir ülkeyiz! Öylesine varsıl, öylesine bolluk içerisinde olan bir ülkeyiz ki; dört gün sonra belediyenin çöp arabalarının toplayacağı, üstelik insanlığa ‘hiçbir’ katkısı olmayacağı bilinen, belediye çalışanlarının ‘çok’ zamanını alacağı bu bayraklara, bu posterlere öylesine harcama yaptı ki hem partiler, hem de adaylar… Benden rakam sormayın, boş verin sizler de rakamı merak etmeyin! Biz büyük ülkeyiz! Biz dünyanın kıskandığı büyümeyi gerçekleştiren bir ülkeyiz! Biz köprüler, duble yollar, aç olanları doyurmak için kafeler, düşmanları çatlatan tüneller yapan bir ülkeyiz! Beş gençten biri işsizmiş, asgari ücret açlık sınırının altındaymış, eğitim sistemi talanmış, iş bulmak için hükümete yakınlık gerekmiş, işadamları ülkeyi terk ediyormuş, sokak tedirginmiş, hasta müşteriymiş, gelecek korkusu yaygınmış… Geçin tüm bunları!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

Bu çirkinlik seçmeni ne denli etkiler ki?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın