Deniz Gezmişler ve Hızır, İlyas Peygamberler

Deniz Gezmişler ve Hızır, İlyas Peygamberler

Bizim nesil için Hıdrellez hem güzel hem de kötü anıları çağrıştırır. Çocukluğumuzun en güzel anıları hafızamızda canlanırken 1972 hıdrellezi ile o güzel anıların yarattığı duygularımızın nasıl tepetaklak oluşunu hatırlarız.

Çocukluğum, gençliğim Bakırköy, Zuhurat Baba mahallesinde geçti. Bakırköy Akıl Hastanesi diye bilinen Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bu mahallenin komşusuydu. Hastanenin çok güzel bir koruluğu vardı. Bu koruluk bizim mahallenin ve çevre mahallelerin piknik alanıydı. Durum böyle olunca Hıdrellez büyük kalabalıklarla burada kutlanılırdı.

Nur Sağlamer – Sanatçı, Yazar, KozanBilgi.Net Köşe Yazarı

“Mahallede dini, mezhebi, kökeni, akli durumu ne olursa olsun yıl boyunca büyük, küçük, kadın, erkek herkesin beklediği gün, Hıdrellez Şenliklerinin yapılacağı gündü.   5 Mayıs akşamı başlayan Hıdrellez Şenlikleri, 6 Mayıs günü Akıl Hastanesi’nin koruluğunda hep birlikte yapılan piknik ve eğlencelerle akşama kadar sürerdi. Yaşlı teyzeler, amcalar daha bir heyecanla bekler bu günü. Hızır ve İlyas Peygamberlerin ölümsüzlük suyunu içip ölümsüzlüğe kavuştukları gün olduğundan onlar içinde bir umut kaynağıydı bu gün. Şenlik,  ateşin etrafında şarkılar söyleyerek başlar. Dilek tutularak üstünden atlanan ateş sönmeye yüz tutarken herkes yeteneğini konuşturmaya başlar. Ev isteyen kibrit kutusundan yaptığı ev maketini, para isteyen diktiği cüzdanı, çocuk isteyen kendi yaptığı ve süslediği çaput bebeği gül ağacının altına koyar. Bilirler ki, Hızır Peygamber’in çiçeklerle örülmüş cüppesiyle geçtiği yerlerde ancak, gül ağacı yetişir ve gül ağacının yetiştiği yerlerde onun bereketi vardır.

Suların ve hayvanların koruyucusu İlyas Peygamber’in de elinde uzun asası, keçi derisinden mintanıyla geçtiği yerlerde dereler, nehirler oluştuğuna inandıklarından ertesi gün en yakın akarsuyun bulunduğu Hastane bahçesinin koruluğundaki derenin kenarında toplanırlardı.

Koruluktaki derenin iki yanındaki kavak ağaçlarının baharda yayılan tüylerinin insanlarda yarattığı kaşıntı yine derenin sularıyla giderilirdi. Ta ki derenin geliş yolu üzerinde kurulan meşrubat fabrikaları, zehirli atıklarını bu dereye salana dek.

Hıdrellez sabahı haşlanmış yumurta, peynir, domates, biber, börek, kurabiye dolu bez torbalar çimenlerin üzerine yayılan renk be renk sofra bezlerinin üzerine yayılınca herkesin iştahı kabarır. Yiyecekler komşulara ikram edilirken kadınlar da, yemek yapmaktaki hünerlerini ispatlar konu komşuya.





1972, 5 Mayıs akşamı hıdrellez ateşinin üzerinden atlarken mahallelinin ortak bir dileği vardı; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararının bozulması. Gül ağaçlarının altına bu gençlerin fotoğraflarını koyduktan sonra sessizce evlerine döndüler. 11 yıl önceki 5 Mayıs akşamını hatırladı yaşı 25’in üzerindekiler. 11 yıl öncede yine 3 kişi için dilekler tutulmuştu, idam edilmesinler diye. Göçler, katliamlar, savaşlar yaşamış ya da büyüklerinden dinlemiş mahalle sakinleri.

6 Mayıs sabahı dileklerinin gerçekleşmemiş olduğunu gören mahalleli ilk olarak akıl hastanesinin bahçesine gitmedi hıdrellezi kutlamaya. Gazeteler 8 punto başlıkla kara haberi veriyordu. “İDAM EDİLDİLER” . 3 gencin fotoğrafının altındaki bu yazı Zuhurat Baba mahallesinin üzerine yağmur yüklü bulut gibi indi. İlk defa bir hıdrellez günü yalnız kalan çam ağaçlarından damlayan reçineler,  gözyaşı olup yapıştı göz kapaklarına mahallelinin.

Yaşlılar söyleniyordu sürekli; Bir daha hıdrellez falan yok. İki kere idam edilmesinler diye dilekler tuttuk olmadı, olmadı. Ne yapalım böyle Hızır’la İlyas’ı. Böyle peygamberlik mi olur?”

Alıntı: “Dicle Sen Söyle” romanımdan.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN