Dindarlık kisvesi altında

Dindarlık kisvesi altında

Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

¤  AKP üretmiyor, korumuyor, hatıra kaynaklarını, tarihi, değerleri ayaklar altına alıyor. Tarihî Bor Hükümet binası bu sorumsuzlukla yıkıldı. Şehirciliğin, hizmetin, inancın yanlarından geçmeyenler sorun üretmede; tarihe saygısızlıkta, mezarlarımızı ortadan kaldırmada, tarihi simgeleyen heykeleri insanlarımızın hafızalarından kaçırmada, ağaçlarımızı kesmede oldukça mahirler!

AKP Niğde’de tarihi simgeleyen 22 heykeli bir gecede ortadan kaldırmakla yetinmedi. Yine bir gece içerisinde ne kadar emek verilmiş, büyütülmüş çam ağacı varsa hepsini yoketti!

 

¤  Deniz BAYKAL 14.12.2009 tarihinde yaptığı konuşmasında Recep Tayyip Erdoğan’ın  Suriye’ye giderken  açıkladığı açılım sözünden sonra 26 şehit verdiğimizi söyledi. Bu tarihten sonraki gidişlerinde de bir çok olay yaşadık, şehit verdik… En son Amerika’ya gideceğini açıklamasından sonra da yaklaşık 200 vatandaşımızın ölümüne sebep olan Reyhanlı katliamı oldu. İşte AKP… İşte Recep Tayyip… Bu olaylar bu zihniyetin, hayra, hizmete, fazilete, inanca vasıta olmadıklarını belgeliyor!

 

¤  Emperyalizm hedeflerindeki ülkelerin yöneticilerini maşalaştırıyor, kullanıyor, yanlış adımlar attırıyor, sömürüyor, ülkelerinin insanlarına kötülük yaptırıyor, inanç sistemlerini kargaşalıklar içerisine ittiriyor,  çevredeki ülkelerle çatışmaya götürecek adımlar attırıyor, dengesizleştiriyor, sonra problemler içerisine düşürüyor ve geriden, maşaların ya da o ülkelerin çöküşünü, buhranlarını keyifle izliyor.




¤  AKP gibi emperyalistlerden emir ve talimat alarak Türkiye’nin başına getirilen ve problem üreten bir partiye hizmet ederek ALLAH’a (C.C.) yakınlaşacaklarını zannedenler, dinlerini kaybederek Amerika’ya yakınlaştılar. Ülküleri, ilkeleri, dinleri buharlaşan bu kişiler Türkiye’yi ne denli vahim hâle düşürdüklerini de göremeyecek hale geldiler. Eşlerini, kızkardeşlerini, kızlarını başörtü yerine türbanla rahibeleştirenlerin Amerikalılaşmaları da yadırganmaz hâle geldi. Akılları bedenlerini terketmiş olanlar yarınlarda canlarını, namuslarını, şan ve şereflerini kaybetmeye hazırlanıyorlar. Bir kurşun sıkılmadan Tayyip eliyle bugün için herşeyinizi kaybettiniz. Birbirinizi avutmaya çalışıyorsunuz ey AKP’liler… Ey para, makam ve servet düşkünleri son noktadasınız!

 

¤ Irak’a “kimyasal silah var” diye girdiler, bu nedenle 2 milyon Müslüman katledildi. Sonra basit bir açıklama yapıldı : Bir tek kimyasal silah yokmuş, diye. Pekiyi bu 2 milyon Müslüman’ın hesabını kim soracak veya kim verecek? Şimdi de stratejik bölge olan Suriye için böyle bir yola girdiler ama insaflı insanlar da var. Bakın en yetkili ağız ne diyor : Suriye’de kimyasal silah yok! Bu kimyasal silahları kullanan Suriye karşıtlarıdır, diyor. Yani Recep Tayyip Erdoğan’ın beslediği silahlandırdığı teröristler kullanıyor demek istiyor! Recep Tayyip Erdoğan ABD’ye bak sizin yanınızdayız demek istiyor, onlara şirin görünmek için Suriye’ye ateş püskürüyor? Bu BOP eşbaşkanına sormalı? : Sen kimin yanındasın? Kime hesap vereceksiniz siz? ALLAH’a kulluğunuzu unuttunuz mu? Siz kimin kulusunuz?

¤  Nisa Sûresi, 93. âyet :   Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

 

¤  AKP’li yöneticilerin el attığı her sistem, her kurum, her stratejik  millî unsur birer birer çökertildi. yandaş gazeteler  olumsuz haberleri gerine gerine yüksek habercilik gibi, ya da AKP hükümetinin üstün başarısı gibi size yansıtıyorlar. Gözlerinizin içlerine sokulan iğrenç, tahrip dolu, tehlikeli,  İslâm’a, ahlâka aykırı bu olayları süsleyerek içimize sokuyorlar… Sadece  vah vah diye geçiştiriyoruz. Bunların sorumluları olan, size bölgelerinizde size şirin görünmek için yüksek frekanstan havalar atan, etkileyici kılıklara giren AKP’li yöneticileri, AKP milletvekillerini, hatta hatta bu vahim gidişin durdurulması, duyurulması için tam anlamıyla teşkilatlanmayan, feryat etmeyen bazı muhalefet partilerinin milletvekillerini; muhalefet partilerini ve kendinizi,  insanî usullerle hesaba çekin? Bizi kim, neden bu hâllere düşürdü? Hani dindar gençlik yetiştireceklerini söylüyorlardı? Size tekrar ediyorum, dinden çıkmış Kur’an-ı Kerim’i siyasi hırsları için tahrif eden, Kevser Sûresini kendi siyasi ihtiraslar için yalan yanlış tefsir eden, Bakara Sûresini İsrail lehine yorumlayan din istismarcısı AKP’li yöneticilere ve yandaşlarına asla güvenmeyin! ALLAH (C.C.) rızası için sizi uyarıyorum. AKP’den uzaklaşanlar ALLAH’a (C.C.) yakınlaşırlar!

 

¤  En’âm Sûresi, 21. âyet : Yalan sözlerle Allah’a iftira edenden veya O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe yok ki, zalimler kurtuluşa ermezler.

¤ Bakara Sûresi, 39. âyet :  İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir,  onlar orada ebedi kalırlar.

 

 

Hiçbir insan aptal değildir. Kendilerini ilgilendiren konularda hassasiyet gösterenleri anlayışla karşılamak en az kendimizi kontrol etmek kadar önemlidir.

 

Benim kuşumu şarkılar besler

Onun öküzü düz yolda tökezler

 

Bir hafta önce, yakından tanıdığım Varto’lu bir  vatandaşımızla görüştüm. Bu değerli insan dobra dobra konuşan, inançlı, vatansever bir kişiliğe sahipti. Yarenlik esnasında bana Nazlı Ilıcak’tan bahsetti : «1971 yılında Tercüman gazetesinden Nazlı Ilıcak ve Kemal Ilıcak  buraya geldi. Birlikte bölgemizde bulunan bir otomobil fabrikasına gittik. Fabrikanın yetkilisi büyük şişe içerisinde  yıllanmış bir şarap getirdi. Ve misafirlerine ikram etmek istedi. Orada bulunanlardan hiç kimse büyük kadehe konulan bu şaraptan içmeye cesaret edemedi. Ama Nazlı Ilıcak,  iki büyük kadeh şarabı peşpeşine hiç etti. Buradan ayrıldıktan sonra bana bir teklifte bulundular. “Sen gurbetçi resimlerini çek, bize gönder,  yazı yazmana hiç gerek yok, biz bir şeyler uydurur bunları haber haline getirerek yayınlarız”»

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  IŞILTINIZA SAHİP ÇIKIN

Varto’lu bir  vatandaşımız kendisine verilen görevi 4 – 5 yıl sürdürmüş. Arzu Edenler 1971’den sonraki 4-5 yıllık süre içerisindeki Tercüman Gazetesi arşivlerinden bunu tespit edebilirler. Bu vatandaşımızla ilgili resimli bir yazımı ilerde size sunacağım.

 

1990’lı yıllarda TGRT’de Gazeteci – Yazar Rahim Er,  “Entellektüel Boyut” isimli  programı yönetiyordu. Zaman zaman ben bu programa faksla görüşlerimi iletiyordum. Bu programlardan birinde Nazlı Ilıcak da yer almıştı. Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin durumunu aksettirken Nazlı Ilıcak Türk Milletine «cahil millet» tanımlaması yaptı. Bu benim çok tuhafıma gitti ve hemen bir faksla, «Türk Milleti cahil olamaz, madem cahil olarak görüyorsunuz, o halde sizin milletin cahil kalmasında hiç sorumluluğunuz yok mu? Bir yazar olarak milletin seviyesini yükseltme yönünde neden  bugüne kadar bir gayretiniz olmadı? » sorularını yönelttim. Rahim Er, gönderdiğim mesajı Nazlı Ilıcak’a  hitaben aynen okudu. Nazlı Ilıcak’ın rengi değişti ve sorularıma cevap veremedi. Bunun bende kaydı da var.

 

Her iki durum da birilerinin Türk Milleti’ne bakış açılarını belgelemektedir. Materyalizmin ve kapitalizmin kıskacına girenler için doğru haber, insanları bilgilendirme, toplumu aydınlatma kuşkusu olamaz. Yillanmış iki büyük kadeh şarabı midelerine yuvarlayan bu kimlikteki inançlı görünen insanların  dünyalarında, haram – helâl ilişkileri de yoktur. Dünyayı saltanat alanı gibi görenlerden insanî sorumluluklar, kul haklarına saygı, inanç değerlerini içselleştirme hassasiyeti de göremezsiniz.

 

Ülkenizi kaos kuşatsa, bayrağınızı yaksalar, Türkiye Cumhuriyetine düşmanlık yapılsa, ecdadınıza ve tarihinize ağız dolu, iğrenç küfürler yapılsa, haksızlıklar ve zulüm çevrenizi kuşatsa, bu seviyedeki kişiler asla olumsuzluklara seslerini çıkaramazlar. Aksine, gerekirse zalimin, eşkiyanın, kötünün, hırsızın, adaletsizin, müfterinin, kalleşin, vurguncunun ve şerefsizin yanında yer alarak sizinle savaşırlar.

 

Sizin dindarlığınız ancak yaşadıklarınızla, konuştuklarınızla, davranışlarınızla, birlikte olduğunuz insanlarla, destek olduğunuz unsurlarla belirginleşir.

Suriye’de, Irak’ta,  Libya’da, Irak’ta Müslüman kanı döktüren, Müslüman kanını kendilerine siyasi çıkar aracı  tayin eden yöneticilere destek olan veya bunu marifet bilenlerle aynı yolu paylaşma, “bir görev” onlara göre…

 

Hayatı boyunca İslam’ın içine hiç girmemiş, İslâm içlerine hiç dokunmamış kişileri, belirginleştiren davranışların, uygulamaların, sözlerin, ilişkilerin anlaşılması için İnsanî ve İslâmî hassasiyetler gerek. Kapitalizm, emperyalizm ve materyalizm üçlüsü insanların hayatı okumalarını, ihanetleri tespit etmelerini, sömürüldüklerini anlamalarını çeşitli yollarla, psikolojik vasıtalarla, kültür savaşlarıyla, evlerin içlerine, kadar girerek engelledi.

¤  Rahman Sûresi, 41’inci âyet : Suçlular , simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

 

AKP iktidarda olduğu sürece ülkenizde, çevrenizde, ilinizde kan ve gözyaşı eksik olmayacak!

 

Savaş kör kalplerin sığınağı

Barış aşk türkülerinin dayanağı

 

Ben her yazımda uyardım: Türetilen bilgisayar kahramanları, bu soysuzlaştırıcı düzen içerisinde, yer yer dayanakları olmayan eleştirilerle, bozuk imlâlarıyla, düzgün olmayan cümleleriyle, mantık olmayan ifadeleriyle, isim ve kimlik belirtmeden yazılarımdan rahatsızlık duyduklarını belirttiler.

Reyhanlı olayları Bir şer kapısını açtı. Yani bundan sonra da bu tür olayların tıpkı Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Filistin’de, Suriye’de olduğu gibi, Türkiye’de de yaşanacağının bir belirtisi ya da göstergesiydi.

 

Kendi ülkelerindeki yoksullara kucak açmayanlar başka ülkelerdeki insanları kurtarmaktan bahsediyorlar!

 

Ne demiştim Türkiye Amerikan işgali altında. Artık sizi savunacak ordunuz yok. Size gerçekleri ifade edecek diyanet teşkilatınız yok, sizin güvenliğinızi sağlayacak emniyet teşkilatıniz yok, sizin istikbalinizi düşünecek kendinize ait bir devletiniz yok. Yani bundan böyle kıldığınız namazlar, yaptığınız ibadetler bile tartışmalı ve şüpheli olacak. Dokunulmadık bir kaç şey kaldı. Ezanlarınıza, dininize de yakında dokunacaklar.

Hani içki yasakları dolaşıyor ya, ortalıklarda, bu da İslâm’a bağlılıktan değil, eğer insanlar içer kafayı bulur, kendilerine korkusuzca bize saldırırlar veya ulu orta olup bitenleri söylerler diye korkularından yasaklamak istiyorlar. Siz bir görseniz bazı AKP’li yöneticilerin içki içme bakımından veya haramlar, günahlar içerisinde hangi seviyede olduklarını?  Zaten içki haram diyorlarsa domuz eti de haram, zina da haram, bunlar ne yaptılar? :  Zinayı suç olmaktan çıkardılar. Domuz eti şu an pastalarıniza kadar girdi. Sizin kanınızı, genlerinizi bozma yolunda epey mesafe aldılar. Hanımlarınızı, bir anda başörtüsü yerine rahibe örtüsü türbanlar taktırarak rahibeye benzettiler. Size domuz eti yedirterek kendilerine verilen talimatları yerine getirdiler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ACI ANSIZIN DÜŞER YÜREĞİMİZE

¤  Bakara Sûresi, 168. âyet :  Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.

¤  Mâide Sûresi, 3. âyet  :   Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar –ölmeden yetiştikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar  ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden  (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir.  Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size  dininizi ikmal ettim; üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

 

AKP’li yöneticilerin, bilimsellikten uzak, milletten kopuk, psikolojik şartları umursamayan yüksek politikaları sayesinde, gençlerin  %20’si işsiz, her üç kadından biri şiddete uğruyor. Aile içi şiddet yaygınlaştı. Rüşvet ve yolsuzluk zirveye çıktı. Türkiye’de dindarlık maskesiyle bir iktidarın teröristlerle yaptığı danslar kaygıyla, ibretle izleniyor. AKP Türkiye’nin, Türk Ordusu’nun şan ve şerefini ayaklar altına aldı.

 

İnsanların tefekkürden, şükürden, fikirden, zikirden uzaklaştıkları bir zamanda bir kuşun İhlâs Sûresi okumasından kendilerine bir iman sahası bulduklarını sanırlar. Kendi gırtlaklarından inmeyen ihlâs, din,  iman böyle bir zamanda hiç umursanmaz. ALLAH’tan uzaklaşmanın faturası Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da, Pakistan’da, Filistin’de kesilir, bunu göremezler. Kıblesi Amerika olanların peşlerinden gidilir. Dostları düşman olanlar alkışlanıp sevilir, Kevser Suresi’nin meâlini dahi bilmedikleri hâlde biliyormuş gibi ahkâm kesenler övülür. Sevgili kardeşlerim kendinize sorun “biz kendi yerimizde miyiz? Kimlerin çizdikleri çizgilerin üzerindeyiz?”

° Hûd Sûresi, 113’ncü âyet : Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz.

 

 

2002 yılında Türkiye’deki icra dosyası sayısı 900 000 idi.  2012 yılında dışa bağımlı ve basiretsiz AKP politikalarıyla icra dosyası sayısı 13 855 735’e yükseldi.

 

Sırtında yüktür milletin hileli siyaset

Kendi seçer,  kendi çeker acıları

Rafa kaldırılır dürüstlük ve merhamet

 

Torunlarınıza kadar ödeyemeyeceğiniz borç yükleyen AKP yöneticileri,  10 yılda Türkiye’yi tanınmayacak hâle getirdi! Boş verin bu borçları ödemeyi bunların faizlerini ödemek bile imkansız gibi. Bunun için satmadıkları kalmadı. Üstelik gerçekleri de milletten kaçırıyorlar!

 

Ben demıştim ki, sizi yönetenler Müslüman değil… Ama size Müslüman görünmek için her türlü hileyi, oyunu, entrikayı yandaş medya aracılığıyla sergiliyorlar. Bu kurgu altında yahudi asıllı kişılere bu millet seninle gurur duyuyor sloganları attırmayı bile başardılar. Ben Nazlı İlıcak gibi size cahil diyemiyorum. Gafletinizi üstünüzden atın, gerçek kimliğinize dönün, değerlerinize sahip çıkın, zararın neresinden dönerseniz kârdır diyerek bu AKP tehlikesini demokratik yollarla başınızdan uzaklaştırın. Bunu, oldukça zor olacak ama, particiliği bırakarak, tüm vatanseverlerle işbirlıği yaparak başarabilirsiniz. AKP demek zulüm demek, AKP demek ihanet demek…

AKP’den uzaklaşanlar ALLAH’a yakınlaşırlar!

 

Elinize bir kağıt alın! Sol köşesine adınızı, soyadınızı ve adresinizi yazın. Sağ köşesine bulunduğunuz şehrin ismini ve bugünkü tarihi yazın!

Aşağıya «birinci soru» yazarak «Irak’ta, Libya’da, Suriye’de, Afganistan’da, Pakistan’da  Müslüman çocuklar, kadınlar, insanlar hunharca öldürülürlerken, genç kızlar tecavüze uğrarlarken insan hakları yaygaralarıyla basit konular nedeniyle bazı ülkelerin yollarına düşenler, meydanlarda, cami önlerinde başörtüsü için slogan atanlar şimdi niçin suskunlar? » sorusunu yazın!

Şimdi diğer soruları size ileteceğim :

İkinci soru : Milyonlarca insanı öldüren işgalci ülkelerle  işbirliği yapan, onlara dular eden,  bir kısım ülkelerin Müslüman olduklarını söyleyen yöneticilerinin inançlarından,  insani kimliklerinden duyduğunuz kuşkuyu, bunlara destek olan gazete ve televizyon mensuplarının sorumluluklarının size nasıl yansıdığını  başlıklar halinde belirtin!

Üçüncü soru ise

« Üzerinde yaşadığınız, havasını soluduğunuz ülkenin insanları olarak  tarihte, kendi topraklarını pazarlayacak kadar gözü dönmüş, tersanelerini ve iletişim kurumlarını satacak kadar gafil, topraklarının bütünlüğünü parçalayacak kadar hain, ülkesinin kahramanlarına terörist diyebilecek kadar zalim yöneticileri görmedik» sözünden ne anlıyorsunuz?

 

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun!

 

Paris, 19.05.2013

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın