Demokrasilerde Görüş Farklılığı

Demokrasilerde Görüş Farklılığı

Demokrasi, herkesin görüşlerini özgürce açıklayabildiği, düşüncelerinin propagandasını yapabildiği, kendisine, hiçbir baskı olmadan taraftar toplayabildiği yönetim biçimidir. Görüşlere, düşüncelere sınır konamaz. Demokrasilerde bir ideolojinin düşünceleri, kitlelere zorla dayatılamaz. Bir tek ideolojinin egemen olduğu toplumlarda demokrasiden söz edilemez.

Sağcı da olacaktır demokrasilerde, solcu da: Dindar da olacaktır, Herkes düşüncesini korkmadan, çekinmeden ortaya koyacaktır. Seçimi, halka bırakacaktır. Demokrasi acımasız bir rekabeti gerektirdiğinden; herkes, her şeyin en iyisini yapmaya çalışacaktır. Sağlam bir ekonomi, tutarlı bir eğitim ve sağlık, özgür bir kültür politikası oluşturmaya çalışacaktır. Halktan oy almanın, iktidara gelmenin başka yolu yoktur. Toplum; kendisini en çok rahatlatacak, ülkeyi en iyi kalkındıracak, uluslararası alanda ülkenin onurunu koruyacak görüşleri benimser.



Avrupa, bugünkü refah düzeyine, karşıt görüşlere izin verdiği, farklılıkları içine sindirdiği için ulaştı. Karşıtlıklardan, farklılıklardan yeni bir sentez oluşturdu. Sosyalistler, sosyal demokratlar yepyeni bir dünya görüşü ortaya koyunca, sağcı partiler de kendilerini sürekli yenileme, geliştirme gereği duydu. Bu ideolojilerin rekabeti, topluma zenginlik getirdi.
AB ülkelerine bir baktığımızda Çalışanlar, pastadan daha fazla pay koparabilmek için daha çok üretti. Üniversiteler ve araştırma kuruluşları daha çok mal üreten teknolojiler geliştirdi ve işverenlerin kullanımına sundu. Böylece; hem çalışanların alım gücü arttı, hem üretim fazlalaştı, hem de teknolojik ürünler sıradan insanların yaşamına girdi. İdeolojilerarası mücadele, ülkelerde topyekûn kalkınmayı sağladı.

Türk toplumu, biraz da olsa dünyadaki değişimi, dönüşümü kavrayabildi. Ülkelerin, ancak demokratikleştikçe, sivil toplum örgütlerini güçlendirdikçe, her görüşe ifade hakkı tanıdıkça geliştiğini anladı. Fakat Türk politikacıları ile sivil bürokratlar, halen bu olgunluğa erişemedi. Bir başka deyişle; ülkeyi yönetenler, insanların kaderlerine hükmedenler toplumun gerisinde kaldı. Bu da, her geçen gün Toplum sancılanmaya devam ederken ben birlim, ben istediğimi yaparım, Güç bende gibi kavramlar var olduğu sürece toplumda ne sivil toplum örgütlerinin,ne sanayicinin, nede iş adamlarını önünü açmaya yol açmaz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

Dünyadaki değişim ve dönüşüm, sel gibi hızını her geçen yıl biraz daha artırıyor. Türk yöneticileri de, bu selin önünü yapay setlerle kesmeye çalışıyor. Bu da, yalnız kendilerine değil, bütün Türkiye’ye zaman kaybettiriyor. Devir, gelişmeleri engelleme devri değil. Aksine uyum sağlama, hatta değişimleri yönlendirme devri. Dünyadaki değişim, dönüşüm, bizim irademizle gerçekleşmiyor çünkü. Bize rağmen, bizim dışımızda oluşuyor. Su başını tutanlar tarafından biçimlendiriliyor, yeni dünyanın yeni düzeni. Dolayısıyla; değişimin, dönüşümün miktarını ya da şiddetini onlar ayarlıyor.



Politikacıların ve sivil bürokratların başını kumdan çıkarma zamanı geldi artık. Gaflet uykusundan uyanma zamanı geldi. Akıntıya karşı kürek çekmekten vazgeçip, toplumu selin akışına göre yönlendirme zamanı geldi. Değişime, dönüşüme, yeniden yapılanmaya direnmeyi sürdürmemiz durumunda, birgün sele kapılacağız ve boğulup gideceğiz. Politikacılar ve sivil bürokratların günahının bedelini, koca bir toplum ödeyecek. Buna da kimsenin hakkı yok.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın