Demokrasiyi İslam’a Tercih mi Var?    

Demokrasiyi İslam’a Tercih mi Var?    

Nurcu bilinen arkadaşımıza ”Kim demokrattır?” sorusunu sormuşlar herhalde ki, arkadaşımız kimlerin demokrat olduğunu bir güzel(!) anlatıvermiş.

Bugüne kadar sözlüklerden, ansiklopedilerden öğrendiğimiz ‘demokrat’ tarifini, nurcu bilinen arkadaşımızın fikir dalgalarında boğulmamak için, zihnimizden atmamız gerekebilir.

Nurcu arkadaşımız demokrat konulu yazısının daha birinci maddesinde. ‘Gerçek demokrat kişi’ ifadesini kullanmış. Eğer demokratın gerçeği varsa sahtesi de var demektir. O zaman, demokratım diyen her kişinin demokrat olduğuna inanmakta beis yok. Arkadaşımız, beğenilmeyen demokrat kişileri ortalıkta fazla gördüğünde ”işte bu sahte demokrattır” deyip uyarıda bulunabilir. Ve nitekim, siyasal İslamcı etiketi takınmış kişileri örnek etmiş, ”bunlar demokrat olabilir mi?” serzenişiyle, onların gerçek demokrat safında olamayacacaklarını ima etmiş. Öyleyse ‘sahte’ demokrat olarak bilmek gerekir siyasal İslamcıları ki; bu da onları demokrat safında kabulünü gerektirir. Ha gerçek, ha sahte… Demokrat ya!..

Demokratlık çerçevesinde yer edinen demokratların gerçeği ve sahtesi var ise, gerçek bilinenlerin de iyisi kötüsü vardır muhakkak. Akıllısı aptalı da olabilir. Kanunlardan anlayanı anlamayanı da.

Nurcu arkadaşımız, ‘gerçek demokrat’ dediği kişinin özelliklerini şöyle anlatmış: ”İnsan hak ve hürriyetine saygı gösteren… gücünü hak ve hukuktan alan… adalet, hürriyet, eşitlik insan hakları din ve vicdan hürriyeti gibi evrensel değerleri özümseyen, savunan ve onları hayata geçirendir”.

Peki ‘Müslüman’ kişinin hangi özellikleri olabilir o zaman? Yani, insan hak ve hürriyetine saygı göstermeyen, gücünü hak ve hukuktan almayan kişi midir müslüman? Adalet kavramını bilmeyen, din ve vicdan hürriyetini es geçen midir müslüman? Halbuki, Kur’an’ın istediği dört esastan birinin ‘adalet’ olduğu dersini risalelerden aldık. Bunu ders alanların gazetesinin sayfasında gerçek demokrat tanımının bu şekilde yapılması, ”Din olarak size İslam’ı seçtim” Rabb tavsiyesinin, demokrat olmaklığa dönüştürülüyor hissini zihne verebilir.  Mesela şu sorulur: Yönetime gelenler, evrensel değerleri hayata geçirdiğinde müslüman olarak mı bilinecekler yoksa demokrat olarak mı?

Nurcu arkadaşımız, ‘demokrat’ hakkındaki bilgilendirmesini yaparken Said Nursi’nin Sultan Abdulhamid zamanındaki meşrutiyet fikrini mehaz göstermiş. Said Nursi için kullandığı ifade şu: ”demokrasi manasında meşrutiyeti ve şeriatı birbiriyle bağdaştıran Bediüzzaman…”. Nurcu arkadaşımızın yazısında bu ifadeyi okuduktan sonra başkalarının Said Nursi’yi kötü bilmelerine şaşmamalı.

Şeriat, hukuk demektir. Meşrutiyet ise yönetimin hukuk çerçevesinde icrasını öngörür. 1908’deki meşruti düzenleme dile getirildiğinde, Osmanlı’nın 1908 yılına kadar hukuk -şeriat- dışında yani keyfi icrada bulunduğu da belirtilmiş olur. İşte o zaman, her fırsatta itiraz edilen Cumhuriyet Halk Partisi yönetimiyle Sultan Abdulhamit yönetimi arasında fark kalmaz.

Bugün ülkede demokrasi var; gerçeğiyle sahtesiyle bol miktarda demokrat da var. Henüz ”en yüksek gür sada İslam’ın sadası olacak” sözünü anlayan yok.

İbrahim Faik Bayav

(13.03.2015 17:04)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın