Dindarlarda Eksen Var mı ki?  

Dindarlarda Eksen Var mı ki?  

Yavuz Bahadıroğlu’nun yazdıklarından onun ve ahbaplarının iktidarda olduğunu anlıyoruz. Merak etmiş soruyor: ”Hayalimizdeki Türkiye’yi kurabildik mi?” 

Yavuz Bahadıroğlu’na hatırlatayım: Hayaldeki Türkiye’nin kurulabilmesi için, hayal dünyasından çıkılması gerekir.

Şimdi ben sorayım: Hayal dünyasından çıkabildiniz mi Bahadıroğlu? 

Yavuz Bahadıroğlu’ndan, Türkiye’nin ekonomik olarak geliştiği, milli gelirin arttığı bilgisini de alıyoruz.

Valla helal olsun!.. Hayal dünyasından gerçek dünyayı temaşa etmek de bir beceridir!.. Dediğine bakılırsa, dindarı ve dinsizi bu gelişmeden nasibini bir güzel alıyor, zenginleşiyormuş!

Desene ki dindar ile dinsiz arasında fark kalmadı!..

Şimdi şu soruya cevap aranması gerekir: Ahbaplarının iktidarda bulunduğu tam on bir yıl içinde ülkeye dinsizlik mi baskın gelmiş oldu, müslümanlık mı?

Yavuz Bahadıroğlu’nun anlattığına bakılırsa, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ölesiye çalışıyormuş, Türkiye’yi ekonomik olarak geliştiriyormuş!..

Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’yi ekonomik olarak geliştirmek için ölesiye çalıştığının farkındayız efendim!!! Ara sıra televizyon ekranlarından canhıraş feryatlar duyurması bunun işareti zaten. Ama yazık ki, AKP’li çok çevrede ekonomik gelişme, sadece yandaş ve yalakaların semirmesi anlaşılıyor. İş kurdum diye öğünen bazı işadamlarının çalıştırdıklarının haklarını gaspetmesinden ne haber?

Soru: Ekonominin gelişmesine katkı yapan bazıları, düzenbazlığı maharet bilip, hakları gaspedilenleri Türkiye’yi geliştirme manevilası mı sayıyor acaba?

Yavuz Bahadıroğlu, Erdoğan’ın ölesiye çalışması karşısında ‘dindar mütefekkirlerin’ kültürel altyapı oluşturma çalışmasına girmemesine gücenmiş. Onlara ”kültürel altyapı oluşturulmalıydı. O zeminde, geleceğin Türkiye’sini her alanda ve her anlamda taşıyacak fikir/kültür adamları yetiştirilmeliydi” sitemi gönderiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SIR KÂTİBİ İDRİS SABİH BEY

Dindar mütefekkirler?..

Kulağa hoş gelen bir tanımlama bu. Bu tanımlamanın içine kimler giriyor acaba?

Durmadan artan gazetelerin, kurulan televizyon ve radyo istasyonlarının sahiplerinin ‘dindarlar’ olduğu bilgisini de veriyor Bahadıroğlu. Ama bunlar, Bahadıroğlu’nun hayal dünyası çerçevesinde gelişmişliği değil tükenmişliği sergiliyormuş! (Moralhaber 01.03.2013)

Bu nasıl tükenmek ki gün geçtikçe pıtırak gibi çoğalıyorlar? Hem haklarını yemeyelim; sahipleri gerçekten dindar kimseler!.. Kuvvet aldıkları yer, bizim aklımızın eremeyeceği biçimdeki dinleri!.. Hani yukarıda bahsedilmişti ya, dindarı da dinsizi de ekonomik gelişmeden nasipleniyor diye!.. Bahsi edilen televizyon ve radyo sahipleri dinsiz olamayacaklarına göre bal gibi de dindar olmalılar. Başka şıkkı mı var yani?

Aslında ”Bunlar İslam Dini’nin dindarları mıdır?” diye sorulması gerekir. Bahadıroğlu da kafasını hayal dünyasından dışarı şöyle bir uzatır, onların hangi dinin dindarı olduklarını müşahede eder.

İstemesem de çok laf ettim. Çünkü, gençliğimi kitaplarıyla süslediğim Bahadıroğlu, okuyanları sadece hayal dünyasında bırakacak yazılar yazıyor.

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 2 Nisan 2013 tarihinde yayımlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın