Dokuzuncu hariciye koğuşu

Dokuzuncu hariciye koğuşu

1986

PEYAMİ SAFA : (1899-1961) Cumhuriyet Dönemi yazarlarındandır. Romancı. Geniş kültürü ve kuvvetli sezişleriyle duygu ve düşünce planında araştırmalar yapmıştır. Olaya değil tahlile önem verir. Peyami Safa roman yazarı ve gazetecidir. Psikolojik romanlarıyla tanınmıştır. Yazılarında dönemin siyasal etkilerinden etkilenmiştir. İlk romanı Sözde Kızlar’da toplumun bir yarasını deşmiş, Mahşer’de 1.Dünya Savaşı’nın ahlak çöküntülerini incelemiş, otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda hasta genç psikolojisini, Fatih Harbiye’de doğu ile batı arasındaki bocalayışları derinleştirmiş, Bir Tereddüt’ün Romanı’nda 1.Dünya Savaşı sonrası ahlak zayıflığını, bezginlik ve çöküntüyü sebep ve sonuçlara bağlamış, Matmazel Noraya’nın Koltuğu’nda kainat ve varlık problemlerini çözmeye çalışmıştır. Hemen her romanında devirler, anlayışlar ve gelenekler arasında psiko-sosyal karşılaştırmalar yapmıştır. Yalnızız romanında batılılaşma bunalımının yanında telepatiyi de büyük bir başarıyla vermiştir. Peyami Safa’nın bütün eserlerinde batı kültürüne adapte olamamış ama doğuluda kalamamış hasta bir toplum anlatılmıştır. Ayrıca psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve felsefe alanlarında da yazılar yazmıştır. Temel konu olarak insanların düşmüş oldukları kötü durumlardan ders çıkarmayı amaçlamıştır. Yazılarında okuyucuya konu ile ilgili olarak kültür vermeyi amaçlamıştır. Peyami Safa’dan bir kitap okuyan kişi, kitabın türüne göre psikoloji, felsefe ve sosyal yönden kitabın bitiminde, bilgilendirilmiş olmaktadır. DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU ÇOCUKLAR HASTANESİ : “Öğleye doğru muayene odasının önü doldu. Sıralarda oturacak yer kalmadı. Yeni gelenlerde ya ayakta yada hasta çocuklarını dizlerinin üzerinde oturtabilmek için duvar diplerinde çömelmiş. Karanlık dehlizi andıran koridorda sessiz ama acı dolu yaşamlarına boyun eğmiş ama yanındaki kader arkadaşlarına acıyarak bakar vaziyette, yüksek tavanın boyası paralanmaya yüz tutmuş duvarlarından kahırlanarak iyot, ether, yağ, ifrazat kokularıyla dolu hastane kokusunu solumaktalar. Hasta refakatçileri hasta çocuklardan da tedirgin bir vaziyette az sonraki ızdırap dolu muayeneye güya çocukların sırtını veya başını okşayarak hazırlıyorlar. İşte yeni bir sıra daha yani bir kişi daha çağrılıyor. Muayenehanenin kapısı açıldı. Beyaz gömlekli dev adam yüksek sesle sıradaki bir tanesini işaret edip içeri alıyor. Kahramanımızda onların arasındadır. Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdü her zaman.” YALNIZ ÇOCUĞUN AZABI : “Bende onların arasındayım ve o hasta çocuklar gibi yanımda büyüğümde yok. Yalnız bende meçhul bir hastalık var. Sekiz yaşımdan beri bu hastalıkla yaşıyorum. Bende buradaki pek çok çocuk gibi nice muayene odalarının önünde yıllarca bekledim. Artık benim yanımda büyüğümde yok, artık ondört yaşımdayım. Yalnız başıma demir parmaklıklı kapıyı geçip 9.Hariciye Koğuşu’na doğru ağaçların sağlığını kıskanarak yürür, içimi ürperten bu dehlize birazda korkarak girerdim

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın