Diyanet Ciddiyse Reçetesi Doğru Olur

Diyanet Ciddiyse Reçetesi Doğru Olur

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Afrika’nın batısında bulunan Kamerun ülkesine gitmiş. Resmi temasta bulunmuş, cuma günü cuma namazını kıldırıp vaazda bulunmuş. Hutbede işlediği konu, İslam Dini’nin gösterdiği üç kötülükle mücadele imiş.

Görmez’in ‘üç kötülük’ dediği şey, Said Nursi’nin 100 yıl önce Anadolu’nun doğusundaki toplumlara verdiği dersin aynısı: Cehalet, fakirlik, tembellik. Mehmet Görmez, Kamerun’nun Dünya’da iyi seviyede bulunmasını istediğinden, Kamerunluları bu üç kötülükle mücadeleye çağırmış. Çağrı ifadesinde yanlışlık yok. Yanlışlık, kendi ülkesi olan Türkiye’de oluşturulmayan şeyi Kamerun’da istemesidir.

Şimdi bakalım Görmez’in cuma hutbesinde Kamerunlulara ilettiği bazı cümlelerine.

”Cahiliye ve cehalet İslam’ın en büyük düşmanıdır”.

Görmez’in Kanerunlulara bu bilgiyi sunması, orada cehaletin yaygın olduğunu bilmesinden herhalde. Mücadele sonucu cehalet geriletirse, Kamerun Dünya’da iyi seviyeye gelir. Türkiye zaman zaman İngiltere, ABD, Fransa ve Almanya tarafından iyi seviyede olduğu iltifatıyla karşılaşıyor. Oralarda Türkiye sanayisinden ve teknolojisinden örnekler veriliyor. Bu iltifattan, bu gösterilen örneklerden, Türkiye’de cehaletin önüne set sekilmiş anlamını çıkarabilir miyiz? Çin’den uzaya gönderilen uydumuzu izlemek için ODTÜ’ye gelen Türkiye Başbakanı’nın maruz kaldığı kötü olay, Said Nursi’nin uyarısının 100 yıl sonrasında bile, cehaletin kapı gibi önümüzde durduğunun işaretidir. Acaba, cehaleti önleme görevi görmesi gereken ilim mekanları mı cehalet önleyici pozisyonda değiller, yoksa, yönetime gelenlerin ilim istismarcılığı, ilim mekanlarının cehalet gidermesine mani mi oluyor?

”Fakirlik, çalışmamanın tembelliğin bir göstergesidir. Bu sebeple Yüce Allah -İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır- buyurmuştur”.

Said Nursi 100 yıl önce bu hükme varırken bir gerçeği açığa çıkarıyordu herhalde. Öyle sanıyorum ki, insanların çalışmamasının da bir sebebi olmalıydı. 100 yıl sonrası günümüzde, Mehmet Görmez bu hükmü Kamerun’da seslendirdiğinde dikkatli olmalıydı. 17’ci yüzyılda, Avrupalılarca köleleştirilen bir toplumun çalışmadığı, çalışmaktan kaçtığı söylenemez. Bugün, kendi ülkesi Türkiye’de, çalışabilmek, başkasına muhtaç olmamak için çabalayanlar olduğunu bilmiyor mu Görmez? İstismar tellalarının, çalışmak istemekten başka niyeti olmayanları, kendi menfaatleri doğrultusunda yönlendirmeleri, Diyanet tarafından görülmese de, bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Allah’ın -İnsan için çalıştığının karşılığı vardır- buyruğuna iman ederiz elbette. Eğer, çalıştıranlar çalışanların beklediği karşılığı gasp ediyorlarsa, bu olay, Allah’ın o buyruğunu toplumda inkar ettirir. Bunun da müsebbibi Diyanet ve onun Görmez başkanı olur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Emekli Zahit

”Tefrika, toplumun birliğini, dirliğini ve bütünlüğünü sarsan bir kötülüktür”.

Görmez’in seslendirdiği bu hükmü Kamerunlular anlarlar belki. Türkiyedekiler niye anlamamışlar acaba? Dış tehlike yüzünden sarsıntı beklenen Türkiye’de, yek vücut olması gereken dindar taifeler, kazanacakları dünyalık hesabına birbirleriyle dalaşıyorlar. Sen görme bunları, git Kamerunlulara birlik-beraberlik mesajları ver. Burada -güleriz ağlanacak halimize- durumu oluşmuyor mu yani?!

Son söz: Örneği bozuk yerin doğru seslendirmesi olmaz.

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 25 Aralık 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın