Derin Bahçeli, Sığ Kılıçtaroğlu

Derin Bahçeli, Sığ Kılıçtaroğlu

Bugün muhalefeti masaya yatıracağız. Neden mi? Çünkü çok partili hayata geçtiğimizden beri siyasi partilerin görevi;

Örtmek, perdelemek, kandırmak olmuştur.

Böylece;

Milletin kendi kaderine el koyması engellenmektedir.

Bu girişten sonra gelelim günümüz küresel oyuncularına;

Recep’i 2006 yılından beri yazıyoruz. Ekmelettin İhsanoğlu dayatmasından sonra Bahçeli ve Kılıçtaroğlu’nu ele almak şart oldu.

Derin Bahçeli…

Alparslan Türkeş vefat ettiğinde genel başkanlığa sekiz kişi talip olur. Bahçeli diğer adaylara bir defaya mahsus genel başkanlığı kendisine bırakmalarını, bir dönem sonra genel başkanlığı bırakacağını, o zaman istediklerini seçebilecekleri konusunda bir teklif sunar. Adayların çoğunu ikna eder ve genel başkanlık koltuğuna oturur. Genel başkan olduktan sonra ilk işi diğer adayların ekibini tasfiye etmek olur. Bahçeli o günden beri MHP’nin üzerine bir kapak gibi kapatılmış, parti ve teşkilatların enerjisini topraklayıp etkisiz kılmıştır.

Yenidünya düzeni hedefleyen küresel eşkıya;

Bahçeli, ülkücü gençliği koruyorum bahanesi ile sokakları PKK’ya bırakmış, gençlerin en meşru eylemlerini bile “koruma” kılıfıyla engellemiştir.

Bahçeli hakkında çok fazla soru işareti vardır.

Körfez savaşıyla Amerika’nın asıl hedefinin Türkiye olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle 57. Koalisyon hükümeti döneminde Genelkurmay Başkanı olan Hüseyin Kıvrıkoğlu Özel Kuvvetleri millileştirmiştir. Özel Kuvvetlerde dominat etkisini kaybeden Amerika’nın Kıvrıkoğlu’nu hedefe koymasının gerçek nedeni budur. Amerikan derin güçlerinin itiraf ettiği gibi, Kıvrıkoğlu’nu öldürmeyi bile düşünmüşlerdir. Ergenekon şemasında ismi en başa konmak istenmiş, perde gerisinde bu tezgaha teslim olmayacağını söylediği için isminin üstünü etiketlemek zorunda kalmışlardır.

Özel Kuvvetlerin kalbi olan “kozmik odaya” Arınç’a suikast tezgahı ile bu yüzden girilmiştir.

Peki, Hüseyin Kıvrıkoğlu ile Bahçeli ismi ne zaman bir araya gelmiştir?

Partisinin başında “milliyetçi” bulunan Bahçeli, Kıvrıkoğlu’nun görevinin iki yıl uzatılması için hazırlanan kararnameyi“im-za-la-maz…” Bekletir(!).. Derviş ve ekibi, yani sabetayistlerin dümeniyle zayıflayan koalisyonun ipini Bahçeli çeker. Koalisyon yıkılır. Bahçeli ve partisi seçimlerde meclis dışında kalır.

Amerika ile çıkarlarımız ortak diyen Hilmi Özkök ve perde gerisinde Bahçeli… İngiliz Kraliçesinin Gül’ünü Çankaya’ya oturtan Bahçeli…

Türk Milletinin milli bayramları yasaklandı, Bahçeli yoktu.

Ülkenin direniş kaleleri Ergenekon tezgahı ile bertaraf edildi. Bahçeli gıkını çıkarmadı. Türk Ordusuna operasyon yapıldı. Bahçeli  gene yoktu. Sizler Bahçeli’nin ağzından hiç Atatürk sözü duyuyor musunuz?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

 

Bahçeli seçimlerde mason isimleri ilk sıraya koyarken, milli kesimleri seçilemeyecekleri sıralara koyarak tasfiye etti.  Murat Başeskioğlu… AKP’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı… Önce MHP’li, sonra ANAP’lı, sonra AKP’li… Şimdi MHP’li… AKP’den transfer olduktan sonra bir tek önerge vermeyen, AKP’nin tüm rezilliklerini bilmesine rağmen ağzını açmayan zat… Ve AKP’li olduğu süreçte Öcalan’a gizli af dahil, birçok ihanet yasalarına imza koyan şahıs… Şimdi MHP’de… Neden, niçin?

SIĞ KILÇIÇDAROĞLU

Bu isim Baykal’a yapılan bir operasyon sonucu CHP’nin Genel Başkanlığına oturtulmuş şahıstır.  Baykal döneminde“Kılıçdaroğlu Baykal’ın yerine hazırlanıyor” diye yazmıştım. Küresel çeteye “Türk Milleti’ni Tunceli de katil ilan ederek SELAM çakmış, göreve hazırım” mesajı yollamıştır. Soros destekli TESEV’in üyesi olan Kılıçdaroğlu parti üst yönetimine Soros’un elemanlarını, etnik Kürtçüleri getirdi. Milli, Atatürkçü kanat “tu, kaka” oldu.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’si etnik milliyetçilik, yani Kürtçülüğe dolaylı destek vermektedir.

AKP’nin açılımdan sorumlu bölücü bakanı Beşir Atalay ne demişti?

“10 Yıldır CHP ve MHP ile birlikte sessiz bir devrim yaptık.”

İhaneti bu cümleden daha iyi kimse ifade edemezdi.

CHP ve MHP bu söze karşı sessiz kalarak onay vermiştir.

Millet Ebu Cehil’in Çankaya’ya çıkmasını engelleyecek bir aday beklerken, çare diye sunula sunula Ebu Süfyan’ı sundular. Bu zekaya ancak ALKIŞ, ALKIŞ diyebiliriz(!)..

Buldukları aday bir de intihalci, yani fikir hırsızı çıktı iyi mi? Başka türlü olsa şaşardım. Çünkü “çalmak”siyasi İslamcıların olmazsa olmazı, yani Amentüsü haline gelmiştir. Çalma imkanı bulamayanlar da çalanları alkışlayarak tatmin oluyor. Sapkınlığın, sapıklığın meşrulaştırıldığı küfür saltanatı…

İşte gerçek Muhammedi olanlar bu gün anlaşılacaktır.

“Ne Ebu Cehil, ne Ebu Süfyan… Tek kişi bile kalsak Hz. Muhammed…” diyenlerle yolumuz birleşecektir..

1919 yıllarında Osmanlı Devleti işgal edilmeye başlandığında, ülkeyi kurtarma derdine düşen bazı zavallılar çareyi ya Amerikan mandasında, ya da İngiliz Mandasında görüyordu.

Günümüzde kendini Milliyetçi, Atatürkçü diye tanımlayan birçok zavallı da;

“Amerikan mandası ile İngiliz mandası arasına sıkışmıştır.”

Dün Erdoğan’a şartsız biat edenlere “koyun” diyenler, bugün Bahçeli ve Kılıçdaroğlu karşısında biat ederek aynı konuma düşmüştür.

“Sirk atları koyundan bile bin beterdir.”

Yazıklar olsun size… Sonunda “yetmez ama evet”çi de oldunuz ya(!)?.

Atatürk’ü böyle mi anladınız siz? Milliyetçiliği böyle mi anladınız siz?

“Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

İngiliz Mandacılarına, Hilafet tuzaklarına teslim olacağınıza, toplanıp genel merkezlerinizi ablukaya almayı ve dümenin hık deyicilerini caydırmayı acaba neden akıl edemiyorsunuz? Zor mu geliyor?

Yarın ülkeye Vahhabi hakim olursa zaten sesinizi hiç çıkaramayacaksınız. Siz aynen böyle devam edin(!).. İngiltere ve tabii ki kuyruğu olan İsrail ile birlikte küresel elit İngiliz Müslümanı bir şahsı Halife yapmaktan çok mutlu olacaktır. Dışı Müslüman, içi İngiliz, patronu küresel eşkıya olan şeytan için en büyük armağanı sunacaksınız.. Hem de Sevr’in yıldönümünde… Erdoğan’a alan temizliği(vatanseverleri saha dışına çıkarma görevi) yaptırıldı nasıl olsa. Şartlar olgunlaştı diye düşünüyor olmalılar.

Medyanın kartelleştirilmesi operasyonunun baş aktörü olan Aydın Doğan’ın Ekmeleddin’e iki yıl önceden“cumhurbaşkanı adayı ol” teklifi sunduğu ortaya çıktı. Ekmeleddin’in yakınında bulunan bir çalışanın Arslan Bulut’a söylediğine göre kendisi ve eşi zaten iki yıldır Cumhurbaşkanı adayı olmak için çalışıyormuş. İçinize sindiriyorsanız, afiyet olsun.

“Ne ABD, ne İngiltere… Tam bağımsız Türkiye.”

YARI AYDIN

“SUÇ VE CEZA ŞAHSİDİR..KİMSEYİ ANASI YA DA BABASININ YAŞAMINI GEREKÇE GÖSTEREREK SUÇLAYAMAYIZ.”

Sevsinler sizin adilliğinizi… İlk bakışta doğru gibi geliyor değil mi? Sorgulamayan insan için ise mutlak doğru geliyor.

MİT bir memuru sadece mesleği, yabancı dile hakimiyeti ve emniyetten aldığı temiz kağıdıyla işe neden almıyor? MİT bir personel alırken adayın yedi sülalesini neden araştırıyor?

Kritik görevlere getirilecek kişilerin aile bağları, ilişkileri, kökleri neden araştırılıyor?

Araştırma sonucunda teyze eşinde bile bir sakınca görülse kişi işe neden alınmıyor?

Bu sorularıma yüreklice, kıvırmadan adam gibi bir cevap verin hele…

Bu işler öyle hukuk fakültelerinde okuduğunuz ders notları ile yorumlanamıyor beyler ve bayanlar… Tarih bileceksin, bu biiir… Psikoloji-pedagoji bileceksin, bu iki… Yabancı istihbaratların kendi içimizden ajan yetiştirirken kimlerin çocuklarına el attığını, hangi argümanlar üzerinden devletine düşman yandaşlar yarattığını da incelemiş olacaksın. Yani istihbarat bilgilerin de olacak?

“Yarım imam dinden, yarım doktor candan eder misali…”

Yarım aydın daha kendi karanlığını yenememiş, millete gaz lambasını projektör niyetine kakalıyor.

 

 

 

 

Bu makale 24 Haziran 2014 tarihinde yayımlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın